TRENDLER

Davranış Çizelgelerinin Olumsuz Etkileri

Görüntülenme 380

0
Davranış Çizelgelerinin Olumsuz Etkileri

Her yeni okul yılı ile birlikte, davranış yönetimine yardımcı olabilecek yeni yöntemler de ilkokul sınıflarının duvarlarını süslemeye başlıyor. Öğretmenler, biraz teşvikle öğrenci davranışını geliştirebilecekleri umuduyla çıkartmalı çizelgelerden sıralamalı çizelgelere ve renk kartlarına kadar birçok dikkat çekici yöntemi uygulamaya koyuluyorlar. Sorun şu ki, bu yöntemler uzun vadede nadiren işe yarıyor.   

Araştırmalar, içsel motivasyonları yüksek olduğunda çocukların kişisel hedeflerine yönelik çalışmaya devam ettiklerini gösteriyor. Ancak, çıkartmaların, sıralamaların ve renk kartlarının ortak noktası, dışsal motivasyona dayanıyor olmaları. Bunu yaparsan (oturursan, dinlersen, bağırmazsan) bunu elde edebilirsin (bir çıkartma, üst sıraya geçme ya da yeşil karta ulaşma). Bu yöntem kısa bir süre için motive edici olabilir. Ancak zamanla, bu ödüller yetersiz gelmeye başlar.

Davranış çizelgeleri daha fazla davranış problemine yol açabilir

Bu davranış yönetimi sistemlerinin çocuklar üzerinde olumsuz etkileri de var. Çıkartmayı alamayan, çizelgede bir üst sıraya geçemeyen ya da sarı karta hiç ulaşamayan çocuklar için bu çizelgeler utanç verici olabilir. Geçirdiğiniz kötü bir günün, iş arkadaşlarınızın gün boyu baktığı duvara bir film gibi yansıtıldığını düşünün. Bu yöntemler, öğrencilerin değersiz, bunalmış ve yetersiz hissetmesine sebep olabilir. Öğrencinin özgüvenini olumsuz yönde etkileyebilir, bu durum da düşük akademik performansa ve hatta daha fazla davranış problemine yol açabilir. İyi niyetli olmasına rağmen bu yöntemler, büsbütün yıkıcı bir hal alabilir.

Hem ofisimde hem de sınıf gözlemlerim sırasında bu davranış yöntemlerinin olumsuz etkilerini inceledim. Örnek olarak 7 yaşındaki bir birinci sınıf öğrencisinden bahsedeyim. Akılllı ve sınıf ortamında sevimli bir çocuk. Şakalaşmayı seviyor ve her gün tüm sınıf arkadaşlarını aynı hevesle selamlıyor. Matematik ve feni çok sevdiğini, ancak hayat bilgisi dersinin pek ilgisini çekmediğini söylüyor. Bu çocuk arkadaş canlısı, nazik ve saygılı, ama dikkat eksikliği sıkıntısı çekiyor. Çok fazla oturmak ona göre değil. Sınırına ulaşıp daha fazla oturamayacağını hissedince bacaklarını hareket ettirmeye, kalemini masaya vurmaya ve sesli konuşmaya başlıyor. Bu hareketlerinden ötürü davranış çizelgesinde hep alt sıralarda yer alıyor.    

Sadece kısa süreliğine işe yarar

Sınıf gözlemlerim sırasında, çocukların isteksiz bir şekilde çalıştıklarını fark ettim. İlk başlarda, çizelgede alt sıralara düşmek, bir karttan ya da çıkartmadan mahrum kalmak onları üzüyordu. Kimi ağlıyordu. Kimisi içine kapanıyordu. Kimisi de “uslu çocuk” olduklarını belirten ödüllerini geri almak için yalvarıyordu. Bu çocuklardan bazıları için, yöntemler kısa süreliğine işe yarayabilir. Ne kadar çok ödül alırlarsa o kadar uslu davranırlar. Ancak yıl sonunda, çocukların çoğu aynı davranış sorunlarıyla mücadele etmeye devam ediyor olacak ve duvardaki çizelgeler artık umurlarında olmayacak. Duvardaki çizelgeler, davranışlarını tetikleyen şeylerle baş etmeleri için çocukların yeni bir strateji öğrenmelerine yardımcı olmaz. Ve kazanamayacağınızı hissettiğiniz zaman, yenilgiyi kabul etmek daha kolaydır.

Sınıf beklentilerini karşılamaya çalışmanın sebep olduğu günlük duygu fırtınaları bir yana, bu davranış yönetimi sistemleri küçük çocukların psikolojik sağlığını çeşitli şekillerde kalıcı olarak etkileme potansiyeline de sahip.

1.Strese ve kaygıya yol açabilir.

