Çocuk Dostu Bir Şehir Nasıl Olur?

1
1473

“Çocuklar için başarılı bir şehir kurabilirsek, herkes için başarılı bir şehir elde etmiş oluruz.” – Enrique Peñalosa

Şehirde yaşayan çoğu çocuk için vakit geçirmek, evde akıllı telefonlarla oynamaktan ibaret. Ancak bazı şehirler; çocukları sağlıklı ve sosyal hale getirmek ve dışarı çıkmalarını sağlamak için bu duruma karşı yenilikçi bir şekilde savaş veriyor.

10 yaşında olduğunuzu hayal edin. Orta büyüklükte bir şehirde yaşıyorsunuz. Size beş dakika yürüme mesafesinde oturan en yakın arkadaşınızı ziyaret etmek ve onunla on dakikalık yürüme mesafesindeki parka gitmek istiyorsunuz. Sorun şu ki, sizinle arkadaşınız arasında, arkadaşınız ile de parkın arasında büyük ve tehlikeli iki yol var. Yürümek için ailenizden izin istediğinizde size hayır cevabını veriyorlar. Çok meşgul oldukları için de sizi kendileri götüremiyor.

Bu durumda muhtelemen arkadaşınıza SnapChat’ten fotoğraf atarsınız, ya da koltukta video oyunu oynarsınız. Dışarıda vakit geçirme, hareket etme; komşunuzla etkileşime geçme ve tabii arkadaşınızla oyun oynama şansınızı kaybettiniz.

Günümüzde çoğu çocuk için gerçekler bunlar – ancak durum böyle olmak zorunda değil.

Tim Gill, “Korku Yok: Riskten Kaçınan Bir Toplumda Büyümek” adlı kitabında çocuk dostu bir şehrin; çocuklar rahatça büyüsünler diye “gündelik özgürlükleri” hoşgören şehir olduğunu söylüyor.

“Oyun parkları veya kamusal alanların güzelliği ile ilgili konuşmak tek başına yeterli değil,” diyor Gill. Ve ekliyor: “Yetişkin eşliğinde gidilmesi gereken ‘oyun gettoları’ yaratır bu.”

Gill’e göre toplumun hatası; planlama sistemlerimizi çevre, sağlık ve yaşam kalitesinden ziyade otomobil, konut inşaatı ve ekonomi etrafında şekillendiriyor olmamız.

“Bu fikre katılmayan tek bir şehir planlamacısı bulamazsınız,” diyor Gill. “Çünkü bu tür kararları veren insanlar, önümüzdeki iki-üç yılın ötesine bakmaya ihtiyaç duymayan kısa vadeli politikacılardır.”

Arup’ın (Londra temelli bir danışmanlık şirketi) yakın zamanda yayınladığı bir rapor, şehirli çocukların yaşadığı beş zorluğu belirledi: Trafik ve kirlilik; yüksek katlı yaşam ve kentsel yayılma; suç, sosyal korkular ve riskten kaçınma; izolasyon ve hoşgörüsüzlük; şehre erişimin yetersiz ve adaletsiz olması.

Ancak, dünyanın dört bir yanındaki kentsel mahallelerde çocuk dostu şehir tasarımı hız kazanıyor: Boya ve çiçek kullanarak okullara ya da oyun parklarına giden tehlikeli yollarla mücadele etmeye çalışan halk önderliğindeki projelerden, konut politikalarını ve mahalleleri çocuklar için yeniden gözden geçiren şehir çapındaki çalışmalara kadar.

Tiran (Arnavutluk): Sessiz Çoğunluğa Güvenin!

Tiran’ın genç belediye başkanı Erion Veliaj, “Çocukların gücünü küçümsemeyin,” diyor. Şehirdeki ebeveynlerin arabalarına çocuklarından daha fazla para harcadıklarını gösteren bir anketin ardından, Veliaj bu istatistikleri öncelikleri yeniden belirlemek için ahlaki bir koz olarak kullandı.

Gelir kaynakları düşük olan şehirde işletmeler, yıkık dökük “hapishane hücrelerine” benzeyen anaokulları ve kreşlerin güzel alanlara dönüşmesine sponsor oldu. Ayrıca on yeni okul, kamu-özel ortaklığı ile yolda.

