REKLAMI KAPAT
TRENDLER

Doktor Bir Anne Anlatıyor: "Pandemi Çocuklarımızın Hayatından Çok Şey Götürdü"

Görüntülenme 3705

0
Doktor Bir Anne Anlatıyor:

Başlangıçta pandemi bir tür “çocuk bakımı” kriziydi. “Okullar bugün ya da yarın kapanacak, peki ama çocuklara birkaç gün kim bakacak?” Sonra anladık ki bu süreç birkaç hafta, birkaç ay ve nihayet okul yılının sonuna kadar sürecek. Kısa bir süre sonra yaz okullarının ya da yaz kamplarının da olmayacağı gerçeğiyle yüzleşecektik.

Ve sonra Eylül ayı geldi. Okulların açılma ayı. Ve o gün, çocuklarımızdan ne çok şey çalındığının farkına vardık. Çünkü bu süreçte anladık ki bu salgın sadece bir çocuk bakımı krizi değil. Artık çocuklarımızın hayatının bir gerçeği ve onlara devasa kayıplar yaşattı. Çocukların bakış açısından pandemi, okulun “ani ve derin” bir kaybı anlamına geliyor.

Okul çağında dört çocuğu olan bir anne ve aynı zamanda New York’da COVID-19 sürecinin en yoğun döneminde ön saflarda çalışmış bir doktorum. Salgının ilk ayları olan Mart, Nisan ve Mayıs ayları sadece anormal değil; aynı zamanda gerçekten çok korkutucuydu. Ailem bu süreçte sayısız plan ve yedek plan yaptı: Ya hastalanırsam? Ya evdeki her iki yetişkin de hastalanırsa? Ya bir çocuğun hastaneye kaldırılması gerekirse? Ya her iki yetişkinin de hastaneye yatırılması gerekirse? Tüm planlarımız en kötü senaryo üzerine kuruluydu.

Çok şükür ki her sabah ateşim olmadan ve rahat nefes alarak uyandım. Eşim de öyle, çocuklarım da. Bu süreci böyle atlatabildiğimiz için her gün minnet duymaya devam ediyorum. Ve çocuklarım bu korkunç süreci yönetmeyi başardılar. Büyük hayal kırıklığı yaşadılar, gün boyu saatlerce ekran karşısında kaldılar, çok az gün ışığı gördüler. Ama yine de oyunlar oynadılar ve bize destek oldular. Genel olarak birbirlerine karşı sevgi dolu oldular.

Ama zaman akmaya devam etti. Pandemi de öyle. Hastanedeki işler daha az korkutucu hale gelse de, okul uzaklaştıkça evimdeki hayat da giderek zorlaşıyordu. Büyük çocuklarım içine kapandı, daha sık öfkelenir hale geldiler. Eskiden konuşkan olan 9 yaşındaki çocuğumu yemek masasında konuşmaya ikna edemez oldum. Bütün çocuklarım uyumakta zorlanmaya başladılar. Gecenin 2’sinde mutfakta amaçsızca ve perişan bir halde dolaşan 5 ve 11 yaşında çocuklarımı görmek bana olağan gelmeye başladı. Çocuk doktorumuza danıştım. Biraz melatonin aldım, sonra biraz daha ve şimdi her ay alıyorum. Her seferinde nefret ederek…

Biliyorum ki yalnız değilim. Haziran ayında bir gün, maskem ve göz siperliğimle hastanedeyken meslektaşlarımdan birine çocuklarının nasıl olduğunu sordum. Bugünlerde çoğumuz gibi “Hepimiz sağlıklıyız” diye söze başladı. “Ama,” diye tereddüt etti, “sanki “Sineklerin Tanrısı” evimde yaşanıyor gibi.”

Başımla onayladım: “Aynen.”

Sosyal medya hesabım endişeli arkadaşlarımla dolu. Biri, çocukları arasında yaşanan şiddet hakkında şunları yazdı: “Eskiden çok güzel oynarlardı ve ama artık aralarında “kan çıkmadan” bir odada yalnız kalamıyorlar. Bir başka arkadaşım, dört yıl önce tuvalet eğitimi almış çocuğu yatağa ıslatmaya başladığı için yardım istiyordu. Birkaç tanesi, saatlerce hatta günlerce odalarına kapanan ve ortadan kaybolan ergen çocuklarının ağzını artık bıçak açmadığını ve onları odalarından asla çıkaramadıklarından bahsediyordu. Bunun normal ergen davranışı olabileceğini biliyorum, ama bu çocuklar üç ay önce daha neşeli ve konuşkandı.

Bunlar aramızdaki en ayrıcalıklı olan ailelerin hikayeleri. Barınma ve beslenme sorunu yaşamayan, sağlıklı, sabit işleri ve gelirleri olanlar. Aileleri “bıçak sırtında” yaşayan çocukların hikayeleri çok daha kötü maalesef. Hepimizin yaşadığı ortak kayıp ise aynı: Okul.

