REKLAMI KAPAT
TRENDLER

Çocukluk Çağında Vestibüler Duyu Gelişiminin Önemi

Görüntülenme 344

0
Çocukluk Çağında Vestibüler Duyu Gelişiminin Önemi

Çocukken beş duyu organımızı öğrendiğim zamanı net bir şekilde hatırlıyorum. Duyularımızın sezgisel olarak bildiğimizi düşündüğüm için, bu konuyla ilgili çalışma kağıtlarıyla uğraşmayı ne kadar aptalca bulduğumu da hatırlıyorum. Çalışma kağıtlarında “Bir gülün kokusunu içinize çekerken hangi duyu organınızı kullanırsınız?” gibi sorular vardı. Cevabın çok açık olduğunu düşündüğüm için, bu konuyu okulda işlediğimiz döneme ait anılarım çok belirgin.

Birkaç yıl önce aslında yedi duyuya sahip olduğumuzu öğrendim. Bu kimin aklına gelirdi ki? Okulda asıl bunları öğretmelilerdi bize. Altıncı ve yedinci duyunun adı dokunma, koku alma, görme, tat alma ve işitme gibi alıştığımız kelimelere benzemiyor. Bu iki duyunun ismi, propriyosepsiyon ve vestibüler duyu. Yalnızca isimleri bile daha fazlasını öğrenmek için insanı meraklandırmaya yetiyor!    

Bu yazı; vestibüler duyu ve çocuklarınızın doğada daha sık vakit geçirmesi için vestibüler duyularını geliştirmenin neden öncelikli bir itici güç olması gerektiği ile ilgili olacak. Ancak merakınızı biraz gidermek adına propriyosepsiyonun ne olduğunu da yazayım: Propriyosepsiyon, vücudunuzun farklı kısımlarının ne yaptığını onlara bakmadan hissetmeniz ile ilgilenir.

Vestibüler duyu anne karnındayken gelişmeye başlıyor

?Denge duyusu olarak da bilinen vestibüler duyu, bedeninize dair sahip olduğunuz farkındalıktır. Adı, vestibül (giriş koridoru) kelimesinden gelir. Ve bu duyu gerçekten de beyninizin giriş koridoru gibidir. Vestibülün gelişimi, hamilelikten yaklaşık iki ay sonra rahimde başlar. Beşinci ay civarı bu gelişim tamamlanır ve rahim hareketleri de bu gelişime katkı sağlar. Vestibüler duyu sistemi, doğar doğmaz tam olarak çalışmaya başlayan ilk duyu sistemimizdir.     

Bu duyu hakkındaki bilgileri öğrenmek çok hoşuma gitti, çünkü çocukların bazı aktivitelere neden daha fazla ilgi gösterdiğini açıklıyor. Çocuklar salıncakta sallanmaya bayılırlar. Salıncağın iplerini birbirine dolamayı ve ardından kendi etraflarında mümkün olduğunca hızlı bir şekilde dönmeyi çok severler. Tepelerden tekrar tekrar yuvarlanmak isterler. Birbirleriyle yerlerde yuvarlanıp boğuşmayı, oyun parkındaki demirlere baş aşağı asılmayı, dans etmeyi, takla atmayı, yükseklere zıplamayı ve el arabası yarışları yapmayı severler. Ben de küçükken yengeç yürüyüşü yapmaya bayılırdım. Çocuklar lunaparklarda heyecan verici oyuncaklara binmeyi ve sırf eğlence için dönmeyi de çok severler. Ve bu aktivitelerin her biri denge duygusunu geliştirir, çocukların bedenlerinin uzayda kapladığı alana dair farkındalık edinmesine yardımcı olur.

Vestibüler duyu gelişimi için çocukların hareket etmesi şart

Vestibüler duyu reseptörleri kulağımızın içindeki minicik kıllarda yer alır. Biz hareket ettiğimiz zaman, kulağımızdaki sıvı da harekete geçer ve bu kılları uyarır; vücudumuzun bulunduğu alanla ilgili beyne bilgi gönderir. Çocuk ne kadar az dik pozisyonda durursa, kıllar arasındaki sıvı akışı o kadar çok olur ve vestibüler duyusu da o kadar güçlenir. Bu sıvının hareketini sağlamak için, çocukların bedenlerini farklı pozisyonlara sokmaları ve sık sık farklı şekillerde hareket ettirmeleri gerekir.

