TRENDLER

Çocuklarımızın Parayla Sağlıklı Bir İlişki Kurmasını Nasıl Sağlayabiliriz?

Görüntülenme 1848

0
Çocuklarımızın Parayla Sağlıklı Bir İlişki Kurmasını Nasıl Sağlayabiliriz?

Her anne baba, çocuklarının hayatla başa çıkabilmeleri için gerekli becerilere sahip olmasını ister. Ama çoğu ebeveyn güvenlik, sağlık, okul işleri ve ilişkiler hakkında rahatça konuşurken konu paranın önemine gelince bir sessizliğe gömülür.

Bu, paranın son derece güçlü duygular uyandırmasından kaynaklanıyor olabilir. Ne kadar paramızın olup olmadığı, başkalarına kıyasla nasıl bir gelire sahip olduğumuz, kendimizi çok paralı ya da çok parasız hissediyor olmamız bizi etkiler. Ebeveynler genellikle para yüzünden kavgaya tutuşabilir, bu da çocuklarda paranın tartışmaya sebep olduğu izlenimini uyandırır.

The New York Times’da kişisel finans konusunda köşe yazarlığı yaptığım için ebeveynler sık sık benden tavsiye ister. Ben de bir ebeveyn olarak bu konunun ne kadar zor olabileceğini biliyorum. Ama eğer çocuklarımızın parayla sağlıklı bir ilişkileri olmasını istiyorsak kendi utangaçlığımızı ve rahatsızlığımızı yenerek, onların sorularına net cevaplar vermeliyiz. Bu konuda bazı ipuçları verebilirim:

1. Para ve parayla ilgili değerleriniz hakkında konuşun
Çocuklar parayı merak eder ve parayla ilgili çok şey öğrenmek isterler. Bazen cevaplaması zor sorular sorabilirler ama konuyu değiştirmek ya da yalan söylemek iyi bir çözüm değildir. Çocuklar para hakkında bir şey sorduğunda yapılacak en iyi şey onlara soruyla karşılık vermektir: Neden soruyorsun? Böylece çocuğun sorusunun altında yatan gerçek sebebi görebiliriz. Örneğin, “Biz zengin miyiz?” diye soran çocuklar aslında sizin maaşınızı merak etmiyorlar. Başka bir ailenin yeni bir araba aldığını duymuş olabilirler ve sizin de yeni bir araba alıp almayacağınızı merak ediyor olabilirler. Ya da sokakta bir evsiz görmüşlerdir ve ailece sokağa düşüp düşmeyeceğinizi öğrenmek istemişlerdir. Bir çocuğun gerçek kaygısının ne olduğunu ve neden kaynaklandığını bilirseniz daha iyi bir karşılık verebilirsiniz.

Çocuklar büyüdükçe daha keskin sorular soracaklardır, bu durumlara hazırlıklı olun, para hakkında, ne kadarı yeter gibi, daha kapsamlı konuları tartışmayı deneyin. İhtiyaç duyduğumuz ya da bizi mutlu etmeye yetecek şeyleri elde etmek için ne kadar harcamamız gerektiğini tartışın örneğin.

Ailenin maddi kararlarını nasıl verdiğinin konuşulması, çocukların paranın işleyişini ve sizin parayı tutmak ya da harcamak konusundaki değerlerinizi anlamanızı sağlar. Bu onları belli bir bakış açısına sahip, herkes için öznel olan “yeterli” kavramını sağlıklı bir şekilde tanımlayabilen yetişkinler olmaya yüreklendirir.

 2. Çocukların kendilerinin yöneteceği paraları olsun
Harçlık, çocukların para biriktirmeyi ve harcamayı öğrenmesini sağlar, büyürlerken bu becerileri başka türlü edinme fırsatları olmaz. Yaşamlarının daha basit bir evresinde yaşadıkları için para konusunda yapacakları hatalar çok büyük sorun olmayacaktır. Ayrıca harçlık sayesinde sabretmeyi, tatmin hissini ertelemeyi ve öz denetimin değerini öğrenirler.

