REKLAMI KAPAT
TRENDLER
Murat Moroğlu
Murat Moroğlu Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı

1982 yılında Adana'da doğdu. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı bölümü eğitimini 2002-2006 yılları arasında gerçekleştirdi.

2003-2006 yılları arasında Çağdaş Drama Derneğinin Yaratıcı Drama Liderliği / Eğitmenliği programını tamamlayarak "Yaratıcı Drama Lideri/Eğitmeni" unvanını aldı. Ankara'da farklı eğitim kurumlarında (Okul öncesi), Gazi Üniversitesi Vakıf Kolejinde (2009-2013) ve Özel Doğaç Yaratıcı Drama Liderliği/Eğitmenliği Kursunda (2013-2018) eğitmen olarak çalıştı. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü İlköğretim Bölümü Yaratıcı Drama Tezsiz Yüksek Lisansı programını (2017) bitirdi.

2012 yılından bu yana çeşitli internet sayfalarına "Çocuk Edebiyatı ve Yaratıcı Drama" ilişkisine yönelik yazılar yazıyor. Yaklaşık iki yıldır öğretmenlerle, ailelerle ve çocuklarla "Nitelikli Çocuk Edebiyatı" üzerine söyleşiler gerçekleştiriyor.

Fide Okulları'nda Yaratıcı Drama Öğretmeni olarak görev yapıyor.

@murat.moroglu

TÜM YAZILARI

Çocuk Edebiyatı ve Okuma Kültürü

Görüntülenme 575

0
Çocuk Edebiyatı ve Okuma Kültürü

Bir kitap okudum hayatım değişti” tümcesi doğru, anlamlı ve özeldir. Hangimizin ne kadar ve ne denli bu değişimle karşı karşıya kaldığı bilinmez ama bu karşılaşmaların en azından küçük de olsa bir farkındalığa ışık tuttuğunu söylemek zor olmasa gerekir. Birlikte bir yolculuğa çıkmak, kahramanlardan biri olmak ya da kahramanın bir yakını olmak, kurgudaki mekânlarda dolaşmak; yine kurguda yaşanan o büyük gerilimin içinde olmak ve hissetmek kitapların okuyucuya yaşattığı önemli duygulardır. Harekete geçen bu duygular beraberinde –yaş farkı gözetmeksizin- merak duygusunu ortaya çıkarır. Oluşan merak duygusuyla kitap okunur, iletisi alınır ve alınan ileti yaşamda davranışa yönelik olarak aktarılmaya çalışılır.

Kitap okumanın ve bireye katkılarının önemi bazı yazarlar tarafından şu şekilde anlatılmaya çalışılmıştır:

Kitaplarım bana yetecek kadar büyük bir krallıktır. (William Shakespeare);

Ben kitaplarımı yaratmadan kitaplarım beni yarattılar. (Montaigne);

İçinde bir şey bulunmayacak kadar kötü bir kitap yoktur. (Balzac);

Kitaplar kendinize ve başkalarına saygı duymayı öğretecek, yüreği ve aklı, dünya ve insanlık sevgisiyle dolduracaktır. (Maksim Gorki);

Okuma hevesimi dünyanın bütün hazinelerine değişmem. (Gibbon).

Buna benzer daha birçok düşünce ve duygu yazılmıştır, kitaplar üzerine. Bu duygu ve düşünceleri analiz etmek bile kitap okumanın bireye sağladığı katkıları ortaya çıkarmaktadır. Ancak bununla birlikte tüm eğitimcilerin ve anne babaların düştüğü bir yanlış vardır. Sorun “bir kitabın nasıl okunması gerektiği” değil, ”nasıl bir kitabın okunması” gerektiğidir. Çünkü okuma alışkanlığının geliştirilmesi, neden-sonuç ilişkilerinin kurulabilmesi ve doğru ve estetik davranışların bireyde oluşturulabilmesi ancak bilinçli bir şekilde tercih edilen kitap ya da kitaplar üzerinden geçmektedir.

Peki, Nasıl Kitaplar Tercih Etmeliyim ya da Kitaplardaki Özellikler Neler Olmalıdır?