Büyük Skanderbeg Meydanı’ndaki tekrarlanan trafik kaynaklı yol kapamalarından ötürü, şehir sakinleri meydanın trafiğe süresiz olarak kapatılmasına ikna oldu. Şehir merkezi tamamen araçsız hale gelene dek her üç ayda bir yaya bölgesi caddeye doğru genişliyor. Çevre kirletici bir madde olan PM10 seviyesi, şimdiden yüzde 15 oranında düşmüş durumda.

Otomobil sahibi olmanın güçlü bir statü göstergesi olduğu bir şehirde değişim her zaman kolay değildir. Tiran’daki yapay gölün yerine yapılacak geniş bir oyun parkının inşası, kimisi saldırgan olan bazı protestocuları kendine çekti.

Veliaj, “İyi bağlantıları ve tanınmış hakları olan sesli bir azınlık, çok gürültü çıkarır,” diyor. “İşler açığa çıktığında, sessiz çoğunluğun yanınızda olacağına güvenmeniz gerekir.” Ve öyle de oldu.  

Veliaj ilk yılında, 40 bin metre karelik alanı yasadışı oluşumların elinden alarak 31 yeni oyun alanı inşasına olanak sağladı.

Şehirdeki ormanlardan biri, ailelerin belli bölgelere ektiği, çocuklara ait “doğum günü ağaçları” ile dolu. “Diğer ülkeler beton duvarlardan söz ediyorken, biz şehrin oksijen miktarını artırmak için ağaçtan duvarlar örüyoruz,” diyor Veliaj. Ağaçların yüzde 60’ı vatandaşlar ya da şirket arabası başına iki ağaç diken işletmeler sayesinde ekilmiş. Yürüyüş yapmak, bisiklet sürmek ve toplu taşıma kullanımı için uygunlaştırılmış bir şehir meydanı daha olacak.

Tiran’da ayrıca, genç temsilcilerin belediye başkanı ile buluşup tartıştığı ve elde ettiği verileri okula geri götürdüğü “çocuklar için şehir meclisi” bulunuyor. Veliaj, “Çocuklar ile ilgili harika olan şey, gizli bir niyetleri olmaması,” diyor. “Üstelik ebeveynlerini geri dönüşüm yapmaya, yürüyüşe çıkmaya ve okula bisikletle gitmeye ikna etmek konusunda en başarılı savunucular onlar.”

Rotterdam (Hollanda): Çocuklar İçin Doğal Alanlar

2016 yılında bir çocuğun büyümesi için en az çekiciliğe sahip şehir seçilen Rotterdam, o zamandan beri çocuk dostu bir şehir inşa etme çabasıyla daha düşük gelirli mahallelerde kamusal alanlara, konutlandırmaya ve güvenli trafik yollarına yönelik iyileştirmeler için 15 milyon Euro harcadı.   

Şehir parkı ormanındaki açık bir alan, doğal bir oyun alanına dönüştürüldü. Bu sayede çocuklar binasız, doğal bir çevrede oynama şansına sahipler. Çocuklar “doğal alanın biyoçeşitliliğinin tadını çıkarabiliyor; sığınaklar, sallar yapıp ateş yakabiliyor ve kamp kurabiliyorlar. Park şimdilerde yılda tam 35.000 ziyaretçiye ev sahipliği yapıyor.

Bazı okulların bahçeleri; bahçe işlerinden spor tesislerine kadar her şeyi içeren, yüksek kaliteli ve oynanabilir halka açık alanlara dönüştürüldü. Bu durum, çocukların hayatı daha geniş bir topluluk içinde deneyimlemelerine olanak sağlıyor.

Rotterdam’da bir sokak pikniği

Sosyal konut seviyeleri tarih boyunca yüksek bir şehir olan Rotterdam, devlet destekli bir kentsel dönüşüm programı başlattı. Şehrin “Geleceği Parlak Mekanlar” adlı proje taslağı daha varlıklı ve eğitimli genç aileleri koruyor ve eski çalışmalara dayanıyor.  

Yüzlerce yeni, müstakil aile evi şehir merkezi çevresinde inşa ediliyor. Bu çevre, bolca yeşil alana ve oyun parklarına sahip ve her bölgeye iki tane seçkin okul inşası hedefleniyor. Önceden kiralanan mülkler, gelecek vaat eden bölgelerde satışa sunuluyor ve ailelere ev iyileştirmeleri için destek sağlanıyor.

