Eğitimpedia Yazarı – Müjdat Ataman: En İyi Öğretmene Sarılma Zamanı

1
1344

Yönetmenliğini Matt Ross’un yaptığı bana göre yılın filmi Captan Fantastic’i izlemediyseniz öncelikle yazıyı okumadan filmi izleyin isterim. İçinde bulunduğumuz kapitalist sistemin ve çocukları bu sistemin çarklarına çeken eğitim düzeninin iyi bir eleştirisi olarak izlemeye değer olduğunu söylemeliyim.

Büyük şehirlerde yaşayan, her gün baş döndürücü yoğunlukla, trafikle mücadele eden bizler her fırsatta sahil kasabasına yerleşme düşleri anlatıyoruz birbirimize. “Bak biliyor musun, şu Bodrum’a yerleşmiş, şunlar da Köyceğiz’den arsa almış” cümleleri ile düşlerin gerçek olabileceğine inanmaya çalışıyoruz. Kimimiz bu kaçış planları için ciddi ciddi çabalıyorken kimimiz de sadece hayal aşamasında geziniyoruz. Bizler bir şekilde mahalle aralarında, boş arsalarda akşam ezanına kadar sokaklarda cirit atarak güzel bir çocukluk geçirdik, bu yaşadığımız baş döndürücü şehir hayatında olan, yaşamlarının en güzel dönemlerini oturmak dışında bir şey yapmadan geçirmek zorunda kalan çocuklara oluyor. 

Günün sekiz saatinde okulda durağan olan çocuklar için bir de servis çilesi ekleniyor durağan hayata. Özellikle İstanbul’da yaşayan öğrenciler için günlük servis süresi iki saate yaklaşabiliyor. Doğası gereği harekete ihtiyaç duyan çocukları büyük şehirlerde hareketsizliğe mahkum ediyoruz. Büyük bir sitede oturmayan çocuklar için dışarı çıkmak ancak hayal oluyor. Günümüz çocukluğundan arda kalan koca bir hiç olarak yıllar sonra karşılarına çıkacak. 

Çocukların okullarındaki kısa teneffüs sürelerini de yok etmek için hazır bekliyoruz. “Yağmur yağıyor dışarı çıkmayın, hava soğuk çıkmayın, ödevler bitmedi çıkmayın, ek çalışma var çıkmayın, sınıfa getirilen keki yemeniz gerekiyor çıkmayın, gözünüzün üstünüzde kaşınız var çıkmayın!” Zaten kimi okullarda on dakikalık teneffüs süreleri çaktırmadan sekiz dakikaya indirilmiş durumda, bir de buna derse hazırlık yapsınlar diye nöbetçi öğretmenlerin aldığı iki dakika ekleniyor. Canım koskoca altı dakikaları var nelerine yetmiyor değil mi? Kimi okullarda üst sınıflar aşağı inemeden ders ziline takılıyor.

Ekim ayında bir arkadaşımın düzenlediği, yirmiye yakın ailenin çocuklarıyla olduğu bir hafta sonu etkinliğine katıldım. Ormanlık bir alana gidilecek, çadırlar kurularak kamp yapılacaktı. Rahatına düşkün ben, çok istemesem de çocukları doğada gözlemleme şansını kaçırmak istemedim. Çam ve gürgen ağaçlarının sarmaladığı bir yaylaya üç saatte ulaştık. Yaylada, çimle kaplı geniş bir alana gelince kamp yapılacak yer seçilmiş oldu. Okula aileler ya da servisler tarafından taşınan, bu taşınma sırasında çantaları kendilerine yük olan çocuklar bir anda kayboldu ve onun yerini heyecanla koşturan, arabaların bagajlarından çadır, uyku tulumu ve sırt çantalarını alarak çim alana koşan çocuklar aldı.

