Eğitimpedia Özel: Ali Koç ile PISA 2015′i ve Türkiye’nin Sonuçlarını Konuştuk

0
4.888 views

http://greenspacecambria.org/?binop=%D8%B3%D9%88%D9%82-%D8%A7%D9%84%D8%A7%D8%B3%D9%87%D9%85-%D8%A7%D9%84%D8%B3%D8%B9%D9%88%D8%AF%D9%8A%D8%A9-%D8%A7%D9%84%D8%AA%D8%AF%D8%A7%D9%88%D9%84&6c1=10 سوق الاسهم السعودية التداول اسعار الذهب في المملكة العربية السعودية اليوم Türkiye’nin PISA 2015′te aldığı sonuçları nasıl yorumluyorsunuz?

http://www.osha-courses.com/?komandor=%D9%85%D8%A7-%D9%87%D9%88-%D9%88%D8%B2%D9%86-%D9%88-%D8%B3%D8%B9%D8%B1-%D9%84%D9%8A%D8%B1%D8%A9-%D8%A7%D9%84%D8%B0%D9%87%D8%A8-%D8%A7%D9%84%D9%8A%D9%88%D9%85 ما هو وزن و سعر ليرة الذهب اليوم Bence Türkiye’nin sonuçlarındaki kritik şeylerden biri şu: Türkiye 2003′ten sonra bir yükselme eğilimi gösteriyordu, bu yükselme eğiliminin çok temelli bir yükselme eğilimi olmadığı ortaya çıktı. Eğer öyle olsaydı, bu çizginin Finlandiya, Singapur örneklerinde olduğu gibi yukarıya doğru devam ediyor olması gerekirdi. O ülkelerde istikrarlı bir yükselme var. Biz ise 2003′ün bile gerisine düştük. Bence en üzücü olan kısmı bu.

http://snelnaarschiphol.nl/?fantomas=trading-forex-modal-gratis-2016&2e8=37 trading forex modal gratis 2016 Benim çok ürkütücü bulduğum ve ülke olarak acilen üzerine düşünmemiz gerektiğini düşündüğüm diğer önemli sonuç ise okuduğunu anlama bölümündeki yüksek oranlı düşüş. Okuduğunu anlama, diğer bütün alanları da belirleyen şey aslında. Okuduğunu anlayamıyorsa bir çocuk, fen sınavında da başarılı olamıyor, Türkçe sınavında da.

insättning av pengar på forex PISA gibi uluslararası sınavlarda başarılı olan ülkelere baktığımızda hepsinde ortak olduğunu gördüğümüz tek bir özellik var: Hepsi de ciddi eğitim reformları yapmış ülkeler. Singapur bir gecede ansızın bir şeyi değiştirip sınavda bu başarıyı elde etmedi. Uzun soluklu bir reform hareketiyle bu hale geldi. Bu sınav bize, artık Türkiye’de eğitim reformunun kaçınılmaz ve acil olduğunu gösteriyor bence. Çıkarmamız gereken en önemli mesaj bu.

jobba hemifrån ekonom omvandlingstabell valuta forex Okuduğunu anlamama sorunu neden kaynaklanıyor sizce? Türkiye’deki eğitim sistemindeki hangi temel yanlışların sonucu bu?

موقع لشراء وبيع الذهب PISA sınavlarında birkaç düzeyde soru var, birinci düzeyden altıncı düzeye kadar bilişsel düzeyi ölçen değişik basamaklar var. Türkiye’deki eğitim sistemine 2004 yılında yapılandırmacı bir anlayış getirildi. Bilgiyi inşa eden, bilginin üstüne yeni bilgi koyan, yeni bilgiyle başka bilgiler üreten bir anlayışa dayalı bir sistem var ama okullardaki öğretme biçimimiz buna dayalı değil.

http://www.schodyprudlik.com.pl/?safeno=ufx-markets&dfc=7e ufx markets Biz hala basit ve hafıza düzeyindeki yani duyduğunu aklında tutabilme, hatırlayabilme becerisini ölçen sorularla çocuklarımızı ölçüyoruz. TEOG sistemimiz de buna dayalı. “Türkiye’nin başkenti aşağıdakilerden hangisidir?” dediğimiz zaman bizim çocuklarımız “Ankara” seçeneğini hemen buluyorlar, ama bu, üstbilişsel dediğimiz yeni bilgiler inşa etme, o bilgiler arasında ilişki kurabilmeyle ilgili bir soru değil. Mesela “Aşağıdaki kentlerden hangisi başkent olma özelliklerine sahiptir?” ya da “Siz Türkiye’ye bir başkent seçecek olsaydınız, hangi özelliklerle, hangi şehri seçerdiniz?” diye sorarsanız durum farklılaşır. Elinizde bir bilgi olacak, o bilgiyi yorumlayabileceksiniz, üstüne bir de yeni bilgi inşa edebileceksiniz. En üst düzeydeki PISA soruları böyle işte.

