Eğitim Sözlüğü: Çağdaş İlköğretimin Öncüsü Pestalozzi

0
857

1746-1827 yılları arasında yaşayan İsviçreli eğitimci Johann Heinrich Pestalozzi Zürih’te doğdu. Küçük yaşta babasını yitirdi. Yoksulluk içinde geçen çocukluğu ve içinde yaşadığı koşullar, onda toplumsal adalet duygusunu güçlendirdi. Döneminde Avrupa’yı saran aydınlanma akımından etkilendi. İnsanlığa hizmet amacıyla din adamı olmayı istediyse de üniversitedeki teoloji derslerinde başarı gösteremedi. Ardından hukuk ve siyasal bilimleri denedi. Eğitimini yarıda bırakarak J.J. Rousseau‘nun düşüncelerinin de etkisiyle doğaya yöneldi. 1769’da Birr’deki Neuhof adlı çiftliğine yerleşti. İyi tarım yaparak yoksullukla savaşabileceğini umuyordu, ancak başarılı olamadı. Yeni bir girişim kararı aldı: Çevredeki ilgiden yoksun kimi çocukları bir araya topladı ve 1774’te ilk eğitim denemesine girişti. Çalışmanın, sade ve sağlıklı yaşama ile sevecen bir ortamın bu kimsesiz mutsuz çocuklara mutlu ve umutlu bir gelecek hazırlayacağına inanıyordu. Bu amaçla onlara eğitimin yanı sıra iplik bükmeyi, kumaş dokumayı öğreterek onların ilerde yaşamlarını kazanacak duruma gelmelerine çalıştı.

Pestalozzi’nin bu denemesi eğitimde ve kimsesiz, suçlu çocukların eğitiminde yeni bir çığır açtı. Pestalozzi de insanlığın gelişmesinin ancak her insanın kendini geliştirmesine bağlı olduğu; insanların gelişmelerine de ancak öğretmenlerin yardımcı olabileceği inancı ile öğretmenlikte karar kıldı. Ancak parasal sıkıntılar nedeniyle Pestalozzi 1779’da okulunu kapatmak zorunda kaldı. 1780’de düş kırıklıklarını ve karamsar düşüncelerini Bir Münzevinin Akşam Saatleri adıyla yayımladı. Bu kitapta ayrıca eğitimin doğa ile uyumlu olması gerektiğini ve insan mutluluğunun evdeki güvenli yaşama bağlı olduğunu özellikle vurguladı. Onu asıl üne kavuşturan Lienhardt ve Gertrud adlı romanı oldu. Büyük bir ilgiyle karşılanan bu romanında Pestalozzi, kırsal yaşamın ilk kez gerçekçi bir betimlemesini yapmıştı. Bunun yanı sıra bu kitapta toplumsal gelişimin eğitim yoluyla sağlanabileceğini savundu. Bu romanın kahramanı olan kadın, yolsuzluklara karşı çıkıyor; düzenli ev yaşamıyla hem köy okulundaki çocuklara hem de topluma örnek oluyordu. Ayrıca kitabında sonraki yazılarında da sıklıkla değindiği öğrenimin ilk yıllarında annenin çocuk üzerindeki etkisini de vurguluyordu.

