students-loans2

Eğitimi İlerletmek için Toplumu Yeniden Kurgulamalıyız.


Neden eğitim reformunun gücü bir işe yaramaz ?
Çünkü hepsi yanlış soruna odaklanır,

John Abbott, 21st Century Learning Initiative

Eğitim sistemine olan antipati çok daha derin bir toplumsal rahatsızlığı işaret eder, her şeyden önce gerçekte ne tür bir dünya istediğimize karar vermek zorundayız; bağlılığı ve ortaklığı sağlayan sorumluluk sahibi yetişkinler dünyası mı yoksa kendini ürün, hizmet ve otoritelere bağımlı hisseden ve hareketlerinin sorumluluğunu tam anlamıyla sahiplenemeyen “müşteriler” dünyası mı? Abbott’a göre cevap eğitimin üç ana bileşeninde – okullar, aileler ve halk – yapılması gereken değişiklikleri işaret eder.

Bu, Abbott’ın İngiltere’de geçirdiği yaklaşık yirmi yıllık öğretmenlik kariyerinin sonunda yaptığı başlıca çıkarımlardan biridir. Bu süreci çocukların nasıl öğrendiğini konu alan mevcut araştırmalara dayalı yeni bir fikir geliştirmeyi görev edinmiş kar amacı gütmeyen uluslararası bir kuruluşun (Amerika’da açılmış ama şuan merkezi İngiltere) yönetiminde geçen otuz yıl izlemiştir. Tespitlerini; politika brifinglerinde, raporlarında ve kitabında (Overschooled but Undereducated: How the crisis in education is jeopardizing our adolescents) sentezlemiştir. Ayrıca “Battling for the Soul of Education” adlı çalışmasının ana fikrini de yayınlamıştır.

Abbott'ın kitabının biran önce Türkçe'ye kazandırılmasını umuyoruz.

Abbott’ın kitabının biran önce Türkçe’ye kazandırılmasını umuyoruz.

Abbott’a göre, yeni bir fikre duyulan ihtiyaç hiç bu kadar yüksek olmamıştı. Toplumsal çöküş ya da kargaşa veya özgürlüğün, toplumun ve etiğin yeniden doğmasına öncülük eden teknolojik yeniliklerin ardından, “medeniyet, başkalaşımın eşiğindedir,” demiştir. Her halükarda, okullar geçmişe takılıp kalmıştır: Vurgu, çocukları hayat boyu öğrenme odaklı olmaları ve belirsiz bir gelecekteki gelişmelerde ihtiyaç duyulan dönüştürülebilir, üst basamak becerilerini geliştirmeye yardım etmektense durağan bilgiyle desteklemekte ve söylenenleri yaptıkları zaman ödüllendirmektedir.

İtaatkâr fabrika işçilerine ve kitle tüketimine dayalı Endüstriyel Çağın bir ürünü olan bu yaklaşım, güçten çok zaafları ön plana çıkarır. Son yıllarda güven eksikliğinden dolayı bu daha güdümlü (ve hatta daha yetki kısıtlayıcı)  bir hal almıştır. Abbott’a göre kendi kaderlerini çizmekte ve kontrol altına almakta zorlandığını hisseden ve ‘yaşamlarındaki büyük sıkıntılar’ ile ilgili kafası karışık olan bireyler, çocuklara kendi geleceklerini belirlemede ihtiyaç duydukları zamanı ve yeri sağlamakta çok istekli değillerdir.

Maalesef, eğitimdeki bu yaklaşım gençlerin nasıl öğrendiğine bir nebze ters düşer, diye de eklemiştir Abbott. Yaptığı araştırmalara göre, ailelerin çoğunun düşüncesi çocukların eğitilmek için değil öğrenmek için dünyaya geldiği yönündedir. Dünyayı anlama ve hayatın anlamını bulmaya yönelik doğuştan gelen bir arzunun sonucunda, şüphesiz araştırır, yorumlar, parçaları birleştirir ve kendi doğrularını ortaya koyarlar. Abbott’ın “oldukça zorlu ama az tehlike barındıran ortamlar” diye adlandırdığı yerlerde, yapısal motivasyondan yararlanıldığı zaman en iyi şekilde öğrenirler.

