TRENDLER

Bakış Açısı: Gücünü Kaybeden PISA'ya Neden Destek Vermeliyiz?

Görüntülenme 402

0
Bakış Açısı: Gücünü Kaybeden PISA'ya Neden Destek Vermeliyiz?

Amerikan okullarındaki öğrencilerin dörtte üçü, matematik, okuma-yazma ve fen bilimleriyle ilgili bilgilerini geliştirmek için her gün okul sonrası derslere gönüllü olarak katılsaydı ne olurdu? Bunun üstüne bir de Amerikalı öğrencilerin bu konularla ilgili ödevlere günde iki saatten fazla zaman harcadığını hayal edin. Herkesin imrendiği Şangay’daki, Singapur’daki ve Güney Kore’deki akranları aynen böyle yapıyor. Oysa Amerika, uluslararası öğrenci değerlendirmelerinde bu ülkelerin önüne geçmeyi hedeflediğinde hep duvara çarpıyor.

2000 yılından beri gelişmiş ülkelerin çoğu, 15 yaşındaki öğrencilerinin okuma, matematik ve fen bilimlerindeki bilgi ve becerilerini, periyodik olarak yapılan bir PISA (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) testinde karşılaştırabiliyorlar. Bu testin ulusal eğitim politikaları üzerinde çok yüksek etkileri oldu. Performansları düşen ülkeler ‘PISA şoku’ yaşadı ve durumlarını ve standartlarını yükseltmek için büyük değişiklikler yaptılar.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından yapılan bu uluslararası değerlendirmenin etkisi arttıkça, bu testin sonuçlarını ve doğasını kınayan şüpheci sesler de yükselmeye başladı. Geçtiğimiz yıl yüzden fazla akademisyen PISA testlerinin iptal edilmesi çağrısında bulundu. PISA kulesi aşağı doğru eğilmeye başladı. Ancak biz, diğer meslektaşlarımızın aksine, eğer sonunda PISA yıkılırsa buna sevinmeyeceğiz.

Eleştirenlerin üç endişesi var. Birincisi, PISA’nın ülke sıralamalarının okul sistemleri üzerinde negatif sonuçları olduğunu söylüyorlar. Onlara göre OECD, standart testlere aşırı güvenmeye ve öğrenmeyi kolayca ölçülebilen hale getirerek kısıtlandırmaya neden oluyor. İkincisi, OECD ve dolayısıyla PISA’yı, kamusal eğitimde ekonomik çıkarlar lehine taraf tuttuğu için eleştiriyorlar. Özellikle PISA’yı satarak iş fırsatları arayan kar amacı güden global şirketlerle yapılan ortaklıkları. Üçüncüsü, bazı uzmanlar PISA testlerini oluşturan kalemlerle ilgili çok büyük teknik kusurlar olduğunu iddia ediyor: Testlerin nasıl uygulandığı, bazı ülkelerde öğrenci örneklemlerinin nasıl belirlendiği (özellikle Asya’da) ve ülke sıralamasını oluşturmak için (yanlış) kullanılan istatistiksel yöntemlerle ilgili kusurlar.

PISA ile ilgili bütün bu eleştiriler konusunda hemfikiriz. Eğitimsel ve ahlaki açıdan bakarsak, PISA kulesi sadece aşağı doğru eğilmiyor, tamamen devrilme tehlikesi yaşıyor. Ancak bütün bunların yanında PISA, öğrenciler, okullar ve dünyadaki toplumlar için pek çok iyi şey de yaptı. Ve bunlar sadece kabul edilmekle kalmamalı, aynı zamanda korunmalı da.

Eğer PISA hiç kurulmamış olsaydı, global eğitimin neye benzeyeceğini bir düşünün? Tıpkı 1990’larda olduğu gibi, hiç de öyle olmadıkları halde kendi eğitim sistemlerinin dünyanın en iyisi olduğunu düşünen pek çok ülke olacaktı ve bu ülkeler başka milletler için de örnek teşkil edecekti. Okullar arasında çok daha fazla pazar rekabeti olması, öğretmenlerin daha az üniversite eğitimi alması ve müfredatın daha da standartlaştırılması konusundaki dünya çapındaki baskıların eskisi kadar güçlü olmamasının sebebi, İngiltere ve Amerika gibi ülkelerin PISA’da başarılı olamaması değil mi?

