Eğitimpedia Yazarı – Müjdat Ataman: Planlama Becerimiz

0
606

Yıllar önce bir çalışma için yurt dışından bir alan uzmanı eğitimciyi Türkiye’ye davet ettik. Kendisi uzmanlık alanında liseli öğrencilerle çalışacak, biz de bu alanda çalışanlar olarak atölye sürecini gözlemleyecektik. Çalışma, özel bir okulun seminer salonunda, okulun öğrencileriyle gerçekleşiyordu ve atölyeye onbirinci sınıfta okuyan yirmi dört öğrenci katılmıştı. Yurt dışından gelen eğitmen, çalışmanın başında kendini tanıtıp öğrencilerin isimlerini öğrendikten sonra ilk yönergesini verdi. “Üç eşit gruba ayrılmanızı ve  yüzünüz sahneye dönük olacak şekilde üç paralel oluşturmanızı istiyorum.” Yönergenin ardından olanlar oldu, öncelikle öğrenciler üç eşit gruba ayrılmak için uzun süre uğraştılar, ardından gelen yönergeyi bir türlü gerçekleştiremiyorlardı. Uzman, şaşkın bakışlarla öğrencileri izlerken okulun müdürü beden eğitimi öğretmenine baktı. Beden eğitimi öğretmeni hemen yerinden kalkarak sahneye fırlayıp öğrencilere nasıl durmaları gerektiğini göstermeye başladı. Alan uzmanı, öğrencileri ara verdiğini söyleyerek dışarı çıkardı. Biz eğitmenler yere bakarak suçluyu uzaklarda arıyorduk. Yurtdışından gelen konuğumuz bize baktı; “Bu durum, büyük bir sosyal problem farkında mısınız?” cümleleriyle eğitim sistemimizle ilgili derin bir yorumda bulundu.

Lisede okuyan öğrencilerin, destek almadan kendi başlarına basit bir beceri gerektiren yönergeleri yerine getirememeleri nasıl açıklanabilirdi? Lise öğretmenleri kendilerinde sorumluk olmadığını belirtip, lise seviyesine gelen öğrencilerin bomboş olduğunu söylüyor. Geçen hafta katıldığım bir eğitim seminerindeki lise öğretmenleri, ortaokulu bitiren çocukların donanımsız olarak liseye başladıklarından şikayetçilerdi. Basit denklemleri bile bilmeyen öğrencilere ne öğretebileceklerini sorguluyorlardı. Ortaokul seviyesinde çalışan öğretmenler, ilkokuldan gelen öğrencilerin okuduklarını anlamakta zorlandıklarını, temel dört işlemleri bile çözemediklerini dile getirirler. İlkokul öğretmenleri de çocukların anaokulunda aldıkları eğitimin kötü olduğunu, akademik anlamda desteklenmedikleri için okuma yazmaya geçmekte zorlanıldığını belirtiyor.  Anaokulu öğretmenleri de topu taca atamayacakları için ellerinde kalan tek yere sorumluluğu atabiliyor: “Yok canım yok, ailede bitiyor her şey, çocuk ailede bir şey almamış ki biz ne verelim…”  Yani sevgili anne babalar gördüğünüz gibi öğrencilerin “becerememe” durumları ile ilgili biz eğitimciler sorumluluk kabul etmiyoruz, dönün bir kendinize bakın, biz nerede hata yapıyoruz diye sorun, bakın elalemin yabancı çocukları nasıl da becerikli oluyor! Şaka bir yana kendi başına iş yapabilme becerisinden yoksun öğrenciler yetişmesine neden oluyoruz ve bu yoksunluğun sorumluluğu da hepimizde.

Geçenlerde bir annenin paylaşımı, konunun güzel özetiydi. Evde eşyaların yeri değiştirilirken, çocuk koltuğun yerini ben değiştirmek istiyorum diyor, anne de dur sana yardım edeyim diyor. Çocuk hemen itiraz ediyor; “Lütfen karışma çünkü siz yetişkinler ne zaman yardım etmek isteniz, bütün işi siz yapıyorsunuz. Bunu ben tek başıma yapmak istiyorum.” Gerçekten de çocuklara kendi başlarına onlara güvenerek bıraktığımız kaç iş var ki, hep başlarındayız ve hep ne yapacaklarını söylüyoruz. Sonra da kendi başlarına neden bir şeyi başaramadıklarını sorguluyoruz.

