Dünyanın En Şaşırtıcı Eğitim Sistemi: Finlandiya

63
360638

… Finlandiyalı çocukların okul yaşamı, Finlandiya’nın bizzat uygulamakta olduğu gençlik ve eğitim politikalarının sonucudur; PISA testlerinin değil. Fin eğitim sisteminde okuma becerileri, bilim ve matematik okur yazarlığı kadar sosyal bilimler, görsel sanatlar, spor ve pratik becerilerin geliştirilmesi de önemli. Finli çocuklar anaokul ve ilkokul hayatları boyunca oyun oynar ve zevk alarak öğrenirler. Finli öğretmenler de, ebeveynler de matematik ve ya fen derslerindeki soyut kavramları öğretmenin en iyi yolunun müzik, drama ya da spor uygulamaları olduğunu düşünür. Akademik ve akademik olmayan öğrenme biçimleri arasında kurulan bu denge çocukların okuldaki mutluluğunu sağlamanın büyülü formülüdür. PISA testleri, okul yaşamının çok önemli olan bazı kıstaslarını değerlendirme dışında bırakıyor.

Pasi Sahlberg

Düşük maliyetler, kısa okul saatleri,  ile yüksek akademik başarıyı; bireyselliğe, bağımsızlığa önem veren, öğrencilerine kendi eğitim programını kendi düzenleme sorumluğunu yükleyen eğitim anlayışıyla bol boş zamanı, eğlenerek öğrenmeyi birleştiren Fin eğitim sistemi hala eğitimin rüya ülkesi olmaya devam ediyor.

İşte size Fin eğitim sistemiyle ilgili 9 şaşırtıcı gerçek.

-1-

Finlandiya’da zorunlu okula başlama yaşı 7.

Yaşları ne olursa olsun, çocuklar okula kendileri yürüyerek ya da bisikletle gidiyor.

Fin kültürü çocukların bağımsız yetişmesini önemsiyor. Çocuklarını okula getirip götüren, ders çalıştıran ebeveynler diye bir şey yok.

-2-

Fin eğitim müfredatı basit ve genel bir çerçeve tanımlamaktan ibaret.

Öğrenciler, kendi ilgi ve ihtiyaçları doğrultusunda kendi eğitim-öğretim programlarını şekillendirme haklarına sahipler. Öğretmenler de öyle.

-3-

Finli öğrencilere eğitim hayatlarının ilk altı yılında hiçbir şekilde not verilmiyor. Sekizinci sınıfın sonuna kadar  not verme zorunluluğu yok ve öğrenciler standardize edilmiş bir sınav sistemine tabi değiller. Sadece 16 yaşlarındayken ülke genelinde bir sınava giriyorlar.

-4-

Öğretmenler gün boyu sınıfta ortalama dört saat ders veriyor. Haftada iki saati ise mesleki gelişimleri için eğitimlere katılmak için ayırıyorlar.

İlk okulda öğrencilerin ders dışı/teneffüs olarak geçirdikleri zaman toplam 75 dakika. Amerika’da bu oran 27 dakikaya kadar düşüyor. Türkiye’de ise ortalama 45 dakika.

-5-

Tüm öğretmenlerin en az master derecesi var ve üniversite başarısı en yüksek %10’luk dilim arasından seçiliyorlar. Öğretmenlik toplum gözünde statüsü en yüksek mesleklerden biri.

Finlandiya öğretmenleri başarılı-başarısız olarak yargılamayan bir kültüre sahip.  Eksikleri bulunan öğretmenlerin, yeni eğitim-öğretim programlarıyla kendilerini geliştirmesinin önü açılıyor. Hiçbir öğretmenin performans nedeniyle işten atılma korkusu yok.

-6-

Öğrencilere ödev verilmiyor çünkü öğrenmenin yeri okuldur.

Her çocuğa bir birey olarak değer veriliyor. Çocuklardan biri yeterince iyi öğrenemiyorsa öğretmenleri bunu hemen fark ediyor ve çocuğun öğrenme programını onun bireysel ihtiyaçlarına göre düzenliyor. Aynı şey, okula uyum göstermeyen, sıkılan ya da öğrenim durumu programın ilerisinde olan çocuklar için de geçerli.

Öğretmenlerin yüksek eğitim düzeyi, çocukların her türlü gelişimini gözlemleyebilmelerini ve esnek çözümler yaratabilmelerinin en önemli nedeni. İstatistiklere göre çocukların ortalama %30’u eğitim hayatlarının ilk dokuz yılında özel programlarla destekleniyor.

-7-

Fin okullarında spora bol bol yer var ama spor karşılaşmaları yapacak takımlar yok. Rekabet, üstünlük kazanmak Fin kültüründe değer verilen bir şey değil.

-8-

Finlandiya’da özel okul yok ve eğitim harcamalarının tümü devlet tarafından destekleniyor.

Finlandiya’da okullar birbirleriyle rekabet etmiyor, aksine dayanışıyor. Okulların hemen hemen tümünün başarı düzeyi aynı. Bu yüzden okulun bir diğerine göre ayrıcalığı yok.

Eğitim “herkes için eşit imkanlar sağlamak” demek. Eşitlik kavramına olağanüstü değer veriliyor. Tüm çocuklar zeka ve becerileri ne olursa olsun aynı sınıflarda okuyor.

-9- 

Pek çok Avrupa ülkesi ve Amerika’yla karşılaştırıldığında Finlandiya’da eğitime ayrılan bütçenin daha fazlası sınıf ortamına yansıyor. Çünkü öğretmenler de, yöneticiler de hemen hemen aynı maaşı alıyor. Bu yüzden Finlandiya’da eğitim maliyetleri çok  daha düşük.

Ancak 15 yıllık kıdemli bir öğretmen ortalama bir üniversite mezunundan daha iyi kazanıyor.

Handan Saatçıoğlu 2014

 

63 YORUMLAR

  1. bu egitim sistemine gore herseyden once oz guveni yuksek olan insanlar yetismeli,finlileri taniyan arkadaslar gulumsuyordur suan.bu kalitede egitim alan toplumun buyuk bir cogunlugu bilgi ve beceri yonunden gelismis olmasi gerekir ve buda cogunlugun universite mezunu oldugunu dusundurur bana ancak bu kucuk ulkenin yuzde kaci universite mezunu ?bu yaziyi yazan arkadaslar guzel bi arastirma yapmis ancak bu yaziyla beraber bu egitim sisteminin sonuclarinida gozlemlemelidir.bilgisayarin karsisina gecip bi arastirma yapip sonra insanlara sunma hakkiniz olamaz

    • Mesele üniversite mezunlarin sayisinin yüksek olmasi degil. Finlandanin egitim sekrötindeki basarisi egitim PISA da görüldü. Cin, PISA 15 yaş grubundaki öğrencilerin kazanmış oldukları bilgi ve becerileri değerlendiren bir araştırma projesi, ve Finlanda bu PISA da herzaman en üst derecelere giriyor. Nedeni? Cünkü bu Ülke zayif olan ögrencilerine destek oluyor. 3-boyutlu, “ögrenciyi-kurtarma” – programi sunuyor devlet ögrencilerine. Buda iltica ve göc orani cok yüksek olan bir ülkede. Finalndada sorun ögrencinin degil, sorun ögretmenin ve okulun.

