Bir Anne Anlatıyor: Neden Çocuğuma Paylaşmayı Öğretmeyeceğim?

6
23048
Konu küçük çocuklar olduğunda siz "paylaşmak" hakkında ne düşünüyorsunuz?

Oğlumun anaokulunda bir paylaşma kuralı var. Veli inisiyatifi ile yönetilen bir okul olduğu için bu tür kurallarımızın olması gerekiyor ki hepimiz belli durumları aynı şekilde ele alabilelim. Kural şu: Bir çocuk bir oyuncağı istediği kadar elinde tutabilir. Eğer bir başka çocuk oyuncağı almak isterse, ilk çocuğun oyuncakla işi bitene kadar onu beklemelidir. Hatta eğer çocuklar tuvalete, yemeğe ya da başka bir yere giderlerse oyuncakları onlar için “koruruz”, böylece kendi işleri bitmeden başka kimsenin almamasını sağlarız. Bu kural bahçedeki ya da okuldaki oyun oynanabilecek her şey için geçerli. Buna salıncaklar ve tırmanma merdivenleri de dahil.

İlk önceleri, neden böyle bir kural olduğuna şaşırmak aklıma gelmemişti. Sadece onu kabullendim, çünkü kural böyleydi ve benim için pek de önemli bir mesele değildi. Çocukların hepsi kuralı biliyorlar. Bu yüzden, belki okuldaki ilk iki haftaları hariç, onlara “Sally’nin işi bittiğinde alabilirsin” dediğinizde aşırı tepki vermiyorlar. Ancak son zamanlarda gittiğimiz başka yerlerde paylaşma ile ilgili tamamen farklı tutumlar izlendiğini fark ediyorum. Ve artık bunun neden bir okul kuralı olduğunu çok daha iyi anlıyorum.

İki Tartışmaya Açık Paylaşım Örneği

İşte yakın bir zamanda şahit olduğum ve tartışmaya açık olduğunu düşündüğüm iki paylaşım uygulaması örneği: Birinci örnek yakın bir arkadaşımdan geliyor. Arkadaşım ve 2 yaşındaki çocuğu bir gün parka gidiyor. Oğlu, yanında oynamak için evden küçük bir araba getirmiş. Biraz daha büyük olan başka bir çocuk onun arabasıyla oynamak istiyor. Arkadaşımın oğlundan oyuncağı kendisine vermesini istiyor. Ardından tipik bir çocuk kavgası “patlıyor” ve diğer anne oğluna “Sanırım annesi ona paylaşmayı öğretmemiş” diyor. Arabanın başkasına ait olması gerçeğini boş ver! Birisi elinizdekini sizinle paylaşmak istediğini söylediğinde ona “Hayır” demenin gayet meşru bir cevap olmasını boş ver!

İkinci hikayem mahallemizdeki bir spor merkezinde geçiyor. Cuma günleri jimnastik salonunu, çocuklar için çok sayıda plastik tırmanma aletleri, içine girip kullanabilecekleri arabalar, bisikletler ve büyük toplarla dolduruyorlar. Hatta bir de şişme kale kuruyorlar. Salon, bir çocuğun hayalindeki oyun odasına dönüşüyor. Oğlumun kullanmayı özellikle çok sevdiği kırmızı bir araba var. En son gittiğimizde, orada olduğumuz bir buçuk saat boyunca oğlum aralıksız olarak o arabaya bindi.

Daha küçük çocuğu olan annelerin büyük bir kısmı çocukları oynarken etraflarında dolanırken, oğlum yeterince büyük olduğu için ben yan tarafta oturup sadece izlemekle yetinebiliyordum. Oturduğum yerden, oğlu sürekli benim oğlumun kullandığı arabaya yaklaşan bir anneyi izlemeye başladım. Annesi oğluma, “Hadi bakalım, şimdi binme sırası onda!” dedi. Elbette oğlum duymamazlıktan geldi ve sonunda anne pes etti. Oysa oğlunun binebileceği milyonlarca başka araba vardı. Belki de bir noktadan sonra benim olaya dahil olmam gerekiyordu.

Gerçek Dünyadan Dersler

Her iki durumdaki annenin yaklaşımına da katılmıyorum. Bence bu yaklaşımlar aslında çocuğa büyük bir kötülük yapıyor. Çünkü ona, sadece istediği için başkasının elindeki (ya da sahip olduğu) bir şeyi alabileceğini öğretiyor. Evet, çocuklarınıza istedikleri her şeyi verme arzunuzu anlayabiliyorum. Bu hepimizde var. Ancak bunun her zaman mümkün olmadığını öğrenmek her ikiniz için de iyi bir ders hayat dersi olabilir. Ve istediğiniz şeyleri elde etmek için insanların üzerine gitmemeniz gerektiğini öğrenmek.

