Ergenlerle Tartışırken Aklımızdan Geçenler

0
2881

Ergenler gerçekten çok ilginç olabilir. Onlar sayesinde dünyaya farklı bir gözle bakarsınız, algınız genişler ya da odada yere dağılmış şeylerin sayısını tahmin etmek gibi asla kazanamayacağınız eğlenceli oyunlar keşfedersiniz. Yine onların sayesinde yeni diller öğrenebilirsiniz, böylece onlara Norveççe “Şu  ekranı kapat artık” diyebilirsiniz. (Hoş, Norveçli ebeveynlerin böyle şeyler söylediğini sanmıyorum hiç, onların ergen çocukları muhtemelen ya dağlarda yürüyüş yapıyordur ya da evsizler için battaniye örüyorlardır.)

Evinizde ergenler varsa popüler kültürle yakın temas halinde olursunuz, gerçekten ilgilendiğiniz filmleri birlikte seyredersiniz, içinde bol acı biber bulunan yemekler yersiniz. Bunlar harika olabilir.

Ayrıca pek çok ebeveyn-ergen kavgası yaşarsınız ki kişiliğinizin tamamen değişmesine ve karşınızdakinin size gözlerini devirmesine neden olabilecek olan bu kavgalar en kötüsüdür. Bu kavgalarda karşınızda siyah beyazlardan oluşan, kendini beğenmiş ve küstah bir inanç sistemi; şirinliklere karnı tok bir hakimin tartışma tarzı; sarsılmaz bir irade ve taviz vermez bir yaklaşım vardır, bunlarla mücadele edersiniz.

İki ergen ve bir de ergenliğe yaklaşan çocuğum var. Kavga ettiğimizde akıllarından ne geçiyor bilmiyorum. İçlerinden şöyle monologlar geçirdiklerini sezinliyorum: “Senden nefret ediyorum, senden nefret ediyorum, senden nefret ediyorum… Lütfen, bu tartışmanın bitmesini istiyorum ama bu nasıl olacak bilmiyorum. Bunu söylediğine inanamıyorum. Ha ha ha, geçen gün bana ekmek almam için para vermişti, ona para üstünü vermedim.”

Peki ben daha mı iyi durumdayım, emin değilim.

Ergenlerle tartışırlarken yetişkinlerin aklından herhalde şöyle şeyler geçiyor.

Olumlu ebeveynlikle ilgili okuduğum bir kitapta, ergenler sizi öfkelendirip bir tartışmaya hazırlanırlarken içinizden elliye kadar sayın diyordu. Gerilimi tırmandırma.

Hadi bakalım. Okul üniformasının askıya asılmasıyla ilgili bir tartışma, “kişisel alan”, bireysel haklar ve benim “her şeyi kontrol etme ihtiyacım” hakkında bir tartışmaya dönüştü. Sakin olacağım. Onlar ne kadar kızarsa ben o kadar sakinleşeceğim. Ben bir yetişkinim. 1, 2, 3, 4… Kapıda durup içimden saymaya devam edeceğim ve gardırobun kapağına atılmış üç ıslak havluyla ilgili hiçbir şey söylemeyeceğim. 14, 15, 16… Havlular. Havlular. Islak bir havluyu kaldırmak ne kadar zor olabilir? Havluların nasıl ortadan kalktığını sanıyorlar? Havlu perisi mi kaldırıyor? Tamam, sakin ol. Altı üstü birkaç ıslak havlu… Derken, yirmiye kadar bile gelemeden kontrol kaybedilir.

Onları dinlemem gerekiyor ama aynı zamanda onların benim büyükleri olduğumu anlamalarını da sağlamalıyım. Okulda ebeveynlere “Ergenlik yıllarıyla başa çıkma” konusunda seminer veren o kısa pantolonlu ebeveynlik uzmanı öyle demişti.

Sınava neden yeterince hazırlanmadığıyla ilgili çeşitli açıklamaları dinleyip, anlayışlı bir şekilde başınızı sallıyorsunuz. Önce öğretmenlerini suçlarlar, sonra teknik bir problem çıktı derler sonra asıl meselenin arabada bıraktıkları ders notlarının ONLARA SORULMADAN atılması olduğunu söylerler. Bu sık olmaya başlamıştır. “Ciddi ciddi bu yüzden mi çalışamadın yani?” dersiniz. Bunun üzerine sizi ikiyüzlülükle suçlarlar çünkü altı yaşındayken, bir mangal partisinde sizin ders çalışma alışkanlıklarınız hakkında konuşulurken kulak misafiri olmuşlardır. Bunu söyledikten sonra telefonlarının arkadaşlarının evinde kaldığını ve onları arkadaşlarına bırakmanızı isteyebilirler. Yine kontrol kaybedilir.

Bunu beklemiyordunuz.

Harika zaman geçiriyordunuz, gülüp eğleniyor, aranızın çok iyi olduğunu düşünüyordunuz. Harika bir çocuğunuz olduğunu ve onu iyi yetiştirdiğinizi düşünüyordunuz. Sonra arkadaşlarından biri hakkında yanlış bir şey söylersiniz. Çocuğunuz da çok kaba olduğunuzu, saçını kendisi boyadı diye arkadaşına bir şey diyemeyeceğinizi söyler. “Sadece şaka yapıyordum” dediğinizde, “İşte senin en büyük problemlerinden birisi de bu, komik olduğunu sanıyorsun ama değilsin.” Kontrol kaybedilir.

Onlar bunu beklemiyordu.

İşten eve geldiniz. Mutfağa baktınız. Bulaşıklar olduğu gibi duruyor. Banyo darmadağınık, çamaşırlar ortada. Nereden çıktıysa, kızınızın dört yaşındayken giydiği dansçı taytı bile yerde. Altı yıldır evde dans eden kimse yok bile! Çantanızı yere koyar kontrolünüzü kaybedersiniz.

Evet onları çok seversiniz, hep onları düşünür, iyiliklerini istersiniz. Sonra bir ergen kavgası yaşarsınız ve bu defa kontrolünüzü kaybetmeyeceğinize yemin etmenize rağmen yine kaybedersiniz.

Kaynak: http://www.mamamia.com.au/thoughts-we-have-fighting-with-our-teenagers/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here