Çocukların Farklı Yaşlardaki Beyin Gelişimlerinin Anlaşılması Neden Çok Önemli?

0
2420

Beyin gelişiminin bebeklikten yetişkinlik çağına kadar devam ettiğini biliyoruz. Çocuğun beyin gelişiminin yıldan yıla değişiklik göstermesi ve bu değişikliklerin davranışlarına yansıması ise, ebeveynlerin bu konuda kaçırdıkları en önemli iki nokta. Gelişim psikologlarına göre, beyin gelişim süreçlerini daha iyi bilen ve anlayan anne-babaların, çocuklarına bu gelişim dönemlerinde oldukça fazla yardımı dokunuyor.

Örneğin bebekler, iletişimde şaşırtıcı derecede iyidirler. Doğdukları andan itibaren bakar, dinler, taklit ederler. Mesela, bir bebeğin karşısında dilinizi çıkardığınızda sizi hemen taklit edebildiğini görebilirsiniz. Buna rağmen, “Sıfırdan Üçe” adlı organizasyonun başkanı Ross Thompson, pek çok ebeveynin bebeklerin sosyal ve duygusal olarak ne kadar çabuk geliştiğini fark edemediğinin altını çiziyor. “Aileler bir çocuğun duygularının ne kadar hassas olduğunu çoğu zaman görmezden geliyorlar,” diyen Thompson, bebeklerin 6’ıncı ay itibarıyla anne-babaların depresyonu, düşünce bozukluğu ve evlilik problemlerinden etkilenebileceğini de ekliyor.

“Sosyal Biliş” Kavramı

Bebekler belli durumlar için ebeveynlerinin rehberliğine ihtiyaç duyarlar. Örneğin, metroda bir bebekle ilgilendiğinizde, bebek önce anne babasına bakarak nasıl tepki vermesi gerektiğini sorgular. Bu sürece “sosyal biliş” veya “sosyal olarak referans alma” denir. Bu sebeple, çocukların doğru örnekleri algılayıp öğrenmesine yardımcı olmak için, ailelerin neler konuştuklarına dikkat etmesi gerekliliğine dikkat çekiyor Washington Üniversitesi-Öğrenme ve Beyin Bilimleri Enstitüsü’nden Sarah Lytle. Sosyal rolün dil gelişimi başta olmak üzere pek çok etkisinin olduğunu belirten Lytle, anne babalarının davranışlarını son derece dikkatli izleyen bebeklerin 2 yaşına geldiklerinde daha zengin bir kelime dağarcığına sahip olabildiğini ekliyor.

Dil Gelişimi ve Zihin Teorisi

Bir yenidoğan için, başlangıçta tüm diller aynıdır. Sonraları tonlama başlar. 10. ayda bebekler duydukları dilde uzmanlaşmaya başlarlar. Bebeğin ilk yılında onunla bolca konuşmak da bu sebeple çok önemlidir. Konuşulan dilin bebek dili değil, gramer yönünden tam olarak doğru şekilde tamamlanmış cümleler halinde olması da ayrı bir önem arz eder. Bununla beraber, genel olarak bizler, bebeklerin konuşmaya başlamadan önce anlayıp iletişim kurduklarını görmezden gelirken, yürüyen ve konuşan çocukların anlayış kapasitelerini de abartırız.

Bebekler zihinsel olarak kendi kontrolünü sağlama ve paylaşımcı olma gibi konularda kabiliyetli değildirler. Yine “Sıfırdan Üçe” projesi kapsamında gerçekleştirilen bir çalışmaya göre, ebeveynlerin yarısı, çocuklarının ancak iki yaşında paylaşmayı öğrendiklerine inanıyor. Ancak projenin bilişsel psikoloğuna göre, 3-4 yaşına kadar bu olguyu öğrenmeye çalışan beyin lobu gelişmeye devam ediyor. Bu da “zihin teorisi ” denen şeyi henüz geliştirmiş olmamalarından kaynaklı olabiliyor.