Ayrıca gerçek dünyada işler hiç de böyle gitmiyor. Ancak çocuğunuz yetişkin olduğunda gördüğü her şeyin kendisine “borçlu” olduğunu düşünebilir. Bu halihazırda gelecek jenerasyonunda oluyor zaten. Günümüz ergenlerinin ve 20’li yaşlardaki gençlerin, nasıl “Her gün işe geliyorum” gibi sebeplerden dolayı işlerinde maaş artışı ve terfi beklediklerine dair çarpıcı bir makale okudum.

Eğer düşüncemden şüphe duyuyorsanız, kendi günlük yetişkin hayatınızı bir düşünün. Bir markette sırada beklemekten sıkıldınız diye başkasının önüne geçmezsiniz öyle değil mi? Ve yetişkinlerin çoğu, sadece canları kullanmak istediği için bir başkasının elinden bir şeyi almazlar. Mesela bir telefonu ya da güneş gözlüklerini… (Belki bazılarınız alıyordur, o zaman sanırım bu yazı size göre olmayabilir.)

Ebeveynlikle ilgili pek çok şey gibi bu da zor bir konu. Ancak çocuklarımıza hayal kırıklığıyla baş etmeyi öğretmek önemli, çünkü hayatta bazen başımıza geliyor. Ve bu durumu düzeltmek için yanlarında her zaman biz olmayacağız. Bunun yerine onlara bazı şeyleri çaba, sabır ve sıkı çalışmayla nasıl elde edebileceklerini öğretelim.

Konu küçük çocuklar olduğunda siz “paylaşmak” hakkında ne düşünüyorsunuz? Muhtemelen bu konuda bir kuralınız yoktur, tıpkı anaokulu bana bu konuda bir kuralları olduğunu söylemeden önce benim de olmadığı gibi. Şimdi çevrede gördüğüm anne babaların bu konuda pek çok farklı tutum sergilediğini fark ediyorum. Ve acaba bu konu hakkında biraz daha fazla mı konuşmalıyız diye düşünüyorum.

Kaynak: http://www.popsugar.com/moms/Should-You-Teach-Kids-Share-27333250

6 YORUMLAR

  1. Bu konuda evet bi eşya ya sahip olma gercegi var ama baskalarinda olmama gercegi de var her şeyi vercek diye bi kayide de yok tabiki ama paylaşmak konusunda ilerki yasantisinda bencil olmamayı nasıl öğretebiliriz peki paylasmayi öğretmiceksek bencil olmamayı öğretiriz gibi geliyor bana yani doğru yönlendirme ( hani çöpü yere atma yerine çöpü çöp kutusuna atmak gerekir deriz ya)onun gibi diye dusundum paylasmayi ogretmek yerine bencil olmamayi cocuklara nasil ogretmek demiyelimde uygulatabiliriz.cevap verirseniz cok sevinirim..

  2. İlk örnekteki davranış bencede doğru değil. Sonuç olarak kime ait olduğu belli olan bir oyuncak var ve başka biri istediği için bunu vermek zorunda değil evet.. Ancak ikinci örnekte arabaya binme konusunda yarı yarıya katılıyorum size. Çocuğun binebileceği başka arabalar varken çocuktan kalkmasının istenmesi çok doğru olmayabilir. Ama o çocuğa şunuda öğretmek gerekir ki o arabalar bize ait değil ve herkesin kullanma hakkı var. Bu konuda bencil olmamalı onlarada fırsat vermeliyiz.bu fikrin verilmesi lazım çocuklara.Ya da başka arabalar var ve o diğer çocuk o arabaya binmeyi çok istediyse uzun zaman bizim çocuğumuzun o arabaya binmesindense, burdaki bütün çocukların buna binmeye hakları var çünkü buradaki oyuncaklar sadece bize ait değiller.bu kırmızı arabada bu kadar zaman geçirmek yeterli başkalarının da binebilmesi için biz diğer arabalara binerek zaman geçirelim denilebilir..
    Nasıl kendi eşyasını başkası istedi diye vermek zorunda değilse,kendine ait olmayan eşyayıda kendininmiş gibi davranmamalı.. Nacizane fikrim..

  3. Bu makaledeki yazıya malesef katılmıyorum. Ortak alanlardaki oyuncak vb eşyalar ortak kullanılması ve dolayısıyla paylaşılması gereken şeylerdir. Eğer çocuğunuz paylaşmıyorsa çocuğunuza bencil olmayı öğretmiş olursunuz. Şahsi eşyalarını elbette paylaşmak zorunda değil. Hayır deme hakkına sahip. Bunun ayrımını yapmak ve çocuğunuza bencil olmamayı öğretmek gerekiyor diye düşünüyorum.