Halk için Droomstraat (Rüya Sokakları) adında bir program, şehirde yaşayanların sokak düzenlemeleri için teklif vermesine, tasarım yapmasına; otopark alanlarını sebze bahçeleri ya da halka açık oturum alanları olarak kullanmalarına izin veriyor.

İyileştirmeler işe yarıyor gibi: Raporlara göre insanlar artık Rotterdam’da aileleri ile yaşıyorlar ve şehir planlamacıları da yeni evler yapmak konusunda istekli.


Bogotá (Kolombiya): Tehlike Noktalarını Haritalandırma

Bogotá’nın eski belediye başkanı Enrique Peñalosa şöyle diyor: “Çocuklar bir nevi “gösterge” türdür. Onlar için başarılı bir şehir kurabilirsek, herkes için başarılı bir şehir elde etmiş oluruz.”

Şehrin kamusal alanlarını daha adaletli hale getirmek için yapılan çalışmalar, Peñalosa’nın iddialı “metrobüs” planının, bisiklet şeritlerinin ve 1200 adet park ve oyun alanının tanıtımıyla yirmi yıl önce başladı.  

Şehrin en yoksul bölgelerinden Ciudad Bolívar’da, topluluk üyeleri Bernard van Leer Vakfı’na ait ve 95 cm’den kısa insanlar için kamusal alanı iyileştirmeye yönelik bir girişim olan “Urban 95” (Şehir 95) ile birlikte çalışıyorlar. Yüksek suç oranlarına ve az yeşil alana sahip bölgede, bölge sakinleri topluca bir yürüyüş yapıp tehlike noktalarını tespit ettiler ve bununla nasıl mücadele edeceklerini belirlediler.

Anaokulu, okul ve park arasında bir güzergah belirlemek; trafik hızını düşürmek ve yeni oyun alanı yaratmak için sokak resimleri ve çiçekler kullanıldı. Bu sırada binalar parlak renklere boyandı. Asıl fikir, “tedbirli şehircilik” anlayışını esas alarak basit değişiklikleri denemek ve işe yaradıkları takdirde bu değişiklikleri kalıcı hale getirmek.   

Bu planları geliştiren halk, yapılan değişimleri sahiplenmeye ve yeni imkanları kullanmaya teşvik ediliyor – aksi takdirde şehir bunları sürdüremez.

Bogotá’nın teleferik sistemini işleten şirket, dört duraklı dağ yolu güzergahının 24 sütunu etrafındaki bölgede aynı fikirleri hayata geçirmeyi planlıyor. Önerilen yeniliklerden bazıları, bebek emzirme ve oyun alanları ile yaşlılar için merkezler yapmak. Şehrin metrobüs sisteminden sorumlu olan şirket de benzer planları kabul etmeyi düşündüğü söyleniyor.

Lexington (ABD): Su Parkları

Yaz aylarında hava sıcaklığının çoğu zaman 27 dereceyi aştığı Lexington’da sıcak gün sayısı bol. Aileler Thoroughbred Parkı’ndaki fıskiyelerde serinlemeye çalışarak kuralları çiğniyorlardı – ancak belediye meclisi onları cezalandırmak yerine, dinlemeye karar verdi.

2015 yılında Gehl Stüdyo, şehir için bir kamusal alan araştırması gerçekleştirdi ve özellikle oyun ve su içeren, aile dostu açık alana yönelik gizli bir talep olduğunu keşfetti. Bunu takip eden yaz mevsiminde, Northeastern Parkı yakınındaki çimenlere bir su parkı kuruldu ve etkisi inanılmaz oldu.

Bu geçici su parkı şehrin dört bir yanından insanları çekmeyi başardı. Alanda, dans eden bir fıskiyenin yanı sıra piknik masaları, plaj şemsiyeleri ve tekerlekli sandalye rampalarına sahip soyunma odaları ve tuvaletler de vardı.


İnsanlar bölgeye akın etti: Yürüyerek ya da arabayla geldiler, içi yemek ve içecek dolu soğutucular getirdiler yanlarında, şemsiyenin altında oturup çocuklarının oyunlarını izlediler. Parka daha önce hiç gelmemiş insanların orada olmak için bir sebebi vardı. Parkta komşularıyla karşılaştılar.

