Çocuklarımızın Güvenebilecekleri İnsanlar Olmak

0
1663

Annemi çok seviyorum ve kendimi ona hep çok yakın hissetmişimdir, ama kızımın bana anlattığı bazı özel şeyleri ben kendi anneme hiç anlatmadım. Annemin hakkımda bilmesini istemediğim ve bu yüzden ona anlatmadığım çok şey vardı. Beni çok sevse de, annemin de aslında bunları bilmek istemediğini düşünürdüm.

Şu anda biri 20, diğeri 25 yaşında olan kızlarımla yaptığım sohbetler benim için çok kıymetli. Bir ebeveyn olarak, benimle her şeyi paylaşıp fikrimi alıyor olmalarını en büyük başarım olarak nitelendiriyorum (evet, bunu ben başardım). Kendi annemden sakladığım onca sırdan sonra, kızlarımla ilişkimdeki bu unsur benim için muazzam bir sürpriz ve gurur kaynağı oldu. Kızlarımla böyle bir ilişkiye sahip olmamı mümkün kıldığına inandığım unsurları aşağıda sıraladım…  

Çocuğunuzla doğduğu ilk günden itibaren saygılı ve çift taraflı iletişim kurmaya çalışın

Bir bebekle gerçek şeyler hakkında konuşmanın tuhaf olduğunu düşünebilirsiniz. Ancak fikrinizi değiştirmeyi başarırsanız, sonuçların hem büyüleyici hem de ödülendirici olduğunu göreceksiniz. Bebeğinizle onu ilgilendiren konularda sözel olarak etkileşime geçerek, örneğin “Seni şimdi almamı ister misin?” gibi sorular sorarak ve aynı zamanda verecekleri tepkileri gözlemleyip dinleyerek – yani onlara en başından itibaren birey muamelesi yaparak – şu mükemmel gerçeği keşfedebilirsiniz: Bebekler, benzersiz bakış açılarını bizimle paylaşarak gördükleri “iyiliğe” karşılık vermeye başlarlar. Bu erken diyalog gelecekteki sağlıklı bir ilişkinin temel taşı olabilir.

Empati ve anlayış sahibi olun, utandırmayın

Empati, çocukların koşulsuz sevildiklerini ve kabul edildiklerini hissedebilmeleri için vazgeçilmezdir. Bu unsurlar olmadan, dürüstlük ve paylaşmak için gerekli güven duygusu da oluşamaz. Çocukların, duygularının ve arzularının hiçbirini yanlış, utanç verici ya da anlaşılmaz olarak görmediğimizi bilmeleri gerekir, çünkü ancak bu sayede bize güvenebilirler.

Bu, otoritemizi elden bırakmak anlamına gelmiyor elbette, çünkü çocuklar bizim liderliğimiz olmadan kaybolurlar ve güvensiz hissederler. Beklentilerimizi açıkça belirtip kabul edilemeyecek davranışları engellerken aynı zamanda çocuklarımızın hislerini ve bakış açılarını da kabul ettiğimiz anlamına geliyor bu.

Başka bir deyişle, çocuklarımıza elli tane dondurma istemenin ya da kardeşine vurmayı düşünmenin kabul edilebilir olduğunu, ancak bunların olmasına izin vermeyeceğimizi göstermeliyiz. Eğer zamanında yetişemezsek ve kardeşine vurursa, ondan beklentimizi açıkça ifade ederken sakin kalmayı başarmalıyız (iki tarafı da desteklediğimizi unutmamalıyız). O zaman bile, her iki çocuğun da duygularını ve bakış açılarını dinlemeye açık olmalıyız. Çocuklarla iletişimi geliştirmekle ilgili bir mantra varsa eğer, şu olmalı: Çocuğunuza karşı açık olun, hep açık olun, çok açık olun.  

