REKLAMI KAPAT
TRENDLER
Murat Moroğlu
Murat Moroğlu Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı

1982 yılında Adana'da doğdu. Eskişehir Osmangazi Üniversitesi, Fen-Edebiyat Fakültesi, Türk Dili ve Edebiyatı bölümü eğitimini 2002-2006 yılları arasında gerçekleştirdi.

2003-2006 yılları arasında Çağdaş Drama Derneğinin Yaratıcı Drama Liderliği / Eğitmenliği programını tamamlayarak "Yaratıcı Drama Lideri/Eğitmeni" unvanını aldı. Ankara'da farklı eğitim kurumlarında (Okul öncesi), Gazi Üniversitesi Vakıf Kolejinde (2009-2013) ve Özel Doğaç Yaratıcı Drama Liderliği/Eğitmenliği Kursunda (2013-2018) eğitmen olarak çalıştı. Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Enstitüsü İlköğretim Bölümü Yaratıcı Drama Tezsiz Yüksek Lisansı programını (2017) bitirdi.

2012 yılından bu yana çeşitli internet sayfalarına "Çocuk Edebiyatı ve Yaratıcı Drama" ilişkisine yönelik yazılar yazıyor. Yaklaşık iki yıldır öğretmenlerle, ailelerle ve çocuklarla "Nitelikli Çocuk Edebiyatı" üzerine söyleşiler gerçekleştiriyor.

Fide Okulları'nda Yaratıcı Drama Öğretmeni olarak görev yapıyor.

@murat.moroglu

TÜM YAZILARI

Eğitimciler Statülerini Yok Sayabilirler Mi?

Görüntülenme 143

0
Eğitimciler Statülerini Yok Sayabilirler Mi?

Ne zaman ve nasıl ortaya çıktığı tam olarak bilinmeyen bir kavram ve davranış biçimi statü. Bu bilinmezlikle sadece insan ilişkilerini değil dünyadaki tüm canlıların ilişki biçimlerini etkileyen önemli bir faktör. Hele günümüzde…

Birçok insan birçok insanla bu özelliğe göre ilişkileniyor olsa da aynı zamanda birçok insan bu durumdan şikâyet ediyor. Ancak yine de ilişkisini bir şekilde yönetmeye ve devam ettirmeye özen gösteriyor.

Statünün ilişkilere olan bu etkisi günyüzüne çıktıktan sonra üzerine deneme, roman, makale, tiyatro oyunu, resim vb. gibi farklı birçok alanda çalışmalar yapıldı ve yapılmakta. Yapılan bu çalışmalar statü üzerine ve statünün getirdiği ilişkiler üzerine genel olarak eleştirel çalışmalardır diyebiliriz.

Peki bu kadar farkında olduğumuz bir kavramı ve etkisini yaşamımızın orta yerine koymak neden?

Buna neden ihtiyaç duyuyoruz?

Bireysel olarak hangi noktada eksikliğimizi görüp kapatmaya çalışıyoruz?

Farklı meslek gruplarında “statü” daha fazla ya da az kullanılmaktadır ancak eğitim sistemimiz içerisinde özellikler eğitimciler tarafından öğrencilere yönelik bu kavramın ve getirdiği davranışların kullanılmasını kabul etmek ya da bunları görmezden gelmek “değişim-dönüşüm” konusunu olumsuz etkilemektedir. Eğitim mekanlarındaki temel amaçtır, değişim-dönüşüm. Ancak bu temel amacın karşısındaki en güçlü duvarın da “statü” olduğunu düşünüyorum.

Eğitimciler ya da kurumlar olarak bu kavrama yönelik, karşı duruşla birçok çalışma yaparken nasıl oluyor da yaşamların tam orta yerinde olduğunu ve ilişkileri bu kavrama göre yürütüldüğünü fark edemiyoruz, anlamıyorum! Kim bilir farkındayızdır belki de!

Ancak kişisel güçsüzlüğümüz, eksikliğimiz ya da yanlışlığımız bu farkındalığı söndürüyordur olabilir veya gözardı etmemize yardımcı oluyor, diyebilirim.