Okulda oyun ve fiziki etkinlikler (Beden Eğitimi) dersi ile ne yazık ki sınırlı kalan psikomotor becerilerin kullanılması için harika bir fırsat doğmuştu. Üstelik bu becerilerin gelişimi için kazanım tümcelerine ve öğretmenin yönergesine de ihtiyaç yoktu. Çocuklar büyük bir dikkat ve özenle deneye yanıla kurmaya başlamışlardı çadırlarını. Ben kalacağım çadırı kuramıyor ve her başarısız denemede ter atıyorken yaşları dokuz ile on iki arasında değişen çocuklar birbirleri ile yardımlaşarak kısa sürede çadırlarının kurulum işlerini başarmışlardı. 

Yerleşme işi bitip sıra yemeğe geldiğinde normal şartlarda şunu yemem bunu yemem, şu yok mu diye soran çocuklar yerine hiç seçim yapmadan kuru ekmeği bile iştahla yiyen çocuklarlar vardı. Yemekten keyif almak için ciddi anlamda acıkmak gerektiğini, çocukluk günlerimi anımsayarak yeniden anladım. Sıra ateş yakmaya geldiğinde yine çocuklar ön plandaydı, dört bir yandan ormana koşturan çocuklar belirli süre sonra kendilerinden büyük çalı çırpı, dal, odun parçalarıyla dönmüşlerdi.  

Yakacak aramak için ormanın içlerine koşturan çocukları görünce,  beni kampa götüren arkadaşıma sordum, “Korkmuyor mu aileler ormana koşturan çocukları için, ya çocukların başlarına bir şey gelirse?”  Ne gelebilir dedi arkadaşım, burası şehirden daha güvenli. Tehlike şehirdeydi, yaylada değil. 

Yürüyüş yaparken bir su birikintisi etrafına toplanmış çocukların yanına yaklaştım. Çocuklardan biri, küçük bir ağın içinde, nehirden tuttuğu canlıyı arkadaşlarına gösterirken anlatıyordu, “Semender bu”, dedi. İlk kez duyuyordum semender diye bir hayvanın varlığını ve ardından ilgiyle semender ve kurbağanın farkını anlatan çocuğu dinlemeye devam ettim. Doğada çocukların merak ettiklerini ve merak ettikleri için de araştırdıklarına tanıklık etmek iyi bir deneyimdi.  

Akşam olup ateş başına geçildiğinde yetişkinler derin bir sohbete dalmış, çocuklar oyun oynamaya kaldıkları yerden devam ediyordu. Saat akşam dokuz gibi biraz sıcak su torbası ile uyku tulumları içine giren çocuklar için haydi yat artık, uyuman lazım baskısına gerek kalmamıştı, hepsi yorgunluk içinde tatlı rüyalarına geçiş yapmıştı.

Yarıyıl tatili başlıyor. Biliyorum hava soğuk, anne-babalar yoğun, zaman yok, doğaya gitmek için malzeme alacak para yok… Doğaya gidememek için onlarca bahane bulunabilir. Oysa tüm bahaneler bir kenara bırakılıp bir günlüğüne de olsa ormana koşmak emin olun çocuklara iyi gelecektir. Ötelediğimiz büyük düşlerimizin yanına, yarın gerçekleştireceğimiz toprak kokusu koyabiliriz. 

Çocuklarınızın doğa ile buluşmasına ilk adım olarak oyunla başlayabilirsiniz. Türkiye’de birçok öğretmenin tanıştığı, okullarda çocukların doğaya dokunmalarını oyunla sağlayan Doğa Arkadaşımın Kutusu uygulamasının mimarlarının blogunu inceleyebilirsiniz. Sadece çocuklara değil yetişkinlere de oyunlar bulabilirsiniz. Doğa Oyunları Evi, iki gönüllünün neleri değiştirebileceğini gösteriyor bize.  

Unutmayın en güzel ve en öğretici öğretmen olan doğa,  her zaman kollarını açarak sizi bekliyor olacak. 

 

mujdatataman@gmail.com

https://twitter.com/ataman_mujdat 

1 YORUM

  1. güzel abicim, niye tüm başlıklara eğitimpedia yazarı müjdat ataman diye başlıyorsun? yazı zaten eğitimpedia da yazılıyor yazar olarak da kaydet kendini ismini orda görelim. bu şekilde hoş olmuyor ama yine de sen bilirsin.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here