Sessiz, İlgisiz, Zorluk Çeken ve Sorun Çıkaran Öğrencilere Ulaşmanın Yolları

0
2446

Yeni bir lise tarih öğretmeni olarak, öğrenci çeşitliliği beni en çok zorlayan şeydi. Meslekteki üçüncü yılımda bile, öğrencilerimin beraberlerinde getirdikleri eşsiz güçlü yönlerini ve yaşadıkları zorlukları tam olarak anlamış ya da takdir edebilmiş değildim. Sınıfta geçirdiğim dokuz yıl ve sayısız hatam sonucu öğrendiklerimden sonra hala, eğitim sanatında uzmanlaştığımı ya da her çeşit öğrenciyle bağ kurduğumu iddia edemiyorum, ancak çaylak hatalarımdan nasıl kaçınılacağı ile ilgili bazı fikirlerim var.

Sessiz Öğrenci

Öğretmenlerin içedönük öğrencileri, “kabuklarından çıkmaları” için teşvik etmeleri ne kadar doğru emin değilim. Bir süre önce, sessiz öğrenciler de derslerimde başarılı olabileceklerinin farkına varsınlar diye sınıf içi katılıma not vermeyi bıraktım. Her türlü değerlendirme özneldir ancak sınıf içi katılımı değerlendirmek bana daha öznel geliyor. Söylediklerinin kalitesini de hesaba katarsak bir insanın ne kadar konuştuğu ile dersin diğer tüm alanlarındaki performansı arasında kesin bir bağlantı görmüyorum.

Düşüncemi teyit etmek için Sakinler de Kazanır adlı kitabın yazarı Susan Cain ile konuştum. “İyi niyetli öğretmenlerinden kendileriyle ilgili bir şeylerin “yolunda gitmediği” mesajını almış çocuklarla ilgili çok fazla hikaye duyuyorum,” diyor Cain. ”Sanırım iyi niyetli öğretmenler, içedönük öğrencileri dışadönük yapmayı görevleri olarak görüyorlar. Ancak, içedönük olmanın son derece normal bir kişilik tipi olduğunu kesinlikle anlamamız gerekiyor.” Öğrencilerimi değerlendirirken, Cain’in sözlerine göre hareket etmeye çalışıyorum.

İlgisiz Öğrenci

Konuya ilgi duyan ancak tartışmalara katılmayan sessiz öğencilerin aksine, ilgisiz öğrenciler kendilerine öğretilenlerle nadiren ilişki kurabilir ya da onları faydalı görürler. Bu sorunun üstüne gitmek için, öğrencilere kendi makale ya da proje başlıklarını önerme olanağı sunuyorum ki öğrenme eylemini daha çok sahiplenebilsinler. Ayrıca, çok fazla öğrencinin rehberlik ve yönlendirilme konusunda yetişkinlere bağımlı olduklarını keşfettim. Anında cevap vermekten sıklıkla kaçınmamın sebebi sadece özgüvenli olmayı teşvik etmek değil, aynı zamanda insanda, kendi için bir şey öğrenirken oluşan gerçek haz hissini uyandırmak.

Will Richardson’ın kısa ama aydınlatıcı kitabı Why School? How Education Must Change When Learning and Information Are Everywhere (Neden Okul? Öğrenme ve Bilgi Her Yerdeyken Eğitim Nasıl Değişmeli?), öğretmenlerin artık, sınıf eğitiminde bilginin tek kaynağı olmadığını öne sürüyor – hatta ne kadar az dahil olurlarsa o kadar iyi. “Çok fazla bilgiye, habere kolayca ulaşabiliyoruz ve artık daha fazla insan, ileride başarılı olmanın anahtarının, öğrencilerin kendi öğrenmelerini organize edebilmelerinden geçtiğini biliyor.” diyor. “Kendilerine uygun sınıfları bulabilirler mi? Kendi sınıflarını ve müfredatlarını kendileri yaratabilirler mi?” Benim eğitim tecrübeme göre, öğrencilerin [derslerle] en ilgili oldukları durum bu.

