Çocuklarda Giderek Artan Zihinsel ve Ruhsal Sağlık Sorunlarının Kaynağı Okullar Mı?

0
4.033 views

Çocuklar arasında yaygınlaşan zihinsel ve ruhsal sağlık problemleri, okullarımızın karşılaştığı en büyük zorluklardan birini temsil ediyor. Bir çalışmaya göre 2001 ve 2011 yılları arasında kendine zarar veren genç yatan hastaların sayısı yüzde 68 arttı. Bir başka araştırmada ise 11 ila 21 yaş arasındaki kızların yüzde 46′sı, zihinsel ve ruhsal sağlık sorunları konusunda yardıma ihtiyaç duyduğunu dile getirdi.

Toplum bunun nedenlerini ya da daha doğrusu sorunun kapsamını anlamaya çalışsa da, uyarı işaretleri bir süredir bize kendini belli ediyor aslında.

Bu neslin bu kadar savunmasız, kırılgan, kendinden şüphe etmeye ve depresyona bu kadar açık hale gelmesi için nasıl bir değişim yaşandı diye sormalıyız kendimize. Neden, görünüşe göre 30 yıl öncesinden maddi olarak ve yaşam şekli açısından daha iyi durumda olmalarına rağmen çok sayıda çocuk bir şeylerle başa çıkmakta bu kadar zorlanıyor?

Aldıkları eğitimin masrafı, genç beyinler üzerinde nasıl bir ağırlık oluşturuyor? İster “normalliği” daha az arzulanan bir duruma çeviren sosyal medyanın zararlı etkileri yoluyla, ister kimden geldiği belirsiz siber zorbalık ve yakın takip yoluyla olsun teknoloji nasıl bir rol oynuyor?

Zihinsel ve ruhsal sağlık hakkında hangi soruyu sormayı seçersek seçelim, net olan iki şey var: Çocuklarımızdaki hastalıkların yükselişi hepimiz için büyük bir endişe kaynağı olmalıdır. Ve hepimiz sonuçlarla uğraşmayı beklemek yerine sebepleri ele almanın daha iyi yollarını aramalıyız.

Tam da bunu yapmaya yönelik girişimler de oldu elbette. Giderek artan sayıda okul, esnek dayanıklılığı ve özsaygıyı geliştirmeyi hedefleyen programları teşvik ederek, yönetim ve izleme prosedürlerini geliştirerek ya da sınıfları, mutluluk ve her anlamda sağlıkla tanıştırarak okul kültürlerini değiştirme girişiminde bulundu. Ancak yine de çoğu okul, bu probleme gerçekten dokunmayı hiçbir şekilde başaramadı.

Çocuklarımızın çoğunu bu kadar kırılgan ve kendine güveni eksik hale getiren şeyin ne olduğunu tam olarak anlayamayabiliriz, ancak duygusal zeka ve fiziksel, ruhsal ve zihinsel sağlıktan çok IQ ve akademik başarıya odaklanmamızın ve “ailenin” parçalanmasının, çocuklardaki güven duygusunu sarsmasını ve hayatla başa çıkabilmek için onları içsel kaynaklarından yoksun bırakmasını kesinlikle tartışmalıyız. Çünkü bunlar en belirgin konular gibi duruyor.

Daha acil ve ortak eylem ihtiyacı daha fazla görmezlikten gelinemez. Geçtiğimiz aylarda İngiltere’deki bir grup eğitim lideri ve okul derneği, zihinsel ve ruhsal sağlık, özel derslerdeki artış, çocuklarda görülen depresyonun yaygınlığı ve siber zorbalık hakkındaki görüşlerini dile getirdi. Bu görüşler okullarda yapılan bir araştırmanın verilerine dayanıyordu.

Cesur bir azınlık, kendi okul topluluklarında varolan sorunları bile kabul etti. Bu övgüye değer bir hareket olduğu gibi tüm okul topluluğunu çözümler üretmeye dahil etmenin de ilk adımıydı.
Ancak yine de çok uzun bir süredir kendi okullarındaki çocukların zihinsel ve ruhsal sağlık sorunlarının giderek yaygınlaşmasını görmezlikten gelen diğer yöneticiler ve hükümet yetkililerinin tepkileri yine çok samimiyetsiz ve ikiyüzlü oldu.

Pek çok okulda bu problemler yeni değil. Artık ruhsal ve zihinsel sağlık sorunlarına daha fazla kaynak ve para ayrılıyor olsa da, bazıları hala öğrencilerinin yaşadığı sorunlardan daha çok akademik sonuçlarına ilgi ve alaka gösteriyor.

Örneğin, artık yavaş yavaş eleştirilmeye başlanan özel derslerdeki patlama, aşırı zorlayıcı testlere ve giriş sınavlarına ebeveynler tarafından gösterilen tamamen anlaşılabilir bir tepki olarak görülebilir. Oysa okullar bu tepkiyle çok zayıf hatta göz boyama denebilecek bir şekilde iletişim kuruyor ve özel dersin çocuklar ve aileler üzerindeki etkisini çok az umursayarak konuyu ele alıyor.

Özel ders, artık serbest düşüşe geçmiş ve iflas etmekte olan bir sistemin belirtileridir. Ancak yine de, ne olursa olsun, artan zihinsel ve ruhsal sağlık problemlerinin nedeni büyük oranda okullarda yatar. Ve artık ele almamız gereken şey belirtiler değil, nedenlerdir.

Bunun olması için bütün bir okul kültürünün değişmesi gerekir. Ve bazen gayet radikal bir şekilde olmalıdır bu değişim.

Bir takım adımlar atılabilir. Birincisi, okullar şunu fark etmelidir: Öğrencileri arasında strese ve zihinsel sağlık problemlerine sebep olan şey, rekabet ve çok çalışmak değil, korku ve kaygıdır.
Performansı artırmak için hata yapma kaygısını ve korkusunu kullanmaktan – farkında olmadan da olsa – çekinmeyen okullar, uygulamalarını ve genel etik anlayışlarını acilen yeniden gözden geçirmeliler.

Ayrıca çok kuralsız ve genellikle düşmanca olan sanal dünya karşısında, öğrencilere mutlaka daha iyi başa çıkma stratejileri öğretilmelidir. Öğrenciler uygun eğitim almış kişilerden daha çok destek almalıdır. Bu, bazı öğretmenlerin sosyal medya konusunda eğitilmesi demektir.

Öğrencilerin hiç ihtiyacı olmayan şey ise, ergenliğin zorlu yıllarında yollarını bulmaya çalışırken aşırı gözlemlenmeleri ve yönetilmeleridir. Bunun yerine bilgili yetişkinlerin rehberliğine ve desteğine ihtiyaç duyarlar. Bu yüzden acilen daha fazla danışmana ihtiyaç duyuluyor. Bazı durumlarda ise okulların etik değerlerinde değişiklikler gerekiyor.

Hükümetin bütçe desteği de önemli elbette. Ancak yine de unutmamak gerekir ki öğrencilerinin ruhsal ve zihinsel sağlığını ve mutluluğunu koruyup kollama konusunda başı okullar çekmelidir.

 

Kaynak: http://www.telegraph.co.uk/education/educationopinion/12025711/Schools-largely-to-blame-for-rising-mental-health-issues.html

YORUM YOK

CEVAP VER