http://www.tyromar.at/?yuwlja=%D8%A8%D9%8A%D8%B9-%D8%A7%D8%B3%D9%87%D9%85-%D9%81%D9%8A%D9%81%D8%A7-%D8%A7%D9%84%D9%83%D9%88%D9%8A%D8%AA&f53=e1 بيع اسهم فيفا الكويت اسهم المزرعه تداول PISA ve sonuçları neden bu kadar önemseniyor? 

forex handel 31.12 PISA’nın da eleştirilecek yönleri var elbette. 2014′te bir grup akademisyen PISA’ya önemli uyarılarda bulundukları bir mektup yazdılar örneğin. Bir PISA kutsamasına da taraftar değilim. PISA en muhteşem ölçme biçimi değil. Aslında sermayenin gelecekte nasıl bir çalışan istediğini ölçen bir sınav. “21. yüzyıl becerileri” gibi kavramlarla bize anlattığı şey, ekonomi dünyasının hangi özelliklerde bir çalışan istediği. Bu çalışan, geçmişte olduğu gibi basit makineyi kullanmasın, dil bilsin, yeni bilgiler arasında ilişki kurabilsin, entellektüel düzeyi yüksek olsun diyor. Yeni özellikler istiyor. O yüzden PISA’yı, bir çocuğun yetişmesi için en doğru şeylerin ne olduğunu ortaya çıkarmayı hedefleyen bir çalışma olarak görmek bir yanılsama. Ama bir taraftan ülkeleri uluslararası bir düzeyde birbirleriyle karşılaştırabileceğimiz en geçerli ve en güvenilir sınav da PISA. Üzerinde verilere dayalı konuşabileceğimiz başka bir ölçme sistemi ya da çalışma yok. Ayrıca sınav sonuçlarının güvenilir olmamasıyla ilgili de elimizde bir bulgu yok. O yüzden PISA’yı temel alarak ilerlemek doğru bir yol.

http://kmr-spedition.at/?rater=%D8%B3%D8%B9%D8%B1-%D8%A7%D9%84%D8%B3%D9%88%D9%82-%D8%A7%D9%84%D8%A7%D8%B3%D9%87%D9%85-%D8%A7%D9%84%D9%8A%D9%88%D9%85&302=a4 سعر السوق الاسهم اليوم PISA’nın çocukları hiçbir şekilde sıralamayan bir sınav olması nedeniyle doğru bir yaklaşımı var. PISA sınavında hangi çocuğun kaç aldığıyla ilgili bir veri yok elimizde. PISA, ülkelere kendilerini analiz edebilmeleri ve başka ülkelerle kıyaslayabilmeleri için veri sağlamaya çalışıyor. Sınavlar öncesi yapılan anketler, sınavlar sonrası yapılan görüşmelerle de çocukların elde ettiği sonuçların nelerden kaynaklanmış olabileceğine dair çok önemli veriler sağlayan bir sistem. Hedef aslında ülkelere kendileriyle ilgili veri sağlamak. Bunu iyi değerlendiren ülkeler, kaçıncı olduklarıyla, hangi ülkeyi geçip geçmedikleriyle ilgilenmiyorlar. Neyi iyi yapıp yapamadıklarıyla ilgileniyorlar.

konto forex forum http://huntnewsnu.com/?santaklays=%D8%A7%D9%84%D8%B3%D9%88%D9%82-%D8%B3%D8%B9%D9%88%D8%AF%D9%8A السوق سعودي PISA’dan alınan verilerle Türkiye’ye nasıl bir yol haritası çizilmeli sizce?

