“Bütün Çocuklar İçin Kamusal ve Nitelikli Eğitimi İstemek Gerek”

0
856

Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü verilerine göre, eğitimde özel sektörün payı yüzde sekiz düzeyinde. Bakanlık bu oranı, OECD ortalaması olan yüzde 15’e çekmek istiyor.

Verilere göre son bir yılda bin 777 yeni özel okul açıldı. Buna göre özel okullara kaçış var.

Kırşehir doğumlu, Cizre’de sınıf öğretmenliği yapan, Milli Eğitim Bakanlığı’nda eğitim uzmanı olarak çalışan ve son olarak özel okul olarak Fide Okulları’nı kuran Ali Koç ile buluşup, eğitimde özel okullaşmayı, özel okul ile devlet okulu arasındaki farkı ve velilerin kaygılarını konuştuk.

»Bakanlık özel okul oranını yüzde 8 olarak açıkladı. Bu oran sürekli artıyor. Bu sayı neden artıyor?
Hükümet uzun süre önce eğitimde özellikle bina yatırımı yapmakla ilgili kararını gözden geçirdi ve strateji planlamasında 2023 yılına kadar Türkiye’de özel okullaşma oranını yüzde 15’e çıkarmakla ilgili bir karar aldı. Aslında şu anda bir strateji karar doğrultusunda özel okul sayısı artıyor. Yani sağlık sektörüne benzeyen bir uygulama eğitim sistemi için de uygulandı. Artış bu nedenle oluşuyor. 10 yıl önce yüzde 2’lik oran bugünlerde yüzde 8’lere gelmiş. Hedef ise 2023’te yüzde 15 olması.

»Özel okulların veliler için çocukları açısından devlet okullarından bir kaçış yolu olduğunu gözlemliyoruz. Özel okullar bir kurtuluş olabilir mi?
Veliler, devlet okullarında yaşanan fiziki sıkıntılar, öğretmen niteliği, sınıf mevcudundaki yoğunluk ve politik kutuplaşmanın artması sebebiyle çocuklarının bu okullarda nitelikli eğitim alamayacaklarını düşünüyor. Bu kaygıyı giderebilmek için de politik olarak kendilerini yakın buldukları özel okullara yöneliyorlar. Bu aslında bir kurtuluş değil. Velilerin sadece kendi çocuklarını kurtarmasıyla ilgili bir hareket. Ama aslında yurttaşların yapması gereken kamusal, nitelikli eğitimin sağlanması için inisiyatif almalarıdır. Veliler yakınlarındaki devlet okullarının niteliğini yükseltebilmek için örgütlenirler ve bu konuda okullarla ortak çabaya girerlerse sadece kendi çocuklarını değil, ülkenin bütün çocuklarının nitelikli eğitim alması için mücadele etmiş olurlar.

»Özel okullarla devlet okulları arasında şu an bir fark var mı?
Dünyadaki anlamıyla düşündüğümüzde çok önemli bir fark olduğunu düşünmüyorum. Bunun hukuki nedenleri var. Çünkü Türkiye’de özel okullar isteseler dahi temel eğitimde MEB müfredatının dışında bir eğitim uygulayamaz. Bu sebeple özelde de devletteki gibi aslında aynı müfredat uygulanıyor. Sadece yan etkinliklerle özel okullar çeşitliliği yaratmaya çalışıyorlar. Türkiye’de özel okulların devlet okullarından tek fakı tuvaletlerinin daha temiz olması, öğle saatlerinde yemek veriyor olması, tam gün eğitim yapıyor olması, sınıf mevcutlarının az olması gibi fiziksel farklılıklardır. Ama dünyada özel okul tercih etmenin en önemli nedeni, okulların fiziksel değil de pedogojik yaklaşımıdır. Yani siz devletin verdiği standart eğitimi beğenmeyebilirsiniz, farklı pedagojik yaklaşımda okullar tercih edersiniz. Türkiye’de özel okul seçiminin sebebini fiziksel koşullar olduğunu görüyoruz. Ülkede pedagojik yaklaşımdan çok bahsedilmediğini görüyoruz. Yani iki okul arasında sadece mekânsal farklar var Türkiye’de.

