Eğitimpedia Yazarı – Müjdat Ataman: Ölümü Kutsamak ve Eğitim

0
616

Ankara’da soğuk bir kış akşamı, sahnede Ersin Marangoz , “Ben bu feleğin tekerine çomak sokarım…” derken, tam karşımda oturan adam sevgilisine bakıp eşlik ediyor şarkıya, “Ne olur ıslak ıslak bakma öyle”. Sevgilisi bizim bölümden can dostumuz. Okuyan adamı kim sevmez ki, öyle bir adam. Üniversitedeyiz, yaşamı kucaklıyoruz, ‘yar yanağından gayrı’ her şeyi paylaşıyoruz. Bizden büyük bu adama saygı duyuyoruz, can kulağıyla yaşam deneyimlerini dinliyoruz, mezuniyetine az kalmış. Günler çabuk geçiyor ve bu güzel adam üniversiteyi bitirip mezun oluyor. Öğretmen olarak atandığı yeri, gelen bir ricaya dayanamayarak becayişle değiştiriyor. Doğu’da başka bir ile öğretmen olarak gitmek için yola çıkıyor.

Öğretmenlerin atandıkları yere kendilerinin gidemedikleri dönemler. O da diğer öğretmenler gibi toplanma merkezine gidiyor. Bir cemsin üstünde yola çıkıyorlar. 17 Eylül 1994, yolda giderken ateş altında kalıyorlar. Gözlerindeki ışığı alıyorlar, orada can veriyor. Şehit öğretmen Atilla Aydoğdu. Gazetelerden öğreniyoruz kocaman bir can’ı yitirdiğimizi…

Şimdi Atilla’nın adı, doğum yeri olan Malatya’da bir anaokuluna verilmiş durumda. Binlerce şehidin adı okullara verilerek yaşatılmaya çalışılıyor.  Bunu az görüp okuldaki tüm sınıflara şehit isimleri veren okul müdürleri de var. Bu müdürün açıklaması da; “Çocuklar şehitlerimizi unutmasınlar.” İsmi kısa süreli hafızada tutmayı yaşatmak olarak görüyoruz ne yazık bize. İsmi unutmamak mı, insanları ve bu insanların insanlığını unutmamak mı daha önemli?

Bir zamanlar ocaklarına ateş düşen, anasının günlerce ağladığı güzel bakışlı Atilla’yı tanımak ister misiniz? Okula ismi verildiğine göre Atilla ile ilgili bir sürü bilgiye ulaşabiliriz diye düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Adını taşıyan okulun web sitesinde yemek listesi var ama okulun tarihçesi, okula adını veren şehidin yaşam öyküsü yok. Bakanlığın resmi sitesinde ise şehit öğretmenlerle ilgili bir bölüm var, doğum tarihleri, anne-baba adları, ne zaman, nerede şehit oldukları bilgisinden öte bir şey yok. Okula isim vermenin adı, bir web sitesine kuru bilgi yüklemenin adı şehitleri yaşatmak olamaz. Bu insanları yaşatmak istiyorsanız; gidersiniz annesine-babasına, eşine dostuna, onlarla konuşursunuz, sorular sorarsınız, derlersiniz, çekim yaparsınız, yazarsınız, çizersiniz onu yaşatacak anılar biriktirirsiniz, bu insanlar bir isimden çok daha fazlasıydı dersiniz. Anmak, hatırlanmasını istemek özen gerektirir ne yazık ki bizde bu özenden eser yok. Okullara şehit isimleri koyarak bu isimleri yaşattıklarını düşünenler, bu isimlerin beton binalar üstündeki tabelalarda yaşamayacağını bilseler keşke…

İşin bir yanı okullarda adı yaşatıldığı düşünülen şehit isimleriyken bir diğer yanı çocukların filizlendikleri okullarının isimlerinin ölümü çağrıştırması. ‘Şehit’liğin önemli ve değerli olması ayrı bir şey, bu sözcükle her gün çocukları karşılaştırmak ayrı bir şey. İstanbul’da Zincirlikuyu mezarlığından geçerken; “Her canlı ölümü tadacaktır” cümlesini görürsünüz. Bu cümle ne kadar doğru olursun olsun, ölümü düşünmek, ölüme yakın olmak karanlık bir duygu. Bizler yetişkiniz ve karanlık duygularla baş edebiliriz, peki çocuklar…  Ölümü kutsamaya, yüceltmeye çalışmak yerine yaşamı kucaklamanın ne güzel olduğunu gösterebilsek keşke çocuklara.

Ben bilinçli hiçbir ailenin çocuklarına haber kanalı izletmediğini düşünüyorum. Çocukların şiddet, savaş, kan, taciz, ölüm sözcüklerine alışmalarını istemiyoruz. İstiyoruz ki onları barış dolu, sevgili dolu günler beklesin, bu yüzden de büyürken onları karanlıktan korumaya çalışıyoruz.

Bir arkadaşım var, büyük bir anaokulun müdürü. Okulundaki sınıflarının her biri ağaç isimleri. Öğrenciler yıl boyu hem kendi ağaçlarının isimlerini ve özelliklerini öğreniyorlar hem de diğer sınıf isimleri olan ağaçları tanıyorlar. Bununla birlikte bahçede her sınıf için ayrılmış olan ağaçların bakımı da onlara ait. Hatta arkadaşım öğrencilerin sorumluluk almaları için evden su getirmelerini istemiş. Her gün her sınıftan bir çocuk görevli, bu işi hiç atlamadan aşkla yapıyorlar. Bu aşkın adı, yaşatma aşkı.

Ölümü aşka çevirmek yerine yaşatmayı aşka çevirdiğimizde belki de daha az ana ağlayacak…

 

mujdatataman@gmail.com

@ataman_mujdat

Fotoğraf: Sujood, 7 yaşında, okul yeniden başladığı için çok heyecanlı (Irak) – @UNICEF

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here