İdeal Öğrenme Ortamlarının Mimarisi

0
1474

Çağdaş okul tasarımının önde gelen uygulamaları hakkında fikir sahibi olmak için ABD’nin K-12 eğitimi alanındaki en iyi dört mimarlık firması ile söyleşiler gerçekleştirdik: Fanning HoweyCorganPerkins+Will ve Huckabee. Bu şirketler her sene toplamda yüzlerce milyon dolarlık işler yapıyor ve şimdiye kadar ülke ve dünya çapında binlerce okulun inşasını ya da yenilenmesini tamamladılar.

Söyleşilerde beş ortak tasarım prensibi—teknoloji entegrasyonu, emniyet ve güvenlik, şeffaflık, çok amaçlı alan ve açık havada eğitim— hakkında önemli bilgiler edindik.

TEKNOLOJİ ENTEGRASYONU

Dijital çağın başında, çoğu K-12 okulu için teknoloji entegrasyonu, öğrencilerin kullanmak için isim yazdırdıkları kocaman aletlerle dolu bilgisayar laboratuvarları demekti. Günümüz okul teknolojisi ise çok daha ileride: Aynı anda ulaşılabilir, görünmez, kişisel ve mobil.

Mimarlara göre, bütün okulu –açık hava da dâhil olacak şekilde- kablolarla donatmak gerekiyor ve projektörler, ekranlar ve ses sistemleri sınıfları terk edip koridorlara, ortak alanlara, kafeteryalara ve hatta merdivenlere taşınıyor. Öğrenciler ağa, kampüsün her yerinden ulaşabiliyor ve binadaki dijital ekranlarda çalışmaları görüp paylaşabiliyorlar. Bu, öğrencilerin öğretmene bağlılığının azalması, kullanıcılar arası işbirliğinin desteklenmesi ve öğrenme eyleminin sınıf sınırlarını aşıp bütün okula yayılması gibi devrimsel sonuçlara yol açabilir.

Wi-Fi ve teknolojinin bütün okula yayılması standart olmasına rağmen, 3 boyutlu yazıcılar gibi ileri teknoloji aletlerin olduğu odalara halen ihtiyaç var. Özel bir okul olan St. John’s Prep, STEM (Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik) ortak alanının parçası olan bir robotik laboratuvara sahip. (Fotoğraf: ©Robert Benson Photography/Courtesy of Flansburgh)

Huckabee mimarlık şirketinde eğitim uygulamaları başkan yardımcısı olan Kerri Ranney, “Eğitim verdiğimiz öğrenciler internetsiz dünyadan bihaber,” diyor. “Bunu kabul edebilmeli ve onları, okulu bitirdiklerinde çalışacakları ortamlara ve şirketlere hazırlamalıyız.”

Ohio’nun Columbus şehrinde bulunan ve Fanning Howey tarafından tasarlanan Ecole Kenwood Fransız Okulu’nda, merdivenler öğrencilerin oturabilmesi için genişletilip halı ile kaplanmış ve bir baş üstü projektör, büyük bir ekran, güçlü ses sistemi ve kablosuz internet ile donatılmış. Mekân, dersler ve öğrenci sunumları için popüler bir yer haline gelmiş.

Ecole Kenwood Fransız Okulu’nda merdivenler, dersler, grup çalışması, sunumlar ve sosyalleşmeye olanak sağlayan bir alana dönüştürülmüş. (Fotoğraf: ©William Manning/Photo courtesy of Fanning Howey)

Fanning Howey mimarlık şirketiyse Zionsville West Ortaokulu için açık hava laboratuvarı olarak kullanılan bir su havzası -sel suyunun içinde biriktiği bir gölet- tasarlamış.

Peyzaj mimarı Jeff Bolinger, “Tek dönümlük gölet, sulak alan bitkileri için sığ bölgelere sahip ve tahta iskelede küçük grup eğitimi için kablosuz internet erişimli seyir platformları bulunuyor. Açık havada gerçekleşen okul projelerimizin çoğunda kablosuz internet erişimi var. Hatta internet artık büyük bir beklenti.” diyor.

