Bir Eğitimciden Uzaktan Eğitim Sürecini Planlamanıza Yardımcı Olacak Tavsiyeler

0
4815

Koronavirüs salgınından ağır şekilde etkilenen ülkelerde okullar ikinci bir karara kadar kapatıldı. Ancak buna hazır değiliz. Bu hafta konuştuğum öğretmen arkadaşlarımın hepsi çok endişeliydi. Öğretmenler en çok da hassas öğrencileri hakkında endişeleniyorlar: Okula en çok ihtiyaç duyan öğrenciler, bu süreçte en çok zorlanan öğrenciler olacaklar. Bir öğretmene göre tüm bunlar “büyük bir felakete” yol açacak.

Peki bu “felaketten” nasıl kaçınabiliriz? Öğrencilerin öğrenmeye devam etmelerini nasıl sağlarız? Ne hazırlamalıyız?

Bir öğretmen eğitimi programını yönetiyorum ve programın katılımcılarıyla çok az sıklıkta bir araya geliyoruz (son iki yılda yalnızca altı kere buluştuk). Program başladığından beri uzaktan öğrenmeye dair birçok şey öğrendim. Tecrübe ettiğimiz kısıtlamalar, okulların şu anda karşı karşıya kaldıklarıyla aynı olmasa da pek çok benzerlik mevcut.

Okulların karşılaşacağı zorlukları ve tecrübelerime dayanarak öğretmenler için hazırladığım tavsiyeleri aşağıda paylaşıyorum… 

1) Öğrencilerinizden ne istediğinize karar verin ve bunu uzaktan yapmalarını nasıl sağlayacağınızı bulun. 

Yaşanan zorluk: Uzaktan öğrenme için nasıl planlama yaparız?

Ben ne öğrendim: İnsanların neyi öğrenmesini/yapmasını/uygulamasını istediğinizi planlayın. Ardından bunu uzaktan yapmalarının bir yolunu bulun. Diyelim ki, katılımcılardan anahtar metinler okuyarak öğretmen eğitimini destekleyen kanıtlara dair bilgilerini artırmalarını istiyorum. Önce bunu yapmanın yollarını bulurum: Metinleri paylaşırım (e-posta yoluyla), insanları belirli sorulara cevap vermeye davet ederim (Google Forms aracılığıyla) ve seçtiğim cevapları herkesle paylaşırım (yine e-posta yoluyla). Teknoloji konusunda endişelenmeme gerek yok, katılımcıların ne yapmasını istediğime karar vermem yeterli. 

Siz ne yapabilirsiniz: Öğrenci öğrenimi için en önemli olan etkinlikleri belirleyin; zorlayıcı metinler okumak, değerlendirme sorularına cevap vermek veya kendi kendilerine test yapmak gibi. Ardından bunu yapmanın basit bir yolunu bulun:

Zorlayıcı metinler okumak: E-posta veya başka bir yöntem aracılığıyla metinleri öğrencilerinizle paylaşın, metinleri okumalarını ve Google Docs ya da Google Sheet üzerinde özetlemelerini ya da yorum yapmalarını isteyin.

Değerlendirme sorularını cevaplamak: Konuyla ilgili çalışmalar hazırlayın (bunları e-posta ya da Skype görüşmesi aracalığıyla paylaşabilirsiniz) ve öğrencilerinizden belirli sorulara cevap vermelerini isteyin. 

Test yapmak: E-posta veya Google Docs yoluyla öğrencilerinize test gönderin ve bunları kendi başlarına tamamlamalarını isteyin.

Sonuç: Öğrencilere nasıl öğreteceğinizi biliyorsunuz. Yapmanız gereken tek şey, en önemli öğrenim unsurlarını uzaktan yerine getirmenin yollarını bulmak.

2) Basit ve tekrarlamalı görevler belirleyin 

Yaşanan zorluk: İnsanlar meşgul ve başka öncelikleri var: Uzaktayken eylemlerini kontrol edemiyorum ve etkili bir katılım için onları ikna edemiyorum. Bir görev çok karmaşık veya zorlayıcı ise vazgeçiyorlar.

Ben ne öğrendim: Her derste görevlere yaklaşımımızı değiştirirsek, öğrenciler görevin nasıl yapılacağını düşünmek zorunda kalırlar, ki bu da onları görevi yerine getirmekten ve öğrenmekten alıkoyar. Sınıfta bu durumla başa çıkabiliyoruz, çünkü dikkatlerinin dağıldığını görebiliyor ve konuyu tekrar açıklayabiliyoruz. Ama uzaktayken bunların ikisi de daha zor. Tekrarlandıklarında yeni öğrenmelere imkan veren net ve basit görevler tasarlamaya çalışıyorum. Örneğin, öğrenme bilimi üzerine bir modülde katılımcılardan her hafta aynı şeyi yapmalarını istiyorum: Öğretmenlere öğrenme bilimi ilkelerinden birini öğretin ve ne anladıklarını değerlendirin. Görev değişmiyor, ancak katılımcılar farklı ilkeleri ele aldıkça ve yaklaşımlarını geliştirdikçe değeri artıyor.

