Eğitimpedia Yazarı – Müjdat Ataman: Kız Çocuklarının Gülüşü

0
858 views

Ülkenin aydınlık insanları kadınlar ezilmesin diye, kocasına köle olmasın diye, kendilerine özel hayalleri olsun diye yıllardır kız çocuklarının okuması için mücadele ediyor. Bu mücadelenin değeri, verilerde kullanılan sayılara çokluk olarak değil de yaşam öyküsü olarak baktığınızda bir yumru olarak gelip boğazınıza takılıyor.

Veriler net olmamasına rağmen yapılan araştırmalar 2002-2015 döneminde, ülkede beş bin dört yüz altı kadının öldürüldüğünü gösteriyor. Kadın cinayetlerine dikkat çekmek isteyen, kadın cinayetlerini durdurmak için insiyatif alan kadincinayetleri.org sitesinin açıklamasına göre son beş yılda, en az bin yüz otuz dört  kadın erkekler tarafından öldürülmüş. Cinayet bahaneleri arasında ‘saçını kızıla boyatmak’, ‘yeni elbise almak’, ‘patates köfte yapmamak’, ‘tuzluğu uzatmamak’ veya sadece ‘gıcık olmak’ dahi yer alabilmiş. Failler ise koca, sevgili, baba, oğul, erkek kardeş, kısaca kadınların en yakınındaki erkekler olmuş. Ne yazık ki yaşamdan koparılan kadınların okulluluk oranına dair bir araştırmaya ulaşamadım.

Kadın cinayetlerinin her birini yaşamdan kopuş öyküsü olarak görmeye başladığımızda ülkenin acı haritası daha iyi anlaşılıyor. Yok oluş öyküsü cinayetten çok önce başlıyor: Erken evlilikle, hakkını bilmemekle, soyadını kaybetmekle, özgürce yaşamanın mümkün olmadığını görmekle…

1926 yılında yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu için kadın haklarının en önemli yasal düzenlemesidir diyebiliriz. Bu düzenleme, gelenek ve göreneklerin arasında sıkışan kadınların hukuki anlamda erkeklerle aynı haklara sahip olmasını sağlamıştır. Adil mülk paylaşımı, boşanmanın mahkemeye taşınması, eşit ücret hakkı çok önemli kazanımlardır. Bununla birlikte 1475 sayılı iş yasasına göre de kadınların sosyal güvenlikleri devlet tarafından korunmaktadır. Devlet tarafından kanunlar karşında yasalarla korunan kadınların sosyal yaşam içinde güçlü olmalarının yolu ne yazık ki kanunlarla korunarak oluşmuyor. Bu ülkede kadın mücadelesine destek vermenin en etkili yolu eğitimden geçiyor. Konu eğitim olunca da en çok biz öğretmenlere iş düşüyor. Aydınlık, belki dört duvar arasındaki sınıfta olmayacak ama o sınıfta okunacak bir şiirde, bir öykünün betimlemesinde can bulacak belki de ışık. 

“Eskidendi o günler, şimdi artık öyle mi? Herkes çocuğunu okula gönderiyor” cümlesi bizi yanılgıya düşürebilir. Bir öğretmen arkadaş en büyük başarısını atandığı köyde kızını okula göndermek istemeyen üç aileyi ikna etmek olarak görüyor. Haklı olarak, “Çocukları sınıfımda görmek yaşamımın en güzel anıydı” diye de ekliyor. 

Eskiden eğitimle değişim olabileceğini gördü bu ülke. Eleştirilebilir ve tartışılabilir alanları vardı köy enstitülerinin ama yadsınamaz gerçeği, toplumsal cinsiyet eşitliğinin hayata geçmesiydi. Orada kadınlar vardı ve yaşamın her anındalardı. Köy enstitülerinin son mezunlarından Mehmet Altındal’ın (Aksu Köy Enstitüsü) röportajındaki bir bölüme özellikle dikkat çekmek istiyorum:

“Kızlar ve erkekler aynı sınıfta, tarlada, pulluğun arkasında, tavuklarla, arılarla ve inşaatta birlikteydik. Hem yapıyorduk, hem eğitim alıyorduk, hem de sürekli ülkenin ve dünyanın ünlü yazarlarının romanlarını okuyorduk dinlenme aralarında. Çalışmaya ara verip, elimizdeki iş aletlerini bırakınca, ceplerimizden kitaplarımızı çıkarıp, okumaya başlıyorduk. Dinlenmek, okumak demekti bizim için.”

“Dinlenmek okumak demekti bizim için” cümlesinde gizli özne olmayan kadınların, okumaları, erkeklerle beraber pulluğun arkasında çalışmaları, yaşama neden sıkı sıkıya bağlandıklarını da ortaya koyuyor. Mehmet öğretmen, Köy Enstitülerinin demokrasi kültürünü geliştirdiğini belirtiyor ve bunun nedeni olarak da eğitim hayatında, yapılan her işte tartışarak karar alma kültürünün geliştiğini açıklıyor.  

Hukuk önünde Medeni Kanunla eşit olan kadınların yaşamın her alanında da görünen özne olmaları için kız çocuklarının eğitimine, gülümsemesine önem vermeliyiz. Kız çocukları için yeterli mücadelede bulunmadığımız için Aladağ’da yaşananların ardından ancak ağlayabiliyoruz. Bu ülkede kadınlar özgürce yaşasın ve kadın cinayetleri bitsin istiyorsak bunun için mücadele etmeliyiz.

Kız çocukları ne kadar okursa o kadar bağlanacak yaşama ve ülke kız çocuklarının gülüşüyle güzelleşecek.

 

[email protected]

https://twitter.com/ataman_mujdat

YORUM YOK

CEVAP VER