Zionsville West Ortaokulu’ndaki havuz, Wi-Fi erişimi olan bir deney alanı ve bilim dersleri için proje bazlı bir öğrenim bölgesi. (Fotoğraf: Courtesy of Fannig Howey)

EMNİYET VE GÜVENLİK

Columbine, Colorado ve Parkland, Florida’da meydana gelen dehşet verici olaylar, okul tasarımında alınan emniyet ve güvenlik tedbirlerinin önemini oldukça arttırdı. Okuldaki terör eylemlerine karşı korunmak kamuoyunda birincil öncelik olabilir ancak, öğrenci zorbalığı daha yaygın ve günlük bir mesele ve farklı mimari zorluklar ortaya çıkarıyor.

Tahmin edebileceğiniz gibi, zorbalar yetişkin gözetiminin olmadığı yerler ararlar. Eğitim İstatistikleri Ulusal Merkezi tarafından yapılan yeni bir araştırmaya göre, 12 ila 18 yaş arası öğrenciler, kafeterya ya da oyun alanları gibi okul bölgelerine oranla, koridorlarda ve merdivenlerde – zamanlarının ufak bir kısmını geçirdikleri yerler- neredeyse iki kat fazla zorbalık olayına maruz kalıyorlar. Mimarlar, pencereleri ve net görüş açılarını vurgulayan, katlar arasında bile daha açık ve şeffaf bir tasarımın, zorbalık olasılığını düşüreceği ve hassas öğrencilerin eğitim alanlarını iyileştireceği fikrinde.

“Eski tasarımlarda, fark edilmeyen yerler vardı, bu tür yerlerde zorbalık etmek daha kolaydır,” diyor eğitimci ve mimar David Stephen. “Olabildiğince fazla görsel bağlantıya sahip olmak çok daha güvenli, böylelikle çok sayıda yetişkin, okuldaki çocukları gözleyebilir.”

Texas’ın Georgetown şehrindeki Annie Purl İlkokulu’nda, Huckabee mimarlık firmasının tasarlayıp monte ettiği sınıf duvarları, zeminden tavana camdan yapılmış. Her akademik alan, merkezi bir işbirliği alanına ve öğretmenlerin tasarım laboratuvarına bağlanan sınıflar içeriyor. Bu sayede eğitimciler çocukları sınıfta, işbirliği alanında ya da koridorda, kısacası eğitim alanının her noktasında sürekli olarak görebiliyorlar.

Annie Purl İlkokulu’ndaki her sınıfta bulunan, zeminden tavana cam duvarlar, açık ve şeffaf bir ortam yaratmayı amaçlıyor. (Fotoğraf: ©Truitt Rogers/Courtesy of Huckabee)

Çok düşük bir ihtimal de olsa, saldırgan ya da silahlı birinin binaya girmesi durumunda mimarlar çoklu güvenlik katmanına güveniyor. Okula tek bir giriş noktasının olması, istenmeyen erişimi sınırlamak için standart protokoldür; ancak çoğu okul, içeri girmek için kilitli iki adet kapıdan geçmenizi gerektiren çift kilitli girişler kurmaya başladı. Genellikle, kampüse girişlerinden önce ziyaretçiler imza verip güvenlik kamerasından izleniyorlar.

Bu devlet okulundaki idare ofisi, okulun çift kilitli girişine bakıyor, böylece ziyaretçiler isimlerini yazdırmadan okula giriş yapamıyor. (©William Manning/Photo courtesy of Fanning Howey)

Zannedilenin aksine, açık ve geniş alanlar tecrit sırasında koruma sağlayabiliyor. Fanning Howey mimarları, bir devlet okulunda gerçekleşebilecek, düşünmesi bile hoş olmayan olayları önlemek için tasarlanmış, akademik kanatta bulunan güvenlik katmanlarını şöyle tarif ediyorlar: Akademik kanadı tutan iki sıra giriş kapısı kurşun geçirmez camdan yapılmış ve uzaktan kontrol edilebilir. Bu sayede ortak öğrenme alanı bir tür güvenli bölgeye dönüştürülmüş. Olur da saldırgan akademik kanada giriş sağlarsa, dört köşedeki her bir sınıf sığınak görevi görüyor – ortak alanlardan ve bitişik odalardan erişilebilen sınıflar kurşun geçirmez camla kaplı ve başka girişleri engellemek için mühürlenebilirler.