Ceza vermek, dürtü kontrolünü ve “iyi” davranışları öğretmek için daha çabuk ve daha kolay bir yöntem gibi görünebilir, ancak çocukları dışarıya daha da kapalı hale getiren bir utanç atmosferi yaratır. Küçük çocuklar kötü davranışları kategorilere ayıramazlar, bu yüzden cezalandırıldıklarında davranışlarının değil, kendilerinin kötü olduğunu düşünme eğilimi gösterirler ve bazı yönlerini gizlemeye çalışırlar ve bu, açık iletişimi geliştirmeye hiçbir zaman yardımcı olmaz.  

Taraf tutmayın ya da eleştirmeyin

Asla taraf tutmayın, buna çocuğunuzunki de dahil. Büyük kızım ergenlik zamanlarında beni bu konuda son derece kararlı bir şekilde uyardığı için ona minnettarım. Çocuğumuz zarar gördü veya hayal kırıklığına uğradı diye bir kardeşini ya da arkadaşını yargıladığımız zaman eleştirel, yargılayıcı ve güvenilmez bir sırdaş olarak algılanırız. Biliyorum pek adil değil, ama doğru.

Dinleyin ve kabul edin, düzeltmeye çalışmayın. Yalnızca istenildiği zaman tavsiye verin.

Ebeveynler her şeyi iyileştirmeye “programlanmış” durumdalar, bu yüzden düzeltmeden dinlemek söylemesi kolay, yapması zor bir iş, ancak son derece önemli. Çocuğunuz ağlarken “her şey düzelecek” diye onu teselli etmek yerine bir şey yapmadan yanında durmaya çalışın sadece. Sessizliği bozmaya çalışmayın. Çocuklar, onları dikkatle dinleyeceğimizi ve açık ve kabul edici bir alan sağlayacağımızı hissetmedikleri takdirde kendilerini bize açmazlar.

Hislerini kabul edici yorumlarda bulunun sadece: “O kadar çok çalışmadan sonra sözlü sınavın sırasında gergin ve telaşlı hissetmen üzücü olmuş,” gibi. Ancak, hemen ardından “Ama bu muhtemelen genel ortalamanı etkilemez,” ya da “Bir sonraki sefer daha kolay olur,” benzeri cümleler kurmaktan sakının.

Dürüst ve mütevazı itiraflarda bulunun

Çocuklarıma, yapabilecekleri herhangi bir hatayı geçmişte benim de yaptığımı defalarca hatırlattım. Hatta, eminim ben çok daha umursamaz, düşüncesiz ve dikkatsiz şeyler yapmışımdır. Bunu onlara itiraf etmek benim için kolay oldu, çünkü buna gerçekten inanıyorum. Yaşları uygun hale gelince bazı detaylar da ekledim itiraflarıma. Bu bir riskti, ama ben bu riski aldığım için çok mutluyum. Çünkü bu sayede, çocuklarım onları koşulsuz sevdiğimden ve yargılamayacağımdan emin oldular.   

Sıkıntılı dönemlerde sabırlı olun. İlk adımı çocuğunuzun atmasını bekleyin.

Çocuklarımla yaptığım en başarılı konuşmalar hep onlar tarafından başlatıldı. Baskı samimiyeti öldürür. Özellikle de ergenler gizemli olma eğilimindedirler ve ebeveynleri tarafından sıkboğaz edilmek istemezler. Şanslıysak, özel düşüncelerini ve özel hayatlarını paylaşacak kadar güvenirler bize, ama bu onların kendi şartlarına göre verecekleri bir karardır. Aslında yapabileceğimiz tek şey, kelimelerimiz ve davranışlarımız aracılığıyla çocuklarımıza iletişime açık olduğumuzu, yargılayıcı olmadığımızı ve onlar hazır olduğunda bizim de hazır olacağımızı göstermektir. Bize ihtiyaç duyduklarında her şeyi bırakıp onların yanında olmaya, onları özenle dinlemeye hazır olmalıyız.

 

Kaynak: https://www.janetlansbury.com/2017/12/person-children-confide/?fbclid=IwAR0hJfcWRKw87gMGEMLbAPXQw18vuTQ7PZVY-cNZcZ-9s3a2mWd4Pi9UI4c

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here