Çocuklar Hangi Yaşta Hangi Korkuları ve Kaygıları Yaşar?

0
3469

Çocukların, canavarlardan doğal afetlere kadar çeşitli konularda endişeleri vardır. Bu endişeler rastgele biçimde ortaya çıkabilir ya da günlük olaylar tarafından tetiklenebilir. Çocukların dünyaya ve dünyanın içindeki canlılara dair artan farkındalıkları ve olabilecek kötü şeyleri tahmin etme yetileri telaşlanmalarına sebep olabilir.

Çocukların sahip olduğu korkuların çoğu varoluşsaldır, yani bu korkular çocuğun ayrı bir birey olarak büyüyor ve gelişiyor olmasından kaynaklanır. Ayrılık deneyimi, tüm deneyimler arasında en etkili olanıdır ve beynin duygusal merkezini harekete geçirerek korku duygusunu tetikleyebilir. Çocuklar giderek daha bağımsız hale geldikçe, kendilerine bakım veren insanlara da daha az bağımlı hale gelirler ve bu durum kaygılanmalarına yol açabilir. Bu korku, çocuklar büyüdükçe farklı şekillerde ortaya çıkabilir ancak temelde aynı sorun yatar.

İnişli çıkışlı hallerimize neden olan endişelerimiz ve korkularımız, insan olmanın bir parçasıdır. Hatta, beyin enerjimizin önemli bir kısmı gelen bilgilerin tehdit içerip içermediğini değerlendirip vücudumuza sinyaller göndererek harcanır. Korktuğumuzu veya bilinçli farkındalığımızın dışında çalışan bir duygusal bilince sahip olduğumuzu her zaman fark edemeyiz. Kaygı ile ilgili çalışamalar yapan, dünyanın önde gelen nörobilimcilerinden Joseph LeDoux, bazı zamanlarda korkuyla dolup taşmamıza rağmen nutkumuzun tutulmasının mümkün olabileceğini göstererek bunu kanıtlıyor.   

Çocuklarda yaygın olarak görülen korku ve kaygılar

Bu liste, çocukların farklı dönemlerde yaşayabileceği bazı korku ve kaygıları içeriyor. Unutmayın, bunların çoğu, yaşadıkları gelişimsel değişimlerden ve henüz yeterince olgunlaşmamış olmalarından kaynaklanıyor.  

0-6 ay: Bebekler, beklenmedik ve şaşırtıcı olduğu için yüksek sesten korkabilirler. Ebeveynlerinden fiziksel olarak ayrılmak, onları görememek veya duyamamak, beyinlerinin nesne sürekliliği algısından sorumlu kısmı henüz tam gelişmediği için bebeklerde korkuya sebep olabilir. Nesnelerin zaman ve mekanda kalıcı olduğunu anlayamamaları sebebiyle, iletişim kaybı yaşadıkları bu kişinin geri döneceğini de bilemezler.

7-12 ay: Bu dönemde bebekler, nesnelerin kalıcı olduğunu ve nedenselliği anlamaya başlarlar. Ebeveynlerinin gidince geri döneceğinin ve yaptıkları şeylerin başkalarının eylemleri üzerinde etkileri olduğunun farkına varırlar. Örneğin, ağladıklarında birinin onları almaya geleceğini bilirler. Bu dönemde, beyinleri tek bir kişiyi birincil bakıcıları olarak algılayacak kadar geliştiği için bebeklerin değişik tepkiler verdikleri görülebilir. Bu durum, düzenli olarak temasa geçmedikleri insanlara karşı utangaç davranmalarına ve birincil bakıcılarının yanında olmak istemeyi tercih etmelerine yol açabilir. Genellikle, yüksek sesten ve aniden beliren nesnelerden korkmaya devam ederler.

1 yaş: Bu yaşta, ebeveynlerden ayrılmak telaşa ve korkuya sebep olabilir ve bu durum 6 yaşına kadar devam eder. Küçük çocuklar bakım için ebeveynlerine muhtaçtır ve bu yüzden onlardan uzak kaldıklarında telaşa kapılabilirler. Bir yerlerini incittiklerinde ya da tuvalet sifonu gibi yüksek sesler duyduklarında korkabilirler.

