TRENDLER

Araştırma: Helikopter Ebeveynliğin Çocukların Üniversite Yılları Üzerindeki Negatif Etkileri

Görüntülenme 645

0
Araştırma:  Helikopter Ebeveynliğin Çocukların Üniversite Yılları Üzerindeki Negatif Etkileri

2010 yılında psikoloji profesörü Neil Montgomery, üniversiteye yeni başlayan 300 öğrenci üzerinde yaptığı çalışmada, helikopter ebeveynleri olan öğrencilerin yeni fikirlere ve eylemlere daha az açık, daha savunmasız, daha endişeli ve daha içine kapanık olduğunu buldu. Montgomery’nin çalışması, “kendilerine sorumluluk verilen ve sürekli ebeveynleri tarafından izlenmeyen öğrencilerde bu etkiler tersine dönüyor” sonucuna ulaştı.  2011 yılına ait Tennessee Üniversite’sinden bir başka çalışma, sürekli çocuğunu takip eden helikopter ebeveynleri olan 300’den fazla öğrenciyi inceleyerek bu öğrencilerin anksiyete ve/veya depresyon konusunda ilaç tedavisi görmeye daha meyilli olduklarını ortaya çıkardı.

438 üniversite öğrencisi üzerinde yapılan 2012 yılına ait bir çalışma ise şöyle diyor: “Bu tür bir müdahaleci ebeveynlik şeklinin, ergenlikte ortaya çıkan problemli gelişimle ilişkilendirildiğine dair kanıtlar bulduk. Bunun sebebi, yetişkin olma yolunda olan bu çocukların kendine güvenen yetişkinler olmaları için gereken önemli becerileri uygulama ve geliştirme fırsatlarının sınırlandırılması.”

297 üniversite öğrencisi üzerinde yapılan 2013 yılına ait bir araştırma, helikopter ebeveynleri olan üniversite öğrencilerinin belirgin bir şekilde daha yüksek depresyon düzeylerine sahip olduklarını ve hayatlarından daha az memnun olduklarını ortaya çıkardı. Araştırma, genel sağlıktaki bu azalmayı öğrencilerin özerklik ve yetkinlik konusundaki temel psikolojik ihtiyaçlarının ihlaline bağlıyor.” Ve 2014 yılına ait Kolorado – Boulder Üniversitesi araştırmacılarının gerçekleştirdiği bir başka araştırma, aşırı yapılandırılmış bir çocukluk ile daha düşük kendini yönetme becerisi arasındaki ilişkiyi ortaya net bir şekilde çıkaran ilk araştırma oldu. Kendini yönetme becerisi, hangi hedefe yönelik eylemleri ne zaman hayata geçirmek gerektiğini belirleme yeteneğimizdir ve dikkat eksikliği bozukluğu ya da DEHB olan pek çok çocukta eksik olan bir dizi beceriyi gerektirir.

Çocuklarımızın zihin sağlığı ile ilgili ortaya çıkan veriler, konu yaşam becerileri olduğunda onlardan çok az şey beklediğimiz ama konu onlar için yaptığımız akademik planlara bağlı kalmaya geldiğinde onlardan çok fazla şey beklediğimiz için verdiğimiz zararı onaylar nitelikte.

Karen Able büyük bir devlet üniversitesinde psikolog olarak görev yapıyor. Able kendi klinik deneyimlerine dayanarak şöyle diyor: “Aşırı müdahaleci ebeveynlik, ailelerine danışmak ile bağımsız karar verme arasındaki dengeyi kuramayan üniversite öğrencilerinin psikolojik sağlığına ciddi zararlar veriyor.”

Ebeveynler çocukları için hayatla ilgili “işleri”, yani onları uyandırmak, bir yerden bir yere götürmek, teslim tarihlerini ve yükümlülüklerini hatırlatmak, faturalarını ödemek, onlar adına soru sormak, kararlar almak, sorumluluk almak, yabancılarla konuşmak ve yetkililerle karşı karşıya gelmek gibi işleri yapmaya eğilimli olduklarında, onları üniversite ya da iş dünyasında özgür bıraktıklarında çocuklarının büyük bir şok yaşamalarına sebep olabilirler. Bu çocuklar zorluklar yaşarlar ve bu da onlara başarısızlık hissi verir. Halledilmesi gereken işin altında yatan problem, öğrencinin kendini ebeveyninden ayırt etme konusundaki yetersizliğidir.