Vestibüler duyu en temel duyumuzdur, çünkü diğer tüm duyuların işleyişini etkiler. Peki bu ne anlama geliyor? Güçlü bir vestibüler duyuya sahip çocuklar daha koordine ve dengelidir. Ancak, vestibüler duyusu yeterince gelişmemiş çocuklar sakar olma ve rastgele hareket etme eğilimi taşır. Ayrıca, kişisel alan algıları da yeterince gelişmeyebilir.

Oturmaktan emeklemeye; emeklemekten yürümeye ve yürümekten de koşmaya varan doğumdan sonraki ilk on beş aylık süreç, denge duyusunu geliştirmek için çok önemli bir dönemdir. Hareketlerinin her zaman doğrusal olmaması adına, çocukların bu becerileri her türlü yüzeyde uygulama imkanına sahip olması büyük önem taşır. Dış yüzeylerin çeşitliliği duyusal gelişime çok büyük katkı sağlar. Sürekli düz yüzeylerde hareket eden çocukların vücutları gerektiği kadar uyarılamaz. Dışarıda çıplak ayakla vakit geçirmenin de bu gelişime büyük yardımı dokunur. Ayak esnekliğini öğrenmek de duyusal gelişime katkı sağlar.
  
?Bedenimizi ve başımızı her hareket ettirdiğimizde vestibüler duyumuzu harekete geçiririz. Bunun sonucunda, gözlere tepki vermelerini ileten bir sinyal gider. Akademik başarı için güçlü göz kaslarına sahip olmak çok önemlidir. Güçlü göz kasları hem okumanıza hem de yazı yazmanıza yardımcı olur. Kendi başına güçlü olan göz kaslarına ihtiyacımız var, ancak aynı zamanda bu kasların birbirini iyi takip edebiliyor olması da şart. Retinada, duyusal bilgilerin ulaştığı tam 137 milyon adet sinir ucu bulunur.

Oyun alanı ekipmanları son yıllarda büyük değişimler geçirdi. Artık, hızlı atlıkarıncalar ya da baş aşağı sallanmanız için demir çubuklar yok. Geçtiğimiz hafta çocuklarımızı yeni açılan bir oyun alanına götürdük. Kocaman ve muazzam bir yerdi; yüzeyi yumuşacık süngerimsi bir maddeyle kaplıydı. Atlıkarınca yoktu, ama içine onlarca çocuğu sığdıran kuş kafesine benzer kocaman bir alet vardı. Çocuklar görür görmez ona koşup içine tırmanmaya başladılar. Alet dönüyordu… Ama çok yavaş bir şekilde. Neredeyse hareket etmiyordu diyebilirim. Bir bakıma, eminim bu şekilde olması daha güvenliydi, ancak vestibüler duyu gelişimine bir katkıda bulunmadığı da aşikardı!

Henüz vestibüler duyunun ne olduğunu dahi bilmezken, eşimle çocuklarımızın duyusal gelişiminde müthiş ilerlemeler gördük. Bir taştan ötekine kedi gibi atlıyorlar! Fiziksel olarak yapabildiklerine şahit olduğumda hayrete düşüyorum.  

Yetişkinler; siz yalnızca çocuklarınızı izleseniz de olur. Ergenliğiniz bitince kulak yollarındaki sıvı koyulaşır, küçük kılların asıl pozisyonuna dönmesi daha uzun sürer. Gençlerin ve yetişkinlerin fazla hareket sonucu mide bulantısı yaşama ihtimalinin çocuklardan yüksek olmasının sebebi de budur. Çocuklarım küçükken onlarla takla atmaya çalıştığımı ve ardından kendimi berbat hissettiğimi hatırlıyorum.

?Yetişkinlerin kendi etrafında dönmeye ihtiyacı yok, ama çocukların var. Başlarının dönmesinde bir sorun yok, hatta bu faydalı bir şey. Zamanla, iç kulaklarındaki tüm o sıvı akışına alışmaya başladıkça, çevrelerini yönetmekte de daha iyi hale gelirler. Dönme aktiviteleri atikliği geliştirmeye; dikkati ve sakinliği artırmaya yardım eder. Çocukların bu aktivitelerden vazgeçememelerinin sebebi bu olsa gerek!