Pestalozzi’ye düşüncelerini uygulama olanağı elli yaşından sonra 1789 Fransız Devrimi sonrasında doğdu. İsviçre, içinde bulunduğu savaşlar nedeniyle ortada kalan binlerce kimsesiz ve öksüz çocukla ilgilenmek zorunda kalınca hükümet, Pestalozzi’yi 1799’da Stans’da açılan Kimsesizler Yurdu’nun başına getirdi. Pestalozzi çok az sayıdaki yardımcılarıyla birlikte bu çocukların yıkılmış dünyalarını onarmak, onlara mutlu bir ev ortamı yaratmak için uğraştı. Bu çok yorucu çalışmalar onun yaşamının en mutlu günleri oldu. Pestalozzi 1800’de bir yatılı erkek okulunun yöneticiliğine getirildi. 1801’de bir ölçüde savunduğu eğitim ilkelerini sergilediği Gertrud Çocuklarını Nasıl Eğitiyor? adlı kitabını yayımladı. Pestalozzi kitabında sözcüklerin ve sayıların ezberlenmesi yerine duyular yoluyla algılanmaları gerektiğini ileri sürdü. Bunların yanı sıra çocuğun doğal yetilerinin nasıl geliştirileceğini, düşünmenin nasıl öğrenileceğini, gözlemden kavrayışa geçiş sürecini ve düşünceye nasıl kesinlik kazandırılacağını ayrıntılı biçimde işledi. Bu yöntem, aritmetik, yabancı diller ve coğrafya gibi derslerde yepyeni uygulama biçimlerine yol açtı. Ancak zamanın hükümetleri bu ileri eğitim yöntemlerini benimsemedi ve geleneksel öğrenme kalıpları varlığını korudu. Yalnızca çocukların onurunu kırıcı ağır disiplin cezaları bir ölçüde azalmış oldu.

Pestalozzi geliştirdiği eğitim felsefesini, “kafa, yürek ve el eğitimine aynı değeri vermek” diye özetliyordu. O, bu felsefesini 1805’te görev aldığı Yverdon’daki yatılı erkek okulunda uygulama olanağını elde etti. Yverdon’daki enstitüde uygulanan ilerici yöntemler Avrupa’nın her yerinden buraya öğrenci akmasına yol açtı. Okula aralarında F. Frobel, R. Owen, J.E. Herbart, Stael ve K.Ritter gibi ünlü eğitimcilerin de bulunduğu birçok ziyaretçi gelerek burada uzun süren incelemelerde bulundu ve Pestalozzi’nin yöntemlerinden yararlandılar.

Pestalozzi’ye göre eğitimin amacı çocuğun doğasına uygun olarak gelişimini sağlamaktır. Buna göre okula ve öğretmene düşen görev, çocuğun doğal yeteneklerinin özgürce gelişimi için gerekli ortamı hazırlama ve yönlendirmeyi yapmaktır. Eğitim her çocuğun özelliklerine uyacak biçimde esnek olmalı ve çocuğun değişim ve gelişimine uygun olarak belirlenmelidir. Kitaplardan çok gözleme dayanan, dünyada olup bitenleri kavramayı sağlayıcı yöntemler izlenmelidir.

Pestalozzi eğitim anlayışıyla birlikte felsefeyi, siyaseti ve iktisadı da içeren yazılarının hemen tümünde toplumsal sorunlara eğildi; halkın yaşam koşullarının değiştirilmesinin zorunlu olduğu üzerinde durdu. Devrim niteliğindeki eğitim ilkeleri, çağdaş eğitimin gelişmesine ışık oldu. Ancak 20 yıl yöneticiliğini yaptığı ve bütün dünyanın ilgisini üzerine toplayan Yverdon Enstitüsü’nün o hayranlık uyandıran eğitim ortamı, sonraki yıllarda öğretmenlerin birbiriyle anlaşamaması ve bitmez tükenmez ziyaretçiler yüzünden bozuldu. Okul, edinmiş olduğu ününü ve öğrencilerini yitirdi. Pestalozzi’nin yapıcı çabaları sonuç vermedi; kalan az sayıdaki öğrencileriyle 1825’te Neuhof’a çekildi. Pestalozzi, “En iyi öğretmen, yaşamın kendisidir” biçiminde özetlenebilecek olan Kuğunun Türküsü adlı kitabının yayınlanmasına ardından dünyaya küskün bir kişi olarak yaşama gözlerini yumdu. İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra yersiz yurtsuz ve kimsesiz kalan milyonlarca çocuk için çare aranırken Pestalozzi’nin okulları akla geldi ve ilk Pestalozzi Okulu 1946 yılında İsviçre’nin Trogen kentinde kuruldu. Daha sonra başka ülkelerde de bu tür okullar açıldı. O okulların çok daha geliştirilmişi ve kapsamlısı ise Pestalozzi Okulu’ndan önce köy enstitüleri adıyla Türkiye’de açılmıştı.

Rasim Bakırcıoğlu

EPH Bilim Uzmanı, Yazar

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here