Mükemmel şekilde sağlıklı görünen ancak aşırı ebeveyn müdahalesine maruz kalmış çocuklar üniversiteye gittiklerinde ve karşılaşabilecekleri birçok yeni durumla, yani farklı bir “temizlik” anlayışı olan oda arkadaşı, bir ödevin revizyonunu isteyen ama tam olarak neyin “yanlış” olduğunu söylemeyen bir profesör, artık eskisi gibi dostça davranmayan bir arkadaş, yazın bir seminere katılmak ile bir hizmet projesi yapmak arasında karar vermek gibi durumlarla başa çıkma konusunda zorluklar yaşadıklarında anlaşmazlıklarla, belirsizliklerle, incinmiş duygularla da karar verme süreciyle nasıl baş edeceklerini bilme konusunda gerçekten büyük zorluklar yaşayabilirler.

Bu başa çıkma yetersizliği – rahatsızlık hissiyle oturmak, seçenekleri düşünmek, bunu birileriyle konuşmak, bir karar vermek – kendi başına bir probleme dönüşebilir.

Ayrıcalığın Bedeli, kitabının yazarı ve psikolog Madeline Levine, çocuklarımıza “aşırı” ebeveynlik yapıyor ve farkında olmadan onlara psikolojik zarar veriyor olabileceğimizi söylüyor. Ve bunun şu üç yolla gerçekleşebileceğini ekliyor:

  1. Zaten kendilerinin yapabildikleri şeyleri çocuklarımız için biz yaptığımızda
  2. Kendilerinin neredeyse yapabildikleri şeyleri çocuklarımız için biz yaptığımızda
  3. Ebeveynlik davranışlarımızın motivasyonunun altında kendi egolarımız olduğunda

Bu şekilde ebeveynlik yaptığımızda, çocuklarımızı yaratıcı olmaları, problem çözmeleri, baş etme becerileri geliştirmeleri, dayanıklı olmayı öğrenmeleri, onları nelerin mutlu ettiğini anlamaları ve kim olduklarını anlamaları yani kısacası insan olma fırsatından mahrum bırakırız. Her ne kadar çocuklarımızı korumak için aşırı müdahalede bulunduğumuzda bunun kısa vadeli kazanımları olsa da, aslında davranışımızla çocuğumuza onun ruhunu yıkan mesajlar veririz: Çocuğum, aslında bunların hiçbirini bensiz yapamazsın.

Psikolog Able şöyle diyor:

“Çocuklara kendi kendilerine bir şeylerle mücadele etmeleri için alan verilmediğinde, problem çözmeyi çok iyi öğrenemezler. Kendi yeteneklerine ve becerilerine güvenmeyi öğrenmezler ve bu, onların özsaygılarını etkileyebilir. Asla mücadele etmek zorunda kalmamakla ilgili bir diğer problem de asla başarısızlığı deneyimlememek ve bu yüzden yorucu bir başarısızlık ve başkalarını hayal kırıklığına uğratma korkusu geliştirmektir. Hem düşük özgüven hem de başarısızlık korkusu depresyona ya da anksiyeteye sebep olabilir.”

Ne Karen Able ne de ben büyük çocuklar asla ebeveynlerini aramamalıdır demiyoruz elbette. Ancak “şeytan” arada geçen konuşmanın detaylarında gizli. Eğer bir problem ya da verilmesi gereken bir karar hakkında arıyorlarsa, onlara ne yapmaları gerektiğini mi söyleriz? Yoksa onları dikkatli bir şekilde dinler, kendi algılama şeklimizle bazı sorular sorar ve sonra “Peki, sen bunu nasıl ele almayı düşünüyorsun” diye mi sorarız?

Çocuklarımız gözümüzün önünde olmadıklarında ve onlara neyin iyi geleceğini biliyor olduğumuzda, biz ebeveynler kendimizi adeta deli gömleği giymiş gibi hissederiz. Evden uzakta ve kafaları karışmış ve şaşkın hissettiklerinde ya da üzgün olduklarında eğer çocuklarımızın yanında olmazsak, kim olacak?

Araştırma verileri gelmeye başladıktan sonra çok daha önemli olduğunu fark ettiğim en önemli nokta şu: Araştırmalar çocukların kendileri için neyin iyi olduğunu kendilerinin bulmalarının zihin sağlıkları için kritik bir unsur olduğunu söylüyor. Yani çocuklarınızın yanında olması gereken kişi yine kendileridir. Bu, çocuğunuz bir problemin ya da daha kötüsü bir krizin ortasında olduğunda kabullenmesi hiç de kolay bir gerçek değil. Ama uzun vadede bakarsanız, bu onlar için en iyi “ilaç”.

Kaynak: http://www.slate.com/articles/double_x/doublex/2015/07/helicopter_parenting_is_increasingly_correlated_with_college_age_depression.html

 

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!