    • Mesele ne üniversite mezunu olmak, ne de olağanüstü derecede bilgili olmak. Bizim gibi yarışmacı toplumların anlayamadığı da bu zaten. Asıl mesele “mutlu” olmak. Eşit şartlar altında yaşayan, mutlu ve sorumluluk sahibi bireylerin oluşturduğu huzurlu bir toplum. Hepimizin istediği bu değil mi zaten? Bizler (hepimiz değil belki ama birçoğumuz) ise sadece üniversite mezunu, çoğumuz işsiz ya da sevmediği işlerde çalışan, sosyal aktivitelere veya hobilerine zaman ayıramayan mutsuz bir toplumuz. Hayattan keyif almadıktan sonra üniversite mezunu olmanın ne önemi var? Birçok insan tanıyorum, şehir yaşamındaki başarılarını, kariyerini terk edip köyde toprağı işleyerek geçinen ve bu şekilde çok daha mutlu yaşayan… Eğitim, günlük yaşamda karşılaştığımız problemleri çözmek, zihnimizi açmak, sorgulamayı ve araştırma yapmayı öğrenmek için gerekli. Finlandiya’nın benimsediği fikir de bu sanırım. Bilim insanı olmak isteyen ve yeteneği olan zaten akademik seviyede sürdürür çalışmalarını. Üniversite eğitimi insanı meslek sahibi yapar elbette ama “mutlu” bir yaşam için üniversite eğitimi ne elzemdir ne de tek başına yeterlidir. Türkiye gibi yüksek nüfusa sahip ve bilinç düzeyi düşük ülkelerde böyle bir sistemi uygulamak çok güç tabi, en azından şimdilik… Ama bu ayrı bir tartışma konusu…

      • Köy Enstitüleri ve devamı Öğretmen Okulları ile böyle bir sistem hedeflenmişti. (Siyasetten anlamam ve sevmam ancak kişisel gözlemim, Türkiye’ye Amerikan yardımlarının başlaması ile) ne yazık ki bitirildi.
        Emine Gürcan Emekli öğretmen

      • Katılıyorum kesinlikle. Çok güzel yazmışsınız. Halkın içindeki herkes üniversite mezunu olmak zorunda değil çünkü herkes bu potansiyele sahip değildir. Bu yaratılış ile alakalıdır. Fakat Fin eğitim sistemindeki amaç insanın kendine güvenli, kendi başına yetebilen, sorumluluk sahibi ve mutlu bir birey olabilmesidir. Mesala benim yengem(amcamın eşi) Finlandiyalı. 19 yaşındayken Türkiye’ye turist olarak gelmiş fakat amcamla tanışıp aşık olmuşlar ve evlenmişler. Ve yengem lise mezunu olmasına rağmen anadili gibi bir ingilizcesi vardır, sürekli farklı kurslara katılarak kendini geliştirmektedir, ve 3 tane çocuğuna da çok iyi bakmıştır. Yani demek istediğim iş lise yada üniversite mezunu olmakla ilgili değil iş iyi bir birey yetiştirmekte. Bizim okullarımızda trigonometri, matris, türev öğretiliyor olabilir ancak insan olmak öğretilemiyor. 18 yaşında Üniversite’ye hazırlanan bir birey olarak söylemek istiyorum ki 12 yıllık bu zorunlu eğitim hayatım süresince okuldan öğrendiğim tek şey yaklaşık 7-8 yıl sonra unutacağım ders konuları oldu. İnsanlara karşı saygılı olmak, doğayı kirletmemek, temiz ve kibar olmak gibi ASIL öğrenilmesi gerekenleri ben yalnızca sevgili ailemde görüp öğrendim.

    • burada düşünülmesi gereken ne kadar üniversite mezunu olduğu olmamalı bence… eğitim sisteminin işleme şekli olmalı. Türkiye’nin her yerinde üniversiteler var bir yığında mezun oluşuyor… Ne kadarı işe yarar, sırf ucuz işçiyi kıdemli ucuz işçi çifliklerine çevirmek için üniversiteden mezun olsan ne olmasan ne???

    • bizim üniversitemizin neredeyse onların lisesine denk olduğu düşünüldüğünde bu çok da önemli değil gibi görünüyor. önemli olan ne mezunu olmak değil.

    • Murat Bey yazılanlar doğru.Okul ve gereksiz müfredat sadece çocukların kafasını doldurmaktır.Eşim lise mezunu sınıfta 2 yıl kalmış not ortalaması vasat.Ama hayatta çok başarılı.Babası zayıf aldıkça çocuğunu ödüllendirmiş.Bense üni mezunuyum asla eşime yaklaşamam hayat tecrübesi konusunda.Eşimin özgü
      veni çok yüksek.Çocukların beynini doldurup düşnmesini engelliyorlar.Beynini kullanmayan insanlar dünya yöneticilerinin işine geliyor.

    • Nüfusu 6 milyon civarında olduğuna göre.Bir de bizim MEB bu sistemi örnek almışmış.Elyazısı ile eğitime başlandığında söylenmişti.Ne alaka ise.Hiçbir benzerlik yoooook!

    • ilkokulda bir sinifta bir ögretmen 15-20 ögrenci icin calisiyor, köylerde ögrenciler daha az, sehirlerde daha cok. eger sinifta cok hareketli cocuklar veya yeterince kadar iyi ögrenmeyen cocuklar varsa, onlar icin daha bir, iki yardimci olabilir.

  2. Ben Finlandiya’da oturuyorum. Suçun çok az olduğu, trafik kurallarına hemen herkesin riayet ettiği, otobüslerin saatinde işlediği bu ülkede çocuğumu okula servissiz gönderebilirim. İstanbul’da olsa yapmam.

    Demek istediğim şartlar değişik, kalkıp aynısını uygulamak kolay değil.