2 yaş: Bu yaştaki küçük çocuklar sıklıkla hayvanlardan ve büyük nesnelerden korkma eğilimindedirler. Kendi boyutları küçük olduğu ve hayvanlara ve büyük nesnelere dair anlayışları gelişmemiş olduğu için korku seviyeleri yükselir. Karanlık odalardan korktuklarını ifade edebilirler ve geceleri ayrı odalarda uyumak epey zorlu bir hal alabilir. Küçük çocuklar en çok düzen ve rutin olduğu takdirde rahat hissederler, yani çevrelerindeki büyük değişimler de potansiyel endişe kaynağı durumundadır.

3-4 yaş: Beyinlerindeki artan gelişmelerle birlikte, küçük çocukların hayal gücü ve kendilerinin veya başkalarının başına kötü şeyler geldiğini öngörme yetileri de artabilir. Gördükleri rüyalar, canavarlar ya da başka korkunç unsurlarla daha canlı hale gelebilir. Hayvanlardan, maskelerden, karanlıktan korkabilir ve gecenin bir yarısı kaygılanarak teselli edilmek için yanınıza gelebilirler. Bu dönemde sıkça kurdukları “Kendim yaparım,” veya “Hayır, ben yapacağım!” gibi cümlelerinden de anlaşılacağı gibi, artan bağımsızlıkları, ebeveynlerinin yardımı olmadan hareket etme isteklerini de artırır.  

5-6 yaş: Bu çağda çocuklar fiziksel olarak zarar görmekten ve “kötü insanlardan” korktuklarını dile getirebilirler. Gerçekte olmayan kötü şeyleri hayal etmeye başladıkları zaman, oynadıkları oyunlar da bu konularla ilgili olabilir. Hayaletler, cadılar ya da doğaüstü başka varlıklar ile ilgili kaygı duyduklarını ifade edebilirler. Gök gürültüsü ve şimşek de onları ürkütebilir. Kendi başlarına kalmak ya da yalnız uyumak, ayrı bir kişi olarak gelişimlerini henüz tamamlamadıkları için endişe verici olabilir.

7-8 yaş: Yalnız kalma korkusu sıkça görülür. Kendi başlarına oynuyor olsalar dahi yanlarında birinin olmasını isteyebilirler. Ölümden bahsedebilirler ve araba ya da uçak kazaları gibi kendilerine zarar verecek şeylerden endişelenmeye başlayabilirler. Karanlık korkusuyla mücadele etmeye devam ederler.

9-12 yaş: Bu yaştaki çocuklar, sınav ve test korkusu gibi okuldaki performansları ile ilgili endişelere sahip olabilirler. Sakatlanmaktan ve ölmekten korkmanın yanı sıra dış görünüşleri de onlar için bir kaygı sebebi olabilir. Daha bağımsız ve sosyal biri haline geldikçe, kendilerini başka insanlarla karşılaştırmaya da başlarlar ve bu da kaygılanmalarına yol açabilir. Bazı çocuklar çocukluk çağını geride bırakmaya hevesli gözükse de, büyümekten şikayet edebilir ve bunu istemediklerini dile getirebilirler. Çocuklar, kendilerini anlamak için akranlarına yönelirler, dolayısıyla bir çocuk akranları hakkında ne kadar çok düşünürse, o kadar çok endişelenir.    

Ergenlik: Ergenler için kafa karışıklığı, kaygı ve korkunun kaynağı kişisel ilişkiler olabilir. Sosyal bir varlık olarak hayatlarını sürdürmeye çalışsalar da, okul sorunları ve arkadaşlık ilişkileri ile ilgili evdeki yetişkinlerin yardımına ihtiyaç duyabilirler. Dünyaya dair artan farkındalıkları ile birlikte yetişkinliğe yaklaştıkça politik meselelerle ilgili korkularını dile getirebilirler. Bazı ergenlerin, bu dönemde sahip oldukları korkuları azaltmak için batıl inançlara yöneldiği de görülebilir. Nasıl bir geleceğe sahip olacaklarını tahmin etmeye çalışmak, doğal afetler ve büyüme süreciyle alakalı diğer konular da endişe verici olabilir.

Çocuklar bu kaygılarla nasıl baş edebilirler?