Yıllar önce kızımın sınıfındaki davranış çizelgesini ilk gördüğüm anı asla unutamıyorum. Her öğrenciye bir numara verilmiş, o numalar da ataşla çizelgeye tutturulmuştu. Öğrenciler, davranışlarına göre gün içinde sıralamada aşağı iniyor ya da yukarı çıkıyorlardı. Kızımın bir sayıya indirgenmiş olduğunu görmek, görmezden gelmesi ve baş etmesi çok zor bir histi benim için. Kızım, o yıl çizelgedeki sıralaması hiç düşmese de, “duvardaki beklentiler”e bağlı olarak stres duygusunu tecrübe etti. Ne kadar iyi bir dinleyici ve öğrenci olduğunu ona sürekli hatırlatmamıza rağmen, “utanç duvarı” diye adlandırdığım duvardaki göstergede alt sıralara düşme korkusunu içinden atamadı.

Okulda her gün karşılamaya çalıştıkları akademik ve davranışsal talepler yüzünden kaygılanan çocuklarına çaresizce yardım etmek isteyen ebeveynler beni sıkça arıyor ve “Bu kaygıya çizlgelerin kendisi mi sebep oluyor?” diye soruyorlar. Hayır, kaygıya ve strese sebep olan şey, akranları tarafından dalga geçilme ya da öğretmeni/ebeveyni hayal kırıklığına uğratma korkusu. Herkese açık bir şekilde, her gün ve sürekli değerlendiriliyor olmak, öğrenme eyleminden keyif almayı zorlaştırıyor haliyle.

2.Çocukların olumsuz inançlar geliştirmelerine sebep olur.  

Çocukların sınıf ortamında uzun süreler boyunca hareketsiz bir şekilde oturdukları sır değil. Bazı çocuklar bu uzun süreli hareketsizlik ile başa çıkabiliyorken, çoğu bunu yapamıyor. Çocuklar hareketlidir, dikkatleri kolayca dağılır ve çabuk heyecanlanırlar. Bunun sebebi yaramaz olmaları değil, çocuk olmalarıdır. Çocuklar tekrar tekrar aynı davranışsal müdahale ile karşı karşıya kaldıklarında, olumsuz inançlar geliştirmeye başlarlar. “Zor bir gün geçiriyorum,” diye düşünmek yerine, “Ben yaramaz bir çocuğum ve kimse beni sevmiyor,” diye düşünürler.

3.Çocuklar sosyal izolasyon ve depresyon belirtileriyle baş etmek durumunda kalabilirler.

Bir çocuk “yaramaz” ya da “başını sürekli belaya sokan kişi” olarak etiketlendiğinde, sosyal izolasyon yaşayabilir. Davranış sistemleri doğası gereği bireyseldir, yani her çocuk en yüksek sıraya ulaşmaya ya da kendi başına en fazla çıkartmayı elde etmeye uğraşır. Bu yüzden de sınıftaki sorun yaratan kişiyle takılmak riskli olabilir.  

Küçük çocuklar, sınıfta, akranları ya da yetişkinler tarafından yeterli desteğe sahip olmadıklarında ve nasıl düzelteceklerini bilmedikleri davranışlarının sonuçlarından bunalmaya başlayınca, çocukluk çağı depresyonu belirtileri gösterebilirler. Bu durumda, arkadaşlarından ve ailelerinden uzaklaşırlar. Uyku bozukluğu ve iştahsızlık yaşayabilirler. Değersiz veya kötü hissettiklerini söyleyebilirler. Okula gitmeyi dahi reddedebilirler.

Alternatif yöntemler arayın

İyi haber şu ki, çizelgelerin kullanımına gerek kalmadan da sınıf davranışını yönetmeye yardımcı olabilecek alternatif yöntemler mevcut. Örneğin MindUp programı, çocuklara öz düzenleme becerisini öğreterek, stresi azaltarak ve şefkati teşvik ederek pozitif sınıf ortamları oluşturuyor. Benzer şekilde, Yale Üniversitesi Duygusal Zeka Merkezi tarafından desteklenen RULER programı da öğrencilerin sınıf ortamında duygularını tanımalarına, ifade etmelerine ve düzenlemelerine yardımcı oluyor. Sınıflarda, istenmeyen davranışların altında yatan duygulara hitap edildiğinde, öğrenciler olumlu seçimler yapmayı ve başka insanlara şefkat ve anlayış ile yaklaşmayı öğreniyorlar.   

Çocuğunuzun sınıfında pozitif programlar uygulanmıyorsa, ebeveyn olarak yapabileceğiniz en iyi şey öğretmenle birlikte çalışmak. Davranış sistemleri sınıfta belli bir yapı ve düzen oluşturmaya yardım etmek için tasarlanmıştır, ancak her çocukta işe yaramaz. 

 

Kaynak: https://www.washingtonpost.com/news/parenting/wp/2016/09/29/the-darkside-of-classroom-behavior-management-charts/?noredirect=on&utm_term=.d057d3f8594d

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!