Disleksiyi Anlamak

3
12513

Victor Widell’in web sitesine denk gelecek olursanız bilgisayarınızda teknik bir problem çıktığını düşünebilirsiniz.

(Widell’ın web sitesinden bir görüntü)

Ama yanılıyorsunuz.
Sitede yer alan kelimelerdeki harfler dağılıp srüekil yre değşitrise de, biraz ağırdan alıp odaklanırsanız cümleleri okuyabiliyorsunuz. Sadece bu iş o kadar kolay olmuyor.
Widell, sitesini bilerek bu şekilde tasarlamış.
Siteye baktığınızda, disleksik olan birinin her gün neyle karşılaştığını görüyorsunuz.
“Disleksik bir arkadaşım nasıl okuduğunu tarif etmişti” diyor Widell. “Arkadaşım okuyabiliyor ama bunun için dikkatini iyice yoğunlaştırması gerekiyor çünkü harfler ona ‘zıplayıp duruyorlarmış’ gibi görünüyor.”

Disleksik insanların pek çoğu “zıplayıp duran” harfler görürler. Gelişimsel okuma bozukluğu olarak da tanımlandığını duyabileceğiniz bu durum, hem kişinin düşünme ya da odaklanma becerisini etkilemez hem de yanlış anlaşıldığı gibi, kişinin zekâ seviyesini göstermez.

Disleksi, beynin dili yorumlayan bölümünde bir problem varsa ortaya çıkıyor ve pek çoğumuzun tahmin ettiğinden de fazla insanı etkiliyor.

Yale Disleksi ve Yaratıcılık Merkezi’ne göre, toplam nüfusun yüzde 20’si disleksiden etkileniyor ama bu insanların pek çoğu, kendilerine doğru teşhis konulmadan, bu “gizli bozuklukla” yardım almadan, kimseye belli etmeden baş etmeye uğraşıyor.
Merkez, “Okuma yazma oranlarını yükseltmek için sayısız müfredat ve program çalışması yapılmasına rağmen, okuma yazma bilmemenin sebepleri araştırılırken disleksi genellikle gözardı ediliyor” diye açıklıyor durumu. Yale Disleksi ve Yaratıcılık Merkezi aynı zamanda siyah ve Latin kökenli öğrencilere daha az teşhis konduğunu ve kenar mahallelerdeki okullarda, disleksinin daha kolay gözden kaçabildiğini ifade ediyor.
Her beş kişiden birinin disleksik olduğu düşünülecek olursa Widell’in internette pek çok kişinin dikkatini çekmesine şaşırmamak gerek.
Ancak Widell’in web sitesi, disleksik olmayanların, disleksiklerle empati kurmasına yardımcı olmak için ortaya konmuş ilk girişim değil.
2014 yılında, Hollandalı tasarımcı Christian Boer, kendisi gibi insanlar için, disleksi dostu bir font geliştirmişti.
Dyslexie adındaki bu font sadece disleksik insanların işine yaramakla kalmıyor, böyle bir sorun yaşamayan insanların, standart bir alfabede birbirine benzeyen harflerin, disleksik bireyler için nasıl bir zorluk yarattığını anlamasını da sağlıyor.

Dyslexie Fontu

Fontun tasarımcısı Boer, 2014 yılında Dezeen dergisine verdiği röportajda, “Disleksik insanlar okurlarken farkına varmadan sık sık harfleri zihinlerinde çevirir, alt üst eder ve döndürürler,” diyor. “Geleneksel yazı karakterleri bu durumu daha da kötü hale getiriyor çünkü bazı harflerin tasarımı diğerlerine dayanıyor, bu da disleksik insanlar için yanlışlıkla ikiz harfler yaratılması anlamına geliyor.
Tıpkı Dyslexie fontu gibi, Widell’in sitesi de, disleksisi olmayan insanların, kendilerini disleksik kimselerin yerine koymalarını sağlıyor.
Widell’in sitesi elbette, disleksisi olmayan kimseleri disleksinin ne olduğu konusunda otorite yapmıyor. Çünkü disleksik kimseler bu durumu çeşitli belirtiler yoluyla farklı yaşayabiliyorlar.
Yine de sitenin, bu sorunu yaşan insanların yaşadıkları zorlukları diğerlerinin biraz olsun hissetmeleri için harika bir yöntem olduğu söyleniyor.
Siteyi gören bir disleksik, “Hiçbir şey, disleksik birinin neler hissettiğini, disleksik olmayan birine tam olarak anlatamaz ama bu site buna çok yaklaşmış” diyor.

3 YORUMLAR

  1. İyi çalışmalar
    Türkiye de disleksi çalışmaya başlayan ilk merkez olarak yazınız ilgimi çekti. Bu tip içerikler çok ilgiyle okunuyor biz de paylaşıyoruz. Öncelikle teşekkür ederiz. Aynı zamanda türkiyedeki simülatörleri araştırmanız, insanlara bu çalışmaların sadece dünyada değil türkiyede de yapıldığını anlatma konusunda etkili olacaktır. Bunun için internet sitemizi ziyaret edebilir, bizimle de iletişime geçebilirsiniz.
    İyi günler

  2. ”Disleksi, beynin dili yorumlayan bölümünde bir problem varsa ortaya çıkıyor ve pek çoğumuzun tahmin ettiğinden de fazla insanı etkiliyor.”
    Bu ifade problemli. Disleksik insanların, beynin dili yorumlayan bir yerinde problem yok. Disleksik insanlarin beyinlerinde hiçbir sorun yok. Sadece daha farklı. Bu fark yüzünden, alfabedeki harflerin algılanmasında sorun yaşıyorlar.
    Okuma ile ilgili bir genimiz yoktur bizim. Okumak, yazmak bir insanlık keşfidir. Dolayısıyla bir problem, bir bozukluk ya da bir hastalık olarak değerlendirilemez. Harfleri bulan insanoğlu disleksik bir çoğunluğa sahipolsaydı bugün belki metinde söz ettiğiniz Boer’in fontu gibi bir alfabemiz olabilirdi.
    Son olarak disleksinin insan beyninde olağandan fazla çalışmaya neden olması sebebiyle bir armağan olduğunu da söylemeliyim. Disleksik beyinler oldukça yaratıcı ve farklıdırlar. Dünyada büyük değişiklikler yapmış insanların arasında disleksik oranının ne kadar yüksek olduğunu bilsek ve bu beyinlerin katkılarından bahsetsek ne güzel olur.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here