Küçük çocukların korkuları, onlara güvence sağlayan ve endişelerini gidermeye çalışan şefkatli ebeveynleri ile kurdukları ilişkiler sayesinde hafifler. Çocuklar büyüdükçe, artan olgunluk seviyeleri korkularıyla yüzleşebilmeleri için cesaretli olmaları ve gözyaşı dökmeleri gerekeceği anlamına gelir. Büyüme süreci, güven duyabilecekleri yetişkinlerin yardımıyla ilerleyebilir.

1.İlişkiler – Çocuklar kaygılandıkları zaman, ihtiyaç duydukları desteğin kaynağı en yakın bağlarıdır. Çocukların endişelerini dinlemek, hislerini kabul etmek ve onların yanında olmak korkularını hafifletmeye yardımcı olur. Yanlarında olmak; onları tüm dikkatinizle dinlemek ve problemlerini çözmek ya da söylediklerini reddetmek yerine çocuklarınızdan duyduklarınızla ilgili düşünüp taşınmanız anlamına geliyor. Çocuğunuzun korku ve kaygıları sürekli ve kronik bir hal aldıysa, kaygıyla baş etme yöntemlerine başvurmak gerekli olabilir.

2.Korkuyla oynamak – Çocukların uyarı sistemlerinin gelişmesinin bir yolu, etraflarındaki dünya ile etkileşime geçmeleridir. Ürkseler, korku belirtileri gösterseler bile bu duygulara sebep olan deneyimleriyle oynama becerileri, duygu yoğunluğunu azaltmaya yardımcı olur. Çocuklar oyun oynadıkça, beyinleri sinyalleri birleştirebilir ve korkunun duygusal sistemlerini ele geçirme ihtimali de düşer. Bu durumlarda yardımcı olabilecek geleneksel oyunlara örnek olarak saklambaç, ce-e oyunu, kutu oyunları ve risk ile korku içeren hikaye anlatma oyunları verilebilir.

3.Cesaret – 5 ila 7 yaşın altındaki çocukların, prefrontal kortekslerindeki entegrasyon eksikliği nedeniyle cesaret gösterme yetileri yoktur. Tek seferde yalnızca bir yoğun duyguyu hissedebilirler, bu yüzden korkuları onları bunaltabilir ve çocuklar sinirlenebilir, karşı koyabilir veya saldırganlaşabilirler. 6 yaşındaki ve daha küçük çocukların yeni ya da korkutucu deneyimlere güvendikleri birinin desteğiyle adım atmaları daha iyi olacaktır. Neyi yapıp neyi yapmamaları gerektiği ile ilgli kararlarını korkunun yönetmesine izin vermemeleri son derece önemli. Daha büyük çocuklar için, canlarını sıkan şeyi dile getirmelerine yardımcı olmak işe yarayacaktır. Onları korkutan şeyi ifade edecek kelimeleri bulabildikleri zaman, telaşlanmalarına sebep olan durum karşısında daha cesaretli olmalarına yardımcı olacak isteklerini daha etkili bir şekilde dile getirebilirler.

4.Gözyaşı – Korkular, çocukların onları endişelendiren şeylerle ilgili üzüntülerini ifade etmelerine yardımcı olarak da hafifletilebilir. Örneğin, onlarla her zaman oynamak istemeyen bir arkadaşlarından bahsedebilirler. Bazen yapılacak tek şey ağlamak ve hayal kırıklıklarıyla yüzleşmektir. Bu, kişinin korkularının giderek azalmasına ve endişelerine karşı daha dayanıklı olmasına yol açacaktır.  

Beyin, ayrılığın öngörülmesi ya da gerçekleşmesi durumunda harekete geçmesi gereken karmaşık bir uyarı sistemidir. Çocuklar büyüdükçe, korku ve kaygıları da artan gelişimlerine benzer şekilde değişimler gösterir. Hayatlarındaki yetişkinlerin rolü; onlarla derin ilişkiler kurmak, onları dinlemek ve korkularını kabul etmek, temkinli olmalarına yardımcı olmak, gerektiğinde ağlamalarını ve cesaretli davranmalarını sağlamaktır.  

 

Kaynak: http://macnamara.ca/portfolio/what-kids-worry-and-fear-at-different-ages/

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here