Öğretmenlik yıllarımda çevre eğitimi ile ilgili bir konuyu farklılaştırılmış eğitim yöntemiyle işliyordum. Sınıf dört gruba ayrılmıştı ve her grup kendi alanlarında çalışıyordu. Okulun kat görevlilerinden birinin yardımıyla koridordaki dört panoyu yere indirdik. Her bir grubun bir panosu olduğunu ve çalışmanın sonunda kendi konularıyla ilgili panoyu düzenlemelerini istedim. Üç ders saati boyunca öğrenciler panolarının tasarımıyla uğraştılar. Ortaya konan çabaya bakınca, ürünlerin de harika olacağını düşünerek yanıldım. Durum içler acısıydı. Panoların neredeyse dörtte üçü boyutundaki alanlar boştu, kağıtlar düzgün yerleştirilmemişti, alınan çıktılardaki yazılar duvara asıldığında okunabilecek büyüklükte değildi. Öğrencilere söyleyecek hiçbir şeyim yoktu, bu durumun tek sorumlusu bendim. İlkokul dördüncü sınıfa kadar onlardan gelen ürünlerle panoları hep ben düzenlemiş ve yerleştirmiştim. Bu neredeyse bütün sınıflarda aynıydı. Öğrencilerin ilk kez karşılaştıkları bir beceri ile ilgili acemilik yaşamalarından daha doğal bir şey yoktu. O günden sonra sınıfta öğrencilerin yapabilecekleri bütün işleri onlara yaptırmaya başladım. İyi, kötü, sonuç ne olursa olsun öğrencilere sorumluluk vermenin değerli olduğunun farkındaydım.

“İlkokul öğretmeni biraz da anne gibidir” bakış açısının sevgi dolu katmanlarından birini kaldırdığımızda altından çocuklar adına sorumluk alan, neyi nasıl yapacaklarını en ince ayrıntısına kadar tarif eden öğretmen modeli ortaya çıkıyor. Hepiniz hatırlarsınız ilkokulda başlığı hangi renk kalemle atacağımızdan tutun da, defterlerimizi nasıl kaplayacağımıza kadar tanımlanırdı. İlkokulda sıra olurken mutlaka bir el omzumuzdan tutar, nerede duracağımızı omuzdan hareket eden robot misali yerine yerleştirirdi. Çantaları anneleri tarafından hazırlanan, anneleri tarafından giydirilen, servis hostesleri tarafından emniyet kemerleri takılan, dolapları öğretmenleri tarafından düzenlenen çocukların kendi başlarına iş yapma becerilerinin gelişmesini beklemek hayal olacaktır.

Bireyin bir problem durumunu çözmek için strateji belirlemesi, belirlediği stratejiyi denemesi, uygulama süreçlerini gözden geçirerek analiz etmesi önemli bir beceri. Literatürde planlama becerisi olarak adlandırılan bu alanın gelişebilmesi için, çocukların problem durumları ile karşılaşmalarına ve çözüm üretmelerine fırsat vermek gerekiyor. Çocukları problem yaşamasın diye problemleri onlar adına çözen anne-babaların, okulda yaşanan her problem durumunda ortaya çıkan ve çözümü hazır sunan öğretmenlerin olduğu bir ortamda yetişen öğrencilerin planlama becerileri doğal olarak gelişmiyor.

Öğrencilerin hem okulda hem evde sorumluluk almalarına fırsat tanımalıyız. Odasını düzenleyen, eşyalarını, çamaşırlarını kendi toplayan, gidilecek tatilin organizasyonunda yer alan, sorumluluk almalarına olanak tanınan, kendi problem durumlarını çözmeleri için fırsat sunulan çocukların planlama becerileri de gelişecektir.

 

[email protected]

https://twitter.com/ataman_mujdat

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here