Bu konuda yapılmış ender çalışmalardan birinin sonuçları 2011 yılında yayınlandı. Çalışmada Yeni Zelanda’da 1000 kişi, doğumlarından 32 yaşına gelene kadar takip edildi. Araştırma sonucunda, çocukken daha düşük öz denetime sahip olan çocukların para biriktirme, emeklilik hesabı açma, ev ya da hisse senedi sahibi olma konularında, daha fazla öz denetime sahip olanlara göre daha zayıf kaldıkları görüldü. Öz denetim eksikliği, çocukların sosyalleşmesinden ya da zekâ seviyelerinden çok maddi sorunlarda daha çok belli ediyordu kendisini.

Çocuklarınıza ne kadar harçlık vereceğinizi kararlaştırdıktan sonra paranın takip edilip tutulacağı bir de sisteme ihtiyacınız olacak. Bizim evde harçlık; harcanacak, verilecek ve biriktirilecek paraların bölündüğü üç plastik kutuya konuyor. Paranın böyle bölünmesi çocuklara, paranın bir kısmının harcanacağı, bir kısmının ihtiyacı olan insanlara verileceği ve bir kısmının da sonra harcanmak üzere saklanacağı konusunda bir fikir veriyor.

Her anne baba çocuklarına farklı miktarda harçlık verir, bazıları çocukların harçlıklarıyla alabilecekleri şeylere sınırlama getirir, örneğin şeker almalarına izin verilmez. Harçlık konusunda tek bir doğru cevap olmasa da en önemli amaç, tutarlı kurallar koyarak bu kurallara uymaktır. Kurallar bir kez anlaşıldıktan sonra çocukların harçlıklarını kullanıp hatalarından ders almalarına izin verin yeter.

3. Çocuklara akıllıca para harcamayı öğretin
Tutumluluk bazen ucuz şeyler satın almanın eş anlamlısı olarak görülüyor. Oysa tutumluluk, hayatta tutunabilmeyle ilgili bir ifadedir. Ebeveynler olarak hedefimiz, tutumluluğun cimrilik türünü veya ekonomik buhran ya da savaş zamanlarındaki azimli kuşakları örnek göstermek olmamalı. Bunun yerine üç şeyi hedefleyebiliriz: Para harcama kılavuzları oluşturmak, çocuklarımıza birkaç anlaşılır taktikle örnek olmak ve para harcamanın eğlenceli olduğu ama sadece gerçekten bir değeri ve anlamı olan şeylere para harcanan aile ritüelleri yaratmak.

Her yeni kuşak ebeveyn, çocuklarının sahip olabileceği ürünler ve deneyimler karşısında afallayıp alarma geçer. Ancak günümüz dünyasının getirdiği çok daha farklı şeyler var. Tüketim toplumumuz, anne babaları, çocuklarını materyalizmden uzaklaştırıp onları daha stratejik harcamalara yönlendirmeleri ya da yaptıkları şeyden daha fazla tatmin olmalarını sağlamaları konusunda zorlayabilir.

Yine de pek çok araştırma, materyalizmin yüksek düzeyde depresyon ve kaygıdan, ilaç kullanımı gerektiren sırt ağrılarına kadar pek çok rahatsızlıkla ilintili olduğunu gösteriyor. Öyleyse, çocuklarımızın materyalist olmaması için gerekli her tür taktiği uygulamamız gerekiyor. Bu taktikler arasında onları televizyon reklamlarından uzak tutmak – ya da çevremizi kuşatan reklamlarla dalga geçmek – ve çocuklar sırf “herkesin var ama” dediği için onların istediği bir şeyi almayı kabul etmemek de bulunuyor.

Çocuklara değer konusunu ve paranın karşılığını alma meselesini öğretmek de iyi bir fikir. Yani çocuklar, belli bir ürünü mü satın alıyorlar yoksa bir tecrübe edinmek için mi para harcıyorlar, bunu bilmeliler. Yapılan bir araştırmaya göre, deneyimlerle ilgili para harcamak, eşyalara para harcamaktan daha çok mutluluk veriyor. Çocuklarımızın bunu kendilerinin görmesi konusunda konuşabiliriz. Çocuklarınızın, bir şey satın aldıktan sonraki aylar boyunca satın aldıkları eşyayı hâlâ kullanıp kullanmadıklarını ve satın aldıkları şeyden memnun olup olmadıklarını kontrol etmelerini sağlayın. Bu taktikle çocuklar genellikle, satın almanın verdiği hazzın geçici olduğunu ama zevkli bir deneyimin anılarında taze kaldığını öğrenmiş olurlar.

