Çocukların Oyun Oynamaya Hakları Var

0
1174

Güney Kore’de, 24 saat açık 30,000 dükkân bulunduğunu görenler, ülkenin dükkânlarla olduğunu düşünür. Ama elli milyon nüfusa sahip bu ülkede 60.000, yani dükkânların iki katı kadar çocuk parkı bulunduğunu çoğu insan fark etmez.

Sayıları çok olsa da Kore’deki oyun parklarının park tasarımcısı Pyun Hae-moon’a göre çok önemli sorunları var. Parklar neredeyse tıpatıp birbirine benziyor, eğlenceli olamayacak kadar riskten uzak ve hedef kitleleri, yani çocuklar tarafından fazla kullanılmıyorlar.

57 yaşındaki bu oyun savunucusu, “Çocukların sadece bir şeyler öğrenme hakkı yok, aynı zamanda oynamaya da hakları var” diyor.

Oyun alanlarının tasarımından kaynaklanan problemlerden başka, Koreli çocuklar oyun oynamayacak kadar meşguller. Anne babaları akşamları eve dönene dek, sarı minibüslerde o bir etütten diğerine taşınıyorlar. Pyun, çocukların açık havada oynamaktansa bilgisayar oyunları oynamayı ya da cep tehefonlarıyla sohbet etmeyi tercih ettiklerini üzüntüyle söylüyor.

Yakınlarda yapılan bir araştırma Koreli çocukların hayatlarının çok yoğun olduğunu ortaya koydu.

Buna göre, Güney Kore’de 5 yaşındaki çocukların % 83’ünden fazlası ve 2 yaşındakilerin %36’sından fazlası ya bir etüde giderek ya da evlerinde özel ders alıyor. Bazı durumlarda 5 yaşındakiler normal anaokulu programlarından ayrı, günlük dört saate yakın fazladan ders görebiliyor.

Bir çocuk kitabı yazarı ve çocuk eğitimi uzmanı olan Pyun, son yirmi yıldır, oyunun çocukların gelişimi üzerindeki önemi ve çocuklar için ideal bir oyun alanı yaratmak için çalışıyor. Bugün dek, yeni fikirler arayışıyla Berlin, Londra ve Tokyo gibi pek çok şehre gitti.

Ona göre bir oyun alanında çocuklar eğlenebilmeli, arkadaş edinmeyi öğrenebilmeli ve dünyayı özgürce keşfedebilmeli.Suyoung-playground-overview-1024x652

Pyun, “Yetişkinler, özellikle de kamu görevlileri şehirlerde çocukların fikirlerinin asla dile gelmediği oyun alanları tasarlayıp kuruyor. Parkları asıl kullanacak olanların fikrinin alınmaması ironik değil mi?” diyor.

Pyun aynı zamanda Kore’deki oyun alanlarının standartlaştırılması sorununa da dikkat çekiyor.

“Çocuk parklarının anaokulu çağından ilkokul çağındaki bütün çocuklara göre olması gerekir ama Kore’deki oyun alanları sadece anaokulu çocuklarına göre.”

Uzun süredir çocuklara alternatif bir oyun alanı sunmayı hedefleyen Pyun, geçen Mayıs ayında bu konuda ciddi bir adım atarak, Güney Jeolla İli’ndeki Suncheon’da,  diğer oyun alanlarına hiç benzemeyen ilk “Mucize Parkı” nı hayata geçirdi.

Bu parkta salıncak, tahteravalli ya da kaydırak bulunmuyor. Neredeyse Kore’deki bütün parklarda standart bir uygulama olan yapay çim yerine zemin toprak ve çimenle kaplı. Ağaç kütükleri ve kayalar doğadaki hallerine benziyorlar. Çocuklar bunlara tırmanıp üstlerinden atlıyor, bir ağacın kabuğunu soyabiliyor hatta otlarla kaplı bir bayırdan kendilerini bıraıp yuvarlanabiliyor.

Açıldığından beri parka her hafta ortalama 2.000 çocuk ve ebeveyn geldi. Ekim ayında, parka yaratıcı ve çevre dostu tasarımıyla ülkenin en iyi yapısı ödülü verildi.

Pyun, “Mucize Parkı, birbirinin aynısı olan parklar yerine çocukların yaratıcı bir şekilde oyun oynamalarını ve macera ruhunu canlandırmalarını sağlıyor” diyor.