Gündüzleri ve çocukluk çağı boyunca hareket etmek çok mühim. Çocukluk, çocukların vestibüler duyuyu geliştirdiği dönemdir ve bu gelişim hareketsizce oturduklarında gerçekleşmez. Sabah çemberleri, oturarak yapılan çalışmalar ve laboratuvar dersleri bu tür bir duyusal gelişime katkı sağlamaz. Teneffüslerin çok yararlı oluşunun sebebi de bu. Teneffüs, beyin gelişimine katkı sağlar. Öğrenci sınıf ortamında daha çok öğrenmeye hazır olsun diye beyni uykusundan uyandırır adeta.   

Çocukların bedenlerini ve başlarını neredeyse hiç hareket ettirmediği bir uğraş da ekranlara bakmaktır. Bizimkiler küçükken oturarak film izleyemezlerdi, sanırım bedenleri ayağa kalkıp harekete geçmelerini söylüyordu onlara. Beyinlerinin hareket aracılığıyla uyarılması gerekiyor. Dışarıda, doğal ortamda vakit geçiren bir çocukla ekran başında oturan bir çocuğun beden ve kafa hareketlerini karşılaştırdığımızda, bu iki grup çocuğun arasında gelişimsel açıdan nasıl büyük farklar olabileceği de kolayca anlaşılır.

Hala geç değil, dışarı çıkın!

?İyi haber şu: Çocuklar esnektir! Çocukluk döneminde hareketi, özellikle de dengeyi geliştiren hareketleri artırmayı ne zaman seçerseniz seçin, çocuğunuzun dikkat becerisini geliştirmeye yardımcı olursunuz. Denge aktiviteleri okuma becerisini de inanılmaz derecede geliştirir.

Peki, ne yapabilirsiniz? Farklı yüzeylerden faydalanmak için dışarı çıkın. Tepelerden yuvarlanın. Kütüklerin üstünde dengede kalmaya çalışın. Yerdeki ağaç dallarının üzerinden atlayın. Çocuğunuzun üzerinde çalıştığı beceriyi alın ve bu gelişime dışarıda devam edin. Emekliyor mu, yürüyor mu, zıplıyor mu, tırmanıyor mu, dönüyor mu yoksa atlıyor mu? Harika! Şimdi bu becerileri doğal ortamda geliştirmelerine izin verin. Kar ayakkabılarını giyin ve kayak yapmayı, ip merdivene tırmanmayı, taşların etrafında yolunuzu bulmayı, demirlere baş aşağı asılmayı ve derin karın içinden yürümeyi deneyin. Tüm bu aktiviteler önemli denge becerileri gerektiriyor.   

Carla Hannaford, Akıllı Hareketler: Öğrenme Neden Sadece Kafanızın İçinde Gerçekleşmiyor? (Smart Moves, Why Learning is Not All in Your Head ) adlı kitabında şöyle yazıyor:

“Danimarka’da çocukların yüzde ellisi, iki ila altı buçuk yaş aralığını hava durumu ne olursa olsun Orman Okullarında günde en az dört saat boyunca kayalara, ağaçlara, tepelere tırmanarak; yuvarlanarak, zıplayarak, dengede durmaya çalışarak ve oyun oynayarak geçiriyorlar. Bu çocukların vestibüler sistemleri öyle iyi gelişmiş ki, ülkedeki öğrenme bozukluğu ve disleksi oranları son derece düşük.”

Doğayı günlük programlarımıza dahil etmenin bir yolunu bulsak da bulmasak da, çocukluk çağı geçip gidiyor. Zaman önemli. Yaptığımız seçimler konusunda iyi hissetmeyi hepimiz istiyoruz, ancak insanlar günde üç-dört saatini doğa aktivitelerine harcamaya başlamışken, bu aktiviteye haftada yalnızca dört saat ayırmak muhtemelen yeterli gelmeyecektir.

Çocuk gelişimine dair anlayışımız ne kadar gelişirse, doğaya ayıracak zamanı bulma konusunda da kendimize o kadar güvenebiliriz! Dışarıda oyun oynamak, ayırdığınız vakte her zaman değecek bir aktivitedir.   

Kaynak: https://1000hoursoutside.com/1/post/2019/02/the-incredible-importance-of-developing-the-vestibular-sense.html

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!