Bileğimin Kırılması Beni Öğrencilerime Nasıl Yakınlaştırdı?

0
964

Bütün öğretmenler gibi, bayramlarda biraz tatil yapmayı ben de isterim. Karım da öğretmen olduğu için, yılın bu dönemleri bizim için öğretmenliğin insanı tüketen doğasından biraz uzaklaşıp dinlenmek ve yeniden enerji toplamak için büyülü zamanlardır.

Bu yıl daha da özeldi çünkü bütçemizi sonuna kadar zorlayarak Vermont dağlarında kalacak bir yer ayarlamıştık. Burada telefon çekmiyordu, internet yoktu. Sadece biz, iki oğlumuz, köpeğimiz Atticus ve karla birlikte yığınla kutu oyunumuz vardı. Ailece snowboard dersi almak için bile yazıldık.

Ancak işler planlandığı gibi gitmedi. Vermont’a, kimsenin önceden kestiremediği bir kar fırtınasının ortasında vardık ve dağdaki evimize ulaşmak için buz gibi bir havada, yağmurun altında üç kilometre yürümek zorunda kaldık. Ardından, daha ikinci gün, snowboard dersimin bitmesine beş dakika kala düştüm ve bileğimi kırdım.

Hayalini kurduğumuz tatilin böyle bir şey olmadığını söylemeye gerek yok herhalde.

İşe döndüğümüzde, yazı yazdığım kolum, elimden koltuk altıma kadar alçıya alınmıştı ve ben insanın bir yeri kırıldıktan sonra hissettiği o iyileşme azminin zerresini hissetmiyordum. Öğrencilerimin talepleri karşısında huysuzlanıp öfkeleniyor, sinir oluyordum. Ama birinci haftanın sonunda öğrencilerim hakkında üç temel şey fark ettim:

1. Onlar da benim kadar huysuz olabilir.

Bileğimi kırdığımda, kış boyu snowboard yapamayacağımı, karla kaplı arazide kayamayacağımı, ağırlık kaldıramayacağımı ya da donmuş gölün üzerinde buz hokeyi oynayamayacağımı anlamıştım. Oysa bunlar beni kışın oyalayan, sabırlı ve nazik bir eş, baba ve öğretmen olmamı sağlayan şeylerdi.

Öte yandan öylece oturup öfkelenemeyeceğimin de farkındaydım. Bu, öğrencilerimin bakış açılarını anlamamı sağladı. Şimdi pazartesi sabahı somurtan bir öğrencimin gözlerine baktığımda, sınıfın dışına çıkıp, onun hayatında yer alan ve sırasının üstünde görünmeyen bir hortlak gibi ona eziyet edip, dikkatini başka tarafa çeken derdin ne olduğunu anlamaya çalışıyorum.

2. Dertleri genellikle benim kolumdaki alçı kadar belirgin değil.

Şu anda bütün çalışma arkadaşlarım ve öğrenciler gün boyunca bana küçük yardımlarda bulunuyorlar. İnsanlar kapıları tutuyor, durup kendi kırık hikâyelerini anlatıyor, sürekli olarak en kısa zamanda iyileşmemi diliyor. Bilin bakalım bunun nasıl bir etkisi oluyor? Tüm bunlar bana çok iyi geliyor.

Ancak öğrenciler, yaşamlarında kendisini kırık bir bilek kadar belli etmeyen ve çoğu zaman ruhlarının, öğretmenlerinin asla görmediği, gölgede kalan kısımlarına gömülen bir sıkıntı yaşarlarken kimse onlara böyle yaklaşmıyor. Gölgede kalan o kısımları kimse görmüyor çünkü.

Ne zaman birilerine çıkışacak olsam insanlar koluma bakıyor ve bana anlayışla yaklaşıyor. Oysa görünürde sapasağlam, kolu alçıda falan olmayan bir çocuk birden fevri davransa pek çok öğretmen bunun sebebini anlamaya çalışmıyor bile. Çoğu zaman, öğrencilerin davranışlarının altında bir acı ya da kayıp olduğunu unutuyoruz. Hemen ailelerini arıyor, onları cezaya bırakıyor ya da disipline veriyoruz.

brokenbone-teenager

3. Kırıklarının ne zaman iyileşeceğini bilemeyebilirler. 

Kolum altı haftadır alçıda. Kışın sonlarına doğru snowboard yapmayı, baharda bisiklete binmeyi dört gözle bekliyorum. İyileşme sürecini takip edebiliyorum çünkü kontrol randevularım şimdiden belli. Öğrencilerimin kırık dökük hallerininse böyle kontrol randevuları yok. Ergen bakış açılarıyla, pek çok problemlerinin makul bir şekilde çözümlenemeyeceğini düşünüyorlar. Anne babalarının ayrılması, aynada kendilerine baktıklarında gördükleri o tombul ergen, ya da Twitter’da onlara sataşıp duran diğer çocuklar… Sınıfta yaramazlık yapmalarının ya da derslerde çok iyi olmamalarının sebebi işte bunlar ve bu meseleler altı hafta içinde tamamen düzelmeyecek.

Bu yeni yılda bir karar verdim. Beni çileden çıkaran bu çocuklara daha fazla empatiyle yaklaşacağım. Çocuklar saygısızca ya da küstahça davrandığında, onların da yaralarının iyileşmekte olduğunu getireceğim aklıma. Bu yaraların ancak zamanla ve iyilikle iyileşebileceğini hep hatırlamaya çalışacağım. Onlara tatil hikâyemi anlatacağım, beni dinlerlerken onları izleyip kırgınlıklarının ne olduğunu bulmayı deneyeceğim. Dağda bana yardım eden insanlar gibi, ben de onlara iyileşmeleri için elimi uzatıp, ihtiyaç duydukları şeyleri sunmaya uğraşacağım.

Kaynak: https://www.weareteachers.com/find-compassion-for-students/

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here