Eğitimpedia Yazarı – Müjdat Ataman: Evrensel Değerler ve Eğitim Sistemimiz

1
2420

Yaratıcı Drama yüksek lisansı yaparken en önemli sorularımızdan ve tartışmalarımızdan biri, ‘drama eğitmeni hangi konuları işleyebilir’ olurdu. Ölüm, yaratılış, eşcinsellik, zorbalık, intihar, kürt sorunu, laiklik, Atatürkçülük, din, tarih, ötanazi… Bazı konular tehlikeli miydi, hiç mi girmemek gerekirdi? Sorunun hemfikir olunan yanıtı en önemli öğretiydi hepimiz için; yaşamın provası olan drama her konuyu işleyebilirdi, konu her ne olursa olsun eğitmenin/liderin evrensel değerlerden ödün vermemesi gerekirdi.

Sınıflarda öğrencilerin ellerine  idam ipi verilip sosyal medyada sergilendiği bugünlerde evrensel değerlerin ne olduğunu anımsamakta ve biz eğitimcilerin bu konuyu düşünmesinde ve sorgulamasında yarar olacaktır. 

Düşüncelerin, eylemlerin ve inançların insan için taşıdığı anlama değer diyoruz. Anımsarsınız      değerler eğitimi kavramı uzun süre eğitim gündemimizde kaldı. Okul öncesinden başlayarak çocuklara değerler eğitimi verilmesi gerektiği konuşuldu, kimi okullar süreci ve değerleri tartışmadan bu eğitimlere başladılar bile.  

Eğitim alanında sosyal medyada yapılan bir tartışmada değerler eğitimi tartışılırken, değerler eğitimini kendi bakış açımla eleştirip kimin değerlerine göre eğitim vereceğimizi sormuştum. Kimi din eğitimini mümkün olabildiğince erken yaşta vermeye çalışıyorken, kimi hiç din eğitimi olmamasını savunuyorken, kimi Atatürkçülük konularını her dersin içine yedirmeye çalışırken kimi bu konuların müfredatta belirli derslerde olmasını savunuyorken, kiminin erkek egemen dille hiçbir sorunu yokken kimi ötekilerin hakları konusunda mücadele ediyorken, kimi Nazım derken diğeri Necip Fazıl diye bastırıyorken, kimi Suriyelileri ülkede istemiyor kimi de Suriyeli çocukların eğitimi için çabalıyorken, memleket olarak herkes tarafından aynı şekilde sevilen ve değer verilen ortak bir sanatçımız bile yokken hangi değerlerin eğitimine kucak açmalıyız?

Değer kavramı çeşitli olaylar, olgular ve düşünceler karşısında bireylerin tepki ve düşünce birliği olarak belirtilir. Ülke olarak olaylar karşısında ortak tepkilerimizi ve ortak düşünce birlikteliklerimizi uzun süre önce yitirdik sanırım. Herkesin herkese düşman olduğu, herkesin herkesi ‘öteki’ olarak gördüğü bugünlerde toplumsal uzlaşılarımızın olmadığı değerleri çocuklara sunmaya çalıştığımızda, sosyal medyada karşılaştığımız gibi ortaya korkunç bir tablo çıkabilir. 

Ülkenin politikacıları birbiri için atıp tutabilir, istediği gibi savaş çığırtkanlığı yapabilir, siyasiler kendi içinde istediği gibi nefret söyleminde bulunabilir. Halkın temsilcileri olan milletvekilleri bir diğerinin yok olmasını da isteyebilir. Bu sürtüşmelere ve tartışmalara gazeteciler, ekonomistler, kahvedekiler, işi eğitim olmayan herkes istediği biçimde katılabilir. Biz eğitimciler ise okulun girişinde durmalı ve politik görüşümüzü okulun dışında bırakarak içeri girmeliyiz.