 

ŞEFFAFLIK

Görsel bağlantılılığın ilkesi olan mimari şeffaflık, yeni okul tasarımlarında gelişmeye başlamış olan bir standart. Koridor, sınıf ve kafeterya gibi iç mekanlar (normalde, birbirinden duvar ya da antre gibi şeffaf olmayan yapılar tarafından ayrılır), Google ve Apple ofislerinden ilham alınarak kesintisiz görüş açısına olanak sağlayan açık düzenlemeler ile donatılıyor.

Deerfield Lisesi, sınıflardaki bir duvarı kaldırarak öğrenimi görünür kılıyor ve öğretmenlerin tek başına veya grup halinde çalışan öğrencileri kontrol etmelerini daha kolay hale getiriyor. (©James Steinkamp Photography/Courtesy of Perkins + Will)

“Geleneksel okullarda, koridorlar çoğunlukla birbirine benzer,” diyor New Vista Eğitim Tasarımları’ndan Stephen. “Koridorlar 3 metre genişliğindedir, dolaplarla çevrilidir ve sınıfların kapıları da kapalıdır.”

Önde gelen eğitim ortamları mimarlarına göre, bitişik alanlarda ortak bir görüş hattı açmak, eğitimi müşterek bir hale getirirken işbirliğini teşvik ediyor ve öğrenci çalışmalarının gözlemlenip beğenileceği bir açık alan yaratıyor.

Fanning Howey, anaokulu öncesinden 12. sınıfa kadar hizmet veren British International School of Houston’ı, öğrenmeyi görünür hale getirmek amacıyla inşa etmiş. Binanın tamamı, antik Yunanistan’da şehir yaşamının merkezindeki halka açık mahkemelerden ilham alınarak tasarlanan Agora –Yunanca’da ‘toplanma yeri’- ismindeki ortak bir alanı çevreliyor.

Agora’nın etrafındaki bütün sınıflar zeminden tavana kadar cam duvarlarla çerçevelenmiş. Bu merkezi toplanma yerinden, her yaştaki öğrenci görülüyor ve başkalarını görebiliyor, kendi çalışmaları izlenirken onlar da diğer sınıflardaki öğrencilerin ne yaptığını izleyebiliyorlar.

Houston İngiliz Uluslararası Okulu’ndaki Agora, şeffaflık ilkesini kullanarak genç öğrencilere, kendilerinden yaşça daha büyük öğrencilerin neler yaptığını görme ve böylece ileride kendilerini nelerin beklediğini gözlemleyebilme şansı tanıyor. (Fotoğraf: ©G. Lyons Photography/Courtesy of Fanning Howey)

Stephen, “Görsel şeffaflık sayesinde, başka bir sınıfta ya da robotik laboratuvarında olup biten ilginç şeyler izletilerek, öğretme ve öğrenme hakkında herkese açık bir sohbet ortamı yaratılıyor.” diyor.

Zeminden tavana cam duvar, şeffaflığa ulaşmak için tek yol değil elbette. Perkins + Will mimarlık şirketi, Campus Uluslararası Okulu adlı bir anaokulunda, sürekli bir görüş açısı yaratmak için daha ucuz bir alternatif -stratejik olarak yerleştirilmiş cam pencereler- kullandı. Sonuç pek heyecan verici olmasa da, tasarım daha uygun maliyetli ve öğrenme üzerindeki etkisi benzer: İşbirliği fikrini teşvik ediyor ve öğrencilerin başkalarıyla çalışmaktan ilham almalarını sağlıyor.