»Fide okullarını neden özel okul olarak kurdunuz? Kooperatif vs. gibi alternatif arayışlar mümkün değil mi?
Kooperatif Türkiye açısından zor. Eğitimpedia ile birlikte Türkiye’de başlattığımız bir tartışma vardı: ‘Akademik odaklı eğitimin dışında çocukların standart eğitim almalarına karşı çıktığımız bir yaklaşım’ Eğitimpedia’da ortaya koyduğumuz bu yaklaşımın aslında bir uygulama okulu olması anlamıyla bizler Fide’yi kurduk.
Yani yazdığımız dünyadaki iyi uygulamaların Türkiye’de de uygulanabileceğini ispat etmek için kurduk. Ben Türkiye’de her şeyin çok güzel olabileceğine inanıyorum. Bu nedenle Fide’yi kurarken bir ticari yaklaşımdan ziyade Eğitimpedia’nın uygulama okulu olması için ve Türkiye’ye bir model önerisinde bulunabilmek gibi bir amaç ile kurduk. Temel referansımız Finlandiya eğitim sistemidir.

Çocuklar hem haklarıyla hem sorumluluklarıyla vardır

»Velilere düşen görevler nelerdir?
Bugün geldiğimiz noktada ebeveynin çocuğun bakıcısına, eğitimcisine dönüştüğü ve nitelikli ana baba rolünün dışında çocuğun bütün yaşam alanını tasarlayan, çocuğu adına bütün problemleri çözen, çocuğunun konforu uğruna kendi konforundan vazgeçen bir profil var. Bunun yarattığı en önemli sıkıntı şu: Ebeveynler çocuklarının kendi başına yapabilecekleri işi onlar adına yaptıkları sürece çocukların kendi başlarına iş yapma becerileri gelişmiyor. Bugünkü çocukların ne yazık ki kendi bedenleri ve kendi hayatlarıyla ilgili hiçbir sorumlulukları yok. Ben yeniden o geleneksel yönteme dönülmesi, ana babanın ana baba, okulun okul, öğretmenin öğretmen olarak eski rollerine yeni yaklaşımlarla dönmesi gerektiğini savunuyorum. Bizim nesil sadece sorumlulukları olan bir çocukluk geçirdi. Bize hep sorumluluklarımız hatırlatıldı. Bu elbette denge bozukluğu noktası değil. Bir insan sadece sorumluluklarıyla var olamaz, haklarıyla birlikte de var olur. Bugünkü çocuklar ise sadece haklarıyla tanımlanıyorlar. Bu yüzden velilerden ricam; çocuklarının kendi sorumluluklarıyla ilgili sorunlarını onlara bıraksınlar. Onlar adına iş çözme alışkanlıklarından vazgeçsinler.

Çevresiyle kurduğu ilişkide pozitif dönüştürücü bireyler hedefliyoruz

»Çocuklara hangi becerileri kazandırmalıyız?
Türkiye’de eğitimciler arasında da tartışılan 21. yüzyıl becerileri gibi kavramlar var. Bu kavramların ben moda kavramlar olduğunu düşünüyorum. Çünkü insanlığın varoluşundan itibaren ihtiyaç duyduğu beceriler hiçbir zaman değişmedi. Yani 21. yüzyılda gerekli olup 13. yüzyılda gerekli olmayan bir beceri söyleyebilir miyim bilmiyorum. O yüzden aslında insanlık insan olması itibarıyla kendine yetebilirlik, hayatta kalma, yaşamını nitelikli olarak sürdürebilme gibi bir temel beceriler setine sahip olmalı. Bugün bizim eğitim sistemimizde beceri için konuşulanların çoğu aslında bir aracı kullanabilmek gibi beceriler. Biz Fide’de çocuklarımıza yaşam becerilerini kazandırmakla ilgili bir çalışma yürütürken bir yandan da çocuğun kendini, çevresini, doğayı, dünyayı algılaması ve onunla iyi ilişki kurabilmesi üzerinden bir eğitim programı tasarlamaya çalışıyoruz. Bu yüzden Fide’den mezun olan her çocuğun; yaşam becerileri sayesinde hayatını nitelikli sürdürebilmesi, çevresiyle kurduğu ilişkide pozitif dönüştürücü gücü olması, insan-insan, insan-doğa ilişkisinde de yıpratan değil yeniden kuran, inşa eden ve pozitif katkı sağlayan bir birey olması bizim en önemli hedefimiz.

 

 

Röportaj: Serbay Mansuroğlu

Kaynak: https://www.birgun.net/haber-detay/butun-cocuklar-icin-kamusal-ve-nitelikli-egitimi-istemek-gerek-193824.html

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here