TRENDLER

"Ebeveynliğe" Karşı Bir Manifesto

Görüntülenme 3607

0

Çocuk yetiştirmek, kafanızda bir ürünün bitmiş halinin olduğu marangozluk gibi olmamalı. Çocuklarımızı tıpkı bahçıvanlar gibi yetiştirmeliyiz.

20. yüzyılın sonunda anne ve babalara tuhaf bir şey oldu. Buna “ebeveynlik” diyoruz. İnsanoğlu varolduğundan beri anneler ve babalar ve diğer pek çok kişi çocuklarını özel bir ilgiyle büyüttüler. Ancak Merriam-Webster sözlüğüne göre “ebeveynlik” kelimesi 1958 yılına kadar Amerika’da yoktu bile. Ve bu sözcük ancak 1970’lerde yaygınlaştı.

İnsanlar “ebeveynlik” kelimesini bazen sadece ebeveynlerin aslında ne yaptıklarını anlatmak için kullanıyor. Ancak özellikle günümüzde, “ebeveynlik” çoğunlukla ebeveynlerin yapması gerekenler anlamına geliyor. “Ebeveynlik yapmak” hedefe yönelik bir fiil; bir işi ya da bir çeşit çalışmayı tarif ediyor. Hedef, çocuğunuzu bir şekilde daha iyi ya da daha mutlu ya da daha başarılı bir yetişkine dönüştürmek. Yani aksi durumda olacağından daha iyi hale getirmek ya da (burayı fısıldayarak söylüyoruz) yan komşunun çocuğundan daha iyi olmasını sağlamak. Doğru tarzda “ebeveynlik” doğru tarzda çocuğu üretir. Bunun sonucunda çocuk, doğru tarzda bir yetişkine dönüşür.

Ebeveynlerin, çocuklarının daha iyi olmasını sağlayacak özel teknikler öğrenebileceği fikri, Amerika’daki neredeyse tüm orta sınıf ailelerde etkisini gösteriyor. Bu anlayış o kadar yaygın ki bunu görmemek artık neredeyse mümkün değil.

Ancak bu yerleşik anlayış, temelinde yanlış. Çünkü ebeveynlerin ve çocukların gerçekten nasıl düşündüğünü ve hareket ettiğini anlamanın yanlış bir yolu. Aynı şekilde nasıl düşünmeleri ve hareket etmeleri gerektiği vizyonu açısından da bir o kadar yanlış.

Çocuk yetiştirmek her zaman merkezi ve zor bir “insan projesi” olmuştur. Çocuklarımız bize, diğer tüm hayvanların çocuklarından çok daha uzun süre bağlı kalırlar. 7 yaşına geldiklerinde küçük şempanzeler tükettikleri kadar yiyecek toplarlar. Avcı-toplayıcı toplumlarda bile insanların çocukları en az 15 yaşına gelene kadar bunu yapmazlar.

Bu yüzden insanın çocuklarını yetiştirmek için çok sayıda insan gerekir. Yani sadece anneler değil, babalar, büyükanneler ve büyükbabalar, amcalar ve teyzeler ve kardeşler ve kuzenler ve hatta arkadaşlar. Biyologlar insanların geçmişte benzersiz bir bakım ağı oluşturduğunu gösteriyor bize. Geniş aile üyeleri ve akrabalık ilişkisi olmayan yardımcıların tümü, bu “muhtaç” çocuklara bakmak için birleşir.

RV-AT277_PARENT_12U_20160707185052

İnsanlık tarihinin çoğunda, bu geniş aile grupları içinde yaşadık. Bu, kendi küçük kardeşlerimize ve bebek kuzenlerimize bakarak ve diğer birçok insanın çocuklara nasıl baktığını izleyerek çocuk bakmayı öğrendiğimiz anlamına geliyor.

Ancak 20. yüzyılın sonlarına doğru aileler giderek daha fazla küçüldü ve parçalandı, insanlar daha geç çocuk sahibi olmaya başladı ve orta sınıf ebeveynler çalışmaya ve okula gitmeye daha fazla zaman ayırır oldu. Bilgi ve becerinin geleneksel kaynakları artık ortadan kaybolmuştu.

Bugün çoğu orta sınıf ebeveyn, çocuk sahibi olmadan önce okumaya ve kariyerlerinin peşinden gitmeye yıllarını harcıyor. O halde okula gitmenin ve çalışmanın, çocuk yetiştirme konusunda ebeveynlerin modeli olması hiç de şaşırtıcı değil: Okula gidersin ve kafanda bir hedefle çalışırsın ve sana okulda ve işte daha iyi olmak öğretilebilir.

Belli bir sonuca ulaşmak için çalışmak, pek çok önemli insani girişim için iyi bir modeldir. Marangozlar ya da yazarlar ya da iş sahipleri için doğru modeldir. İyi bir marangoz ya da yazar ya da CEO olup olmadığınızı sandalyelerinizin, kitaplarınızın ya da başardıklarınızın kalitesinden anlayabilirsiniz. “Ebeveynlik” denen şeyde ise bir ebeveyn bir çeşit marangoz gibidir. Ancak hedef, sandalye gibi belli türde bir ürün değil, belli türde bir insan üretmektir.