Campus Uluslararası Okulu’ndaki her sınıf hem avluya hem de diğer sınıflara bakıyor. (Fotoğraf: ©James Steinkamp/Courtesy of Perkins + Will)

ÇOK AMAÇLI ALAN

Sosyal ve teknolojik değişimin hızı baş döndürücü ve modern eğitim ortamları, bu hıza ayak uydurmak için gelişiyor. Mimarlara göre eğitim alanlarını işe yarar kılmanın yolu, teknoloji, müfredat ve eğitim bilim, binanın 50 yıllık ömrü boyunca değişirken binanın da bu değişimlere ayak uydurabilmesini sağlamak.

Fanning Howey’in baş mimarı Chuck Tyler şöyle diyor: “Eğitimin değişeceğini biliyoruz. Müfredatların değişeceğini biliyoruz. Öyleyse ayakta kaldığı süre boyunca bu değişimlere en iyi şekilde uyum sağlayabilecek tesisi nasıl oluşturabiliriz?”

Okul mimarları, öğrencilerin teneffüslerde hızla yer değiştirmeleri için yapılmış uzun koridorlara sahip, kapalı ve tek amaçlı alanlar sağlayan endüstriyel çağdan kalma planları rafa kaldırıyor. Günümüzde, okulların her köşesi öğrenime katkı sağlaması amacıyla tasarlanıyor: Koridorlar sınıfların bir uzantısı haline gelmeleri için genişletiliyor, merdivenler oturma alanlarına dönüştürülüyor ve duvarlar yazı yazma yüzeyi veya Wi-Fi uyumlu televizyon ekranları görevi görüyor. Yemekhane ya da kütüphane gibi tek amaçlı odalar ise, karma salonlar, ortak çalışma alanları ya da medya merkezleri görevi görecek şekilde tasarlanıyor.

Bir devlet okulu olan Wagner Ortaokulu’ndaki kafeterya binanın merkezinde yer alıyor ve içerisinde gösteriler için bir sahne ile bireysel ve grup çalışmaları için bir öğrenim merdiveni bulunduruyor. (Fotoğraf: Courtesy of Huckabee)

Perkins+Will mimarlık şirketinden Steve Turckes şöyle diyor: “Çoğumuzun ilk aklına gelen fabrika modeli –koridor boyunca sıralanan benzer büyüklükteki sınıflara sahip- okulların, müşterilerimizin aklındaki eğitim ve öğrenim fikrine uygun olmadıkları anlaşıldı.”

Gerçek anlamda esnek alanlar, aynı zamanda ortamı hızla değiştirerek ve eğitimsel çeşitlilikleri sağlayarak (ders anlatımı, grup çalışması veya bireysel çalışma) eğitmenlerin ihtiyaçlarını da karşılayabiliyor olmalı. Hafif sandalyeler, armut koltuklar, halılar, çeşitli yükseklikteki masalar ve taşınabilir ve hatta katlanabilir duvarlar, ufak odaların sessiz okuma alanlarına dönüşmesini sağlayabilir. Bu alanlar daha sonra proje bazlı öğrenime ya da ders anlatımına uygun mekânlara dönüştürülebilir.

Field İlkokulu’ndaki bu küçük oda, ufak gruplar için çalışma ortamı sağlayan bir alan olarak kullanılıyor. (Fotoğraf: ©David Lena/Courtesy of Jonathan Levi Architects)

Örneğin, bir devlet okulu olan Milan Lisesi’ndeki Milan Yenilikçi Çalışmalar Merkezi’nde öğrencilerin bireysel araştırmalar yaptıkları, grup projelerine katılabildikleri ve sunumlar yapabildikleri Innovation Zone (İnovasyon Alanı) isminde bir ortak çalışma alanı bulunuyor. İnovasyon Alanı, aynı zamanda okulun sosyal merkezi görevi görüyor ve içerisinde bir kahve dükkânı ve öğrenciler tarafından işletilen bir kitabevi barındırarak günümüzün ileri gelen teknoloji şirketleri arasında popüler olan çalışma ve rahatlama alanlarının birleşimi akımını takip ediyor.