http://investingtips360.com/?klaystrofobiya=%D9%84%D9%88-%D8%A7%D8%B4%D8%AA%D8%B1%D9%8A%D8%AA-%D8%A7%D8%B3%D9%87%D9%85-%D8%A8-10000&66f=4d لو اشتريت اسهم ب 10000 PISA, çocukları öğrenme düzeyleri, gelir düzeyine, eğitime erişim olanaklarına göre sınıflandırarak analizler yapıyor. Türkiye’nin en kötü olduğu durumlardan biri şu; biz akademik beceri anlamında en üstteki çocuğumuzu da iyi eğitemiyoruz, en alttaki çocuğumuzu da. Başarılı ülkelerin ortak özelliklerinden biri ise her çocuğa ulaşılabilir, erişilebilir nitelikli bir eğitim sunmaları. Türkiye’nin eğitimdeki en büyük sorunu eşitsizlik. Bizdeki eğitim sistemi çocuklar arasındaki eşitsizlikten besleniyor ve eşitsizliği besliyor. Bunu mutlaka değiştirmek zorundayız. Yapılacak işlerden biri bu.

İkincisi öğretmen eğitimi ve öğretmen niteliği. 2004′te müfredat değişti ama 2004′te değişen müfredatı hala öğretmene uygulatamıyoruz. Öğretmen hala geçmiş refleksleriyle davranıyor. Kendi eğitim aldığı şekilde çocukları eğitmeye çalışıyor. Bu yüzden öğretmenlerde ciddi bir bakış açısı değişikliği yaratacak, davranış değişikliği yaratacak bir reforma ihtiyaç var. Öğretmeni tek başına eğitmek bu işte yeterli olmaz, öğretmenin bakış açısını değiştirmek için güçlü bir felsefe değişikliğine ihtiyaç var. Bunu yapmazsak çocuklarımız bilgiye dayalı eğitim almaya devam eder. O zaman bu tür sınavlarda hiçbir zaman başarılı olma şansları yok. Başarılı olan her ülkeye bakarsanız, öğretmen eğitimi ile ilgili önemli reformlar yaptığını görürsünüz.

http://szkola280.pl/harmonogram/ forex cfd bonus Peki en çok eleştirdiğimiz TEOG ne kadar suçlu bu durumdan?

Merkezi bir sınavı günah keçisine çevirmek doğru değil. Her şeyimiz doğru da, sınavımız yanlış diyemeyiz. Nüfusu yoğun ülkelerde, eğitime eşit erişilebilirlikle ilgili sorun varsa, sınav yıkıcı bir hale dönüşür. Sorun bir ülkede sınav olması değil, sınav sonucuna göre ne yaptığınız. Biz sınav sonucuna göre ülkenin çocuklarının yüzde 90′ına sizden bir şey olmaz diyoruz. Bizim onları mahkum ettiğimiz kaderle ilgili sıkıntı var. Yoksa bir sınav yapıyor, çocukların ilgi, yetenek ve becerilerini ölçüyor ve buna uygun bir eğitim almalarını sağlıyorsanız, o zaman sınav kötü bir şey değil ki!

Ama bir sınav yapıyorsunuz ve bu çocukların çok büyük bir çoğunluğuna “Sizden bir şey olmaz” diyorsunuz. O zaman doğal olarak bu ülkede nitelikli diye bilinen çok az sayıdaki okula girebilmek için veliler ve çocuklar inanılmaz bir yarışa girmeye başlıyor. Seçip kalanları sistemin dışına atıyoruz. Bu çok büyük bir stres. Kazanan kazanıyor, peki kazanamayana ne yapacağız? Hep söylüyorum Türkiye’de ölçme var, değerlendirme yok. Çocuğu ölçüyoruz, ama sonra ona dair hiçbir çözümümüz yok. Henüz ergenlik çağındaki bir çocuk biliyor ki bir fen lisesi ya da iyi bilinen bir liseyi kazanamamışsa, kaybedenlerin okuluna gidecek. Bizim sınavımız çocukları kaybedenler kulübüne üye yapıyor.

أسهم شركة الخطوط السعودية للتموين PISA’da sorulan soruları nasıl değerlendiriyorsunuz? Bizim girdiğimiz sınavlarda sorulanlardan çok farklı sorular değil mi?

TEOG’da sorduğumuz sorularla PISA’dakiler aynı değil. Sorun, çocuklarımızın zekasında bir problem olması değil, onları gereksiz bilgiyle ve üstelik alt düzey bilgiyle çok fazla uğraştırıyor olmamız.