4. Çocukları bir işe sokun
Bütün çocukların evde bir takım vazifeleri olmalı, en küçüklerin bile. Neden? Çünkü bu onların kendilerine güvenlerini geliştirir, bir evi çekip çevirmek için yapılması gerekenlerin paylaşılması onlara bir aile oldukları hissini hatırlatır.

Çocuklara bir ev işinin yapılmasını öğretmek, o işi yapmaktan daha zor olabilir ama bu şekilde çocuklarımıza net bir mesaj vermiş oluyoruz: Senden çok az şey bekliyoruz, sen de kendin için yaşıyorsun. Çocuklara mantıklı görevler vermek, onlara ailenin önemli bir parçası oldukları mesajını verecek ve güçlü bir yeterlilik ve sorumluluk bilinci geliştirmelerini sağlayacaktır.

Şahsen, çocuklara ev işleri için harçlık ödenmesi fikrinden hoşlanmıyorum çünkü bence çocukların herhangi bir karşılık beklemeksizin aileye katkıda bulunması gerekir. Ancak çocuklar büyüdükçe onları evin dışında çalışarak para kazanmaya teşvik etmek harika bir deneyim olabilir. Çocuklarımız para kazandıkları bir işte çalışarak iş etiğini öğrenirler. Yaz tatillerinde çalışabilirler örneğin. Hatta bazı aileler üniversiteye başlayan çocukların üniversite harcının bir bölümünü ödemesini bile isteyebiliyor.

5. Çocuklara bağışta bulunmanın önemini öğretin
Ebeveynler cömertliğin benimsenmesinde önemli bir rol oynar. Araştırmalar, eğer ebeveynler cömertse çocuklarının da cömertliğe yatkın olduğunu gösteriyor. Çocuklarınıza, başkalarına yardım etmek için para vermenin önemli olduğunu anlatmanın en az üç yolu var. Birincisi, başkalarından fazla şeye sahip olan ailelerin, ihtiyaçlarını daha az karşılayabilen aileler için bağışta bulunmaları gerektiğini söylemek. Yaşı daha büyük çocuklarınız ikinci açıklamayı takdir edecektir; “bağış miktarımız mutluluk miktarımızı belirler.” Son olarak, insanların birbirlerine güvenebileceklerini bildikleri toplumlar daha güçlüdür.

6. Minnet duymayı öğretin
Para hakkında konuşmaktan kaçındığımız gibi, ne kadar şanslı olduğumuzu idrak etmekten de kaçınıyoruz. Pek çok ebeveyn çocuklarıyla sosyo ekonomik konumları hakkında konuşmaktan kaçınıyor çünkü çocukların sınıf farklılıklarının ayırdına ancak ergenlikte vardığını düşünüyorlar. Ama çok küçük çocuklar bile “zengin” ve “yoksul” sözcüklerinin anlamını biliyor. Biz kendi sosyal sınıfımız ile tanıdığımız insanların sınıfları arasındaki farklılıkların sebep olduğu duygu karmaşasıyla başa çıkarken, çocuklarımız sonuçlara varıyorlar bile. Eğer onlarla konuşmazsak, çok yanlış sonuçlara da varabilirler.

Çocukların sadece sosyo-ekonomik meseleleri anlamakla kalmayıp, hayatta sahip oldukları şeyleri takdir etmeyi öğrenmeleri çok önemlidir. Akademisyenler, minnet duygusuyla sosyalleşme arasında güçlü bir bağ olduğunu gösteriyor. Bu duygu aynı zamanda kıskançlık duygusuyla depresyonu da azaltıyor.

Bu önerilerin hepsi mükemmel olmayabilir ama yine de ebeveynler bu önerileri uygulamaya çalışarak çocuklarının parayla daha sağlıklı bir ilişki kurmasını sağlayabilir. Çocuklarımızın bizim değerlerimizi anlamaları ve paramızı bu değerlerle tutarlı bir şekilde biriktirdiğimizi, harcadığımızı ya da bağışladığımızı bilmeleri bize bağlı. Eğer konuya daha açık ve dürüst yaklaşırsak, çocuklarımızın ileride borç içinde yaşaması gerektiğine ya da her şeyin onlara gümüş tepsilerle sunulması gerektiğine inanmasını engellemiş oluruz.

Kaynak: http://greatergood.berkeley.edu/article/item/how_raise_kids_are_not_spoiled

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!