Bir Annenin Boşanmadan Sonra “Ortak Ebeveynlik” Hakkındaki Duygu Dolu İtirafları

0
5927

Bir annenin boşanma sonrası “ortak ebeveynlik” hakkında yazdığı içten ve duygu dolu bir not, benzer değişimlerden geçen çok sayıda ebeveynin kalbine dokunmayı başardı.

Rosie Dutton bu notta, evliliğinin bitişinden itibaren yaşadıklarını, anneliğini ve yeni yaşamını anlatıyor:

Boşanma kararım birkaç gün önce postayla elime ulaştı; boşanmam artık resmileşmişti.

Bunu yazmak (ya da paylaşmak) benim için kolay olmadı, ama başka çocuklara ve ailelere de yardımcı olabileceği umuduyla bunu yapmam gerektiğini hissettim.

Evliliğimin boşanmayla sonuçlanacağını hiç beklememiştim. Ama öyle oldu. Ayrıldığımız için çok canım yandı. Üzüldüm. Hem de çok. Aileminin olması gereken (ve olmasını istediğim) resmi paramparça olmuştu.

Kızımı paylaşmak bana çok ama çok zor geldi. İlk başta haftada sadece bir gün ve geceydi, ama o zamanlarda kendimi kaybolmuş ve yalnız hissediyordum. Ne yaptığını merak edip duruyordum. İyi miydi? Bana ihtiyacı var mıydı? Sadece evliliğimde başarısız olmuş gibi değil, kızımı da bir şekilde hayal kırıklığına uğratmış gibi hissediyordum. Kızım alındıktan sonra ilk haftalarımı evde karanlıkta oturarak geçirdim. Eve geri gelene kadar koltuktan pek kalkmıyordum.

Annem ve babam da ben küçük bir çocukken ayrılmıştı ve ben hayatımda bir “Babam” olmadan büyüdüm. Kızımın da bunu yaşamasını istemedim. Benim için ne kadar acı verici olduğunu biliyordum ve ister bir çift olalım ister ayrı, aile birliğimizi bir arada tutmaya kesin kararlıydım.

Bu yüzden aile olarak bazı şeyleri yine birlikte yapmaya devam etme kararı aldık. Günlük gezilere çıktık, doğum günlerini ve özel günleri birlikte geçirdik, yemeğe çıktık, anaokulu etkinliklerine birlikte katıldık. Ama kısa bir süre sonra babasını görme ve onunla zaman geçirme konusunda gerçekten çok zorlanmaya başladım. Sonrasında altüst oluyordum ve kendi iyiliğim için buna bir son vermem gerekiyordu. Onu görmek zorunda kalmamak için kızımı bir süreliğine eski eşimin ailesinin evine bırakıp oradan almayı önerdim. Hala telefonda konuşuyorduk ve her şey gayet barışçıldı (zaten hep öyleydi), sadece bir süreliğine kafa dinlemeye ihtiyacım vardı.

Kızım babasının pek etrafta olmadığını ve artık birlikte hiç zaman geçirmediğimizi fark etmeye başladı. Bir gün evde onu boyalarıyla başbaşa bırakıp duşa girmiştim. Geri döndüğümde duvara bir gökkuşağı ve ailemizin bir resmini çizdiğini gördüm.

Babasını (resimde mavi olan) üzgün suratlı çizmişti. Neden onu öyle çizdiğini sorduğumda bana şu cevabı verdi: “Yüzü üzgün çünkü artık bizim ailemizden değil ve onun seni üzdüğünü biliyorum.” Bunu, o incecik sesiyle o kadar üzüntülü ve acı dolu söylemişti ki, bu benim için gerçek bir dönüm noktası oldu.

O andan itibaren gelecekte babasıyla aramda her ne olursa olsun onun için her zaman bir aile olarak kalmamız ve bir arada olmamız gerektiğini anlamıştım.

Bu hiç kolay olmayacaktı, affedilmesi gereken çok şey vardı. Ama ona karşı duyduğum öfkeyi ve hissettiğim üzüntüyü, kızımızın iyiliği ve kendi mutluluğum için bırakmalıydım. Böylece hepimiz o gökkuşağının altında gülümseyebilecektik.

Tüm bu süreçte kendimden bir şeyler kaybettim. Kendimi sevmeyi unuttum, değerli olmadığımı hissettim. Kendimi başarısız hissettim.

Bazı insanlar arkadaş olmamızın ve tam anlamıyla barışık olmamızın asla mümkün olmayacağını söyledi bana.

Ama mümkündü işte. Barışmak için asla çok geç değil. Bu, insanların yaptıkları bize acı veren şeyleri unutmamız anlamına gelmiyor, ama onları affedebiliriz. Bunun seçimini biz yaparız. Ve eğer istersek iyiliği seçebiliriz. Hayat öfkeli olmak ya da karanlıkta oturmak için fazla kısa ve fazla güzel.

Son iki yıl içinde yavaş yavaş ilişkimizi yeniden düzenledik. Ve birer ebeveyn (ve arkadaş) olarak kızımız için hiç olmadığı kadar güçlüyüz artık. Bu, işleri herkes için çok daha kolaylaştırıyor. Çoğu zaman telefonda konuşuyoruz, başarılarını paylaşıyoruz, komik anlarına birlikte gülüyoruz ve kızımızın bizi zorladığı zamanlar için birbirimize destek de oluyoruz. Kızımın ihtiyaç duyduğu ve bizi istediği her an ikimiz de yanındayız: Okuldaki ilk gününde, okul temsillerinde, veli toplantılarında, doğum günlerinde ve bazen sadece öylesine…

Çünkü bisiklete bindiğini ikimizinde görmesini istiyor, çünkü ikimizinde onu salıncakta sallamasını istiyor ve çünkü ikimizinde ona bir hikaye kitabı okumasını istiyor.

Çünkü ikimizde onun ebeveynleriyiz.

Ayrılığımız (ve boşanmamız) onun ailesinin sonu olmak zorunda değil. Kızımız için bir araya gelemediğimiz bir an ya da bir yer olmasını asla istemiyorum. O bunu hak ediyor. Kızım her ikimizin de hayatının mutluluk kaynağı. Babası da ben de onu çok seviyoruz.

Artık gittiğinde karanlıkta koltukta oturmuyorum. Hala bazen üzgün hissediyorum (bazen yalnızlığın tadını çıkarsam da), belki mükemmel değil, ama hala birbirimize bağlı olduğumuz bir ilişkimiz olduğu için minnettarım.

Gökkuşağı hala belirgin bir şekilde oturma odamın duvarında görünüyor. Kızımız için, ailemiz için güçlü kalmam konusunda daimi bir hatırlatıcı görevi görüyor.

Ve eğer resme yakından bakarsanız, artık hepimizin gülümsediğini görebilirsiniz.

 

Kaynak: http://www.essentialkids.com.au/health/relationships/mums-honest-and-heartfelt-post-about-coparenting-after-divorce-goes-viral-20161031-gseqvj?&utm_source=facebook&utm_medium=cpc&utm_campaign=social&eid=socialn%3Afac-14omn0591-optim-nnn%3Apaid-25062014-social_traffic-all-postprom-nnn-ekids-o&campaign_code=nocode&promote_channel=social_facebook

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here