Haftanın Kitabı: İşte Z Kuşağı

0
834
-Bizi tercih etmenizin sebebi nedir?
 
– Aslında JobSnap’ten yolladığım video özgeçmişimde anlatmıştım ama sanırım onu izlemediniz. Teknoloji konusunda önemli adımlar atmışsınız fakat özellikle web sitenizi güncelleme konusunda belli eksiklikleriniz olduğunu da söyleyebilirim. Ama sorun değil bu işle ilgilenen arkadaşlar için güzel bir Youtube kanalı önerebilirim. İş ünvanı olarak “İlham Şefi” tabirini kendime çok yakıştırıyorum, iş tanımım konusunda ise size en kısa zamanda bir öneri sunacağım. Bu arada kendi alanım dışında halkla ilişkiler departmanıyla da irtibat halinde olmak isterim, açıkçası biraz da bu damarımı tatmin etmek istiyorum. Ayrıca şirketle ilgili bir problem yaşarsanız bana çekinmeden bildirebilirsiniz. Hepimiz hata yapabiliriz, değil mi? Hata yapmanın hayat felsefemde önemli bir yeri var. Umarım burada da bol bol hatalarım olacak.–   …………………………

Yukarıdaki diyaloğun gidişatına göre boşluğu doldurunuz. Bu görüşmeyi gerçekleştiren insan kaynakları çalışanının yerinde olmak ister miydiniz? Hazırlıklı olun, çünkü bu tarz diyaloglar çok yakın. İşte karşınızda Z kuşağı. Yani Z kuşağı artık İŞ’te.

Kuşaklar hakkında hepimizin minimum düzeyde kulak dolgunluğu da olsa bir aşinalığımız vardır. Bebek Patlaması Kuşağı, X kuşağı, Bebek Patlaması Kuşağının yetiştirdiği Milenyumlular (Y kuşağı) ve son olarak da X kuşağının yetiştirdiği Z kuşağı. Elinizdeki kitap ise 1995-2012 arasında doğan ve ilk üyelerinin artık iş hayatına atılması yakın olan Z kuşağını anlatıyor ve iş hayatının onlara hazır olup olmadığını sorguluyor.

Kitabın yazarı David Stillman uzun yıllar kuşaklar üzerine araştırma yapmış bir konuşmacı. Kendisini X kuşağı üyesi olarak konumlandırıyor. Diyeceksiniz ki X kuşağından birisinin yepyeni Z kuşağı hakkında bizleri bilgilendirmesi ne kadar gerçekçi? İşte en ilginç nokta ise yazarın kitabı Z kuşağı mensubu 17 yaşındaki oğlu Jonah Stillman ile birlikte hazırlamış olması. Kitaba teatral bir form kazandıran ve okuyucuyu en çok düşünmeye sevkeden faktör kuşak çatışmasının ortaya çıktığı ve seviyeli bir mizah dozu barındıran baba-oğul diyalogları. Kitabın akıcı bir üslupla hazırlanmış çevirisinde de aynı sürpriz göze çarpıyor. (Kitabı X kuşağı bir çevirmen Duygu Pınar Kayıhan kitabı Z kuşağı oğlu Ferhat Erduran’la birlikte çevirmiş.)

Kitapta sadece Z kuşağının özelliklerini değil diğer kuşakların birbirleriyle etkileşimlerini ve ilişkilerini de bulacaksınız. Bazı temel başlıklar üzerinden ilerlemek kitabın anlaşılırlığı açısından analitik bir çerçeve oluşturmuş. İlk olarak kuşak isimlerinin nereden geldiğinden bahseden kitap kuşakların nasıl ortaya çıktığı ve toplumsal koşullara göre nasıl şekillendiğini inceliyor. Daha sonra ise Z kuşağının bazı temel özellikleri üzerine yoğunlaşıp bu noktaların onları iş yaşamında hangi yönde etkileyeceğini irdeliyor. Bu özellikleri şu şekilde sıralayabiliriz: Fijitallik, Aşırı Kişiselleştirme, Gerçekçilik, Biz Ekonomicilik, Kaçırma Korkusu, Kendin Yapçılık ve Hırs. Kitapta Z kuşağının temel özellikleri olduğu belirtilen bu maddelerin ayrıntılarını ve diğer kuşaklarda nasıl karşılık bulduğunu inceleme fırsatınız olacak.