    • 5 milyon nufus ve orman ile iç içe okullar. İlk zamanlar Finlandi’ya yaşadığım komik bir anıdan bahseymek istiyorum, konu otobuslerin dakik gelmesi olunca. Otobuslerin geliş-gidiş saatlerini yazan kitaba bakarken, her sabah 6.45 te evimin hemen yanında olan otobüs durağından bindiğim 17 numarayla tanışmam bu şekilde oldu. Fakat 6.45 yazan bölüme aldırmadım, çünkü Türkiye’den kalma alışkanlıkla otobüs erken gelir şüphesi beni sarmıştı. İlk zamanlar işte bu korkudan dolayı otobüsü her sabah o soğukta 10 dakika bekledim. Gelmesi kitapta yazan şekilde, tam 6.45 te oldu, ve benim Türkiye’de psikolojimin gel-gitlere mağrus kaldığını böylece anlamış oldum.

  3. yorum yapan ve merak eden arkadaşlar grigory petrov’un “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” adlı kitabını okuyabilirler, bu eğitim anlayışının başlangıcı anlatılıyor ve ülkemizde de cumhuriyetin ilk yıllarında öğretmen okulu mezunlarına hediye olarak veriliyormuş bu kitap. ben de yeni okudum…

    • O kitabı okudum, bir inşaatın temellerin nasıl atılması gerektiğini, toplumsal saygının, dayanışmanın ne kadar önemli olduğunu anlatıyor. Bizim ülkemizde göreve başlayan kamu personellerinin %25’i Fin mantığıyla işine odaklansa, bulunduğumuz durumdan çok daha farklı olurduk.

  4. Ben 1 yıla yakın bir süre Finlandiya’da yaşadım. İlk ve orta öğretimi içeriden inceleme fırsatı buldum. Eğitimci değilim, endüstri mühendisiyim. Bu yönden bir bakış açısı sunabilirim.
    Nüfuslarının az olması avantajları (yaklaşık 3,5 milyon). Çocuklar okula keyifle gidip geliyorlar, mızmızlanma görmedim. Oyun saati bahsedildiği gibi bol. Spora ve müziğe önemli miktarda yer veriliyor, hatta çoğu öğrenci hafta sonlarını okulla kollektif çalışan ya da yerel gönüllülerin sürdürdüğü spor kulüpleri ya da yerel yönetimin sağladığı spor hizmetlerinden ziyadesiyle faydalanıyorlar. Okula götürüp getiren veliler elbette var. Sonuçta km2 başına düşen insan sayısının en düşük olduğu ülkelerden birinde mesafeler uzak olabiliyor.7-8 yaşında bir çocuktan sabah 5-10km bisiklet sürmesi beklenemez.
    Yazıda bahsedilmeyen ve çok önemli gördüğüm bir gerçek de çocukların okul saatleri boyunca beslenmesi. Öğle yemeklerini devlet sağlıyor ve bunu her okulda eşit, yüksek kalitede sunuyor. Hatta 6-7 yaş çocuklara ilaveten atıştırmalık, vb servis sunuluyor çünkü bu çocuklar gün boyu koşturup oynuyor enerji harcıyorlar. Orası için sıradan, bizim için sıra dışı bir örnek de alerjisi olan çocuklara ayrı yemek sunuluyor, 1 kişi olsa bile. Dolayısıyla çocuklar hem günlük besinlerini alıyor hem de oyun oynuyorlar.
    Tüm bunların sonucu olarak orta okul ve liselerde öğrencilerle yüz yüze yaptığım sohbetlerde gördüm ki her sınıftan 1 ya da 2 kişi mühendis veya doktor olmak istiyor. Çoğunluk hemşire, aşçı, sporcu, vb meslekleri seçeceğini söylüyor.
    Bir ırk karşılaştırması veya önyargıda bulunmak istemem. Fakat ülkelere, insan tiplerine göre genelleme yapmak da mümkün ve değerlendirmelerde faydası var. Okul saatlerinde pek çok çocukla iletişimim oldu eğitim dönemi boyunca. Fin çocuklarının günlük sorunlara pratik çözüm bulabilen ya da özel bi alana yetenekli bireyler olduklarını söyleyemem. Baktığımda şöyle bir çocuk vardı, ufak yaşına rağmen şu alanda çok yetenekliydi diyebileceğim bir örnek yok. Ama sistemleri bu kitleden elmaslar yaratabiliyor. Bizimkisi ise elmasları kömüre dönüştürüyor.

    • Abi öncelikle yorumunuza teşekkür ederim, iyi anlatmışsınız.
      Anlayamadıgım sınıfta daha zeki olan ögrenciler varsa onları nasıl eğitime alıyorlar. Öğretmen farkli, biraz daha zor ödev verse bile konuları sınıf ile aynı hızda öğrenmesi zorunlu. Okulların ve sınıfların farklı olmadıgı için sınıf veya okulda değiştiremiyorum. Nasıl olduğunu anlatırsanız, memnun olurum ))

  5. ülkemiz şartlarında , ekonomik, kültürel, coğrafi, sosyal özellikleriyle bu durum hayal kalır, imkansız görünüyor

    • Aynen katılıyorum. Finlandiya’nın nüfusu 5 milyonmuş.Terör, sınır komşuları,ekonomik sıkıntı,hükümet gibi böyle dertlerinin olacağını pek düşünmüyorum.Muhtemelen akşam haberlerinde 3-5 trafik kazası haberi,duvarları boyayan grafitti gençleriyle sokak röportajı bide havanın ne kadar soğuk olduğu ile ilgili rutin şeyler işte…:)

      • Evet, aslında haklısınız ama en azından bu eğitim sistemini denemek adına girişimlerde bulunmalı ve şimdiden yatırımları yapılmalı. Neticede “hiç bir şey”in yapılmamasından daha iyidir.

  6. 1991’den beri Finlandiyada yaşıyorum. Türkiyede okumuş biri olarak Türkçe öğretmenimden yediğim dayak yüzünden kendisinden intikam almayı bu yaşta bile aklımdan bazen geçirmiyor değilim. Türkiyenin Finlandiya siztemini uygulayabilmesi için öncelikle sömürü ve milliyetçi politikalarını terk etmelidir. Finlandiya’da eğitimden önce vatandaş olsun olmasın ülkede yaşayanların temel ihtiyaçlarının karşılanması ön şart olarak yasalarla belirlenmiştir. Her kesin kendisini güvende hissetmesi, beslenme endişesi yaşamaması gibi temel ihtiyaçlar yasalarla garantiye alınmıştır.

    Finlandiya’daki eğitimin püf noktası sırasıyla; 1. Aile ortamınında temel ihtiyaçlarının sağlanmış olması (güvenlik, beslenme, huzur, vs.) 2. Çocuğun ana dili ne olursa olsun evde ana dilini konuşması (ana dile destek). 4. Söylenenin anlaışıldığına emin olmak (duyduğunu anlamasına destek) 3. Okunanın alaşıldığına emin olmak (okuduğunu anlamasına destek). Bu konuların tümüne gerektiğinde devlet maddi manevi destek sunuyor. Türkiyede ise halen milyonlarca Kürt çocuğuna ana dillerinde hiç bir destek sunulmadan Türkçe eğitim verilmeye çalışılıyor.