Pyun önümüzdeki beş yıl içinde bu partlardan en az on tane daha kurmayı planlıyor.20170113000799_0

Risk yoksa eğlence de yok

Pyun, Kuzey Avrupa ülkelerine gittiğinde parkların farklı şekillerde tasarlanmasından ve parklardaki oyun ekipmanlarının farklı tür ve ebatlarda olmasından başka, çocukları parklara genellikle babalarının getirdiğini fark etti.

“Bu babalara, parka gelirlerken yanlarında kahvelerini getirip, sadece çocuklarının oyun oynamasını izledikleri için ‘Latte Baba’ deniyor. Kore’deyse anneler çocuklarının yanından ayrılmaz, kaydıraktan nasıl kayacaklarını ya da tırmanma duvarında nereye basacaklarını gösterir.”

Pyun, Koreli anne babaların çoğunu aşırı korumacı bularak onları eleştiriyor. Anne babalar farkına farmadan çocuklarının dünyayı keşfetmelerine ve macera ruhunu canlandırmalarına engel oluyor.

Pyun, “Koreli ebeveynler dışarıdaki her tür potansiyel risk için kaygı duyuyor. Ama çocukların riskli durumları saptayıp bunların üstesinden gelmek gibi, riski en iyi öğrenecekleri yerler çocuk parklarıdır” diyerek çocukların sağlıklı riskleri tecrübe ederek büyümesi gerektiğinin altını çiziyor ve risklerin ciddi tehlikelerden farklı olduğunu da belirtiyor.

“Sallantılı köprüden geçmek risktir ama yerdeki cam parçaları tehlikedir. Ebeveynler bu ikisini bazen karıştırıyor.”

Parklardaki sallantılı köprülerden geçerken çocuklar kendilerine, “Bu köprüyü geçmek güvenli midir?” diye sormayı ve sabit bir şeye tutunmayı öğrenirler.

Pyun, İngiltere gibi Avrupa ülkelerinde, çocuk parklarında önceden tasarlanmış “risk içeren ekipmanlar” bulundurulmasının zorunlu olduğunu söylüyor.

Bırakın özgürce oynasınlar

“Oyun Çocuklar İçin Gıdadır” gibi kitapların da yazarı olan Pyun, Koreli ebeveynlerin çocuk oyununun ne olduğunu yeniden tanımlamaları gerektiğini söylüyor. Ona göre, anne babalar çocukların oyununa belli bir amaç güderek yaklaşmamalı. Çocukların oyun oynamasına olanak sağlamak, onların zihinsel olarak rahatlamasına ya da daha akıllı ve daha yaratıcı olmasına yardımcı olmak demek değildir.

Kendisi de iki çocuk babası olan Pyun, “Bu daha çok çocuklar için özgürlük anlamına gelir” diyor.

Pek çok genç anne baba kendilerini çocuklarını eğlenceli yerlere yerlere ya da sergi salonları, akvaryumlar ve lunaparklar gibi, eğitici deneyimler yaşayacakları yerlere götürmek zorunda hissediyor.

“Çocukların sadece lunaparklarda ya da tematik parklarda eğlenmediklerini unutmayın. Anne babaların onları mutlaka oyun oynamaları için düzenlenmiş özel alanlara götürmesi gerekmez çünkü bir çocuğun mutfakta annesinin yemek yapmasını taklit etmesi ikisi için de güzel bir oyun etkinliğidir. Çocuklar hayatlarının her bir anında eğlenmenin ve keyif almanın ne olduğunu öğrenirler. Önemli olan, ebeveynlerin özellikle küçük yaşlardaki çocuklarının yapılandırılmamış oyunlar yoluyla bu anları tam olarak yaşamalarını sağlamasıdır.”

Pyun’un eşi de, “Anne olarak kendimi çocuklarımı her hareketlerinde kontrol altında tutarken buluyorum. Bunun kısmen kendi çocukluğumda özgürce oynayamamamdan kaynaklandığını düşünüyorum” diyor.

“Artık ben de anneyim ama hâlâ çocuklarımla nasıl iletişim kuracağımı, iç dengelerini nasıl besleyeceğimi ve nasıl özgürce oynamalarını sağlayacağımı öğreniyorum.”

Kaynak: http://www.koreaherald.com/view.php?ud=20170113000532

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here