Parkın gündüz ziyaretçi sayısı neredeyse üç katına çıktı. Ziyaretçilerin yüzde 80’ini, parka daha önce hiç gitmemiş ya da az gitmiş insanlar oluşturuyordu. Bu uygulamadan önce, ziyaretçilerin çoğu beş blokluk bir mesafeden geliyordu. Şehir, projenin başarısını başka parklara da taşıyarak artırmak istiyor.  

Vancouver: Aile Dostu Yerleşim

Vancouver’ın 1990’larda ortaya koyduğu aile dostu yerleşim politikaları sayesinde 2001-2011 yılları arasında şehir merkezinde yaşayan çocukların sayısı ikiye katlandı. Şehirdeki yüksek yoğunluklu konut alanlarının çeyreğinin aileler için tasarlanması hedefleniyor. Tasarımlar; ortak depolama alanı, alt katlarda aile evleri ve oyun alanları, doğal ışık ve “su ile kum oyunları için olanaklar”ı içeriyor. Geliştirilen bu yerler aynı zamanda okulların, kreşlerin ve marketlerin yarım mil yakınında bulunmak ve güvenli yürüyüş yollarına sahip olmak zorunda.

Bu politikalar, sosyalleşme fırsatının her yaştan insan için önemli olduğunu kabul ediyor; çocuklar akranlarıyla oynasın diye yeterli miktarda aile tayin ediyor ve okul öncesi, ilkokul ve ergenlik çağındaki çocuklar için oyun alanı sağlıyor. Ergenleri görmezden gelmenin bir hata olduğunu iletiyor: Topla oynanan oyunlar için onlara da alan sağlanmalı.

Vancouver, bu kriterleri kullanarak önceden sanayi arazisi olan bir bölgeye River District’i (nehir bölgesi, “Doğu Fraser Toprakları” olarak da biliniyor) inşa ediyor. Burası, 25 dönümlük planlanmış park alanına sahip olacak ve tüm girişimin üçte birinden fazlası ailelere yönelik olacak. Bir ilkokul, bir sosyal merkez ve dört tane de çocuk bakım merkezi içerecek. River District’te lüks, yüksek katlı dairelerin yanı sıra neredeyse 250 adet uygun fiyatlı konut bulunacak ve bunların en az yüzde 60’ı ailelere yönelik olacak.

Vancouver’ın konutlandırma stratejisi şehirdeki zorlu alım gücü koşullarını alt etmek amacında. On yıllık bir sürede, yüzde 40’ı aileler için olan ve üçte ikisi de kiralanmak üzere 72.000 yeni ev tasarlandı. Bunların yarısı, geliri 80.000 dolarlık ortalamanın altında olan aileler için.

Geçtiğimiz yaz, sahil kenarında yer alan popüler Creekside Parkı’nın oyun alanı 900.000 dolarlık bir bakımdan geçti. Artık Vancouver’ın en büyük oyun alanına sahip olan parkta, müzikal enstrümanlardan tırmanışkulesine; tüp şeklinde kocaman bir kaydıraktan tepeden halatla aşağı iniş platformuna kadar, o çok istenen kum ve su içerikli oyunlar da dahil her şey var.

 

Çeviri: Zeynep Topal

Kaynak: https://www.theguardian.com/cities/2018/feb/28/child-friendly-city-indoors-playing-healthy-sociable-outdoors?utm_campaign=Education&utm_content=67834682&utm_medium=social&utm_source=twitter&utm_source=t.co&utm_medium=http%3A%2F%2Fowl.li%2Fm0Ej30bumcY&utm_campaign=youtube%20video

1 YORUM

  1. Gelişmiş ülkeler yatırımlarını her zaman insana yapmışlardır. Çocuklar ise gelecegimizdir. Onları ne kadar iyi egitir, akranlariyla butunlestirir ve bunun için birlikte olmayı istekli hale getirip oynatir ve bir şeyler paylaşmayı, planlamaya ve uygulamayı, uygulama sonuçlarını degerlendirmeyi, kritik yapmayı ogretirsek çok farklı ve bilinçli bir nesil geleceğinden emin olabilirsiniz. Biz de daha çok ayrıştırıcı bir eğitime doğru yol alınıyor. Varlıklı aileler çocuklarını bir şekilde özel okullara ayristirip
    aslında yalnizlastiriyorlar. O çocukların dunyasinda zengin fakir kavramı yoktur. Onlar sahip olduklarını kendi dogalari geregi paylasirlar. Onları bencillestiren ailelerinin.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here