Çocuklarla Salgının Gölgesinde Bir Yaz Geçirmek

0
1592

Yaz mevsimi uzun olduğu kadar sıcaktır da. Üstelik bu seneki, küresel bir salgının ortasına denk geliyor.

Değişen ve halen değişmekte olan bir dünyada bile, ailecek aklımızı yitirmeden Eylül’e nasıl çıkacağımız konusunda panik olmaya ayıracak zihinsel enerjiyi kendimde buldum. Şöyle söyleyeyim: Geçenlerde yağmurlu bir Cumartesi günü ekmek pişirdik ve oyunlar oynadık. Birlikte öğle yemeği hazırladık, mukavvadan fener yaptık ve takımyıldızları hakkında bilgi edindik. Çok yorucuydu. Çocuklar üstüne iki tane de Disney filmi izlediler. Üç aydır okula gitmeyen çocuklarım bu süreçte tüm dizileri izledi. Yani artık izleyecek bir şeyleri kalmadı.

Küçük çocuklarla evden çalışmak hem çile hem de bir ayrıcalık ve tarımın başlangıcından beri süregelen bir gereklilik. Ebeveynler kreş, okul ya da kamp olmadan bu durumu binlerce yıl idare etmişler. O zamanki çocuklar bütün gün ne yapıyormuş acaba? Kısa cevap: Genellikle minimum ebeveyn gözetimi eşliğinde çalışıyor ve oyun oynuyorlarmış.

Yazar Steven Mintz’in de belirttiği gibi, “Salgın, günümüz çocuk oyununun en kötü özelliklerinin abartılmasına ve güçlenmesine yol açtı: Yetişkin müdahalesi, açık havada fiziksel ve sosyal oyunun azalması ve oyunun ekrana bağlı kalması.” 

Peki yetişkinler olarak güvende kalmaya, işimize devam etmeye ve aynı zamanda aklımızı yitirmemeye çalışırken bu durumu nasıl düzeltebiliriz? İşte bazı öneriler… 

Teksas Üniversitesi’nde tarih profesörü olan Mintz, Pieter Bruegel’in 1560 yılına ait Çocuk Oyunları isimli resmine dikkat çekiyor. Sosyal mesafe kuralları göz önüne alındığında bize kabuslar yaşatacak türden olan bu eserde yaklaşık 100 Flaman çocuk çember, cambaz ayaklığı, köpük ve bilye, gibi nesnelerle oynayıp eğlenirken ve birbirleriyle dövüşürken resmediliyor. Flaman ebeveynler ise bu sırada başka yerdeler, muhtemelen e-postalarına cevap veriyor ya da soğuk bir içeceğin tadını çıkarıyorlar.


Tablo, çoğu oyunun sosyal olduğunu ve bu nedenle de pandemi sırasında zorluk teşkil ettiğini gözler önüne seriyor. Ancak aynı zamanda oyun arzusunun doğuştan geldiği ve özellikle de uçurtma, kart, blok, bebek, top, kağıt tekne ve kağıt uçak, bahçe hortumu veya küvet gibi bazı temel malzemeler sağlandığında çocukların her zaman kendilerini eğlendirecek yollar bulacakları fikrinin üzerinde duruyor. Açık havada oyun oynanabilecek güvenli bir yeriniz varsa (sopa, taş ve toprak oyuncak olarak kullanılabilir) siz telefondan çalışırken çocuklarınız da diledikleri gibi oynayabilirler. 


Oyunun illaki eğitici veya STEM becerilerini geliştirici özelliklere sahip olması gerektiği fikrinden kurtulmak için de iyi bir zaman olabilir. “Tüm oyunlar verimlidir,” diyor Mintz. “Yaptıkları ne olursa olsun, çocuklar bir şey öğrenirler.”

Can Sıkıntısını Kucaklayın

Her şeye rağmen çocuklar kendi başlarına veya kardeşleriyle oynamak istemeyebilirler, bu esnada sizin de yapacak işleriniz olabilir. Bu da can sıkıntısı çekecekleri ve muhtemelen mızmızlanacakları anlamına geliyor. Bu durumda siz ne mi yapmalısınız? Hiçbir şey. 

Çocukları sürekli mutlu etmek ve eğledirmek zorundaymışız gibi hissetmemiz nispeten modern bir zihniyetin ürünüdür ve belli kaynakları ve lüksleri temsil eder. Can sıkıntısını engellemeye çalışmak yerine, onu hoş görmeyi deneyin ve çocuğunuzun nasıl tepki verdiğine bakın. The Idle Parent/ Aylak Ebeveyn adlı kitabın yazarı Tom Hodgkinson, yavaş yavaş ilerlemenizi öneriyor. Örneğin, her gün bir saat “boşta kalma zamanı” ile başlayabilirsiniz. Çocuklarınız çok küçükse bu süre azaltılabilir. Eğer direnirlerse, sıkıntılarını ikiye katlayacak bir şey yapmanızı – “Kayıp Cennet” şiirini okumak veya bir Tarkovski film izlemek gibi –  tavsiye ediyor, böylece diğer odalardan birine koşacak ve yapacak başka bir şey bulacaklardır.