Siz ne yapabilirsiniz: Tüm öğrencilerin yapabileceği net görevlere öncelik verin. Bazı öğrencilerin tamamlayamayacağı (ve dolayısıyla ilgisini kaybedeceği) görevler üretkenliğinizi azaltır. Ödevlerden bahsettiği bir konuşmasında Dani Quinn bunu güzelce ifade ediyor:

“Öğrenciler sınıfta zorlanıyorlarsa ödevlerini yapmalarının imkanı yok. Eğer konuyu sınıfta anlıyorlarsa, o zaman belki ödevlerini yapabilirler… En zorlu ödevleri, öğrencilerinize en az destek olabileceğiniz süreçte (çünkü yanlarında değilsiniz, muhtemelen yorgunlar ve işi aceleye getiriyorlar) vermenin mantığını göremiyorum. Ödevleri, zaten nasıl yapacaklarını bildikleri şeyleri uygulamak ve pekiştirmek için kullanın. Tüm öğrencilerinizin (çaba göstermeleri koşuluyla) kendilerini yüzde 100 vermelerini bekleyebileceğiniz bir ödev hazırlayın.”

Öğrencilerinizin tamamlayabileceği en gelecek vadeden faaliyetler neler? Bireysel olarak fikrim, kendi kendilerini test etmeleri ve değerlendirme sorularını tamamlamaları. Online bir derste ise açıklamalara katılmak ve not almak.

Sonuç: Birden fazla konuya doğru şekilde uygulanabilecek 2-3 basit etkinlik seçin.

3) Motive etmek, açıklama yapmak ve görevleri uygulamak için öğrencilerinizle birebir görüşmeye zaman ayırın


Yaşanan zorluk: Öğrenciler belirlediğiniz ödevleri tamamlama konusunda deneyim veya motivasyon eksikliği yaşayabilirler.

Ben ne öğrendim: Programımızdaki her modül yaklaşık yarım dönem sürüyor. Katılımcıları görevlere hazırlamak için onları en fazla bir ya da iki gün görüyorum. Bu sırada bazı temel fikirleri öğretiyorum, ancak ana odak noktam katılımcılara tamamlamalarını isteyeceğim görevlerin değerini göstermek ve bunları nasıl tamamlayacaklarını bilmelerini sağlamak oluyor. Bu modülün ve bu görevin neden önemli olduğunu açıklamaya zaman ayırıyorum, ayrıca katılımcıları görevi uygulamaya davet ediyorum. Örneğin, katılımcıların üzerinde çalıştıkları şeyleri paylaşmaları ve geri bildirim almaları için telefon üzerinden haftalık bir bilgilendirme toplantısı yapıyoruz. Katılımcıların bireysel olarak yönetilebilir hissetmesini sağlamak için konuşmalar birebir gerçekleşiyor. 

Siz ne yapabilirsiniz: Öğrencilerin gerçekleştirmesi gerektiğini düşündüğünüz 2-3 göreve karar verdikten sonra, öğrencilerinize bu görevlerin neden önemli olduğunu gösterin: “Bu görevi seçtim çünkü… size yardımcı olacak çünkü… neden iyi bir fikir olduğunu düşünüyorsunuz?”. Ardından bir ders pratik yapın ve öğrencilere karşılaştıkları engelleri sorun.

Sonuç: Öğrencileri “evlerine göndermeden” önce, onlardan ne yapmalarını istediğinizi anladıklarından ve bunun nedenini tam olarak bildiklerinden emin olun.

4) Etkileşim temelli eğitim uzaktan da yapılabilir

Yaşanan zorluk: Öğrencilerimizin durumunu uzaktan nasıl bilebiliriz?

Etkileşim temelli öğretim gerçekten önemli. Şahsen katılımcılarımın konuları ne kadar anladıklarını bilmemeye dayanamıyorum. Neyse ki bunu online öğretimde de takip edebilirsiniz. Örneğin, katılımcılar haftalık toplantı çıkarımlarını, atacakları adımları ve haftalık okumalarından çıkardıkları notları yazıyorlar (bu sayede birbirlerinden de öğreniyorlar). Skype ya da Zoom üzerinden online bir seans yapıyorsak, onlara belirli sorular soruyorum ya da katılımcıların tepkilerini ve sorularını iletmelerini istiyorum. Cevaplarını konuşma kutucuğuna yazıyorlar. Herkesten “Eğer sorunuz yoksa, ‘sorum yok’ yazar mısınız lütfen?” diye ricada bulunuyorum, bu şekilde daha kolay oluyor.