    Çok önemli noktalardan biri olarak gördüğüm bir diğer mesele ise din dersinin Finlandiyada seçmeli olması.

    • hocam burada açılan kürtçe kursları ilgisizlikten patır patır kapanıyor.. talep yok.başta bas bas bağırdılar anadilde eğitim diye.. eeee? olay senin dediğin gibi değil. milliyetçiliğin ayvayı yediği ve tam bağımlı sömürü ülkesi olan zaten biziz. eğitim, hukuk sistemi, ahlak çökmüş durumda. insanlarımız kalitesiz. finlandiyada mutlusun da buradaki olayları da az biraz takip et. artık buradaki okullarda bi bok öğretmiyolar, öğretmenler de yılmış gençler fena..

      • Yazı konusu olan Finlandiya eğitim sistemi hakkında deneyimlerimi paylaştım. Tanımadığın ve hakkında hiç bir şey bilmediğin kişiler hakkında yorum yapman çok yanlış! 365 günlük yılın ne kadarını Türkiyede geçirdiğimi, Türkiyeyi ne kadar ve nerelerden takip ettiğimi bilmeden bana neyi takip etmem gerektiğini söyleyerek tanımadığın birine akıl vermende çok yanlış. Konu ben değilim EĞİTİM.

        Konumuza dönecek olursak; Kurs ile devlet teşvikli eğitimi bir görmen okuduğunu anlamama sıkıntısı çektiğini gösterir gibi.

        Umarım yanıtımada kendinde öz eleştiri oluşturma algısıyla yaklaşırsın. Çünkü on yargılarla yaklaşacaksan yanıt vermeyeceğim.

        • ana dilde eğitim kavramı ile paralı kurs mantığı bağdaştırmak komik değil mi biraz… Bir insan bildiği ve konuşamadığı bir dil için neden kursa gitsin ?? sen KPSS ÖSS DGS YGS gibi sınavlar dışında Türkçe kursu diye bir kursa gittin mi..?? Ben bu tarz düşünülmeden yazılan yazıların sahiplerinin gizli faşist düşünce beslediklerini düşünüyorum…

        • çağdaş çetin ve velvet arasındaki tartışmayı okuyunca bir yorumda ben yapmak istedim.türkiye deki eğitim sistemi ırkçı,dayatmacı ve gerici bir eğitim sistemidir.neden gerici tanımını kullandığımı,bu kavrama yüklediğim anlamı açmak istiyorum:gericidir çünkü toplumdaki çoğul yapıyı tekleştirmeye çalışmış ve başarılı olmuştur.kürt,alevi,laz,çekez unsurlar ne dillerini biliyorlar,ne inançlarını yaşıyorlar.kendi anadiline karşı sevgi gelişmediği için seçmeli dersleri de siyasi bir tercih olarak benimsemediler.kürtçe seçmeli ders olayına,devlet bu konuda adım atmışken bu kadar ilgisiz kalınması neyle açıklanabilir?Ama çağdaş ve ilerici yaklaşım,demokratik olan şey anadil eğitimini kürtlerin dışında olan aydınım diyen insanlar da savunabilmeli.bunu milliyetçi bir talep görmemeliler.buna insan hakkı bağlamında eşit yuttaşlık çerçevesinden bakmamlılar.kürtlere gelince…çok siyasi söylemlerin, abuk sabuk bazı sloganların peşine takılıp kalınacağına,gerçekten samimilerse devletin verdiğ bu imkandan olabildiğince yararlanmalılar buna paralel anadilde eğitim hakkı mücadelesine de devam etmeliler.saygılarımla

          • Bir asıra yakındır dillerinden ve etnisitelerinden dolayı aşağılık duygusuyla ezilmiş olan insanların sayısı göz önünde bulundurulursa, kendilerine parça parça geri verilmeye çalışılan haklarına sarılmamaları gayet doğaldır. Bu haklara yeniden sarılabilmeleri için yücelik duygusunu yakalamalarında kendilerine devlet ve toplum Finlandiya örneğinde olduğu gibi destek olmalıdır.

            İçlerindeki büyük bir kesim ‘türklüğü’ seçerek ‘yücelerle aynı seviyeye gelmeyi yakalamışken’ hor görülme riskine girmek istememeleri anlaşılması güç olmayan bir durumdur. Bilerek ve bilmeyerek zarar verdiğiniz birisine üzgün olduğunuzu, pişmanlık duyduğunuzu hissettirmeden yardımcı olmaya çalışmanız bu kişinin size sürekli kuşkuyla bakmasına sebep olacaktır. Bundan dolayı ana dillerinden mahrum bırakılan insanların hakları maddi ve manevi yükler eşliğinde parçacıklar halinde değil samimi bir özür eşliğinde hiç eksiksiz verilmelidir. Ancak o zaman endişelerinden kurtulup haklarına sahip çıkma cesareti gösterebileceklerdir.

            Buna kimileri imkansız bir seçenek olarak bakabilir ama Almanya zamanında yapabildiyse, Türkiyede yapar.

        • Anadolu Osmanlı’dan beri farklı kültürlere ev sahipliği yaptı.kürtler kendine düşman en başta.kadını en çok ezen millet.ağalar altında yüzüyor,çocuklar aç devlet yol yapsa terör yıkıyor doktor yollasa kürt dövüyor.aynayı biraz da kendimize tutalım.bugüne kadar devletin verdiği ekmeğe taş atmaktan başka ne yaptı kürtler?bir de devlet talebi?nereden edindiniz bu hakkı?biz de Osmanlıca konuşuyorduk şimdi Türkçe konuşuyoruz.herkes ve herşey değişiyor.kürt devletlerine gidebilirsiniz haklarınızla.konuşmalarınız çok “barışsal” yalnız yıllardır biz şehit veriyoruz,sizin çocuklarınız dağa kaçırılmasın diye.parayı bulan kürt memleketinden kaçıyor ama devlet can pahasına oraya hizmet götürüyor.niye Diyarbakır değil de Finlandiya’dasınız acaba?bunca yıldır edindiğiniz bilgileri ezildiğini söylediğiniz vatandaşınıza mı aktardınız?devleti beğenmiyorsanız kürt zengini çok yardım etsinler.Van’da deprem oldu tüm ülkeden yardım toplandı, tırları terör durdurdu.ama hâlâ dağdakini ayakta alkışlıyorsunuz.daha ne olursa sözdeki barış hayata geçer?