İş hayatında uzmanlık başarıya götürür. “Ebeveynliğin” vaadi ise ebeveynlerin, çocuklarının hayatlarını şekillendirme hedefini başarmalarını sağamak için sahip olabilecekleri bazı tekniklerin, belli bazı uzmanlıkların olduğudur. Ve günümüzde, tam olarak bu uzmanlığı sağlamayı vaadeden oldukça büyük bir sektör oluştu. Amazon’da bugün ebeveynlik bölümünde 60,000 kitap bulabilirsiniz. Ve bunların çoğunun başlığının bir yerinde “nasıl” sözcüğü geçer.

Gelişime yönelik bilimsel çalışmalar, bu anlayışı çok az destekler: Çocukluk deneyimlerinin yetişkin hayatını etkileyebileceği doğrudur. Yoksul ya da terkedilmiş çocuklar, yetişkin olduklarında daha fazla sorun yaşamaya daha meyillidirler gerçekten. Ve bu çocukları kaliteli anaokullarına yazdırmak, ilerleyen zamanda hayatlarını daha iyi bir hale getirir.

Ancak orta sınıf ebeveynler, ebeveynlik teknikleri arasındaki küçük farklılıkları bile takıntı haline getirmiş durumdalar. Çocuğunuzla birlikte mi uyumalısınız yoksa ağlatarak uyku eğitimi mi vermelisiniz? Bebek arabaları içeriye mi dönük olmalı yoksa dışarıya mı? Çocuklar ne kadar ödev yapmalı? Bilgisayar başında ne kadar zaman geçirmeliler? Bunların hiçbirinin, çocuklar büyüdüklerinde nasıl birer yetişkin olacağı üzerinde ne tür bir etkisi olacağına dair elimizde neredeyse hiçbir kanıt yok.

BN-OU803_parent_M_20160707152516

Bu, ebeveynler önemli değil anlamına mı geliyor? Tam tersi: Bilimsel bir açıdan bakarsak, ebeveyn olmak, “ebeveynliğin” aksine, hayati derecede önemli. Ama çok daha farklı bir şekilde önemli.

Eğer “ebeveynlik” yanlış modelse, doğru olan hangisi? Ebeveynin bir fiil olmadığını ve aynı zamanda bir iş türü olmadığını hatırlayalım. Bizim esas konuşmamız gereken şey “ebeveyn olmak” olmalı yani bir çocuk yetiştirmek, bir çocuğa bakmak. Ebeveyn olmak, derin ve benzersiz bir insan ilişkisinin bir parçası olmaktır. Belli türde bir sevginin içinde olmaktır, belli türde bir şey yapmak değil.

Sevgiden bahsetmek – özellikle de ebeveynlerin çocuklarına duyduğu sevgiden –  kulağa duygusal, dokunaklı, basit ve bariz bir şey gibi gelebilir. Ancak tüm diğer insan ilişkileri gibi çocuklarımıza duyduğumuz sevgi de hayatımızın gündelik dokusunun bir parçasıdır ve inanılmaz derecede karmaşık, değişken ve hatta çelişkilerle doludur.

Sevginin bir çeşit iş olduğunu düşünmeden daha çok sevmek için çabalayabiliriz. İyi bir eş olmaya çalışıyorum diyebiliriz mesela. Ya da iyi bir arkadaş olmanın ya da iyi bir çocuk olmanın önemli bir şey olduğunu söyleyebiliriz.

Ancak ben evliliğimin başarısını, eşimin karakterinin evlendiğimizden itibaren gelişip gelişmediğini ölçerek değerlendirmem. Eski bir arkadaşlığın niteliğini, arkadaşımın ilk tanıştığımızdan daha mutlu ya da daha başarılı olup olmadığına göre değerlendirmem. Oysa bu, “ebeveynliğin” kesin standardıdır: Bir ebeveyn olarak nitelikleriniz, yarattığınız çocuğa göre değerlendirilebilir ve hatta öyle değerlendirilmelidir.

Bir ebeveyn olmanın en önemli ödülleri, çocuklarınızın notları ya da kupaları – ya da hatta onların mezuniyetleri ve düğünleri – değildir. Sadece o çocukla birlikte olmanın anbean yaşanan fiziksel ve psikolojik coşkusundan gelir. Ve çocuğun sizinle birlikte olmaktan anbean duyduğu coşkuda yatar.

“Ebeveynliğe” değer vermek yerine “ebeveyn olmaya” değer vermeliyiz. Çocuk yetiştirmeyi, zeki ya da mutlu ya da başarılı yetişkinler hedefleyen bir çeşit iş olarak görmek yerine, bunu bir çeşit sevgi olarak görmeliyiz. Sevginin hedefleri ya da belli bir standardı ya da şablonu yoktur, ama bir hedefi vardır. Sevginin amacı sevdiklerimizin geleceğini şekillendirmek değil, kendi geleceklerini şekillendirmelerine yardım etmektir.

