TRENDLER

Eğitim ortamlarında "iyi tasarım" ne demektir?

Görüntülenme 392

0
Eğitim ortamlarında

Dizayn denildiğinde akla önce estetik gelmesinin doğru olmadığını düşünüyorum. Dizayn bundan daha derin bir şeydir ve  öncelikle kaynakların doğru kullanılması olabilir. Ama her şeyden çok dizayn, sorun bulma ve çözmedir.

Eğitimde dizayn denilince geleneksel olarak ilk akla gelen, güven, konfor, amaca uygunluktur. Ancak okul tasarımında esneklik aslında ilk akla gelen şey olmalı.

Çünkü artık, müfredattan tutun eğitim teknolojisine kadar her şey çok sık değişiyor ve okul binalarının da buna cevap vermesi gerekiyor. Aslında esneklik (flexibility) bu durumda ağır bile kalıyor, ben doğrusu eğitim ortamlarının tasarımında ilk akla gelen kavramın  “agile” (çevik, atik) olması gerektiğini düşünüyorum. Esnek tasarlanmış eğitim ortamları, eğer korunabilirlerse uzun vadede  kaynakların doğru kullanıldığının bir ispatı olacaktır.

Ekran Resmi 2014-04-23 22.34.50

Maliyetleri arttırmadan iyi bir tasarım nasıl kabullenilir?

Tasarımda en önemli sorun finans. Ama katlanılabilir bir bütçeyle bile iyi bir tasarım yapmak mümkün.Tabi katlanılabilirden ne anladığımız da önemli. Çok iyi tasarlanmış bir okul için, bütüncül bir tasarıma para ayırmak gerekiyor. Bu da mimarın eğitim ihtiyaçlarından haberdar olmasını gerektiriyor.

Eğitim ortamlarının tasarımıyla  ilgili sektörler arasında yeterli işbirliği var mı? 

İşbirliği konusunda en önemli rol hükümetlerin. En iyi fikirlerin üretilmesi, eğitimcilerin ve mimarların buluşmaları ve birbirlerini anlamaları konusunda hükümetler bir manivela olmalıdır. Daha dar anlamda hükümetler şunu unutmamalıdır, tasarımı yapılacak şey sadece bir okul değildir, özel amaçları olan ve dolayısı ile kendine has gereksinimleri olan bir okuldur.

Bu konuda ilginç bir örnekAvusturalya Viktorya dan. Eğitim ve Erken Çocukluk Gelişimi Bölümü (DEECD) okullar için esnekliğe imkan veren bazı standartlar geliştirdi. Mimarlar bu süreçte kilit unsur idiler. DEECD bu standart belirleme sürecinde “şablon dizayn” oluşturdu. Fakat bu şablon esnekliğe ve adaptasyona imkan tanıyordu. Bu mimarlar ve eğitimciler arasındaki iletişime güzel bir örnek olarak görülebilir.
Standart okul modeli 50 ve 60 lı yıllarda oldukça işe yarayan bir model oldu. Fakat bunlar miadının doldurdu. Bence zekice bir standardizasyon artık şunu anlamalıdır. “Herkese uyan bir ölçü yoktur – no one size fits all”. Nelerin standartlaşması konusunda yeni değerledirmelere ihtiyaç var.Bütün ülkeye yayılmış tek tip bir okul mu  -ki hiç onaylamıyorum- yoksa iyi tasarlanmış bir okul için süreçlerin standardizasyonu mu veya sadece tasarımın belirli süreçlerinin bir standardizasyonu mu?

Okul tasarımında son yıllardaki eğilimler neler?

En önemli değişim standart kutu tipi sınıf modelinin terk edilmesi. Bunun yerine okulda daha çok boşluk öngören tasarımlar geliyor. Cafelerin veya diğer yaşam alanlarının öne çıktığı dairesel- eğrisel alanlardan oluşan tasarımlar (in between spaces). Bu boşluklar veya serbest alanlar pek çok farklı amaç için kullanılmaya imkan verecek şekilde tasarlanabilir. Örneğin öğrenciler grup veya proje çalışmaları için buralara toplanabilirler.

Bu trend içinde okulların toplam alanının %5-10 oranında bir alan bu tür bir sirkülasyon için ayrılıyor.Ama unutmayalım ki trend önce bu tür alanlara duyulan ihtiyacın kabullenilmesidir.

Bir diğer trend ise görsel connectivity sağlamak. Buna göre bir öğretmen veya öğrenci bir alandaki faaliyetin direk katılımcısı olmadan etrafındaki mekanlarda neler olup bittiğini anlayabiliyor. Bu daha çok cam veya balkon demek.Bu trend insanların bulunduğu ortama daha çok bağlanması veya ortamın bir parçası olduğunu düşünmesine yol açmaktadır. Genellikle şeffaflaşma olarak adlandırabileceğimiz bu trend  içeriden dışarıyı dışarıdan içeriyi görülmesini öne çıkarıyor.

Mekanlarda esneklik esas
Mekanlarda esneklik esas

Esneklik demek, alt alanlara bölünecek büyük tek bir alan demek değil. Aksine büyük veya küçük grupların her tür ihtiyaçlarına cevap verecek farklı boyutlarda alanlar demektir.

Tasarımda başka önemli bir husus da, okulun dört duvarı içerisinde kalmadan  dışarıda neler olup bittiğini görmektir. Yani okulun içi ve dışı itibari ile her yer kullanıma açık ve davetkar olarak tasarlanmalı.

Daha önce belirttiğim gibi tasarımcı ile eğitimciler arasındaki iletişim tasarımın en temel unsuru. Belki yeni yapılacak bir okul için bu iletişimi tesis etmek zor olabilir, ama mevcut okullarda öğrenmenin nasıl olduğuna dair iyi bir diyalog oluşturulabilirse öğrenmeyi kolaylaştıran motive edici bir ortam yaratılabilir.

Tabi burada eğitimciler ile tasarımcılar arasında ortak bir dil kullanma zorunluluğu var. Çoğu zaman mimarlar veya tasarımcılar eğitim dilindeki nüansları anlayamıyorlar. Eğitimcilerin mimarı planları anlayamamaları gibi. Sonuçta bu diyaloğun her aşamasında, her bir süreç çok açık bir şekilde belirlenmeli ve açıklanabilmelidir.

Eğitim ortamının fiziksel olarak yeniden dizaynında bir problem hala çözüm bekliyor olacak. O da fiziksel yapı değişirken öğretim yöntemlerinin de değişmesi gerektiği. Belki buda tasarımcıların öğretmenlere yeni bir tasarımla oluşturulan bu boş alanların nasıl kullanılabileceği konusunda fikir vermeleriyle aşılabilir.

Kaynak : http://salimkocabas.blogspot.com.tr/2014/04/egitim-ortamlarnn-tasarm.html

Not: Alastair Blyth tarafından PEN’e (Pan European Network) verilen röportajın Türkçeleştirilmiş ve sadeleştirilmiş halidir. Belgenin orjinalini linkte bulabilirsiniz.
http://alastairblyth.files.wordpress.com/2013/08/ab-paneuropeannetworks.pdf

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!