Kanada Eğitimde Nasıl Bir Süper Güç Haline Geldi?

0
221

Dünyanın en iyi eğitim sistemlerinden söz edildiğinde akla genellikle ya Singapur ve Güney Kore ya da Finlandiya ve Norveç gelir. Oysa Kanada, daha az tanınmakla birlikte uluslararası sıralamada en üstlere yerleşmiş durumda.

Uluslararası PISA testlerinin sonuncusunda Kanada, matematik, bilim ve okuma alanlarının üçünde birden ilk ona giren birkaç ülkeden biriydi. OECD (Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü) düzenlediği testlerde Kanadalı gençler dünyanın en iyi eğitimli öğrencileri arasında yerlerini aldılar.

Öğrenciler komşuları Amerika’yla, güçlü kültürel bağlara sahip oldukları İngiltere ve Fransa gibi ülkelerin öğrencilerini geride bıraktılar.

Kanada, üniversite düzeyinde Kanada, dünyanın en çok yüksek öğrenim görmüş çalışan yetişkin oranına sahip; OECD ülkelerinde %35 olan oran Kanada’da %55 civarında.

Göçmen öğrenciler

Kanada’nın okul testlerindeki başarısı da uluslararası eğilimlere kıyasla oldukça sıra dışı. Bu konuda dünyanın en önde gelen ülkesi olan Singapur’da eğitim sisteminin her parçası, ulusal stratejiyi kapsayan bir sisteme dahil ediliyor. Kanada’nınsa aslında gerçek bir ulusal eğitim sistemi bile bulunmuyor, eğitim sistemi özerk bölgeler üzerine kurulu. Singapur gibi bir şehir devletiyle, Kanada gibi geniş bir alana kurulu bir ülke arasında çok büyük bir tezat olduğu açık.

Yeni Kanada vatandaşlarının yemin töreni.

Kanada’nın eğitimdeki başarısını anlamaya çalışan OECD, federal hükümetin rolünü “sınırlı ve kimi zaman yok” olarak tanımlıyor. Ayrıca çok farkına varılmayan bir başka durum da, Kanada’nın okul nüfusundaki yüksek göçmen oranı. Kanada’daki genç yetişkinlerin üçte birinden fazlasının ailesi başka ülkelerden geliyor.

Ancak ülkeye yeni gelmiş bu göçmen ailelerinin çocukları, sınıf arkadaşları kadar başarılı olacak kadar sisteme uyum sağlamış görünüyorlar.

Son PISA sıralamalarına, ülke değil bölge bazında, daha yakından bakıldığında, Kanada’nın aldığı sonuçların daha da çarpıcı olduğu görülüyor.

Kanada’nın eyaletleri, PISA testine ayrı ülkeler olarak girmiş olsaydı, bu eyaletlerden üçü; Alberta, Britanya Kolombiyası ve Quebec, bilim alanında, Singapur ve Japonya’nın yanında dünya çapında ilk beşe girer, Finlandiya ve Hong Kong’u geçerdi.

Peki Kanada o kadar çok ülkeyi eğitimde nasıl geride bıraktı?

OECD eğitim direktörü Andreas Schleicher, Kanada’daki birleştirici büyük temanın eşitlik olduğunu söylüyor. Her eyalette farklı bir eğitim politikası olmasına rağmen, okullarda eşit fırsat verilmesi konusunda ortak bir karar söz konusu.

Schleicher, eğitim sisteminde güçlü bir adil ve eşit erişim kavramının bulunduğunu, bunun göçmen çocukların yüksek akademik başarılarında kendisini belli ettiğini ekliyor.

Üç yıl içinde PISA testleri, yeni göçmenlerin çocuklarının testlerde sınıf arkadaşları kadar yüksek puanlar aldığını gösteriyor.

Kanada öğretmenlere uluslararası standartların üstünde ücret ödüyor.

Bu sonuçlar Kanada’yı göçmen çocukların göçmen olmayan çocuklarla benzer başarı düzeyine ulaştığı sayılı birkaç ülkeden birisi konumuna getiriyor.

Kanada’yı diğer ülkelerden ayıran bir başka özelliği de, öğretmenlerinin uluslararası standartlarda çok iyi ücret alması ve öğretmenliğe girişin zor olması.

Eşit şanslar

Toronto Üniversitesi’ndeki Eğitim Araştırmaları Enstitüsü’nden Prof. David Booth, Kanada’nın güçlü okuryazarlık temeline dikkat çekiyor.

Ülkede okuryazarlığın geliştirilebilmesi konusunda,  iyi yetiştirilmiş personel, okul kütüphaneleri gibi kaynaklar ve zor durumdaki okullarla bireylerin saptanabilmesi için sınav ve değerlendirmeler gibi sistematik çalışmalar bulunuyor.

Londra’daki UCL Eğitim Enstitüsü’nden Prof. John Jerrim, Kanada’nın üst sıralarda yer almasının okul sonuçlarındaki sosyoekonomik uçurumun fazla olmamasını yansıttığını belirtiyor. Gerçekten de Kanada’nın aldığı, ortalamanın üstündeki sonuçlarda refah düzeyi yüksek ve düşük öğrencilerin sonuçları arasında görece az bir fark bulunuyor.

En son PISA bilim testinin sonuçlarına göre, Kanada’nın aldığı puanlardaki çeşitliliğin, öğrencilerin sosyoekonomik farklılıklarından kaynaklanma oranı % 9 iken, aynı oran Fransa’da %20’yi, Singapur’da ise %17’yi buluyor.

Sonuçların böylesine adil olması, Kanada’nın uluslararası sınavlarda neden bu kadar başarılı olduğunu da açıklıyor. Kanada’nın başarısına yoksulluk nedeniyle gölge düşmüyor.

Kanada’da dikkat çekecek derecede tutarlı bir eğitim sistemi bulunuyor. Gelişmiş ülkelerdeki ortalamaya kıyasla varlıklı ve yoksul öğrenciler arasında çok az fark olduğu gibi, okullar da birbirinden çok az farklı bir başarı sergiliyor.

Prof. Jerrim, yüksek oranda göç almak sonuçları olumsuz etkilermiş gibi görünse de, Kanada’da bunun bir başarı hikâyesine dönüştüğünü söylüyor.

Kanada’ya Çin, Hindistan ve Pakistan gibi ülkelerden gelen göçmenler genellikle iyi eğitim almış kimseler ve çocuklarının başarılı olmasını çok istiyorlar.

Prof. Jerrim bu ailelerin başarı konusunda bir göçmen “açlığı” hissettiklerini ve onların yüksek beklentilerinin çocuklarının okul başarılarını tetikleyip desteklediğini belirtiyor. Toronto Üniversitesi’nden Prof. Booth da bu göçmen ailelerinin yüksek beklentilerine dikkat çekip, “Kanada’ya yeni gelen ailelerin çoğu çocuklarının okulda mükemmel sonuçlar almasını bekliyor ve öğrenciler de bir şeyler öğrenme konusunda çok motive durumda oluyor” diyor.

Bu yıl Kanada için eğitim açısından başarılı bir yıldı. Ülkedeki üniversitelere deniz aşırı ülkelerden rekor sayıda başvuru yapıldı, Küresel Öğretmen Ödülünü Kanadalı bir öğretmen olan Maggie MacDonell kazandı.

150. kuruluş yılını kutlayan Kanada gerçekten de eğitimin süper gücü olduğunu iddia edebilir.

Kaynak: http://www.bbc.com/news/business-40708421

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here