Eğitimpedia Yazarı – Aysun Yağcı: Karne Görüşleri

3
5.829 views

Birinci dönemi tamamladığımız şu günlerde internete  “karne görüşü” diye yazdığınızda hazır karne görüşlerinin yer aldığı onlarca site karşınıza çıkıyor. Hepsinin ortak özelliği sözlerin gruplandırılmış olması. Her duruma uygun hazır reçeteler var: Düşük seviyedeki öğrenciler için sözler, orta seviyedeki öğrenciler için sözler,  başarılı öğrenciler için sözler.

Tüm sözlerde bir “daha”cılık almış başını gidiyor.

Sitelerin deyimiyle “Düşük seviyedeki öğrenciler” için cümlenin içinde “daha” kelimesinin geçmesi bir miktar kabul edilebilir olsa da başarılı öğrenciler için yazılan sözleri okuyorsunuz aynı durum orada da karşınıza çıkıyor:

“Derslerinde göstermiş olduğun başarılarından dolayı seni kutluyorum. Daha iyisi de olabilirdi. Tatilde iyice dinlen ve başarılarını artırma kararlılığıyla dön. Neden daha iyisi olmasın?”

“Daha sistemli çalışırsan başarılı olabileceğine inanıyorum.”

“Biraz daha gayretli olursan bizi ve kendini mutlu edebileceğini düşünüyorum.”

“Bazı derslerde gösterdiğin başarıyı diğer derslerinde de gösterirsen daha başarılı olacağını biliyorum.”

“Daha çok çalışman lazım. Biraz daha gayret gerekir.”

“Daha dikkatli olmalısın. Zamanını iyi değerlendirip dersleri dikkatli dinlemelisin.”

Böyle yüzlercesi var. “Daha” kelimesini öğretmenlerin sözlüklerinden çıkarsak sanki karne görüşü yazmak mümkün olmayacakmış gibi görünüyor öyle değil mi?

Bu kadar çok “daha”ya maruz kaldığınızda kendi yeterliliklerinizle ilgili pozitif bir inanç geliştirmeniz de mümkün olmuyor. “Daha”nın bir başka olumsuz yanı da karşılaştırma içermesi:

“Bir geçen dört aya, bir de karne notlarına baktığımızda durumunun iyi olduğunu söyleyebiliriz. Fakat önünde daha iyi olan arkadaşların var. Onlar kadar başarılı olmak senin elinde. İkinci dönem senden bunu bekliyorum.”

Bir de fazlasıyla didaktik öğretmenler var ki, daha ilk cümlede ruhunuzu teslim edesiniz geliyor:

“Hayatta kolay bir şey yoktur, her şey bir çaba sonucu ortaya çıkar. Doğru bir hedef belirlenip çaba harcanarak başarılı olunabilir. Bunu yapabileceğine inanıyorum.”

“Fırsatlar hayatın her aşamasında karşımıza çıkmayabilir. Unutmayalım ki sunulan bir fırsatı kaçırmak bizi mutsuz edebilir. Fırsatları kaçırmaman dileğiyle…”

“Çalışmak bizi şu üç şeyden kurtarır: can sıkıntısı, tembellik, yoksulluk. Öyleyse çalışmaya devam.”

Metafor meraklılarını da unutmamak gerekiyor:

“Eksiklerini tamamlaman Ferhat’ın dağı delmesinden daha zor değil. O başardığına göre sen neden başaramayasın? İkinci dönem daha planlı ve düzenli olmanı bekliyorum. Bunlar senin için çok önemli. İstersen başarabilirsin.”

“Uzun bir yolda yürüyordun.  Yürüyüş devam ederken oturmayı seçtiğin için karanlıkta kaldın; ama içindeki o umut ışığı karanlığı bertaraf edecek ve sen hedefine ulaşacaksın.”

“İşlenmeye hazır bir cevhere sahipsin. Bu cevheri işlemek için kömür ocağını değil altın ocağını tercih etmelisin. Değerli maden değerli ocakta işlenir.”

“Yıllarca solmayan Kenya gülleri gibi dönem boyunca başarıların hiç solmadı. Artık dinlenme vakti.”

Sanırım bu kadar örnek yeter diyeceksiniz. Haklısınız.

Başarısızlar başarılı olsun, başarılı olanlar daha başarılı olsun, çok başarılıların başarılarının devamı olsun, olsun da nereye kadar? Bazı şeylerin de içi bu kadar boş olmasın artık.

Hep bir severken, dövme hali. Çok şey söyleyip hiçbir şey söylememe durumu…

Dönem sonunda öğretmenlere: “Bu dönem gayet başarılıydınız, ama performansınızı yeterince kullandığınızı düşünmüyorum. Daha iyi olabilirsiniz” diye bir not gönderseniz öğretmenler ne hisseder?

İnsanın kendinden şüphe etmesini sağlayan ve üzerine bir sürü olumsuz senaryo kurmasına sebep olan bu cümlenin öğretmene herhangi bir faydası var mı? Kendisinden beklenen davranışı ifade ediyor mu? Performansın kriteri ne? İçinde uyuyan gizil güçler neler? Neyde daha iyi olması gerekiyor?

Öğrencilerimizi de bu sorularla baş başa bırakmamak için onlara vereceğimiz geribildirimlerin; beklentimizi çok net bir şekilde ifade eden, gerçekçi, kişiye özel, kıyaslama içermeyen, “ben demiştim” demeyen, onların çabalarını küçümsemeyen, överken yermeyen bir tarzda olması gerekiyor. Biz çok güzel cümleler kurduğumuzu sanırken cümlelerdeki örtük anlamlar onları içten içe yaralıyor ve onlarla aramıza ulaşılmaz duvarlar örüyor.

Sonuç olarak daha iyi karne görüşü yazmak bizim elimizde, zaman ayırırsak ve çaba gösterirsek öğretmen arkadaşlarımızdan daha iyi karne görüşü yazabiliriz. Daha büyük başarılar bizi bekliyor.

 

Aysun Yağcı

[email protected]

 

3 Yorumlar

  1. Karne görüşü yazmak, başlı başına saçma. Koca bir dönemi iki cümleyle özetleyemezsiniz. Eğer koca bir dönem, öğrenciye anlatmak istediğinizi anlatamamışsanız, iki cümle yazı neye yarar?

  2. Aysun hanım daha çok araştırırsanız daha iyi yazılar cikarabileceginize eminim. Yazıyı bitirme sekliniz bahsettiğiniz konuyla gelişmiş. Eleştirisel yaklaşırken kendinizi eleştirmenin gerekmiyordu? Kaç tane karne doldurup kaç öğrencinin ruhuna erisebilip onları başarıya sevkettiniz? Önce ben değil, önce ben olsam demelisiniz

CEVAP VER