İnovasyon Alanı ortak çalışmalar, sunumlar ve sosyal aktiviteler için yaratılmış, okulların eğitim amaçlı ve eğitim amaçlı olmayan bölgelere ayrılmasına karşı çıkan bir merkez. (Fotoğraf: ©Justin Maconochie/Photo courtesy of Fanning Howey)

AÇIK HAVA EĞİTİMİ

Araştırmalar, yaratıcılığın gelişmesi ve daha az stres dahil olmak üzere, açık havada eğitimin birçok faydası olduğunu gösteriyor. 1998 yılından bir çalışma, yaparak öğrenme ve öğrencinin çevresiyle bağlantılı olduğu öğrenme sayesinde öğrencilerin müfredata daha fazla ilgi duydukları ve akademik testlerde daha yüksek başarı gösterdikleri sonucuna vardı.

Önde gelen eğitim alanları mimarlarına göre, bazı açık hava öğrenim ortamları yalnızca birkaç bank, bir amfi tiyatro ya da Wi-Fi ve malzemelerle donatılmış kısmen kapalı bir çalışma alanı gibi öğrenmeyi kolaylaştıran alanlar. Sınıflar gibi, bu açık hava mekânları da eğitim, sunumlar ya da bireysel veya grup çalışmaları için tasarlanırken aynı zamanda vakitlerinin büyük bir kısmını iç mekânlarda geçiren öğrencilere yeni bakış açıları sunuyor.

Annie Purl İlkokulu’nda açık hava sınıfı; oyun, eğitim, üretim, bilim deneyleri ve ortak çalışmaya dayalı faaliyetler için kullanılan çok amaçlı bir alan. (Fotoğraf: ©Truitt Rogers/Courtesy of Huckabee)

Diğer açık hava eğitim alanları ise ders müfredatının bir uzantısı olarak doğayı gözlemleme veya doğa ile doğrudan etkileşime geçme amacıyla tasarlanıyor.

Mimarlık ve tasarım firması Corgan, bir devlet okulu olan Daugherty İlkokulu’nda Texas eyaletinin sembolleri üzerinden çeşitli eğitim alanları sunan bir öğrenim avlusu oluşturdu. Yerde Texas’a özgü fosillerin izleri bulunuyor. Üzerlerinde, içinden günışığı geçtikçe yere şekilleri yansıyan kesikler bulunan gölge duvarları, öğrencilere güneşin yarattığı gölgelerin şekil ve uzunluk değişimleri vasıtasıyla dünyanın dönüşünü ve mevsimsel döngüleri öğretiyor. Yağmur suyu kuyusu, öğrencilerin toplam yağış miktarını takip etmelerini sağlarken, çok az suyla yaşayan bitkilerden oluşan peyzaj tasarımı öğrencilere yerel, kuraklığa dayanıklı bitkiler hakkında bilgi veriyor ve fotosentez ve ozmos gibi karışık biyolojik kavramlar konusunda deneyim kazandırıyor.

Daugherty İlkokulu’nda Texas eyaletinin sembolleri üzerinden çeşitli eğitim alanları sunan açık hava öğrenim alanları bulunuyor. Avludaki gölge duvarı, öğrencilere dünyanın dönüşünü öğretiyor. (Fotoğraf: ©Charles Davis Smith, AIA/Courtesy of Corgan)

Ürettiği enerjiden daha azını kullanan devlet okulları arasında ABD’nin en büyüğü olan Lady Bird Johnson Ortaokulu binasının kendisi bir öğrenim laboratuvarı. Mimarlık firması Corgan, binanın yeşil enerji imkânlarını, okulun 6-8. sınıf fen bilgisi müfredatı ile birleştirecek şekilde tasarladı. Örnek olarak altıncı sınıfta öğrenciler, her biri okulda mevcut olan fosil yakıt ile güneş, rüzgâr ve jeotermal enerjileri karşılaştırarak enerji dönüşümü hakkında veri topluyor ve yaşayarak öğreniyorlar.

 

Lady Bird Johnson Ortaokulu, bölgedeki öğrencilere bir fen bilgisi müfredatının hayata geçirilmesini görmeleri için günlük turlar sunuyor. (Fotoğraf: ©Charles David Smith/Courtesy of Corgan)

 

 

Çeviri: Zeynep Topal

Kaynak: https://www.edutopia.org/article/architecture-ideal-learning-environments

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here