  7. Finlandiya’nın Tampere kentinin Ylojarvi kasabasında bir Fin ilkokulunda 7 ay staj yaptım. Bölümüm İngilizce Öğretmenliği. Bana göre Ütopik diye adlandırdığımız çopu şeyi gerçekleştiren bir ülke. Bu arada Atatürk’ün, Fin dilini ve bağımsızlığını etkileyen Snellman’dan etkilenmiş olduğu da bir gerçektir. Eğitim sisteminin bir ülkeyi nasıl değiştirdiğinin tek kanıtı olan ülkedir Finlandi’ya.

  8. Finlandiya’nın Tampere kentinin Ylojarvi kasabasında bir Fin ilkokulunda 7 ay staj yaptım. Bölümüm İngilizce Öğretmenliği. Bana göre Ütopik diye adlandırdığımız çopu şeyi gerçekleştiren bir ülke. Bu arada Atatürk’ün, Fin dilini ve bağımsızlığını etkileyen Snellman’dan etkilenmiş olduğu da bir gerçektir. Eğitim sisteminin bir ülkeyi nasıl değiştirdiğinin tek kanıtı olan ülkedir Finlandiya.

  9. Fin sisteminin büyük bir hayranı olarak, bunun bir ‘ütopya’ olduğunu düşünmüyorum. Önce, pragmatizmi savunan M.Eğitim bakanı ve onun destekçisi bir hükûmet desteğiyle, bu ülkenin bir öğretmeni olarak, bu sistemi değiştirebileceğimize inanıyorum. Ancak, 2-3 yıl içinde “olmaz bu iş, hiç faydası yok” demeden, adım adım gerçekleşmeli bu dönüşüm. Çünkü biz kurtuluş savaşı verirken, Finliler eğitim savaşını yeni başlatmışlardı. Onların bu başarısı, yılların ve mücadelenin birikimidir. Ayrıca, çok yardımsever bir millet, bana bu konuda çok bilgi verdiler, hatta Fin Eğitim Bakanlığından kullandıkları ders kitaplarını istedim, sağ olsunlar “Neden?” diye bile sormadılar, kargoladılar 🙂 (“Bizim MEB olsaydı…”diye düşünmüştüm o an) Bu yardımsever ve başarılı ülkeyle neden eğitimde işbirliği kurulmaz anlamıyorum. Bakanlarımız Finlandiya’ya gittiklerinde, Finlilerin ‘daha az sınav yap, asıl değerlendirmeyi öğrenciler kendileri yapsın’ felsefesini nasıl göremezler de sınavları ve öneminini daha da artırırlar? Eğer değişmeye karar verirsek, ‘ütopya’ diye bir şey yoktur. 1900’lerin başında da Finliler için bir ütopyadı,hayaldi bu sistem. Herkese saygılar…

  10. PISA testlerinde birinciligi kaptirdiklari icin biraz etkilendiler Finliler ki simdi Cin Halk C.’nin basarisi göze carpiyor. Finlandiya’nin egitim sistemini tartismak amacinda degilim yanlis anlasilmasin. Bu makaledeki yazilanlarin cogu dogru. Yanlis olduklarini fark ettigim “gercekler” ögretmen esime teyid ettirdim. “1. siniftaki cocuklarin bisikletle okula gitmeleri yasak. Servis kavrami da var. Okula uzakligin 5 km’den fazla olmasi durumunda belediyeler servis ucreti veriyorlar.
    Cocuklarini okula göturen ebeveynlerin sayisi da birhayli fazla. Ögrenciler kendi ihtiyaclarina göre sahsi program yapmalari icin 8. sinifa kadar bekliyorlar. 8. Sinifa kadar egitim programi herkes icin esit ve bir ayricalik yok. Ondan sonra ögrenciler secmeli dersler ile kendilerince kisisel egitim programlarini degerlendirebilirler.Fin’li ögrencilere ilk 6 yilda degil ilk 2 yilda not verilmiyor. 3. siniftan itibaren notlar normal sekilde verildigi gibi normal olarak sinavlar da basliyor. Ögrencilere uzun tatiller haricinde ev ödevi de normal olarak verilmekte.” Bu duzeltmeler anafikri degistirir mi? tabiki hayir. Göcmenler icin, zeka dereceleri icin ya da uyumsuzluklarindan öturu olusturulan bazi özel siniflar var, bazi bilgiler onlarla karismis anlasilan..

  11. Biz cocuklari buradaki egitimde japon baligi ile kiyaslarsak bir japon baliginin agaca tirmanmasini saglamaya calisirlar neden biz cocuklari yapay zeka gibi yetistiriyorlar her seyi kusursuz sekilde yapmamizi istiyorlar finlandayi tebrik ediyorum cok guzel egitimleri var burada ise oyle birsey soz konusu bile olamaz. Her cocugun kendi hayal gucu karakteri ve kisiligi var kimi doktor kimi muhendis kimi mimar olmak ister
    O zaman neden herkez ayni komuyu goruyo mesela subay olmak isteyen birisinin din dersiyle veya resim dersi ile ilgisi olmaz. Telefonlerim gelisimine bakalim ilk ciktiginda ne kadarda eski ve kotu simdiki telefonlaei gorun veya arabalarda eski arabalari simdiki arabalara bakin ne kadar degismis ama egitime bakin eski ve simdikine hicbir fark yok neden??!!! Birakin cocuklar hayal guclerini ve yeteneklerini bilsinler kesfetsinler. Onlar edebiyata onem veren bir ulke bizde hic bisi yok valla helal olsun findanya ya.

  12. Yorumlara bir göz attım ve çoğu kişinin Türk milli eğitim sisteminden yakındığını gördüm. Bazı görüşlere katılmakla beraber, gözden kaçırılan önemli bir nokta olduğunu düşünüyorum. Türk milli eğitim sistemi, hedeflediklerini çok güzel başrıyor aslında. Eski bakanlardan Ttiz’in bu konuda bir röportajı vardı, kendisinin de belirttiği gibi bizim sistemimiz bütün insanların isteklerini birleştirmeye çalışıyor ve bunu çok güzel başarıyor. Ülkedeki her insana eğitimden beklentilerini sorsanız ve bütün bu istekleri karşılayan bir eğitim sistemi çıkarmaya çalışsanız, işte günümüzdeki sistemi elde edersiniz. Bizim milli eğitim sistemimizin yağtığı farklı isteklere aynı anda cevap vereblimek. Bu bakımdan amacını gerçekleştirmiyor değil.
    Ancak, ülkemizin eğitimde yeni bakış açılarına ihtiyacı var. Öncelikle eğitimden beklentilerimizi “çok şey bilen insan”dan “öğrenmeyi bilen, nitelikli ve iyi insan”a dönüştürmemiz gerek. Maalesef bakanlık her ne kadar aksini iddia etse de ezberci ve sınav odaklı bir sisteme sahibiz. Eğer bunları değiştireblirsek, gerisinin çorap söküğü gibi geleceğine inanıyorum.