İlk Önce Toplumu Yeniden Kurgulamak, Sonra Eğitim

Abbott’ın çalışmalarının özü, mevcut sistemin çocukları bağımlı “müşteriler” olmaya hazırlamakta çok başarılı olduğudur. Bu yüzden sorumluluk sahibi, toplum yararını gözeten bireyler dünyası yaratmaya çalışmalıyız ve eğitsel paradigmaları gözden geçirip gerekli düzenlemeleri yapmalıyız. Bu eğitim sistemini ve her yönüyle kültürümüzü şekillendiren metaforları – dünya ve makine benzeri insanlar kavramı – değiştirmek anlamına gelir.  Çünkü insanlar makine değildir. Bu metaforu esas almak, insanların mevcut yaşantılarıyla, onların kalıtsal beklentileri ve birbiriyle bağlantılı modern dürtülerinin temelinde yatan eğilimleri arasında büyük bir uçurum yaratmıştır, demiştir Abbott.

Bu konudaki tavsiyesi ise; müşterek değerlerimizi gözden geçirmekle ve bireylerin konu alındığı bir toplum kurgulamakla işe koyulmalıyız. Daha uygun bir paradigmanın izleri, dinamik ve entegre Bilgi Çağını niteleyen metaforlarda bulunabilir. Bunlar, insanların ilişki kurdukları çeşitli bireylerden bir şeyler öğrendiği sanayi devrimi öncesindeki metaforlar ile bazı önemli özellikleri paylaşır. Öğrenme eylemi,  anlamlı işlerle dolu bir yaşam boyunca sürmektedir (günümüzdeki yüksek işsizlik oranının ve düşük işyeri angajman seviyelerinin aksine) ve başarı, toplumda kadın veya erkeğin sorumluluklarını adil bir şekilde yerine getirip getirmediğine göre değerlendirilir.

Tüm bu bileşenlerin eğitimle doğrudan bir ilişkisi vardır. Abbott, Initiative adlı web sitesinde “Genç nesli motive etmek ve entelektüel yanlarını geliştirmekten zevk almaları adına böyle bir öngörü,  yetişkinlerden oluşan bir toplum kurarken gerekli olan öngörü kadar önemlidir. Kurulacak bu toplum bilerek ve isteyerek; enerjisinin çok büyük bir bölümünü, bazen faydasız ama kesinlikle gerekli olmasına rağmen ağır, etkileyici bir görev olan bütün gençlerini birer yetişkine dönüştürme görevine harcayabilmektedir,” diye yazmıştır.

“Çocuklar, çoğunlukla çevresinde olup biten olaylardan bir şeyler öğrenirler. Beğensek de beğenmesek de çevremizdeki şeylere göre şekil alırız. Çocuklar okula gittikleri zaman hemen beyinlerini kullanmaya başlamazlar,” diye ifade etmiştir. Bu yüzden küçük bir çocuk, sevdiği ya da hayranlık duyduğu ebeveyni işten çıkarıldığında düzen ve güven duygularının yıkılmasıyla sarsılır. Bu duruma aşırı dozda maruz kalmak; yaşam merkezinin çökmesine n eden olur ve hayat daimi bir dersin, alabileceğin tek şey olduğu bir yerde saçma bir oyuna dönüşür ve yerine hiçbir şey bırakmaz.