Çocuklara defalarca çarptırıyoruz mesela. Çarpım tablosu için çok fazla çabalıyoruz. Ama bunun sınavda hiçbir yararı yok. Çarpım tablosunu bilmeden de çarpma yapabilirsiniz. Zaten hiçkimse size ne kadar hızlı çarpma yapabildiğinizi sormuyor. Bu değerli bir bilgi değil. Ama biz hala hızlı çarpmayı, hızlı toplamayı önemli bir beceri gibi görüyoruz. Oysa ne zaman toplayacağız, ne zaman çarpma yapacağız, bu bilgi hayatta ne işimize yarar kısmına hiç girmiyoruz. Yıllar önce biz öğrenciyken “İyi de bu bilgi hayatta ne işimize yarayacak?” diye soruyorduk ve cevabını bilmiyorduk, bugün bizim çocuklarımız da bilmiyor. Ama PISA gibi uluslararası sınavlar çocuklara hayatta işe yarayacak kısmı soruyorlar.

Biz hayatta işe yaramayacak bilgilerle çocuklarımızı günler ve geceler boyunca uğraştırıyoruz. Aynı süreyle ve hatta bunda daha az süreyle ve çabayla daha iyi sonuçlar alınabilir. Gerçekten işe yarayacak bilgi ve beceriyle ilgilensek sorun ortadan kalkar. Biz, çocuklarımızın ertesi gün unutacakları bilgilerle onların hayatlarını mahvediyoruz. Korkunç bir şey. Harcanan zaman, harcanan para çok korkunç düzeyde.Türkiye eğitim saatini ikiye üçe katlasa, okul sayısını ikiye üçe çıkarsa, böyle öğretmeye devam ettiği sürece hiçbir zaman iyi eğitim veremeyecek.

O yüzden ben Türkiye’deki çocukların ne kadar az eğitilirlerse o kadar iyi olacağını düşünüyorum, çünkü o zaman tahribat azalacak. Daha çok eğittikçe daha çok tahrip ediyoruz. Bir çocuğu özel okula gönderiyoruz, dershaneye gönderiyoruz üzerine özel ders aldırıyoruz. Bu çocuğa “Sen hiçbir zaman kendi bilgini inşa etme. Hep sana bir yetişkin öğretsin” demektir. Ama ihtiyaç duyduğumuz şey kendi öğrenebilen, kendi bilgisini inşa edebilen öğrenciler.

Dünya, daha çok ders saatiyle başarıyı değil daha az ders saatiyle başarıyı tartışıyor. Asya’daki ülkelerin çok daha uzun saatlerle elde ettikleri başarıyı, Kuzey Avrupa ülkeleri ve Kanada çok daha az saatle elde ediyorlar.

http://petefoytho.com/history-repeats-itself-essay/ CJA 363 Week 4 Individual Assignment Technology and Communication Paper PISA’da başarılı olan ülkelerden ne öğrenebiliriz?

PISA’nın bize gösterdiği önemli şeylerden biri başarıya giden tek bir yol olmaması. Kanada, Finlandiya ve Estonya da başarılı oluyor, Güney Kore, Vietnam ve Singapur da başarılı oluyor. Bunların hepsi başka yollar seçmiş ülkeler, bambaşka kültürler. Aslında hepsinin başarısı kendi kültürlerine uyan doğru eğitim modelini kurmuş olmaları. Ülkeler birbirlerinden ilham alıyor elbette. Zaten PISA’nın amacı da bu. Ülkeler birbirleriyle benchmarking yapabilsin ve gelişsin.

Büyük eğitim reformları yapan ülkelerden öğrenilecek önemli şeylerden biri de bu reformların bütün ülke tarafından sahiplenilmesi. Örneğin eğitimde Türkçe dersinin ders saatini değiştirmek bir reform değil, ama bütün çocuklarımız okuduğunu anlayacak hedefi koymak önemli bir reform. Bunu, köylü de kentli de bilir ve herkes buna inanırsa o zaman ülkede bir iklim oluşur ve o iklimle birlikte değişim gerçekleşir.

Bizde eğitimle ilgili iklim ne? Yenilgi, biz bu işi bilmiyoruz, başarısızız… Bunu değiştirmediğimiz sürece çocuklarımızın ya da okullarımızın başarılı olma ihtimali yok. Önce bütün ülke bir şeye inanacağız, bir yol belirleyeceğiz, onunla ilerleyeceğiz ve bunu kimseye tartıştırmayacağız. Bizde şu anda bütün eğitim kararları politik. Siyasi partiler çocukların geleceğini düşünerek değil, kendi siyasi geleceklerini düşünerek eğitimde yenilik yapıyorlar. Bu yenilikler bizi her geçen gün geriye götürüyor.

 

YORUM YOK

CEVAP VER