Bir Uzman Anlatıyor: Salgın, Ekran Konusundaki Tüm Dengeleri Değiştirdi

0
945

Salgından önce ebeveynlik uzmanıydım. Kolay bir işti. 2019 yılında 34 kere uçağa bindim. Güzel otellerde kaldım, makyaj yapıp renkli elbiseler giydim, büyük sahnelere çıktım ve güvenilir ve sakin gözükmeye çalıştım. Endişeli ebeveynlere, daha fazla ekran süresi uğruna uykudan olmak gibi aşırı teknoloji kullanımının dokuz işaretinden bahsettim. Onlara bir “aile medya anlaşması” hazırlamalarını ve çocuklarına güvenmelerini, ancak yine de online hareketlerini gözlemlemelerini tavsiye ettim. 

Ben yollardayken, evdeki iki kızım makul dozda Peppa Pig ve Roblox oynuyorlardı; mutlu şekilde okula gidiyor ve geri kalan zamanda okul sonrası aktivitelerine ve oyun gruplarına katılıyorlardı. Babalarının, büyükannelerinin ve tam zamanlı bakıcımızın himayesi altında mutlu mesut yaşıyorlardı.

Şimdi, ben de tıpkı Sokrates gibi daha iyi biliyorum: Yani aslında hiçbir şey bilmediğimi biliyorum.

Ebeveynlik uzmanı mı? Hadi canım. Toplamda 12 haftalık doğum iznim vardı ve ikinci bebek için hem bakıcıdan yardım aldım hem de büyük kızım haftanın 5 günü anaokulundaydı. Doğum iznindeyken ekran süresi hakkındaki ebeveynlik kitabımı tamamladım ki bu, deney bitmeden laboratuvar sonuçlarını yazmak gibi bir şeydi aslında.

Demek istediğim şu: Daha önce çocuklarımla, daha doğrusu hiçbir çocukla, dört aylık karantina sürecinde geçirdiğim kadar fazla vakit geçirmemiştim. Yeterli çocuk bakım desteği olmadan tam zamanlı çalışmayı – üstelik eşim de tam zamanlı çalışırken – düşünmedim bile; inanılmaz stresli bir haber gündemi eşliğinde her hafta sabah 5’te kalkıp onlarca iş yetiştirmeye çalışmak şöyle dursun. 

Pandemiden önce bunlara benzer sıkıntıIar yaşayan ve ekran zamanında “sağlıklı bir denge” kurmayı başaramadığı için ben ya da başkası tarafından “iyi ebeveyn olmadığı” imasına maruz kalarak yargılandığını veya ayıplandığını hisseden herkesten özür dilemek istiyorum. Ne kadar ayrıcalıklı olduğumun farkında değilmişim. 

New York’ta virüsün etkisi biraz azalmış görünüyor (aman tahtaya vurun). Ben de, dünyayı sarsan her olayda olduğu gibi, eski hayatımdan ve işimden kalanları topluyor ve neyin hala mantıklı neyin ise artık geçersiz olduğunu anlamaya çalışıyorum.

Örneğin, hamilelik iznindeyken yazdığım kitabımın adı “Ekran Zamanı Sanatı”, ancak söz konusu dijital cihazlar olduğunda, “zaman” kavramı giderek yetersiz hale gelen bir kullanım. Salgının ilk sonuçlarından biri, bizim gibi halihazırda ayrıcalıklı ailelerin uygulayabildiği katı ekran zamanı sınırlamalarının herkes için sona ermesi oldu. Dünya genelinde okulların kapandığı Mart ayında Zoom kullanma oranları üçe, Google Classroom kullanma oranları ise ikiye katlandı.