Örneğin, İsveç’in kar amacı güden okulların açılmasından itibaren PISA’daki eğitim performansında yaşadığı felaket düşüş, bu reformlara yönelik bir toplumsal farkındalık ve politik karşıtlık yarattı. Bu da İsveç’te bir süre önce yaşanan hükümetin değişikliğinde önemli bir etki yarattı. PISA olmasaydı, böyle bir şey mümkün olmayacaktı.

Ayrıca PISA’daki tekrar eden yüksek performansları olmasaydı, Finlandiya ve Kanada’nın sosyal ve eğitimle ilgili temel özelliklerini kim duyacak ve kutlayabilecekti? Biz değil ve PISA’ya karşı imza kampanyasına destek veren akademisyenler de değil. Öğretmenliğin statüsünü ve kalitesini iyileştirmek için yapılan çoğu global kampanya; Finlandiya’nın öğretmenlerini ne kadar titiz ve katı bir şekilde seçtiği ve eğittiği, hem politik olarak hem de toplum genelinde onlara ne kadar fazla değer verdiği ve müfredatın çoğunu meslektaşlarıyla birlikte kendilerinin hazırlaması için onlardan nasıl işbirliği beklediği kanıtına dayanıyor. Ne Finlandiya ne de Kanada öğrencilerini amansızca, konu konu, sınıf sınıf test etmiyor. Ayrıca her ikisi de okulları; başvuru, öğrenci test puanları ve finansal kaynaklar konusunda birbirleriyle rekabet etmeleri için zorlamıyor.

Ayrıca OECD, en yüksek performans gösteren eğitim sistemlerinin kaliteyi ve eşitliği birleştirdiğini politikacılara hatırlatarak eğitimde eşitliğin güçlü bir savunucusu oldu. Eşitliği, reform gündemini en üstüne yerleştirdi. PISA’nın yıllar içinde oluşturduğu datalar olmasaydı, eğitimde eşitlik çağrıları, adaletsiz eğitim sistemlerinden büyük sıkıntılar çeken ülkelerdeki (Amerika dahil) eğitim politikaları tartışmalarının bir parçası olamayacaktı.

Tüm bunlar PISA’nın iptal edilmeyi değil, korunmayı hak ettiği anlamına geliyor. Ancak ülkeleri, PISA sıralamalarının en üstlerine ulaşmak için kullandıkları aceleci ve umutsuz önlemlerden vazgeçirmek için yeterince çok şey yapılmıyor. Bunun yerine şu an bazı bölgelere ve ülkelere, PISA test paketleri satılıyor. Öğretmenler ve okullar, PISA testleri için eğitim vermeye zorlanıyor. Beklenmeyen bir başka sonuç da, OECD’nin Okullar için PISA-bazlı Test‘inde başarılı olan okulların Şanghay ya da Finlandiya gibi oldukları için kutlanması, daha düşük performans gösteren okulların ise Türkiye ya da Şili gibi oldukları için beğenilmemesi.

Peki, PISA kulesi politikacıların ve eğitimcilerin yolunu aydınlatan bir fener olarak dimdik ayakta mı kalacak yoksa yıkılacak mı?

PISA bize, eğitimde rekabetin, standardizasyonun, testlerin ve kamusal eğitimin özelleştirilmesinin yanlış bir yol olduğunu gösterdi. Amacımız PISA’yı yıkmak değil, onu tekrar dimdik yapmak olmalı. Böylece eşitlik ve aynı zamanda mükemmellik, insan gelişimi ve aynı zamanda test edilen başarı konusunda güçlü olan gerçek yüksek performans gösterenleri belirleyebilir ve onlardan öğrenebiliriz.

Bu yazı LİKYA DANIŞMANLIK tarafından desteklenmektedir.

logo

 

 

 

 

 

Kaynak: http://www.washingtonpost.com/blogs/answer-sheet/wp/2015/03/24/the-tower-of-pisa-is-badly-leaning-an-argument-for-why-it-should-be-saved/

(Yazıdan kısaltılarak çevrilmiştir.)

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!