  13. Ben de öğretmenim ve sınıfımda çok zeki öğrenciler var ama benim 35 öğrenciye ayrı ayrı bireysel yetenek ve yeterliklerine uygun plan yapıp ders hazırlamam mümkün değil..Bizde müfredat izin vermez.. Sadece zihinsel engelli ya da üstün yetenekli olduğu BİLSEM tarafından onaylanmış çocukların ayrı BEP , ZEP uygulanır..

  14. Finlandiya nın tek yaptığı şey; samimiyetle eğitim sistemlerini sorgulayıp işine önem veren insanlarla Finlandiya ya has olması gereken noktasında bir eğitim sistemi oluşturmuş olmasıdır. En basiti Gregory Petrov un “Beyaz zambaklar ülkesinde ” kitabını okuduğunuzda bunu rahatlıkla hissedersiniz.

  15. Konu hakkında detaylı bilgi isteyenler Sümer Aktan’ın makalesine bakabilir. Formasyon dersleri zamanında okumuştum ve eğitim sistemlerini anlatmıştı hocamız bizim sistem sınav sınav derken onlarda “yaşam” “hayat” diyor.

  16. Finlandiya dediğiniz yerde terör sorunu yok, adalet sistemi oturmuş, toplam nüfuss 5 milyon, çocuk sayısı ne kadar bilmem,
    coğrafya olarak düz bir yer. tüm şartlar eğitim için müsait.
    bizde en büyük sorun adalet sistemi, içimizdeki ayrışmalar,ekonomi, fikir ayrılıkları, teknolojiden daha çok giyim tarzına bakan bir ülkedeyiz.
    samimi olduğumuz komşu ülkemiz yok denecek kadar az, jeopolitik bir yer. Bu stres altında öğrenci ne yapsın.
    imar planları öyle yapılıyor ki, üst üste binalar, okul sayısı yetmiyor, benim çocuğum ankara gibi merkezi bir yerde 40 küsür kişilik sınıfta ders görüyor.
    öğrenci kendi okula gidiyormuş, türkiyede çocukları tek başına götürün bakalım.
    tv lere bakın ne kadar destek beriyor eğitime…
    sinemalar komedi üzerine..
    hababam sınıfı gibi filmler mi bizi kurtaracak.
    türk milleti kadar zeki, çalışkan, lider bir millet yok. Aynı imkanlar bizde olsun, dünyayı yönetiriz be…
    Vee biz büyük ve asil bir milletiz, o kadar da kendimizi hor görmeyelim.
    Tekrar söylüyorum Türkiyede ilk sorun bence eğitim değil ADALET…

  17. Malesef ki Dünyayı değiştirenler finlandiyalı değil MIT mezunu biri olarak söylüyorum herhahngi bir başarılarını da görmüş değil dünya. Eğer amaç sadece mutluluklsa devam etsinler yollarına ( Sadece mutlu olmak ve Haz almak için yaşayanlar).

  18. Bir eğitim sisteminde en önceli nokta öğretmenlerin branşlarında çok iyi derecede bilgi sahibi olması gerektiğidir. Finlandiyadaki en güzel durum ise master derecesinde eğitim görmüş ve ilk %10luk dilimden öğretmneleri seçiyor olmaları eğitim kalitesini artırmış. Bizimde ülkemizde uygulanması temennisiyle..
    Bu arada öğrencilere ödev veilmemesi çok güzel olsa gerek. Bizim oğlana ödevini yaptırtabilmek için kırk takla atıyoruz tabiri caizse.

  19. O bireylerin mutlu olabilmesi için Finlandiya’da yaşaması lazım. Türkiye’de Finlandiya’nın eğitim sistemini birebir uygulayan bir okul hayal edin. Bizim eğitim sistemimizde yetişmiş her bir birey, bu okuldaki insanları diğerleriyle kıyaslayacak, test çözmeye dayalı sistemimizde düşük puan alan bu çocuklar iyi okullara yerleşemeyecek, işe girerken bunun sıkıntılarını yaşayacak, hayatında dış kaynaklı bu toplumsal beklentiler devam edecek, fazla mesaiyle köpek gibi çalıştırılamayan bu insanlar zor iş bulacak, toplum bu mezunları niteliksiz olarak değerlendirecektir. Finlandiya’da bunlarla karşılaşmayan bireyler gayet mutlu iken, Türkiye’de dışlanmış ve mutsuz olacaklar.

    Karamsar bir tablo çizsem de gerçekçi olduğunu düşünüyorum. Bu yapının ülkece kabul gören bir sistem olması lazım ki hedefe ulaşabilsin. Büyüsüne kapılıp bunu Türkiye’de bütünüyle uygulamaya çalışanı takdir etmezler, çünkü birey toplumdan bağımsız olamaz… Finlandiya’da kaldığı sürece övülür bu, burada deneyen girişimciye de çok yazık olur…

  20. “Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı” olan PISA, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından, OECD üyesi 35 ülkenin de aralarında bulunduğu 72 ülkede uygulanan ve 15 yaş grubundaki öğrencilerin okuma becerileri, matematik ile fen bilimleri alanlarındaki seviyelerinin ölçüldüğü sınavlarda, Türk öğrenciler fen bilimlerinde 52., okuma becerilerinde 50., matematikte ise 49. sırada yer aldı. Türkiye, üç ders alanında da OECD ortalamasının bir hayli gerisinde kaldı

    Önce, insanı, alemi, var oluşu, var ediliş amacını öğrenmekle başlanmalıdır. Zira, tüm okumaların, eğitimin amacı; insanın kendini bilmektir, Alemin manasına ermektir ve HAKK gönüle girmektir.
    SORULAR çözümlerin de, yeni bilgilerin de, değişimin ve gelişimin de habercisidir. Merak ilmin hocasıdır. Çocuklar da sorarak öğrenir.
    Sormasını, merak duygusunu öldürmeyen, sabırla karşılık veren, bilmediklerini de söyleyerek araştırmaya yönelten gerektiğin de birlikte araştıran eğitmenlere, sisteme gerek vardır. Böylece, bilgiyi kullanmak, yeni bilgilerin aracı yapmak, bilgi üretmek, bunu eşyaya uygulayarak teknolojiye ulaşmak ve insanlığa katkı da bulunmak hedefleri de yaşatılmalıdır.
    EĞİTİM SİSTEMİNİN DEĞİŞİM VAKTİDİR. https://www.facebook.com/notes/ahmet-aldemir/e%C4%9Fitim-sisteminin-de%C4%9Fi%C5%9Fim-vaktidir/1842112832744502

  21. Lise 11. Sınıf öğrencisi olarak şunları düşünüyorum. Öğrenim hayatım boyunca ilk okulda öğrendiğim okuma yazma matematik işlemleri dışında hiçbir şeyin hayatımda işime yarayacağını düşünmüyorum. Aslında hepsi işime yarayacak faydalı bilgiler ancak türkiyede ki eğitim sistemi buna izin vermiyor. Öğrenci öğrenirken işime yarar diyerek öğrenmiyor sınavdan geçmek için öğreniyor. Hemde sınav stresi yüzündende adam akıllı öğrenemiyor. Halbuki sınav için değil de bişiler öğrenmek için öğretilse ne kadar güzel olur. Önümde büyük bir sınav var üniversite sınavı. Ancak ben sınav için öğreniyorum. Sınavdan sonra hatta bi ay sonra yaklaşık %50 sini unutacağım.

