Çocuğunuz Ödül Alamadığında

0
2.525 views

Mezuniyet ve ödül töreni mevsimi yaklaşırken, çocuğunuz bir ödül almadığında nasıl bir tepki vereceğinizi düşünmeniz iyi olabilir.

En küçük çocuğum anaokuluna gittiğinde çok mutlu bir yıl geçirmişti. Okulu o kadar çok seviyordu ki hafta sonlarında ve tatillerde okula gidemediği için gerçekten ağlıyordu. Rüya gibi bir yıldı, ta ki değişik konularda ödüllerin verildiği okulun son gününe kadar. Oğlum hiçbir ödül alamamıştı ama en iyi arkadaşı almıştı.

Oğlum ödül alamadığına çok üzülürken, duyguları bir sarmal halinde dibe vurmuştu. Önce hayal kırıklığıyla başladı, ardından arkadaşının o ödülü hak etmediğini söyledi, sonra öğretmenlerinin haksızlık yaptığına karar verdi. Derken, korkunç bir yıl geçirdiğine geldi, en sonunda okulunun berbat bir yer olduğunu söyledi ve bu böyle sürüp gitti.

Komik ama, tam da ertesi gün, öğretmen olduğum okulun mezuniyet töreninde ben bir ödül verdim. Ödülü alan öğrenciyi haftalar boyunca uğraşarak seçmiş, kılı kırk yarmıştım. Ancak ödülü alamayan başka bir öğrencim gerçekten büyük bir hayal kırıklığı yaşadı ve hem o hem de ailesi ne kadar üzgün olduklarını bana hissettirmek için ellerinden geleni yaptılar.

Bu iki deneyim bana hayal kırıklığıyla başa çıkabilmenin çok önemli ve mutlu bir hayat sürebilmek için çok gerekli bir beceri olduğunu gösterdi. Bu yüzden, anne babaların bu konuda model olmaları ve çocuklarına hayal kırıklığıyla başa çıkmayı öğretmeleri çok önemli.

Yıllar boyunca hem ödül verdiğim hem de ödül alamayan çocuklarımın daha sonrasında yanlarında olduğum için, bu süreçte işe yarayabileceğini düşündüğüm birkaç şey öğrendim. Bunlar hem ebeveynler hem de öğrenciler için geçerli.

Amaçlarınızı sorgulayın. Ne yazık ki pek çok öğrenci ve ebeveyn, yapılan şeyleri başkalarının verdiği nişanlarla değerlendiriyor. Yaptığımız şeylerden kendi değerleri nedeniyle zevk almaya çalışmalıyız. Bunun yerine, genellikle en iyisi olmaya ve bunu kanıtlamaya çalışıyoruz. Ödül ve takdirname biriktiren öğrenciler gördüm. Kazandıkları başarıdan keyif almıyorlar ama takdir görmedikleri zaman büyük bir çöküntü yaşıyorlardı. Bunun bir kısmı kendilerinden kaynaklanıyor olabilir ama tecrübelerim, bu öğrencilerin genellikle ebeveynlerinin incelikle söyledikleri şeyler nedeniyle böyle davrandığını gösterdi bana. Kendinize bazı temel soruları sormanıza değer: Bu ödül gerçekten bu kadar önemli mi? Yoksa sadece en iyisi olmak ve dışarıdan takdir görmek için duyulan bir istek mi bu? Hayal kırıklığının ne kadarı yaralanmış bir gurura tekabül ediyor? Çocuğunuz kırıldığı için mi üzülüyor yoksa başkası kazandığı için mi?

Narsisizm modeli olmayın. Hayal kırıklığı karşısında oğlum gibi tepki vermek kesinlikle çok insancıl: Sürecin ve ödülü verenin ne kadar adil olduğunu ya da kazananın bunu hak edip etmediğini sorgulamak. Bu tepki insancıl olduğu kadar aynı zamanda hem mantık hem de ahlâk açısından sorunlu ve insanı kolayca karanlık bir noktaya sürükleyebilir. İnsanın, çocuğunun almadığı bir ödülü hak ettiğini düşünmesinde bir parça narsisizm bulunur. En iyi koşulda, her şeyi anladığımızı düşünmek dar görüşlülüktür çünkü bilemediğimiz pek çok faktör olabilir. Duygularımızın güçlü olması onların doğru olduğu anlamına gelmez. Tevazu ve bilgelik, bizim resmin tamamını görmemiş olabileceğimizi düşünmemizi sağlar. Bazen böyle durumlarda önyargılardan kaynaklanan suçlamalar duyulur ve ilginç bir şekilde bu suçlamalarda bulunanlar, bir ebeveynin de bir öğretmen, antrenör ya da idareci kadar önyargılı davranabileceğini fark etmezler. Deneyimlerimden, öğrencilere ödül veren kimselerin sorumluluklarının kesinlikle farkında olarak çok düşünceli ve vicdanlı davrandıklarını biliyorum. Önyargılı davranmaları için fazla bir sebepleri de yoktur. İnsanlar belli bir konuda fikir birliğine ulaşamayabilir ama ben yine de pek çok ödül kararının iyi niyetle verildiğine inanıyorum.