“İşbirlikçi Öğrenim Toplumu” Yaratmak

Abbott’ göre, öğrenmeyi tamamıyla toplumsal bir sorumluluk olarak görmek ve hiçbir kestirme yol aramamak çok önemlidir. Çocuklar daha geniş bir topluma tam anlamıyla katkıda bulunarak bütünleştirilmelidirler böylelikle kendilerini yararlı ve değerli hissedeceklerdir. (Bu sadece çocukların ihtiyaç duyduğu bir şey değildir, sağlıklı toplumlar da çocuklara ihtiyaç duyarlar diye eklemiştir.)

Pratikte “öğrenim sürecinde toplumun rolünü yeniden düşünmek” değişimin en güçlü aşamasıdır, demiştir Abbott. Bunu gerçekleştirebilmek için de öğretmenler ve toplumun diğer üyeleri arasında sorumlulukların nasıl paylaşılacağı konusunda uzlaşmaya varılmalı ve sonrasında da yeni görüşe göre düzenlenmiş ufak tefek pilot projeler ortaya konulmalıdır. Abbott’a göre bu çalışmalar birbiri ardına gelir ve bunun sonucunda geniş çapta bir değişim yaşanır.

Başka bir yerde işe yarayan belli bir eğitim modelinin öylece kopyalanmaması konusunda uyarıda bulunmuştur çünkü her toplumun kendine has bazı özellikleri vardır ve topluma en uygununu yaratmamız gerekir.  Ama o, resmi okul sisteminde köklü değişimler yapılması gerektiği konusunda ikna olmuştur. Bu sistem, tıpkı bir çocuğu sütten keserken geçirilen aşamalara benzer olmalıdır. Örneğin; çocuğun öğretmene olan bağlılığını yavaş yavaş azaltmak gibi. Akıl hocalığıyla, stajla ve kişiye yönelik sınıf dersleriyle birleştirilmiş diğer pratik eğitimleriyle toplum bir öğrenme alanına dönüştürüldüğünde, ilk yıllarda öğretmen-öğrenci oranının birbiriyle neredeyse eş olması gerekmektedir.

Rehber Olarak Öğretmen

Abbott’a göre; genelde okullar “öğretmedeki aşırı vurgudan” uzaklaştırılmalı ve bunun yerine öğretmenler yaratıcı, bilgili rehberler olarak düşünülmelidir.  “her çocuk kendi başına ders kitabını okuyabilir, başında durup ona okumasını söyleyen bir öğretmene ihtiyacı yoktur. Daha önce yaptığından çok daha farklı bir bakış açısı kazanmasını sağlayacak öğretmenlere ihtiyacı vardır,” diye belirtmiştir.

Bir öğlen kendini 15 yaşındaki öğrencilere tarih anlatırken bulduğu, vekil öğretmenlik yaptığı dönemlerden bir alıntı yapmıştır. İlham kaynağı ararken, savaş esiri insanlar hakkındaki bir öğrenci kitabında ki bir görüşten bahsetmiştir. Öğrencisi savaşların neden başladığını sorunca, Abbott bu soruyu konuyla alakalı bir tartışma başlatmak için kullanmıştır. Öğrencilerden sadece okulda ne öğrendiklerini değil yakınlarından duyup öğrendikleri bilgileri de göz önünde bulundurmalarını istemiştir.  “Bu sistem o kadar iyi işledi ki ders donunda hiç kimse zilin çaldığını bile duymadı,” diye hatırlatmıştır.

Yirmi yıl sonra, Falkland Savaşı zamanında bir tren beklerken; onu öğretmenlik yıllarından tanıdığını söyleyen bir hamal yanına gelir. Bu durum, savaşların politikacıların kariyerine ne yönde yaradığı konusunda gözlerinin açılmasını sağlamıştır ve sonraki gece arkadaşlarıyla yaptığı bir tartışmada bu konuya göndermeler yapmıştır. Abbott notlarında “Tarih dersimin sonunda, bir şeyler tıkanıp kaldı. Böylelikle 20 yıl sonra, İkinci Dünya Savaşına kendimizce bir açıklama getirdiğimizi hatırladı,” diye belirtmiştir.