Zihin teorisi, farklı bireylerin farklı perspektif ve tercihlerinin olabileceğini anlama becerisidir. Konuyla ilgili bilinen en klasik deney ise Sally-Anne testi. Bu testte çocuğa şu hikaye anlatılır: Sally’nin bir sepeti ve Anne’nin de bir kutusu var. Sally sepetine bir eşya koyar ve gider. Sally gittikten sonra Anne o eşyayı alır ve kutuya koyar. Çocuğa, Sally’nin geri döndüğünde eşyasını bulmak için nereye bakacağı sorulur. “Sally sepetine bakacak” doğru cevabını vermek, çocuğun Sally’ninkinden farklı bir perspektife sahip olduğunu anlamasının göstergesidir.

Zihin teorisinin empati, arkadaşlık kurma ve hatta akademik başarının gelişimi için oldukça önemli olduğunu belirten Sarah Lytle, ailelerin çocuklarına Sally-Anne testindeki gibi hikayeler anlatarak ya da kitaplar okuyarak, bilişsel paralellikler kurmalarına yardımcı olup onların perspektiflerini geliştirebileceklerini belirtiyor. Örneğin, doktora giden bir karakterin olduğu bir kitapta, çocuğun kendi doktor deneyiminin anlatılması teşvik edilerek bu iki deneyim arasındaki benzerlikler veya farklılıklar tartışılabilir.

Yapılan bir başka çalışmaya göre, ebeveynlerin büyük bir çoğunluğu iki yaşı, çocukların duygu ve dürtülerini kontrol edebildikleri bir yaş gibi görüyor. Oysa çocuklar, yaklaşık 4 yaşına kadar çok kısıtlı kendini kontrol kabiliyetine sahipler. 2 yaşındaki çocuklar öfkelenmeye, yasak bir şeyi yapmaya devam ediyor veya paylaşmayı reddediyorsa, Thompson’a göre bu anormal bir durum değil ve ailelerin çoğu, çocukların kendini kontrol etme kapasitesini büyütüyor.

Ergen Beyni

Ergenlerin beyni de yetişkinlerle aynı şekilde çalışmıyor. Bazı ebeveynler için ergenlik döneminde çocuklarının gösterdikleri tepkiler, onları çok daha küçükken çocuk parkında yaşadıkları günlere geri götürür. Pennsylvania Üniversitesi’nden nörobilimci ve “Ergen Beyni” kitabının yazarlarından Frances Jensen, gençlerin nasıl düşündüğünü anlamanın, her iki tarafın deneyimini de olumlu yönde geliştirebileceğini belirtiyor ve bazı ipuçları veriyor: “Beyin bağlantılarımız arkadan öne doğru gelişir. Gelişimimiz özellikle 20’li yaşlarda daha yüksek bilinçle düşünmeyi güçlendirip oturtacak şekilde gelişmeye devam eder. Ergen yaşta ise duyguları, cinsel fonksiyonu, öğrenme ve hafızayı yöneten orta beyin hiperaktif durumdadır.”

Bir ergenin beyninin bu aktif durumu, sadece yeni bağlantılar kurmakla sonuçlanmaz; aynı zamanda oyun ve uyuşturucu bağımlılığı gibi yanlış yerlere yönlenmeye de oldukça müsaittir. Özellikle bu yaşlarda edinilen “kötü alışkanlıklar”, ileriki yaşlar için oldukça zarar verici etkilere sahip olabilir. Jensen’in tavsiyesine göre, ergenlere bu dönemlerinde planlama, hazırlanma ve karar gerektiren durumlara alıştırma yapma gibi uygulamalarla “ön beyin asistanlığı” yapılmalı. Bununla beraber, sosyal baskılar altında kötü kararlar vermeleri de önlenmeli. Kötü kararlar aldıkları bazı durumlar ise, onlara bir ders verme seansı olarak görülmemeli; bunun yerine bu tip durumlar bir sohbet konusu haline getirerek yakınlaşma sağlanmalı.

Çocuğunuzun Gelişimi ve İlişkiniz İçin Büyük Bir Adım

Çocukların beyin gelişiminin temellerini anlayan ebeveynler, çocuklarından beklentilerini de buna uygun olarak ayarlayabilirler. Böylece herkes için hayal kırıklığını önlemek adına stratejiler geliştirilmiş olur. Diğer bir deyişle, çocuklarınızın beyin gelişimi aşamaları esnasında zorluklarla karşılaştığı bebeklik, çocukluk ve ergenlik dönemlerinde göstereceğiniz küçücük bir anlayış, uzun vadede ilişkinizin güçlenmesi için çok büyük bir adım demektir.

 

Hazırlayan: Team Behind It

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here