Peki ebeveynler ne yapmalı? Bilim de zaten bildiğimiz şeyi – her ne kadar bilmek kolaylaştırmasa da – söylüyor bize: Çocuğumuzu sevmeye ve onu yetiştirmeye koşulsuz olarak kendimizi veririz. Her ne kadar bütün çocuklar farklı olsa da, bütün ebeveynler farklı olsa da ve öncesinde çocuğumuzun nasıl biri olacağına dair en küçük bir fikrimiz olmasa bile bunu yine de yaparız. Çocuklarımıza güçlü bir güvenlik ve istikrar duygusu vermeye çalışırız. Her ne kadar güvenliğin esas ana fikri, çocukların riske girmesini ve maceralar yaşamasını teşvik etmek olsa da bunu yaparız. Bilgimizi, bilgeliğimizi ve değerlerimizi çocuklarımıza aktarmaya çalışırız. Her ne kadar bu bilgiyi gözden geçirip düzelteceklerini, bu bilgeliğe meydan okuyacaklarını ve bu değerleri yeniden şekillendireceklerini bilsek de bunu yaparız.

İşin aslı; emek vermenin, çocuk yetiştirmenin ve kültürün amacı çeşitliliğe,riske ve inovasyona izin vermektir. Eğer çocuklarımızı kesin olarak belli türde yetişkinlere dönüştürebiliyor olsaydık, çocukluğun evrimsel amacını da bozguna uğratırdık.

Sezgilerimizi ve içgüdülerimizi dinleriz, düşe kalka ilerleriz ve en iyisini umut ederiz.

Belki de çocuklarla kurduğumuz kendine özgü ilişkiyi en iyi anlatan metafor eskilerden biridir: Çocuk yetiştirmek bir bahçeye bakmak gibidir ve ebeveyn olmak bir bahçıvan gibi olmaktır. Bahçecilik yaptığımızda çalışırız ve terleriz ve genellikle boğazımıza kadar gübreye batarız. Bunu, bitkilerin yetişebilmesi için korunaklı ve besleyici bir yer yaratmak için yaparız.
Tüm bahçıvanların bildiği gibi hiçbir şey bizim planladığımız gibi gitmez. En büyük keyifler ve zaferler, ve aynı zamanda felaketler, beklenmeyenlerdir. Bunun altında çok derin bir sebep yatar.

İyi bir bahçe, tıpkı iyi herhangi bir ekosistem gibi, dinamiktir, çeşitlilik içerir ve dayanıklı ve esnektir. Bir çim ya da çiçek bahçesi yaratmanın nasıl bir şey olduğunu düşünün. Bir çimin zaferi onun dağınıklığında yatar: Farklı yeşillikler ve çiçekler, şartlar değiştikçe açabilir ya da solabilir ve herhangi bir bitkinin tek başına en uzun ya da en güzel ya da en uzun ömürlü olacağının hiçbir garantisi yoktur. İyi bir bahçıvan, farklı güçlü yönleri ve farklı güzellikleri olan – ve aynı zamanda farklı zayıflıkları ve zorlukları olan –  farklı bitkilerden oluşan tam bir ekosistemi sürdürebilen bereketli toprak yaratmak için çalışır.

İyi bir sandalyeden farklı olarak iyi bir bahçe, havanın ve mevsimlerin değişen şartlarına uyum sağlamak için sürekli değişir. Ve uzun vadede bu çeşitli, esnek, karmaşık ve dinamik sistem, en büyük özenin gösterildiği bir seradan çok daha sağlam ve esnek olur.

Hem birer ebeveyn olarak hem de bir toplum olarak bizim işimiz, çocuklarımızın zihinlerini şekillendirmek değil, bu zihinlerin, dünyanın izin verdiği tüm olasıklıkları keşfetmesini sağlamaktır. Bizim görevimiz, belli türde bir çocuk yaratmak değil, içinde beklenmeyen ve öngörülemeyen her türde çocuğun yetişebildiği korunaklı bir sevgi, güven ve istikrar alanı sağlamaktır.

Ebeveyn olmak kolay değil, özellikle de yaşadığımız çağda. Çocukların ihtiyacı olan desteği ve bakımı sağlamak için zaman ve enerji ve para gerekiyor. Bizler çok sayıda insanın çocuklara bakım verdiği ve gerekli kaynağı sağladığı küçük ölçekli topluluklardan bugüne evrildik. Büyük ve post endüstriyel bir toplumda, çoğu insani eyleme sanki bir çeşit ürün ya da bir çeşit tüketim gibi davranıyoruz. Bu yüzden de çocuk yetiştirmek ya çok düşük maaşlı bir iş ya da çok pahalı bir tür lüks gibi görülüyor.

Ancak cevap, “ebeveynlik” sektörü değil. Bunun yerine ebeveynlerin ebeveyn olmasına ve bütün çocukların hak ettiği sevgiyi ve ilgiyi sağlamalarına yardım etmenin bir yolunu bulmalıyız.

Kaynak: http://www.wsj.com/articles/a-manifesto-against-parenting-1467991745

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!