  22. Merhabalar.
    Öncelikle baştaki bi kaç yorumları okudum. Bu paylaşım dışında. Fazla vakit olmadığı için hızlıca yazmak ve sizinle paylaşmak istedim.
    Ben orda doğdum Helsinkide. 13 sene orada yaşadım.
    Oranın hayat şartları ve okul hayatı yaşayan biri olaraktan. Şunları söylemek istiyorum. Orada eğitim buraya göre çok farklı. Iki ülke arasında kimse kıyaslama yapmasın. Burada da okudum çünkü o yüzden fikrimi söyleyim. Orada başta yabancı dil eğitimi küçük yaşta özel okul olmadan öğreniyorsun. Burada yabancı dile anca özel okullarda önem veriyorlar. Bu önemli çünkü bizlere ilerde lazım oluyor. Matematik öğrendiğimde burada hiç unutmam. Öğretmenden sopa ile elimize vurmaması için ezberliyorduk korkudan. Eskilerde bakın. Hala bazı şehirler de çocuklara okullarda şiddet ile korkutarak öğretiyorlar. Orada ise matematiği severek öğreniyordum. Ilgimi çekmiyordu.
    Ama bi şekilde başarılı oluyordum. Dersleri dinliyerek. Yazıldığı gibi teneffüs de çok eğlenirdik. Spor hiç eksik olmazdı. Bahcede bunun için ona göre aletler bile olurdu. Her okulda oluyormu o dikkatimi çekmedi. Ama çoğunlukla gördüğüm şey. Okuduğum okulda da vardı.
    Okula bisikletle çok giderdik ve insanlar trafikte yaya yol vermeyi biliyorlar. Burada şuan çocuk arabası ile yol vermelerini bekliyorum. Yeri geliyor geçerken bile üste sürüyorlar. Okullarla ilgili şöyle bir bilgi vermek istiyorum. Orta okulun sonunda 9.sınıfta notların iyi ise not ortalamana göre derecen oluyor. Bu da senin liseye yada meslek okuluna geçiş yolun. Ya da not ortalaman çok düşük ise. 7.puanına altında ise o zmn ek olarak 10. sınıfı okuyorsun başka bir ortaokulda. Bu da dersleri tekrarlama ve notları düzeltme gibi düşünün.
    Örnek vericem.
    Not ortalama 7. Üstünde olması gerekiyor orta seviye gibi oluyor. Bu ortalamanin sistemi şu.
    Bir kağıt veriliyor o kağıtta gitmek istediğin okulların ismini yazıyorsun 9.sinifin sonunda iken. Ama kendi notuna göre değerlendirmeniz gerekiyor. Buda biraz sıkıcı tarafı eğer ki notun 7.3 ise ve gitmek istediğin okulun değeri 8.5 ise o zmn. O ilk yazdiğin okula giremiyorsun. Ikincide meslek okulu yazdınız diyelim. Orda ortalamadansa daha çok sınava giriyorsun. Sinavda bölüm bölüm yapılmış.
    Bir kağıtta ingilizce testi. Ikincide fince kendinden bahsetmen gerek, yazında hata olmaması için dikkat ediyorsun. Ve matematiksel sorular. En son olarak orada ki belirli başta olmak üzere öğretmen ile bazı yetkililer sizin ile baş başa röportaj gibi düşünün. Soru soruyorlar siz cevapliyorsunuz. Sonra size haber verceklerini ve sonuçlar açıklandığında geri döneceklerini belirtiyorlar. Ben meslek okulunu kazanmıştım. Ve kazandığım okul gerçekten bana eğitim iş ve bir çok anlamda faydasi oldu. Bir çok şey kazandım bilgi sayesinde. Burada master yapmadım. Çünkü çalışmak istedim. Ama o eğitim sayesinde bilgili olmam beni mutlu ediyor. Muhasebe ve işletme bölümünü bitirdim. Ama ilgi alanım farklı oldugu için devam etmedim burada iş hayatına atıldım. Türkiye’de istediğim şu. Keşke bazen insanlar eski zamanda ki gibi okul hayatında çocukları kısıtlamasalar. Özgür oldukları sürece emin olun kendi mesleklerini daha çabuk bulup yönelebilirler. İş hayatı demek eğitim hayatı. Bazen eğitim almadanda bilgi sahip olabiliyor insanlar. Yeterki kısıtlayıcı olunmasın. Bir de şunu da belirtelim ben oradayken ırkçılık olayı çok oluyordu. Okullarda dışarıda. Bana kimse gelip birşey diyemedi. Oranın vatandaşıyım sonuçta. Ama yanımda arkadaşım yada bir tanıdığım olsun mutlaka denk geliyordu. Ya birinin laf atması. Yada okulda tartışma ve kavgalar. O da daha çok ortaokul dönemlerinde. Ama eğitim anlamında gerçekten iyi bir durumda. Devlet başta sana yardımcı oluyor. Özel okul ise kitapları veya başka ihtiyaçta bi miktar yardım sağlıyor parasal olarakta. Bu da senin ailenin iş durumuna bağlı olarak değerlendiriliyor sanırım. O kadar detaylı bilmiyorum. Ama desteği konusunda da güzel bir düşünce bence.
    Bunları sizinle paylaşmak istedim. En azından orada yaşamışlığım var. Bildiğim şeyleri sizlerle paylaşıp bilgilendirmek istedim. Atladığım konu varsa k.bakmayin hızlıca yazdım. Türkiyede de meslek okullarına gitsin çocuklar. Mesleki eğitim ve öğretim sağlanıyor. Bu arada birşey demeden geçemicem. Bu ön yargı hiç iyi birşey degil. Ben bu konu hakkında yazan herkesin yazısına ve fikrine saygı duyuyorum. Umuyorum herkeste benim paylaşmış olduğum yazıya ve fikre saygı duyar.