Siz ne yapabilirsiniz: Öğrencilerin geri bildirimlerini isteyin. Karmaşık sorular için Google Forms kullanabilirsiniz, online dersleriniz sırasında ise sisteminizdeki konuşma kutusu yeterli olacaktır.

Sonuç: Öğrencilerin anlayıp anlamadığını kontrol etmeye devam edin ve öğretim yöntemlerinizi buna göre uyarlayın.

5) En basit teknolojik çözümleri seçin

Yaşanan zorluk: Teknoloji konusunda bilgili değilim/Öğrencilerim çevrimiçi olma konusunda engellerle karşılaşıyor/Ödevleri paylaşmak için gelişmiş bir teknolojik platforma sahip değiliz.

Ben ne öğrendim: Bir öğrenci, öğretmen ve öğretmen eğitmeni olarak şu zamana kadar karşılaştığım ve online öğrenme için tasarlanmış teknolojik öğrenme ortamlarının tümü, kullanıcılarını fazla beklentiye sokmasına rağmen sundukları yetersiz kaldı: Kullanışsız ve kafa karıştırıcı olmalarının yanı sıra esnek değiller. Yüksek motivasyona sahip değilseniz sizi adeta vazgeçmeniz için teşvik ediyorlar. Ben mümkün olduğunca en basit araçları kullanıyorum: Kolay kullanım için tasarlanmış olan internet siteleri ve uygulamalar. Facebook ve Google bunlara örnek. Hem öğrenciler hem de öğretmenler için kullanması oldukça kolay. Bu kullanışlı araçlardan bazıları:

– Aramalar ve dersler için Skype 

– Mesajlaşma için Slack 

– Görevler ve güncellemeler için e-posta 

– Ödevler ve küçük çaplı testler için Google Forms

Siz ne yapabilirsiniz: Teknolojik platformların tüm öğrenciler, öğretmenler ve tercihen ebeveynler tarafından kolayca kullanılabilir olması gerekir. Eğer böyle bir sisteme sahipseniz şanslısınız. Değilseniz, sizin ve öğrencilerinizin aşina olduğu mevcut teknolojik çözümlere başvurun ve kurulum için mümkün olduğunca az vakit harcayın. Tüm dersi çevrimiçi hale getirme konusunda endişelenmeyin, öğrencilerin şu an ihtiyaç duyduğu görevleri ve kaynakları paylaşın yeter. Bu yaklaşımın bir diğer avantajı da, çoğu öğrencinin (özellikle de ilkokul öğrencilerinin büyük çoğunluğu) bunlara telefonlarından ulaşabilmesi. Bu sayede bilgisayar ve internet erişimi engelleri ortada kalkıyor. 

Sonuç: Hemen kullanabileceğiniz basit teknolojik çözümlere yönelin.

6) Alışkanlık oluşturmayı kolaylaştırın

Yaşanan zorluk: Öğrencilerin bunu yapmasını nasıl sağlayabilirim? 

Katılımcıların alışkanlıklar oluşturmalarına yardımcı olmak için görevleri öngörülebilir kılmaya ve bir rutin haline getirmeye çalışıyorum. Yeni haftanın görevlerini içeren e-postaları katılımcılara her zaman pazartesi günleri gönderiyorum ve görevlerin son teslim tarihi de her zaman pazartesi oluyor. Ayrıca, haftada birden fazla görev istememeye özen gösteriyorum. Bir şeyi ne zaman yapacağınızı planlamak ve bunu yapmak için en iyi anı seçmek, işi yerine getirme olasılığınızı artırır.

Siz ne yapabilirsiniz: Görevler için öngörülebilir süreler ve rutinler belirleyin. Örneğin, Matematik veya İngilizce dersleri için her sabah gönderilen ve o gün tamamlanacak bir e-posta görevi hazırlayabilirsiniz. Diğer derslerin ödevlerini ise her Pazartesi veya Çarşamba gönderebilir ve bunlar için de istikrarlı bir son teslim tarihi belirleyebilirsiniz. Okulun mevcut zaman çizelgesine de bağlı kalabilirsiniz. Öğrencilerin bir alışkanlık oluşturmalarını kolaylaştırın.

Sonuç: Öngörülebilir ipuçları sunarak (ve tamamlama süreçlerini izleyerek) öğrencilerin çalışma alışkanlıkları oluşturmalarına yardımcı olun.

Kaynak: https://improvingteaching.co.uk/2020/03/12/learning-in-the-time-of-coronavirus-planning-distance-schooling/

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here