TRENDLER

Çocuğunuza, Kendi Çocukluğunuzdaki Gibi Bir Yaz Yaşatmanın 5 Yolu

Görüntülenme 339

0
Çocuğunuza, Kendi Çocukluğunuzdaki Gibi Bir Yaz Yaşatmanın 5 Yolu

Çocukluğunuzu, yaz boyunca annenizin sizi tüm gün sokağa saldığı zamanları hatırlıyor musunuz? Spontane gelişen top oyunları oynarak, doğal ortamda bir şeyler yaratarak ve sokağın bir ucundan diğer ucuna durmadan bisiklet sürerek geçerdi gününüz. Belki de benim gibi sinek ısırıklarını sayarak, çimende yuvarlanarak, bir ağaca yaslanıp kitap okuyarak geçti saatleriniz.  

Zaman çok değişti. Çocuklarım dışarıda 20 dakika geçirdikleri an şikayet etmeye başlıyorlar. Ancak biraz pratik zeka, biraz da ikna ile çocuklarınızın da yazı, sizin kendi çocukluğunuzda geçirdiğiniz yazlar gibi geçirmesine yardım edebilirsiniz.

  1. Haftada Bir Günü “Cihazsız Gün” İlan Edin

Yaz mevsimi, cihazsız gün fikrini uygulamak için harika bir fırsat. Ödev olmadığı için çocuklarınız şikayet de edemez. Eskiden, yazın tadını çıkarabiliyor olmanızın sebebi yalnızca dört-beş kanallı televizyonlara sahip olmanız ve gündüzleri o kanalların çok sıkıcı olmasıydı.

Telefonlar dahil olmak üzere çocukları elektronik cihazlardan uzak tutmak hiç de kolay bir iş değil. Bu konuda onlara örnek olmaya çalışın ki yalnız olmadıklarını görsünler. Çocuklarınızın, elektronik cihazlar olmadan bir gün geçirmenin doğal olduğunu, can sıkıntısının da aslında iyi bir şey olduğunu öğrenmeleri lazım. Bu sayede zihin ne yapılacağı konusunda yaratıcı bir biçimde düşünmeye başlar ve bu da hayal kurmaya, çevremizi fark etmemize olanak sağlar.

Dışarıdayken; parkta, kamp alanında ya da havuzdayken, telefonunuza bakma ihtiyacı hissettiğinizde şunu hatırlayın: Çocukluğunuzda ne sizin ne de ebeveynlerinizin böyle bir seçeneği yoktu.

  1. Çocuk Beyni Farklı Açılardan Gelişmek İçin “Boşluğa” İhtiyaç Duyar

Eğitimin çocuklar için en önemli hedef haline geldiği bir topluma dönüştük. Biz çocukken yaz sadece yazdı, yaz okullarına gitmek zorunda kalan çocuklar için de bu bir işkenceydi. Ebeveynlerimiz yaz aylarında bizi matematik, fen ya da dil bilgisi öğrenmeye devam edelim diye zorlamazlardı. Oyun oynamamıza izin verirlerdi. Çocuk eğitimcisi Dr. Maria Montessori “Oyun, çocuk işidir,” diyor. Yapılandırılmış, sınırlanmamış oyun süresi çocukların beyinlerinin gelişmesine yardım eder.

Sokağın sonundaki sahada yapacağınız bir futbol maçının takım seçmelerini düşünün. Bunu gerçekleştirmek için tam anlamıyla, ufak çapta bir organizasyonun CEO’su olmanız gerekirdi. Arkadaşlarınızın evlerine gidip kapıyı çalmanız, evdeki yetişkine Suzy’nin ya da Johnny’nin dışarıda oynayıp oynayamayacağını sormanız, bir yer belirlemeniz, kaptanları seçmeniz, çocukları takımlara ayırmanız (sopayı dahi tutamayan küçük kardeşler dahil), bir hakem belirlemeniz, kuralları koymanız ve nihayetinde oyunu oynamanız gerekirdi.

Tüm bunları yapmak için eleştirel düşünce becerisi, girişkenlik, özgüven ve olgunluk lazım. Bu beceriler yapılandırılmış oyunlar ile değil, hayat tecrübesiyle edinilir.

  1. Çocuklarınızı Biraz Rahat Bırakın

Helikopter ebeveynlik şu sıralar hiç olmadığı kadar yaygın. Biz çocukken, ebeveynler çoğunlukla çocukları mahalledeki yaz aktivitelerinde dünyayı keşfetsinler diye yalnız bırakırlardı.

Günümüz dünyasının 70’ler ve 80’lerden çok daha farklı olduğunu ileri sürebilirsiniz. Çocuğunuzun güvenliği konusunda endişelenebilirsiniz ancak onların her hareketine müdahale etmemek de büyük önem taşıyor. Takım sporlarını düzenlemeye, oyun tarihlerini belirlemeye ve onları her yere arabayla götürmeye o kadar çok alıştık ki her konuda tavsiyemizi verme eğilimindeyiz.

Çocuklarımızla kendi ebeveynlerimize oranla daha içli dışlı olmamız bir yerde iyi. Ancak yine de bu onların özerkliğini bastırabilir. Çocuğunuzu bir aktiviteye güvenliği açısından sizin götürmeniz gerekiyorsa bile, geri planda kalın. Ondan uzak bir yere oturun ve kendi alanına sahip olmasına izin verin. Çocuklar arasında geçen ufak tartışmalar, çekişmeler hatta çimene düşmeleri bile iyi şeyler. Bunlar çocuklara çatışmaların nasıl çözümlendiğini ve pireyi deve yapmamak gerektiği öğretir.

  1. Onlara Yetki Verin

Beraber oyun oynarken, yetkiyi zaman zaman çocuklarınıza verin. Yeni bir oyun yaratıyor ya da kutu oyunu oynuyorsanız bırakın kuralları onlar belirlesin. Okulda yıl boyunca uymaları gereken onlarca kuralla boğuşuyorlar zaten ve evde de pek bir şey değişmiyor. Yaz aylarında oynadıkları oyunlar, çocukların kural koymayı ve bir otorite figürü olmayı güvenli ve yaratıcı bir şekilde denemelerini sağlıyor.

Mesela, oğlum Scrabble oynamaya bayılıyor. Bu oyundaki genel kural, puan katlayan özel karelerin yalnızca bir kez kullanılabilmesi. Oğlum karelerin tekrar kullanılabileceğine dair idari kararını verdi ve kazandığı ekstra puanları hesaplamak için her oyunda harfleri kaldırıp altlarına baktı. Ona bunu yapamayacağını, kurallara uymadığını söyledim. O kadar sinirlendi ki aylarca oynamayı reddetti. Scrabble oynamayı teklif ettim bir gün ve bana şöyle dedi: “Benim kurallarıma göre oynarsak oynarım.” Oyuncular arası adaletsizlik olmadığı sürece kendi kurallarını koymasının sorun olmayacağını düşündüm. Patron olmasına ve kendi kurallarını koymasına izin vermek onu inanılmaz mutlu etti ve bir kez olsun kendini yetkili hissetmesini sağladı.

  1. Küçük Şeylerden Mutlu Olmayı Öğretin

Çocuklar, çocukluğunuzla ilgili hikayeler paylaşmanıza bayılırlar. Yaz ayları, dışarı çıkıp onlara çocukluğunuzu göstermeniz için müthiş bir fırsat. Oyun kıyafetlerinizi giyin ve çimenlerde yuvarlanın. Bulutları izleyin ve geceleri yıldızlara bakıp gökyüzünü inceleyin. Beraber turta pişirin. Gölde taş sektirin. Küçükken size mutlu yaz anıları yaşatan şeyleri düşünün ve çocuklarınızın da bunları sizinle beraber deneyimlemesine yardım edin. Bu hakiki bağ, kalıcı anılar yaratacak ve içinizdeki çocuğu uyandıracaktır.    

 

Çeviri: Zeynep Topal

Kaynak: https://chopra.com/articles/5-ways-to-pass-on-your-childhood-summertime-experience-to-your-children

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!