Aslında, kitabın kapağı, yapısı-boyutu, cildi, iletisi, kalınlığı vb gibi birçok değişken kitap okuma alışkanlığının oluşumunda önemli rol oynar. Ancak okuma alışkanlığının kazandırılmasında gidilecek en kısa ya da en önemli etken olarak kitabın adı gerçeğidir. Çünkü kitap adları merak duygusunu tetiklemektedir. Kitabın adı üzerinden oluşturulan bu merak duygusu, bireyde kitabı okuma isteği ya da raftan alıp sayfalarını karıştırarak inceleme sürecini başlatabilir. Bununla beraber okuyucu artık o kitabın yolculuğuna çıkmıştır, yaratıcılığını ve hayal gücünü zorlayarak kitabın öyküsünü merak etmeye başlar. Peter H. Reynolds’ un “Nokta”sı; Behiç Ak’ın “Doğumgünü Hediyesi”; Yalvaç Ural’ın “Gözü Boynuz İzi Yaldız”ı; Ümit Öğmel’in “Ben Bir Çizgiyim” adlı kitapları buna örnektir.  Bu noktada karşılaşılan en büyük sorun bireyin okuma bilmemesidir. Başka bir önemli özellik ise tam bu noktada devreye girmektedir: kapak sayfası tasarımı, resimler, çizimler ve kullanılan renkler… Kapak sayfalarında kullanılan çizimler, küçük yaş bireylerinin hayal gücünü ve merak duygusunu harekete geçirmelidir. Merak eden birey kitabı eline alarak sayfalarını karıştırır ve alıp almama konusunda bir yargı ortaya koyar sadece bu davranış bile bireyin kişilik gelişimine olumlu katkı sağlar.  Christine Nöstlinger’ in “Kim Takar Salatalık Kral’ı”, Sevim Ak’ın “Penguenler Flüt Çalamaz”ı, Ferit Avcı’nın “Kırmızı Fili Gördünüz Mü?” adlı kitaplar yukarıda yazılan özellikleri somutlaştırarak karşımıza çıkaran uygun kitaplardır.

İpuçlarına Devam…

Ele alınıp üzerine konuşulabilecek birçok özellik olsa da genel olarak konu, verilmek istenen ileti, mesaj ve bunların yanında dil ve anlatım, çocuk edebiyatında dikkat edilmesi gereken önemli özelliklerdendir. Yetişkinler olarak, çocuklara kitaplar önermeden önce o kitapları okumak ve anlamak yapacağımız anlamlı işlerdendir. Erken çocukluk dönemine kadar uzanan bu yol, bireyleri sanatsal bakımdan, sözel ifadenin ve yaratıcılığın gelişmesi açısından destekler ve geliştirir. Her açıdan sağlıklı çocuk edebiyatı ürünleri bireye okuma alışkanlığı kazandırır. Tüm bunların yetişkinler tarafından bilinerek çocuklara önerilmesi, karşılıklı olarak kitaba yönelik paylaşımların da verimliliğini artıracaktır.

Ben Oturarak Okumak İstemiyorum!

Çocuklar, yetişkinlere göre daha ve daha farklı bakış açılarına sahiptirler. Çünkü yetişkinlerdeki bastırılmış duygu ve eylemler, çocuklar için bir anlam ifade etmemektedir. Bu düşünce yaşamın her alanına yansımaktadır. Tıpkı okuma sürecinde olduğu gibi… Biz yetişkinler her alanda olduğu gibi okuma konusunda da –genel olarak- önyargılarla hareket etmekteyiz. Oturarak ve sessiz bir ortamda okumak bize göre öğrenme açısından daha sağlıklıdır. Ancak bu durum çocuklar için böyle ilerlemeyebilir. Oturarak, uzanarak, oyun oynama sürecinde bir kitabın sayfalarını karıştırarak, müzik dinleyerek ya da etrafı gözlemleyerek çocuklar okuma sürecine devam edebilir. Yetişkinler olarak amacımız okumaya yönlendirmek başka bir şey olmamalıdır. Çocuklarımızın tanıdığı, bildiği (ünlü kişileri, akrabalar veya arkadaşları), kişilerin kitap okurkenki fotoğraflarını evin ya da sınıfın belli alanlarına asmak, koymak teşvik etmenlerinden bir tanesi olabilir. Çünkü çocuğun sevdiği kişilerin okurkenki fotoğraflarını görmesi, onun gerçeklik düşüncesine ve yapısına olumlu katkı sağlayacaktır. Çünkü erken çocukluk döneminde kitaplarla kurulan olumlu ilişki, çocuğun yaşamının diğer süreçlerine de olumlu katkı sağlayacak ve bireyi sürekli okur durumuna getirecektir. Çünkü birey, doğru edebiyat ürünleri ile karşılaştığında neden-sonuç ilişkisi kuracaktır. Çünkü birey, eleştirel düşünme, araştırma ve ortaya çıkarma becerisi kazanacaktır doğru edebiyat ürünleri ile karşılaştığında…

Kitap okumaya değil; çocuk edebiyatı kitapları okumaya…

 

Murat Moroğlu

 

            

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!