Zorluk Çeken Öğrenci

Öğrencilerin, hatalarını düzeltebileceklerinin farkında olmalarını istiyorum. Zeki, becerikli gençler düşük not aldıktan sonra çoğunlukla bir anlamsızlık hissine kapılıyorlar. Üstelik, bir dizi ufak başarısızlıktan sonra bu öğrencilerin çoğu, öğretmenlerinin bile onlara yardım etmenin yararsız olduğunu düşündüklerini hissetmeye başlıyorlar. Buna bağlı olarak, öğrencilerime bir hafta içinde yeniden değerlendirilme şansı veriyorum – ve sadece en yüksek iki sonucu dikkate alıyorum. Öğrenci ikinci defa başarısız olursa, benimle görüşmeye vakit ayırdığı takdirde koşulları göz önünde bulundurarak ona bir şans daha veriyorum.

Düşüncelerimi, Fair Isn’t Always Equal: Assessing and Grading in the Differentiated Classroom (Adalet Her Zaman Eşitlik Değildir: Farklılaştırılmış Sınıflarda Değerlendirme ve Not) adlı kitabın yazarı eğitimci Rick Wormeli kadar etkileyen insan sayısı azdır. “Gereken her şeyi yapıyorum,” diyor Amerika’nın Ulusal Kurul Sertifikalı ilk öğretmenlerinden biri olan Wormeli. “Asıl amaç ders materyalini öğrenmeleri, müfredat takvimine yetişmeleri değil. Öğrenmenin yolu, her öğrenci için farklıdır.”

Sorun Çıkaran Öğrenci

Genç insanların kabahatlerini anlamalarına yardımcı olmak önemli. Sonuçların, kabahatli kişide her zaman daha pozitif ve kalıcı değişimler yarattığına pek ikna olmuş değilim gerçi. Önlemeyi ve eğitimi, en iyi eylem plan olarak gördüğüm için örnek davranışları sergilemek ve ön plana çıkarmak için elimden geleni yapıyorum. Dahası, öğrencilerimi sağlıklı akademik bilgileri ve sosyal uygulamaları takip etmeleri için teşvik ediyorum.

Bu konudaki düşüncelerini merak ettiğim Yale Üniversitesi’nde psikoloji profesörü ve çocuk psikiyatrı olan Alan E. Kazdin ile görüştüm, “Bir şeyleri modellediğimizde bunun, çocukların beynini değiştirdiğini biliyoruz,” diyor aynı zamanda yazar olan Kazdin. “Ebeveynlerin sahip olduğu çok güçlü bir araç bu, farkında olmadan ellerinde sihirli bir değnek taşıyorlar bir nevi.” Kazdin ayrıca, ebeveynlerin ve öğretmenlerin “öğretme anı”nın etkililiğine çok fazla anlam yüklediklerini ve bu konuda yanıldıklarını belirtiyor.

“Üç hata hakkı” gibi tavırların işe yararlılığı bir efsane. Bu tür şeyler davranışı değiştirmez. Keşke değiştirseydi,” diyor Kazdin. Bunu aklımda tutarak öğrencilerimi, onlara daima güvendiğime; başarılı olmak için kolaya kaçmalarına gerek olmadığına ikna etmeye çalışıyorum. Ciddi anlamda kabahat işleyen ve bunu tekrar eden öğrencilerle nasıl başa çıkılacağı konusunda hala çelişkilerim olduğunu kabul ediyorum. Uzaklaştırmayı ya da okuldan atmayı, öğrenci eylemlerinin şiddetli sonuçlar doğurduğunu anlasın diye destekliyorum, ancak o kişinin daha iyi yönde değişmesi umuduyla ve son çare olarak.

 

Çeviri: Zeynep Topal

Kaynak: https://www.edutopia.org/blog/reaching-quiet-disengaged-struggling-troublemaking-students-david-cutler?utm_source=facebook&utm_medium=socialflow

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here