Okul bazı çocuklar için çok temel ve önemli bir yerdir. Onlar için yemek bulabildikleri bir yer olabilir, hiçbir yetişkinin onlara vurmadığı tek yer olabilir ya da kışın ısınabildikleri bir yer olabilir.

Ancak bu tür fiziksel ihtiyaçları olmayan çocuklar için bile okul genellikle onların tüm dış dünyalarıdır. İlişkilerinin ebeveynlerine bağlı olmadığı, deneyip başarısız olup tekrar denedikleri ve başarılı oldukları bir yerdir. Okul, arkadaşlar edindikleri, düşmanlar edindikleri ve tekrar arkadaşlar edindikleri yerdir. Okul çocuklarımın, benim kızım veya oğlum olmadığı yerdir; kendileri olabildikleri, her gün kendilerini daha yakından tanıdıkları yerdir.

Ben bir çocuk psikoloğu değil, sadece bir anneyim. Gelişimin hızlı ve hiç durmadan ileriye doğru olduğuna inanırım. Tıpkı bir köpekbalığının yüzmesi gerektiği gibi bir çocuğun da sürekli hareket ve değişim halinde olması gerekir. İleri hareket durduğunda, bir şeyler yolunda gitmiyor demektir.

Okul olmadan, bu ilerleme, bu öğrenme, bu okul bahçesi müzakereleri -kısacası, bir çocuğun evi dışındaki hayatının büyük bir kısmı – ortadan kalkar. Ve okulların açılma tarihi yaklaştıkça, bunların çoğunun daha uzun bir süre daha hayatlarımızda olmayacağını net bir şekilde görmeye başladık.

Uzun süredir öğretmenlik yapan bir arkadaşım bana şöyle dedi: “Okulları açıp açmama kararını vermekte güçlük çekiyoruz çünkü okulların “ne” olduğu konusunda hemfikir olamıyoruz. Eğer akademik öğrenim istiyorsanız, birçok öğretmen çocukları evde tutmanız ve uzaktan eğitimin daha fazla çocuğa ulaşmasını sağlamanız gerektiğini düşünüyor. Eğer “çocuk bakımı” istiyorsanız, ilkokul öğrencilerini küçük gruplar halinde yüz yüze eğitime alırken, ortaokul ve lise öğrencilerini evde tutabilirsiniz. Eğer çocuklara anlamlı bir sosyal çevre sağlamaya çalışıyorsanız, kesinlikle çocukların yüz yüze ortamlara geri dönmesine ihtiyacınız var. “

Bu söyledikleri muhtemelen doğru, ancak ben daha önce hiç seçim yapmak zorunda kalmamıştım. Okul – iyi ya da kötü – genel olarak çocuklarım için – muhtemelen sizinkiler için de- tüm bu farklı işlevleri yerine getirdi. Bugün okul yok hayatımızda ve Eylül’de her ne yaşarsak yaşayalım normal olmaktan uzak olacağı kesin. Okullar yüz yüze açılabilir ya da açılmayabilir veya açılıp sonra kapanabilir. Çocuklarınızı okula gönderebilirsiniz ya da göndermeyebilirsiniz. Nerede yaşadığınızı bilmiyorum, yaşadığınız yerdeki koronavirüs yaygınlık seviyesini, testi pozitif olan insanların yüzdesini bilmiyorum, okulunuzun hangi risk azaltma stratejilerini uyguladığını veya sizin riske karşı toleransınızın ne olabileceğini bilmiyorum. Bugünden yarına kendi toleransımı bile bilmiyorum. Sadece çocukların pek iyi olmadığını biliyorum.

Ama bu salgın yüzünden vazgeçtiğimiz şeylerin neler olduğunu çok iyi biliyorum: Çocuklarımızın dış dünyaları, zihinsel sağlıkları ve neşelerinin bir bölümü. Bunların hepsinden vazgeçtik, hem de farkına bile varmadan. Ve şimdi hayat tekrar düzelene kadar bununla yaşamak zorundayız.

Aslında bu durumu düzeltebiliriz. Her şeyi kapatıp, maskelerimizi takıp yeterince test yaparak insanları iyi takip edip izole edebiliriz.  Hepimiz, tüm ülke olarak çocuklarımıza ihtiyacı olanı vermek için birleşebiliriz. Eğer bunu yapsaydık, muhtemelen birkaç ay içinde okulları yeniden açabilirdik. Hem de yüz yüze ve güvenli bir şekilde. Eğer daha büyük düşünseydik, restoranlar yerine okulları seçerdik.

 

Kaynak: https://www.theatlantic.com/ideas/archive/2020/08/what-weve-stolen-our-kids/615211/?fbclid=IwAR22VATo_7A2AaxQJOTQgz7PLtLO2OKkHTGk1GvPtpUyZqj2euh5RyScsfw

(Yazıdan kısaltılarak çevrilmiştir.)

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!