Geleceği göz önünde bulundurun. Nobel ya da Pulitzer’i bir kenara bırakacak olursak pek çok ödülün insan hayatında uzun vadeli bir etkisi yoktur. Alındıktan sonra kısa bir raf ömürleri vardır, sonra önemlerini çabucak yitirirler. Kaç yetişkin çocuklukta aldığı bir ödülün hayatını derinden etkilediğini söyleyebilir?

Duygularımızın bize seçenekler sunduğunu kabul edin. Oğlumun öfkelenince ona duygularımızın canlılara benzediğini, hangisini beslersek onun büyüdüğünü anlatmıştım. Böylece bir seçeneği olduğunu anladı: Kendi mutsuzluğuna odaklanabilir ya da arkadaşı adına mutlu olabilirdi. Neyse ki arkadaşı adına mutlu olmayı seçti ve kötü duyguları çabucak silindi.

Başka insanların başarılarına sevinmeyi öğrenin. Hayal kırıklığı aslında başka birisinin başarısına sevinme fırsatı sunar. Bu kolay değildir, zamanla öğrenilir ama bir başkasının iyiliğine sevinmek duygusal açıdan olgunluğun bir parçasıdır. Aynı zamanda başarılı bir ilişkinin temelini oluşturur ve sadece kendi zaferlerimizi kutlamaktan alacağımızdan çok daha fazla zevk almanın kaynağıdır.

İlişkilere ve güzel anılara odaklanın. Oğlum, arkadaşı için mutlu olmayı seçerek hayal kırıklığıyla başa çıkmayı başardı. Bu doğru bir seçimdi çünkü arkadaşlıkları, ödülle ilgili anılarından çok daha uzun süre devam etti. Oğlum en verimli duygusal yatırımı yapmıştı aslında. Öte yandan, ödül alamayan öğrencimle ilgili anım yıllar sonra bile hâlâ canımı yakabiliyor. Bu ödül meselesinden önce öğrencim ve ailesiyle yakın bir ilişkimiz vardı. Böyle kötü sonlanması çok acıydı. Öğrencimin ödülden önceki yıllarının iyi anılarla dolu olması asıl trajediyi oluşturuyor. Bütün o gelişme, tecrübe ve başarılar bir anlık hayal kırıklığıyla yok sayıldı.

Bir çocuk uğraştığı bir şeyi, ödül almadığında hayal kırıklığı duyacak kadar seviyorsa, bu uğraşı onun gelişiminde muhtemelen önemli bir rol oynamıştır. Çocuğunuz bu uğraş sayesinde çevresindekilerle kurduğu ilişkiler de dahil olmak üzere pek çok konuda önemli beceriler kazanmış, büyümüş olabilir. Bütün bu olumlu kazanımları bir ödül yüzünden kaybetmek gerçekten çok üzücüdür.

Buna karşılık, mutlu anılara, öğrenilen derslere, kişisel gelişime, edinilen becerilere ve geliştirilen ilişkilere odaklanmak, kenarda bırakılma hissinin acısını hafifletebilir.

Bu yüzden, çocuğunuz ödül alamazsa bir an durun. Gerçek hayal kırıklığını hissedin sonra çocuğunuzu ve gerekiyorsa kendinizi yeniden yönlendirin. Tek bir hayal kırıklığının bütün iyi anıları silmesine ya da ilişkileri zedelemesine izin vermeyin. Bunu yaparak çocuğunuzun, kendisi için en değerli şey neyse ona odaklanmasını, dirayet ve duygusal olgunluk kazanmasını (kendinizin de) sağlamış olursunuz.

Kaynak: https://www.washingtonpost.com/news/parenting/wp/2017/04/24/when-your-child-doesnt-get-an-award/

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER