TRENDLER
Demet Sunar Caferzat
Demet Sunar Caferzat İstanbul Üniversitesi Felsefe ve Viyana Üniversitesi İletişim Bilimler

İstanbul'da doğdu. İstanbul Üniversitesi'nde Felsefe ve Viyana Üniversitesi'nde İletişim Bilimler üzerine lisans eğitimi aldı. Uzun yıllar yayıncılık sektöründe Aktüel, Bebeğim ve Biz, Life + gibi dergilerde çeşitli görevlerde bulundu. Oğlu olduktan sonra ebeveynliğe ve eğitime kafa yormaya başladı. Uzunçorap, Radikal Blog gibi sitelerde bu konuda yazılar yazdı. 2014 yılında, severek takip ettiği Eğitimpedia'da editörlük yapmaya başladı. O günden beri en büyük tutkularından biri Eğitimpedia'yı büyütmek oldu.

TÜM YAZILARI

Çocuk Parkında Yetişkin Olmak

Görüntülenme 958

0
Çocuk Parkında Yetişkin Olmak

Kalabalık çocuk parkları benim için hep bir stres kaynağı. Bunda çok hareketli, çok koşan, farklı şeyler denemeyi seven, gözü kara bir oğlum olmasının da payı büyük sanırım. Ama bu durumla baş etme çalışmalarımın kişisel hikayesi ayrı bir yazı konusu olsun. Ben bu kez diğer bir stres kaynağından, küçük çocukların motor becerilerini, bedenlerini, zihinlerini ve temelinde ruhlarını sabote eden aşırı müdahaleci yetişkinlerden bahsedeceğim.

Parklar, şehirde yaşayan çocuklar için çok değerli. Çocukların, araba tehlikesinden uzak, bedensel enerjilerini açık havada özgürce boşaltabildikleri, motor becerilerini geliştirdikleri ve yeni beceriler keşfetme şansı buldukları yegane alanlar. Ayrıca parklar çocuklara kısıtlı da olsa doğayla ilişki kurma imkanı veriyor. Peki, bu hisleri çoktan unutmuş, bedeniyle ilişkisini kaybetmiş, doğadan, topraktan, kumdan, taştan, çimenden elini ayağını çekmiş yetişkinler çocukları parka götürürse ne olur?

Evden tertemiz kıyafetlerle çıkan çocuk, her yerde olduğu gibi parka gittiğinde de üzerindeki pantolonun, montun, ayakkabının ve en önemlisi ellerinin temizliğinden sorumlu olmayı öğrenmelidir. Parkta oynayan çocuk, ne yapıp edip ellerini ve üzerini kirletmemenin yolunu bulmalıdır. Dolayısıyla tozlu, topraklı, kumlu olan her şeyden uzak durmalı, bunların hiçbirini asla ellememelidir. Kum havuzları, parklardan derhal kaldırılmalıdır.

Çocuk asla düşmemelidir. Bir çocuğun düşmemesi için kendisine sürekli “yavaş ol”, “dur orayı elleme”, “sakın yapma”, “basamakları çıkarken önce bir ayağını, sonra diğerini koy”, “oradan tutma, buradan tut” gibi sonsuzca çeşitlendirilebilecek komutlar verilmelidir. Bu komutlar ne kadar sık tekrarlanırsa, çocuk o kadar az düşer, hatta hiç düşmez. Çocuğun aşırı komuttan sonra etrafa artık boş gözlerle bakar hale gelmesi dikkate alınmamalı komut vermeye devam edilmelidir. Yapmakta zorlandığı hareketlere anında müdahale edilmeli ve çocuğa hareket yetişkin tarafından yaptırılmalıdır. Eğer yetişkin tarafından yaptırılamıyorsa, o hareket kesinlikle yapılmamalıdır. Çocuğun hiçbir yeri yaralanmamalı, hatta teninde çizik bile olmamalıdır.

Çocuklar, izlerken bile insanı yoran bu tür aşırı müdahalelere maruz kalıyor. İyi de, çocuklar parklarda bile özgürce hareket edemeyecekse, nerede edecek peki? Güvenlik tabii ki önemli ama aşırı kısıtlayıcı ve müdahaleci olmak çocuğun bedeniyle ilişkisini adeta sabote ediyor. Sürekli uyarılan ve komut verilen çocuk, gereğinden fazla temkinli ve kendine güvensiz oluyor. Bu çocuklar zamanla kısacık mesafeleri yürümeyi bile sevmemeye, koşturup oynamak yerine elinde cep telefonuyla oyun oynayarak saatler geçirmeyi tercih eder hale gelmeye başlıyor.  Dr. Sears’ın dediğine göre bir çocuk, keşif yoluyla motor becerilerini test ettiği sürece kendine güven duygusunu geliştiriyor. Yani bedensel gelişim aslında zihinsel ve ruhsal gelişimi besliyor. Ve bir çocuk ne kadar çok hareket eder ve keşfederse, o kadar çok gelişiyor.

Küçük çocukların, her alanda olduğu gibi, bedensel gelişimleri sürecinde de kendilerine sürekli müdahale eden değil, izleyen ve ihtiyaç duyduklarında onlara rehberlik eden ebeveynlere ihtiyaç duyduklarını düşünüyorum. Onların kendi bedenleriyle verdikleri uğraşa saygı duyan, keşfetmeleri için alan yaratan, hata yapmalarına izin veren, motive eden, sabırlı, ne aşırı müdahaleci ne de onları tamamen yalnız bırakan… Kirli ellerin ve kıyafetlerin yıkanabileceği, yaraların kısa zamanda iyileşebileceği gerçeğini unutmamak ise en önemlisi.

Demet Sunar Caferzat

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!