Geriye bakıp düşündüğümde, kendimden emin bir tonda dile getirdiğim bazı fikirlerin ve ilkelerin kendilerini yeni dünyada farklı şekillerde göstermenin yolunu bulduğunu görüyorum. Bunları naçizane sizlerle paylaşmak istiyorum:

İnsanlarla bağlantıda kalın

New York Üniversitesi’nde bilgisayar bilimi profesörü olan Ken Perlin bana bir keresinde “Umursadığımız tek şey, kendimizle karşımızdaki arasında olup bitenlerdir. Bunu zenginleştiren her ortam başarılıdır. Bunun yerine geçen her ortam ise başarısızlıktır.” demişti. Bunun anlamı şu: Görüntülü konuşmalara ve gerçek zamanlı etkileşimlere yönelin. Ailecek birlikte oyunlar oynayın, televizyon ve video izleyin.

Yavaşlayın

Tüm medya içerikleri aynı değildir. Filmlerde ve video oyunlarında sansürlenmemiş şiddet üzerine onlarca yıldır yapılan araştırmalar, bu görüntülere maruz kalmanın korkuyu ve duyarsızlaşmayı besleyebileceğini öne sürüyor. Aşırı hızlı medyanın çocuklarda dikkat aralıklarını zorladığından şüpheleniliyor. Ayrıca birçok popüler video oyunu ve pek çok çocuk uygulamasında, oynamayı bırakmalarını çok zorlaştıran ve aynı zamanda çocuklarımızın gelişmekte olan dikkat becerisine zarar verebilecek zil ve ıslık sesleri bulunuyor. Michigan Üniversitesi pediatri bölümünde doçent olarak çalışan Jenny Radesky’nin 2019 yılında yaptığı bir araştırma, küçük çocuklar için en popüler uygulamaların yüzde 95’inin – sevilen çocuk kitaplarının karakterlerini içeren “eğitici” premium uygulamalardan bazılarının dahi – “manipülatif” ve “rahatsız edici” reklamlar içerdiğini ortaya koydu.

Daha yavaş medya içerikleri bulmaya çalışın. Dürtüsel olarak tüketilmeleri daha zordur ve beynin biraz daha fazla çalışmasını sağlarlar. Örneğin YouTube’da küçükler için birçok sesli okuma videosu bulabilirsiniz. Küçük çaptaki bir çalışma için 4 yaşındaki çocuklar beyin MR’ı taramasından geçtiler ve bunun sonucunda çizgi film izlemenin çocukların işitsel ve görsel beyin ağlarına aşırı yüklendiği, ancak bir öyküyü yalnızca sesli dinlediklerinde de beynin cümleleri çözme becerisini çok az geliştirebildiği gözlemlendi. Arka planda resimlerin olduğu bir sesli okuma, beyin bölgeleri arasında en fazla bağlantıyı teşvik ettiği için gerçek zamanlı yüz yüze bir hikayenin yerini alabilecek “en uygun” seçenek olarak öne çıkıyor.

Yaşça büyük çocuklar sesli kitaplar ve podcast’lerle daha iyi anlaşırlar. Yağmurlu günlerde büyük kızım, bir yandan en sevdiği kitap serisini dinlerken öbür yandan iPad’inde boyama yaparak saatler geçirebilir. Bazen kardeşi de onun yanına oturur ve 30 dakika boyunca keyifle kitabı dinler. 

Ortadan tamamen kaldırmak yerine azaltın

“Zarar azaltma”, risk veya tehlikeden tamamen kaçınmanın imkansız olabileceğini kabul eden bir halk sağlığı yaklaşımıdır. Şu anda mantramız bu olmalı, çünkü küresel bir krizin içindeyiz. Bizi uyumlu, esnek ve hem kendimize hem de başkalarına karşı olabildiğince affedici olmaya davet ediyor.

Örneğin, ekranlar kapandığında şiddetli duyguların yaşanması, özellikle de dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu, otizm veya diğer davranışsal veya zihinsel sağlık sorunları olan çocuklar arasında çok yaygındır ve tipik olarak daha küçük çocuklarda görülür. Bazen mesele ekran zamanı miktarıdır, bazı zamanlardaysa sorun aktivitenin türüdür. Bu durum yaşandığında, bu davranışlarla en çok ilişkilendirilen ekran süresi türlerini sınırlamaya çalışırız. Bu, günün en önemli saati, sürenin uzunluğu ya da belirli bir dizi olabilir.