Kısacası ders programını takip etmek her zaman aynı sonuçları vermez. “Herhangi bir ders için öğretmenlerin fazlaca hazırlanmasının gereksiz olduğunu düşüyorum çünkü eğer bunu yaparlarsa, bu anlayışta çocukları nereye koyacaklarını kestiremezler,” demiştir.

Son olarak, bu dünya görüşünde çocuklardan beklentilerimiz yeniden şekillenecektir. 18 yaşını (bazı durumlarda daha bile gençken), insanların bağımsız öğreniciler olmaya başladığı yaş olarak düşünmektense; Abbott’a göre, gençlerin öğrenme sanatında zaten başarılı oldukları ve bu sorumluluğu nasıl yerine getireceklerini bildikleri bir yaş olarak görmeliyiz.

Kaynak:http://blogs.kqed.org/mindshift/2014/04/to-advance-education-we-must-first-reimagine-society/

Çeviren: Nida Sabancı

 

En Son Yazılar

Gelişimi ölçmenin bir yolu olarak notları kullanan bir okul sisteminde öğretmenler öğrenmenin içsel faydalarını öğrencilerine nasıl aktarabilir?
»

Her Yaştan Öğrenciyi Nasıl Motive Edebilirsiniz?

Gelişimi ölçmenin bir yolu olarak notları kullanan bir okul ...

Pinterest’te araştırma yapabileceğiniz gibi, uygulamalarınızı da paylaşabilir, öğrencilerinize buradan ödevler verebilirsiniz.
»

Blogger Bir Eğitimciden Pinterest’i Eğitimde Kullanma İpuçları

Size bugün bir sosyal medya platformu olan Pinterest’i tanıtmak ...

Bloglar, öğretmenler ve öğretmenlik mesleği için harika bir araca dönüştü.
»

Öğretmenlerin Blog Yazması İçin 7 Neden

20. yüzyılda, işbirliği ruhu gelişmiş bir müdür bir eğitim ...

2000 yılındaki PISA testlerindeki başarı düzeyi düşük olan Alman öğrenciler, 2009 yılında daha iyi sonuçlara ulaştılar.
»

Eğitim Sistemini Dönüştüren Ülkeler – 9 : Almanya

2000 yılında ilk kez uygulanan PISA testlerinde, Alman ...

Küçük çocuklar sayısız araştırmanın kanıtladığı gibi evrimsel olarak oyuna ciddi bir ihtiyaç duyarlar.
»

Çocukların Yaratıcılığı Ölüyor Mu?

Global toplumumuzda giderek daha fazla teknoloji odaklı olan ve ...

Eğer insanlar bir sorunun cevabını öğrenmeye merak duyuyorlarsa, o bilgiyi öğrenme konusunda daha iyi oluyorlar.
»

Merak Beyinlerimizi Nasıl Değiştiriyor?

Bir konu hakkında ne kadar fazla meraklı olursak, sadece o konu ...

Fairhaven'da okulun başarısı, mezunların hayatlarından memnun olup olmadıkları kriterine göre ölçülüyor.
»

Demokratik Okullarda Öğrenciler Öğrenme Deneyimine Nasıl Öncülük Ediyor?

Mark McCaig ve eşi Kim, 1990′larda Katolik ve devlet ...

Çocukların kentle ilişkisi sadece oyun alanlarına sıkıştırılamaz.
»

Kentlerde Çocuğu Özgürleştirecek Alanlar Yok

Ankara Mimarlar Odası Başkanı Tezcan Karakuş Candan çocukların ...

Öğretmen olarak yaptığımız en önemli işin, öğrencilerin anlamlı ilişkiler kurabildikleri duyarlı bir topluluk yaratmak olduğunu asla unutmayalım.
»

Bir Öğretmen Olarak ‘Ölü Ozanlar Derneği’nden Ne Öğrendim?

Herkes onu en sevdiği haliyle hatırlıyor. Mork, Bayan Doubtfire, ...