Ülkemizdeki öğretmenlerin içinde Türkü, Kürtü, Ermenisi, Arabı, Çerkesi, Kafkası, Alevisi, Sunnisi, Hristiyanı, Protestanı, CHP’lisi, AKP’lisi, HDP’lisi, MHP’lisi, Yeşiller Partilisi, Erzurumlusu, Tekirdağlısı, Hataylısı, Tokatlısı, Diyarbakırlısı var. Her öğretmen kendi inanış, değer ve politik görüşünü öğrencilerine aktarmaya çalışırsa, bu görüş çerçevesinde sınıflarda sevmediği bir diğer görüşe inanan insanlarla ilgili nefret söylemine devam ederse, gelecekte dili, dini, ırkı ne olursa olsun bu ülkede barış içinde yaşayacak çocuklar hayal olacak. 

Biz çevremizi sahip olduğumuz değerlere göre algılıyor ve yargılıyoruz. Kişisel yaşantımızı da bu değerlere göre sürdürüyoruz. Eğitimci kimliğimizi ise kişisel değerler üstüne değil, evrensel değerler üstüne kurmalı ve okulda bunu yansıtmalıyız. Evrensel değerlerden vazgeçmek demek birlikte kardeşçe yaşayacağımız günlere veda etmek demektir. Robert Edgerton  evrensel değerler konusunda çalışmış, tarihte yaşamış üç yüz kadar uygarlığı incelemiş, bu uygarlıklar içerisinde kültürleri evrensel değerlerden yoksun olanların zaman içinde yok olduğu sonucuna varmıştır.

Gelin şimdi evrensel değerlerin neler olduğuna bakalım: Gerçeğe saygı, kişisel bütünlük, hakkaniyet, insan onuruna saygı, hizmet ve sevgi evrensel değerlerdir. Gerçeğe saygı, bilimselliktir. Eğitim de gerçeklerden yola çıkarak yönünü bulmalıdır. Kişisel bütünlük, insanın her şeyden çok, kendisi ile ilgili bilgiye ihtiyacı olmasıdır. Ahlaklı ve erdemli insan, kendisini tanıyan, tanımaya gayret eden, özellikle farkına vardığında kendisine acı veren eksiklikleri ile yüzleşme cesaretini gösterebilen insandır. Hak ve hakkaniyet, bütün kültürlerde yer alan değerlerdir. Adalet kavramının ve hukuk sistemlerinin özünde bu değerler vardır. Toplum içinde yaşayan insanların yaşadıkları toplum için hizmet etmesi vazgeçilmez bir değerdir. 

İnsanlık onuru ülkenin olduğu gibi eğitimin de bir sorunudur. Benden olmayanın, benim gibi düşünmeyenin, beni eleştirenin, ‘benim kabullerimi kabul olarak görmeyenin benim yanımda yeri yok’ anlayışı ne yazık ki okullarda da hissediliyor. Her birey eşittir ve aynı haklara sahiptir. Biz eğitimciler, sınıflarda her bir bireyin değerli olduğunu, öğrencilere gösterdiğimiz adil yaklaşımla ve saygıyla sağlayabiliriz. Her bir öğrencisine aynı şekilde saygı ve sevgi gösteren öğretmenlerin öğrencileri bu yaklaşımla büyüdüklerinde kendisi gibi düşünmeyene tahammül edebileceklerdir. 

Evrensel değerlerden benim için en değerlisi sevgi.  Sevgiden yoksun çocuklar eksik büyüyor, bir yanları sevgisiz çocukların nefretle beslenmeleri daha kolay oluyor. Sevgiyi yeşertecek ise biz eğitimcilerden başkası olmayacak.

[email protected]

https://twitter.com/ataman_mujdat

Paylaş
Önceki İçerikTeneffüsler de Eğitimin Bir Parçası
Sonraki İçerikUmudu Diken Çocuk

1 YORUM

  1. Müjdat Bey Merhaba
    Yazılarınızı takip ediyorum. Eğitim sistemi benimde üzerin de zaman zaman yazdığım ve sekiz yaşındaki oğlum için durmadan araştırdığım bir alan. Ancak siz sanıyorum eğitimci olmanın verdiği bir yetkinlik ile konuya öyle güzel bir çerçeve çizerek incelemişsiniz ki,sizi tebrik etmek istedim. Yazılarınızı keyifle okumaya devam edeceğim.
    iyi çalışmalar,
    Zehra Ersoy Keleş

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here