Eğer bir eğitim ortamında statü varsa, bunu hissettirecek davranışlar varsa bireyin kişisel “farkındalık” sürecinin olumsuz etkilendiğini düşünüyorum. Statü, bireylerin farklı bir algı geliştirmesini ya da var olan sistemin sorgulanmamasını beraberinde getiriyor. Sisteme yeni girenler de bu yanlış algıyla sürece dahil oluyor ve bu algının sürmesine zemin hazırlıyor.

Sorgulamak ve farklı fikirleri öne sürmek süreci daha başlamadan noktalanıyor.

Gerek sınıflarda gerek eğitim kurumlarında statüleri olabildiğince azaltmak ya da neredeyse yok etmek daha çağdaş daha sorgulayan ve daha çok neden-sonuç ilişkisi kurabilen bireylere yoldaşlık yapmanızı ve onlarla yürümenizi sağlar. Bu noktada yine ve her zaman olduğu gibi sizlere birkaç (bir görüşe göre) “nitelikli çocuk edebiyatı” (bir görüşe göre) “resimli kitaplar” dan örnek vermek istiyorum. İşin içinde olduğumdan mıdır bilmiyorum ama son dönemde birçok kişi tarafından bu kitaplara yönelik ilgi ve alaka arttı. Bu artışı benim gibi birçok insan da mutlu olarak karşılıyordur. Çünkü nitelikli eğitimin temel yapı taşlarından bir tanesidir nitelikli çocuk kitapları. Her zaman derim; her çocuk her kitabı okumamalı ama her çocuk nitelikli kitapları okumalı.

Yetişkinlerin okuduklarında statü konusunda etkilenecekleri ve kendilerini sorgulayacağını düşündüğüm nitelikli çocuk kitaplarından ve o kitaplardaki cümlelerden birkaç örnek vermek istiyorum.

İlk kitap Büyük Sözcük Fabrikası… Bir aşk hikayesinin, sözcükler bağlamında anlatılmaya çalışıldığı bir kitap.

“Onun (Gürbüz’ün) ailesi çok zengindi. Ama Özgür ondan bunun için nefret etmiyordu.”

Bu cümle Büyük Sözcük Fabrikası’nda (Aylak Kitap) adlı çocuk kitabında geçiyor. Çocuklarla ya da yetişkinlerle bu kitabı çalışırken bu cümleye vurgu yapmadan ve üzerinde konuşmadan geçmek haksızlık olur, diye düşünüyorum. Çünkü para zengin-fakir ve statü kavramını gündeme getiriyor. Bu durumun çocuklarla konuşulması onları, sonraki ilişkilerinde bu duruma dikkat ederek (yok sayarak) biçimlendirmelerine neden olabilir.

İkinci ise Ben Bir Kediyim (Uçanbalık) kitabı… Sokak kedisi Simon’un Aslan, Çita, Panter, Kaplan gibi statü ve statünün getirdiği güç sahiplerine karşı kendini kabullendirme çabası anlatılır. Öykünün sonuna doğru büyük, güçlü, statü sahibi olan kediler, Simon’un kendi olduğu gerçeğini kabullenirler ve statüler ortadan kalktığında da yaşamlarına birlikte anlamlı bir şekilde devam ederler. Bu kitapta, büyük kedilerin Simon’u kendi statülerine rağmen kabullenmeleri elbette ki ele alınmalıdır.

Üçüncü ve son kitap ise; Kafasına Edeni Bulmaya Çalışan Küçük Köstebeğin Hikayesi (İletişim Yayınları) … Köstebeğin, ormandaki tüm hayvanları statü gözetmeksizin sorgulayarak kafasına edeni bulmaya çalışmasını anlatan komik bir öykü. Hayvanlar arasında statü olmadığı için köstebeğin sorgulama yapılabilmesi, kitabın temel özelliğidir aslında.

“Çünkü statünün olmaması sorgulama sürecini beraberinde getirir.

Çünkü statü olmayınca önyargılarda ortadan kalkıyor.

Çünkü statü olmayınca anlamlı iletişimler kurulabiliyor.

Ayrıca statü kavramını emek kavramıyla da ilişkilendirmemek gerektiğini düşünüyorum.” Bu durumlar eğitim süreçlerinin niteliğini arttırırken bireylerin de farkındalığını geliştirir diye düşünüyorum.

Murat Moroğlu

Yaratıcı Drama Eğitmeni

@murat.moroglu

[email protected]

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!