    Teşekkürler

  23. Merhabalar.
    Öncelikle baştaki bi kaç yorumları okudum. Bu paylaşım dışında. Fazla vakit olmadığı için hızlıca yazmak ve sizinle paylaşmak istedim.
    Ben orda doğdum Helsinkide. 13 sene orada yaşadım.
    Oranın hayat şartları ve okul hayatı yaşayan biri olaraktan. Şunları söylemek istiyorum. Orada eğitim buraya göre çok farklı. Iki ülke arasında kimse kıyaslama yapmasın. Burada da okudum çünkü o yüzden fikrimi söyleyim. Orada başta yabancı dil eğitimi küçük yaşta özel okul olmadan öğreniyorsun. Burada yabancı dile anca özel okullarda önem veriyorlar. Bu önemli çünkü bizlere ilerde lazım oluyor. Matematik öğrendiğimde burada hiç unutmam. Öğretmenden sopa ile elimize vurmaması için ezberliyorduk korkudan. Eskilerde bakın. Hala bazı şehirler de çocuklara okullarda şiddet ile korkutarak öğretiyorlar. Orada ise matematiği severek öğreniyordum. Ilgimi çekmiyordu.
    Ama bi şekilde başarılı oluyordum. Dersleri dinliyerek. Yazıldığı gibi teneffüs de çok eğlenirdik. Spor hiç eksik olmazdı. Bahcede bunun için ona göre aletler bile olurdu. Her okulda oluyormu o dikkatimi çekmedi. Ama çoğunlukla gördüğüm şey. Okuduğum okulda da vardı.
    Okula bisikletle çok giderdik ve insanlar trafikte yaya yol vermeyi biliyorlar. Burada şuan çocuk arabası ile yol vermelerini bekliyorum. Yeri geliyor geçerken bile üste sürüyorlar. Okullarla ilgili şöyle bir bilgi vermek istiyorum. Orta okulun sonunda 9.sınıfta notların iyi ise not ortalamana göre derecen oluyor. Bu da senin liseye yada meslek okuluna geçiş yolun. Ya da not ortalaman çok düşük ise. 7.puanına altında ise o zmn ek olarak 10. sınıfı okuyorsun başka bir ortaokulda. Bu da dersleri tekrarlama ve notları düzeltme gibi düşünün.
    Örnek vericem.
    Not ortalama 7. Üstünde olması gerekiyor orta seviye gibi oluyor. Bu ortalamanin sistemi şu.
    Bir kağıt veriliyor o kağıtta gitmek istediğin okulların ismini yazıyorsun 9.sinifin sonunda iken. Ama kendi notuna göre değerlendirmeniz gerekiyor. Buda biraz sıkıcı tarafı eğer ki notun 7.3 ise ve gitmek istediğin okulun değeri 8.5 ise o zmn. O ilk yazdiğin okula giremiyorsun. Ikincide meslek okulu yazdınız diyelim. Orda ortalamadansa daha çok sınava giriyorsun. Sinavda bölüm bölüm yapılmış.
    Bir kağıtta ingilizce testi. Ikincide fince kendinden bahsetmen gerek, yazında hata olmaması için dikkat ediyorsun. Ve matematiksel sorular. En son olarak orada ki belirli başta olmak üzere öğretmen ile bazı yetkililer sizin ile baş başa röportaj gibi düşünün. Soru soruyorlar siz cevapliyorsunuz. Sonra size haber verceklerini ve sonuçlar açıklandığında geri döneceklerini belirtiyorlar. Ben meslek okulunu kazanmıştım. Ve kazandığım okul gerçekten bana eğitim iş ve bir çok anlamda faydasi oldu. Bir çok şey kazandım bilgi sayesinde. Burada master yapmadım. Çünkü çalışmak istedim. Ama o eğitim sayesinde bilgili olmam beni mutlu ediyor. Muhasebe ve işletme bölümünü bitirdim. Ama ilgi alanım farklı oldugu için devam etmedim burada iş hayatına atıldım. Türkiye’de istediğim şu. Keşke bazen insanlar eski zamanda ki gibi okul hayatında çocukları kısıtlamasalar. Özgür oldukları sürece emin olun kendi mesleklerini daha çabuk bulup yönelebilirler. İş hayatı demek eğitim hayatı. Bazen eğitim almadanda bilgi sahip olabiliyor insanlar. Yeterki kısıtlayıcı olunmasın. Bir de şunu da belirtelim ben oradayken ırkçılık olayı çok oluyordu. Okullarda dışarıda. Bana kimse gelip birşey diyemedi. Oranın vatandaşıyım sonuçta. Ama yanımda arkadaşım yada bir tanıdığım olsun mutlaka denk geliyordu. Ya birinin laf atması. Yada okulda tartışma ve kavgalar. O da daha çok ortaokul dönemlerinde. Ama eğitim anlamında gerçekten iyi bir durumda. Devlet başta sana yardımcı oluyor. Özel okul ise kitapları veya başka ihtiyaçta bi miktar yardım sağlıyor parasal olarakta. Bu da senin ailenin iş durumuna bağlı olarak değerlendiriliyor sanırım. O kadar detaylı bilmiyorum. Ama desteği konusunda da güzel bir düşünce bence.
    Bunları sizinle paylaşmak istedim. En azından orada yaşamışlığım var. Bildiğim şeyleri sizlerle paylaşıp bilgilendirmek istedim. Atladığım konu varsa k.bakmayin hızlıca yazdım. Türkiyede de meslek okullarına gitsin çocuklar. Mesleki eğitim ve öğretim sağlanıyor. Bu arada birşey demeden geçemicem. Bu ön yargı hiç iyi birşey degil. Ben şuanda orada yazan herkesin yazısına ve fikrine saygı duyuyorum. Umuyorum herkeste benim paylaşmış olduğum yazıya ve fikre saygı duyar.
    Teşekkürler

  24. Milli Eğitim Sistemimiz veya Finlandiya Eğitim Sistemi..Sonuçta iki sistemde de birey bir meslek grubuna dahil oluyor..İşsiz zaten her ülkede mevcut..
    Benim anlatmak istediğim,öğrenci psikolojisi..
    Hangimiz okulu sevdik?
    Hangimiz erkenden uyandırılmayı istedik?
    veya hangimiz ders çalışmayı,ödev yapmayı,öğretmen korkusu yaşamayı istedik?
    Ben ilkokulda okul birincisiydim ve hiçbir zaman okulu sevmedim..
    Neden sevmedim?
    Çok basit…
    Özgürlüğümün kısıtlanmasından nefret ederim..
    Erken uyandırılmadan,ödev yapmadığım için öğretmen korkusu yaşamadan,kısa dersler bol teneffüsler istedim her zaman..
    Finlandiya Eğitim Sistemi benim istediğim sistemi ile örtüştüğü için seviyorum..

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here