“Oyunlarınızla onları sıkmayı deneyebilirsiniz ki daha iyi bir oyun icat etsinler,” diyor. “Aşırı sıkıcı bir ebeveyn olun.”

Kültürel Etkinlikler İçin “Kendin Yap” Yaklaşımı

Normalde yılın bu zamanları bilgisayarım ve çalışma masam açık hava tiyatroları, konserler ve sergiler gibi çocukların dikkatini 10 dakikadan fazla çekebilecek etkinliklere dair aldığım notlarla dolup taşardı. Şimdiyse takvim yapraklarının rengi kar gibi bembeyaz. 

Çocuklarınızı kültürel etkinliklere götüremiyorsanız, çocuklarınız kültürü size getirsin. Mintz, “Louisa May Alcott gibi olun,” diyor. Küçük Kadınlar’daki kız çocukları daha fazla çizgi film izlemek için kulis yapmıyorlar. Bunun yerine kendi oyunlarını icat ediyorlar, gazete yazıyorlar, kostüm tasarlıyorlar, kendi sirklerini sahneliyorlar ve Dickens’ın Bay Pikvik’in Maceraları kitabından bölümleri canlandırıyorlar (Hem de Bay Pikvik’in Maceraları heyecan verici bir kitap olmamasına rağmen yapıyorlar bunu!). Çabalama süreci acı verici olabilir, ama çocuğunuzun Karlar Ülkesi 2‘den bir sahne hazırlamaya ayıracağı 20 dakika, sizin de başka bir şeyle ilgilenebileceğiniz bir 20 dakika anlamına geliyor. 

Çocuklarınızı Çalıştırın

Ev işi de bir tür oyun haline gelebilir. Çocuğunuzun bu işte ne kadar iyi olduğuna bağlı olarak size yardımı bile dokunabilir. Hodgkinson, 19. yüzyılda “çocuklar ev halkı için bir yük değil, iş gücü olarak görülüyordu.” diye aktarıyor. Onlara iş verin. 

Let Grow adlı vakfın yöneticisi Lenore Skenazy, “Çocukların size yardım etmek istediklerini aklınızdan çıkarmayın, ev işlerinden bazılarını yapmayı alışkanlık haline getirmelerini sağlayın,” diyor. “3 yaşındaki çocukların çamaşırları ayırması oldukça mümkün ve eğlencelidir. 6 yaşındakiler de kahvaltı hazırlayabilirler.” Yani anlayacağınız, çocuklar yemek de temizlik de yapabilirler. Birkaç dakikanızı ayırarak işi oyunlaştırmayı da denerseniz, keyif bile alabilirler.

Kendinize Yüklenmeyin

Salgın sonsuza kadar sürmeyecek. Sürmez herhalde. Bu yüzden eğer daha kolayınıza geliyorsa tarihi ebeveynlik görevinizi kenara bırakın ve suçluluk duygusundan kurtulun. “Bir yerde yanlış yaptığınızı veya yazın herkes için eğlenceli, heyecan verici ve faydalı geçmesini sağlayan kusursuz bir kamp danışmanı olamadığınızı düşünmeyin,” diyor Skenazy. “Yani mola verin.”

Molanız çocuklarınız için çok fazla ekran vakti içeriyorsa unutmayın, yeni eğlence türleri ve teknolojilerinin genç beyinleri yozlaştıracağından her zaman  korkulmuştur. Ama bakın, zamanında kaç tane Şirinler bölümü izlemiş olursak olalım hepimiz gayet iyiyiz. Video oyunları sosyalleşme fırsatı sağlar, canlı yayınlanan bir müzikal, müzikal olma özelliğini kaybetmez, galeri veya müzelerin sanal turları gerçeğiyle bir olmasa da hiç yoktan iyidir.  

Çocuklarınızın yapmaktan hoşlandığı şeyleri bulun ve onları yapmaları için teşvik edin. Ya da tersini yapın: Müsait olduğunuzda sizin sevdiğiniz şeyleri yapmalarını sağlayın. Benim durumumda bu, kutu oyunları oynamak, YouTube’da oyuncak tiyatroları ve Hayao Miyazaki filmleri izlemek anlamına geliyor.

Hodgkinson, “Bırakın istedikleri kadar film izlesinler,” diyor ve ekliyor, “Durumumuz geçici, sonsuza kadar sürmeyecek. Kendimize çok yüklenmeyelim.”  

Kaynak: nytimes.com/2020/06/18/arts/kids-summer-activities-virus.html?action=click&algo=bandit-story_desk_filter&block=editors_picks_recirc&fellback=false&imp_id=425179838&impression_id=520735643&index=1&pgtype=Article&region=CompanionColumn&module=editorContent&contentCollection=Trending&fbclid=IwAR16_9MQumSgVM_aQQF8QPYDjgpBIxOqzhGyzkXVxQXN9z2LW_ptSvXZWgc

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here