Tamamen teknolojinin içine doğmuş Z kuşağı, fiziksel olanla dijital olan ayrımının ortadan kalktığı bir fijitalleşme evriminin ilk kuşağı. En iyi öğretmenin YouTube olduğu, en iyi iletişimin emojilerle gerçekleştiği en pratik etkileşimin Skype ile yapıldığını kanıksamış olan fakat her şeye ragmen yüz yüze iletişime çok önem veren bu kuşağı iş hayatına katmak isteyenler nasıl bir politika izleyecek? Kariyer planları, ünvanlarını ve hatta görev tanımlarının da tamamen kendilerine özel olmasını önemseyen bu kuşak karşısında nasıl bir iş hayatı bulacak?

Z kuşağının bir diğer önemli özelliği de gerçekçilik. Durgunluk, terör, şiddet, dengesizlik, kargaşa ve belirsizlik çağında yetişen bu kuşak hepimizden çok daha gerçekçi. Kitabın Z kuşağı yazarı Jonah Stillman durumu çok güzel özetlemiş. “Biz ergenliğimizde Harry Potter gibi mistik filmlerin dünyasına pek kaçamadık. Benim kuşağım Açlık Oyunları’nda önüne geçilmesi imkansız gibi görünen durumlarla yüzleşip daha iyi bir toplum yaratmak için bunları aşan Katniss Everdeen gibi rol modellerinin olduğu karanlık, kıyamet sonrası hikayelerle “eğlendirildi”. Dünyayı yalnızca kötülük ve kasvet dolu bir yer olarak görüyor değiliz. Hayatta kalmak ve başarılı olmak için neler yapmamız gerektiği konusunda gerçekçi olmamız gerektiğini düşünüyoruz sadece”. Dolayısıyla hedeflerine yoğunlaşırken gerçekçi düşünüp üniversite eğitimini tamamen bir yük olarak görebilmelerine şaşmamak gerekir. Ayrıca, şirketlerin reklam amaçlı olarak kullandığı cümlelerin doğruluğuna inanmayacak bir Z kuşağını ikna edebilmek güç olacak.

Bu kuşak kaynakları en iyi değerlendirme konusunda usta. İşyerinde beceri paylaşımı yoluna gidebileceklerdir. Yani bir işi bir arkadaşının ondan çok daha iyi yapabileceğine inanıyorsa onun yapmasını isteyecek ve kendisi de eğilimine göre iş talep edecektir. Enerjinin gereksiz yere harcanmasına tahammül edemeyecekler ve sizden de bu konuda destek bekleyeceklerdir. Ayrıca “Kendin Yap” konseptiyle büyüdükleri için bunun yansımalarını görmek de şaşırtıcı olmayacak. Sorunları geleneksel yollardan çözme çizgisinin dışına çıkacaklarını söyleyebiliriz. Bunun yanında iş hayatı dışında başka uzmanlık alanlarına da odaklanabilecekler ve kenardan farklı işler de yürütebilecekler. İş dünyası ise böyle bir anlayışı ne kadar benimseyecek göreceğiz.

Bunun yanında bu kuşak üzerinde belli korkularımız olduğunu belirtmeden olmaz. Özellikle sosyal medyayı kullanma sıklıkları ve özel hayatlarını fazlasıyla ifşa ediyor oluşları. Aslında durum sandığımız kadar sorunlu değil. Onlar tamamen denetime maruz kalmış bir kuşak ve durumun farkındalar. Özellikle teknolojinin gelişimiyle çocukları bu konuda kontrol etmek de kolaylaştı. Onlar da bunu bilerek hareket ediyorlar ve dışarıya paylaşım yapmaktan ziyade kendi aralarındaki iletişime odaklanmış durumdalar. Dolayısıyla Facebook’ta özel hayatını rahatlıkla paylaşan Y kuşaklılardan çok daha temkinli olduklarını söyleyebiliriz.

Bizler tamamen teknolojinin içine doğmuş bambaşka bir kuşağın gözümüzün önünde büyüdüğünü gözlemliyoruz. Özellikle X kuşağı ebeveynler ve X -Y kuşağı öğretmenler olarak bu kuşağı tanıma konusunda belli deneyimlere sahibiz.  Fakat iş hayatı yeni çalışanlarını kendi bünyelerine nasıl adapte edecek ve bu gençler kendi geleceklerini bizlerin yardımıyla nasıl çizecekler? Bu noktaya yoğunlaşmanın zamanı geldi.

Yazının başına gelelim ve diyaloğu tamamlayalım.

– … Hata yapmanın hayat felsefemde önemli bir yeri var. Umarım burada da bol bol hatalarım olacak.
– … Hata mı? Hangi şirket bol bol hata yapmanıza tolerans gösterir ki?

Sanırım onları anlamanın ve onlara yardımcı olmanın yolu onlara doğru soruları sormaktan geçiyor. “Biz senin için ne yapabiliriz?” belki de iletişime başlamak için basit ama gerçekçi bir soru olacak.

Keyifli okumalar…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here