Ancak, ekran süresini sınırlamada başarısız olabilirsiniz. Çalışmanız veya başka bir şey yapmanız gerektiği için sınırlamamayı da seçebilirsiniz. Bu durumda bir B planına ihtiyacınız olacak: Ardından gelecek öfke nöbetine veya kendinden geçmişlik haline hazır olun ve fiziksel aktivite, iç rahatlatma veya atıştırmalık yardımıyla durumu yönetin. Çocuğunuz büyüdükçe ve daha bilinçli hale geldikçe, “ekran mahmurluğuyla” ilgili onunla önceden konuşmak bunu önlemeye yardımcı olabilir.


Hislere yoğunlaşın, ekranlara değil

Bu karanlık, endişeli zamanlarda net bir şekilde farkına vardığım şey, “teknoloji ile ilgili” sorunlarımızın çoğunun çocuklarımızın yapıştığı ekranlardan değil; medyanın deneyimlerimize ve zorlu duygularımıza karışmasına, onları uyuşturmasına ve bulanıklaştırmasına izin verdiğimiz için kendimizle ve başkalarıyla olan ilişkilerimizin içine kadar sızmayı başaran bozulma ve yabancılaşmadan kaynaklanmasıdır. Evet, telefonlar uyuşturucu birer şeker gibi ve suistimal etmek mümkün, ancak asıl problem bizi buna sürükleyen acımız ve dünyanın yaşadığı büyük acı.

Panzehir, bunu yapmayı güvenli kılan sevdiklerimizin yardımıyla bedenimizle ve duygularımızla bağlantı kurmaktır. Pandemi başlangıcından beri kendimde fark ettiğim değişimlerden biri, Cambridge Üniversitesi’nde dijital teknolojileri ve çocukları inceleyen araştırmacı Amy Orben’in daha önce bana önerdiği gibi, “İyi olmadığını söylemek iyi bir şey,” düşüncesini benimsemekti. Bu açıklık hayat kurtarabilir.

Bunu çocuklarımız için, çocuklarımızla ve çocuklarımız sayesinde yapabiliriz. Aynı anda hem güçlü hem de yumuşak olmamıza ihtiyaçları var. Doğdukları günden itibaren çocuklarımızı kendi bedenlerimizle rahatlatırız. Henüz ilk sözcüklerinden itibaren kelime dağarcıklarını ve duygu farkındalıklarını geliştirmelerine yardımcı olabiliriz, böylece kendilerini rahatlatmayı öğrenebilirler. Onları kontrol edin, onlara nasıl hissettiklerini sorun ve duyguları bedenlerindeki fiziksel hisler olarak konumlandırmalarına yardımcı olun. Kendilerini bunalmış, korkmuş veya üzgün hissettiklerinde kullanabilecekleri başa çıkma stratejilerini içeren bir “alet çantası” geliştirmeye başlayın – bu çanta özel ve yumuşak bir battaniyeyi, sevilen bir şarkıyı, komik bir GIF’i veya bir arkadaşla mesajlaşmayı içerebilir.

Çocuklarınızla fazla ekran süresi konusunda kavga edebilirsiniz. Ya da kanepede yanlarına kıvrılıp, “Sarılabilir miyim? Sana sarılmak beni daha iyi hissettiriyor,” diyebilirsiniz. Bildiğim tek şey bu.

Çeviri: Zeynep Topal

Kaynak: https://www.nytimes.com/2020/07/27/parenting/children-screen-time-games-phones.html?referringSource=articleShare&fbclid=IwAR1g0coJ93S2AZrQ3d-dM_8_hKd3_jrS9UTF7J0LOML3SFuGqhTztvabj4U

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here