Finlandiya’nın En Küçük Öğrencileri Okullarında Keyifli Vakit Geçirirken Kurallara Uymayı Öğreniyorlar

0
1.767 views

Finlandiya’nın doğusundaki Rusya sınırında, göller ve gür ormanların bulunduğu Kuzey Karelia’daki öğretmen eğitimi laboratuvar okulunda öğle yemeği zamanı.

Dördüncü sınıf öğrencileri gülüşüp birbirlerine sarılarak, dans adımlarıyla sıçrayarak kantine gidiyorlar. Bir kız koridorda amuda kalkıyor. Kibar görünümlü bir hoca çocukların şamatasına gülümseyerek bakıyor, onlarla “çak beşlik” hareketi yapıyor. Bu, okulun müdürü ve başarılı bir çocukluk eğitimcisi olan Heikki Happonen.

Finlandiya’da sekiz ulusal öğretmen eğitimi okulundan oluşan bir birliğin başında olan Happonen, bunun sonucunda Finlandiya’nın baş öğretmeni sayılıyor.

Finlandiya, karşılaştığı zorluklara ve küresel sınav sonuçlarındaki kaymalara rağmen, Dünya Ekonomik Forumu’nun 2016-2017 Küresel Rekabet Raporu’nda dünyanın en iyi ilkokul sistemine sahip ülke olarak yer alıyor.

Baş öğretmen, çocukların beyni onlar hareket ederken daha iyi çalışıyor diyor. Çocuklar hareket ettiklerinde sınıfta daha iyi konsantre olmakla kalmıyor, “karşılıklı anlaşma, sosyalleşme, ekip kurma ve arkadaşlık” gibi konularda da daha başarılı oluyorlar.

Finlandiya, çocukların bir şeyler öğrenmesinde en temel ve verimlilik artırıcı unsurun oyun oynamak olduğunu keşfederek dünyaya öncülük ediyor. Finlandiyalı çocuklar yedi yaşına kadar, oyun oynayarak öğreniyorlar; daha sonra liseye başlayana kadar, hava nasıl olursa olsun, her okul gününde, bir saatlerinin en az on beş dakikasını açık havada oynayarak geçiriyorlar.1484597284111

Bir başka önemli sır; çocukların hem fiziksel hem de duygusal bir öğrenme ortamları var.

Happonen, “Çocuklar okulu evleri gibi görmeli, okulun onlara ait bir yer olduğunu hissetmeliler” diyor. “Çocuklar çok akıllılar, bir güven ortamını hemen hissediyor, değerini anlayabiliyorlar. Biz onlara, ‘Burası benim saygı gördüğüm bir yer. Burada rahat ve güvendeyim. Çok önemliyim,’ duygusunu hissedecekleri bir ortam sunuyoruz. Benim işimse bu ortamı çocuklar için korumak. İşe her gün gelmemin sebebi bu.”

Happonen, İskandinavya’ya özgü bu çağdaş okul binasının büyük bir kısmını kendisi yaptı. Bu binalarda geleneksel derslikler geniş koridorlarla birbirine bağlıdır, ortamda sıcak renkler ve yumuşak bir aydınlatma kullanılır. Öğretmenler için saunaların yanı sıra, kahvelerini içerlerken mesleki konularda işbirliği yapabilecekleri geniş salonlar bulunur. Ayrıca binanın her yerine serpiştirilmiş nişler, kanepeler ve kuytu köşelerde çocuklar bir arkadaşlarıyla sohbet edebilir ya da kıvrılıp bir kitap okuyabilirler.

Bütün bunların yanı sıra bu okullarda yüksek teknolojinin kullanıldığı bilim laboratuvarları, şömine ve rahat koltuklar, çocukların hoşça vakit geçirebilecekleri, kitaplar ve dergilerle dolu açık kütüphaneler de yer alır.

Okulun en çok ilgi gören yeri de bu kütüphane oluyor. Yakınlarda okulu gezen İspanyol bir öğretmen okula hayran kalarak, “Okul çok güzel” dedi. “İspanya’daki okullar hapishaneden farksız. Ama bu okul rüya gibi.”

Happonen okuldaki çalışma odasının duvarlarına monte edilmiş, el yapımı, ahşap oyma renkli gemileri gösteriyor. Gemilerin hepsi farklı biçimlerde, boyutlarda ve tiplerde.

“Bu gemileri bir dükkanda gördüm” diye hatırlıyor. “Çok güzel görünüyorlardı. Nedenini bilmesem de onları almam gerektiğine karar verdim. Onları odamın duvarına astım, böylece hepsini her gün görebiliyorum.”

“Sonra bu gemilerin ne olduğunu anladım” diye devam etti. “Gemiler çocukları temsil ediyor. Her biri farklı yerlerden farklı yolculuklara çıkıyorlar, yani çocukların her birinin diğerinden farklı olduğunu anlatıyor. Öğretmenleri olarak bizim görevimiz, karşılarına çıkacak fırtına ve maceralarda, dünyada ve toplumda güvenli ve başarılı bir şekilde hareket edebilmeleri için onlara yol göstermektir.”

Finlandiya ilkokullarındaki bazı özellikler onların kültürüne özgü olabilir ve diğer ülkelere aktarılamayabilir. Ama bazı özellikler, Harlem, Tokyo, Şanghay, Paris, Los Angeles, Dubai, Mexico City, Güney Afrika ve başka yerlerde hiç değilse “küresel çapta en iyi uygulamalar” olarak kendisine yer bulabilir.

Bu uygulamalar, çocukların oyun oynayarak daha erken yaşlarda bir şeyler öğrenmesi, okulların adil olarak finanse edilmesi, yetkin öğretmen eğitimi, araştırmaya dayanan ve tamamen çocuğa yönelik bir okul yönetimi, çocuklar ve öğretmenlere sıcak ve saygılı bir yaklaşım, düşük stresli öğrenme ortamları, güçlü bir özel eğitim, bütün çocuklara yetenekli oldukları düşünülerek davranılması, çocukluklarını aşırı çalışmaya ya da sınava hazırlanmaya feda etmeyen keyifli bireyler yetiştirilmesini de kapsıyor.

Çocuklarımız, özellikle de yoksul çevrelerden gelenler neden daha azını hak etsinler?

Amerikan eğitim reformu hareketi öncülerinden Chester Finn ve Thomas B. Fordham Enstitüsü’nün belirttiği gibi, “Son yirmi beş yıldır yaptığımız reform girişimlerine ve harcadığımız emeğe bakarsanız, hâlâ fazla bir yol alamadığımızı görürsünüz, bu gerçekten de ümit kırıcı.”

Ebeveynler, öğretmenler ve politikacılar olarak, çocuklarımızın eğitimini gerçekten birlikte geliştirmek için neler yapabileceğimiz konusunda ilham aramak yerine Finlandiya’nın rüya okullarından yola çıkabilirler.

Bu yazı FİDE OKULLARI tarafından desteklenmektedir.

12573760_1041818415874688_56577709889621035_n

 

 

 

 

Kaynak: http://hechingerreport.org/how-finlands-youngest-learners-obey-the-rules-by-fooling-around-in-school/

HENÜZ YORUM YOK

CEVAP VER