  4. Böyle bir kuralın olduğu okula çocuğumu ASLA vermem! Ne münasebet herkesin ortak kullanımına açık oyuncaklardan birini saatlerde gasp edecek. Kendine ait olanı hele ki o an o oynamak istiyorsa paylaşmak istememesini anlarım ve saygı duyarım. Bu bambaşka birşey. Ancak misal iki salıncağın olduğu bi parka yirmi çocuğun 18’i iki tane “sadece ben kafalı büyütülmüş” çocuk yüzünden salıncağa binemeyişini kabullenemem. Çok matah bi hareketmiş gibi yaşı büyük olduğu için küçükler tarafından elinden alınamıyor diye spor salonundaki kırmızı arabayı 1,5 saat boyunca gasp etmesine göz yumulan çocuk, ileride “bencilin önde gideni” olur.
    Çocuklarımıza vermemiz gereken; “hiç kimse benden üstün değil, ben de hiç kimseden üstün değilim” olmalıdır. Aksi şekilde yetiştirilen bir birey, üstünlük sağlayamadığı hatta hatta eşitliğin olduğu ortamlarda dahi mutsuz olur! saldırganlaşır!
    Kızımı parka her götürdüğümde yanımızda küçük bir oyuncak çantası da olur; içinde 2 araba-bir kutu tebeşir-bir büyük bir küçük plastik top mutlaka olur, bazen daha fazlası…kızım bunlardan biriyle oynarken katılmak isteyen başka çocuklar olur, hatta parktaki hemen hemen bütün çocuklar. Kızım o an oynadığı oyuncağı vermek istemiyorsa ki bu çok normal, diğer çocuğa “şu an o oynuyor, sen de bununla oynamak ister misin? diye mümkünse benzer başka bir seçenek sunarım. Tebeşirlerde renk kavgası çıkarsa, kırar paylaştırırım. Ve paylaşmak güzeldir derim. Hep olumlu tepkiler aldım, diğer çocuklardan da kızımdan da…
    Bu; aç birini gördüğümüzde önümüzdekinin tamamını verip onun yerine aç kalmak değil, yarısını verip biraz midemizi biraz ruhumuzu doyurmak gibi birşey…İnsan olmak, merhametli, vicdan sahibi olmak demek!
    Asla başkalarını kendinizden önce düşünün demiyorum ama önce kendinizi düşünüyorsanız ardından da karşınızdakini düşünün diyorum. Empati yoksunu “bencil” çocuklar yetiştirmeyin n’olur.!

  5. Yetişkinler olarak evet sıradakilerin önüne geçmeyiz ama sırf canımız istiyor diye market sırasında saatlerce oyalanmayız veya ortak kullanım bir telefonu veya toplantı odasını bütün gün meşgul etmeyiz, etmemeliyiz. Diğer insanların da aynı derece erişim/kullanım hakkı olduğunu kabul etmemiz gerekir. Nasıl bir çocuğun canı istedi diye bir oyuncağı alamayacağını öğretmek istiyorsak, aynı şekilde diğerinin de canı istiyor diye diğer çocukların erişim hakkını kısıtlamamasını sağlamamız gerekir. Çocuklar kendi hakkını savunmayı öğrenirken başkalarının haklarına da saygı duymayı öğrenmeli bence. Ve bunun bir kısmı da paylaşmayı öğrenmekle mümkün. Ortak bir oyun alanında bir çocuğun uzun süre (ör: oyun alanında geçirilen ortalama süreden daha fazla) aynı oyuncağı kullanarak diğerlerinin erişimine engel olmasını haklı bulmuyorum. Böyle yetişen bir çocuğun yetişkin olduğunda bir telefonu veya bir toplantı odasını vb sırf o an canı istiyor diye bütün gün hapsetmesini haklı görmek gerekir.

  6. katiliyorum. anaokulundan kalan en canli anim: boyalarimi kullanmak isteyen arkadasim, ben kullandigim icin vermek istemeyen ben, paylasmadigim icin ayip ve yanlis birsey yaptigimi soyleyen ogretmenim, ogretmenin sozlerini sacma bulan bulan, haksizliga ugradigini dusunen ve buna sebep oldugu icin arkadasindan nefret etmeye baslayan ben. Adalet duygusu cocukta cok onemli. 32 yil once bile bunun nasil zedelendigini hala hatirliyorum. bunu cocuklariniza yapmayin.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here