TRENDLER
Müjdat Ataman
Müjdat Ataman Hacettepe Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği / Ankara Üniversitesi Yaratıcı Drama

Lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği bölümünde, Türkçe Öğretmenliği yan alanı ile yüksek lisans eğitimini de Ankara Üniversitesinde Yaratıcı Drama alanında tamamladı. Bilkent Üniversitesi Hazırlık Okulunda (BLIS) ve Özel İzmir SEV Okullarında öğretmenlik ve yöneticilik yaptı. İstanbul'da Tarabya İngiliz Okulları İlkokul Müdürlüğü görevinde bulundu.

Çağdaş Drama Derneği İzmir Şubesinin kuruluşunu ve başkanlığını yürüttü. Forum Tiyatro, sınıfta yaratıcılık, çocuk yazını, alternatif eğitim konuları üzerinde çalışıyor. Eğitim kurumları, sanat akademileri, dernekler ya da çeşitli kuruluşların gereksinimlerine yönelik, konulu atölyeler gerçekleştiriyor. Eğitimpedia yazarıdır. PEGEM Akademi tarafından yayımlanan "Yaratıcı Yazma için Yaratıcı Drama", "Yaratıcı Türkçe Dersleri", "Eğitim Gerçeğimiz" ve "112 Öğretmenliğime Notlar" kitaplarının yazarıdır. Koza Yayınlarından çıkan 4. Sınıf Türkçe kitabı yazarlarındandır. "Türkçe Öğretiminde Yeni Yaklaşımlar", "Yaratıcı Yazma", "Sınıfta Yaratıcılık", "Yaratıcı Dramanın Yöntem Olarak Kullanılması" konularında bildiriler sundu ve seminerler verdi. Halen Fide Okulları'nda Okul Müdürü olarak görev yapıyor.

TÜM YAZILARI

Akıllı Defterle Akılsızlığa Yolculuk

Görüntülenme 10774

0
Akıllı Defterle Akılsızlığa Yolculuk

“Ders kitapları hazır olmadan eğitim öğretime başlandı” serzenişlerini duymuşsunuzdur. Eğitim programlarının yenilendiği geçmiş yıllarda da benzer itirazlar yükselmişti. Ders kitapları olmadan ders işlenemez algısı buram buram yayılıyor. Oysa ders kitapları öğretmenler için sadece yardımcı bir araçtır. Sözde araç işlevi görmesi gereken kitaplar gün geçtikçe amaç olmaya doğru yol alıyor. Öğretmen kılavuz kitapları çıktığından beri, ders planları genelde umursanmaz oldu. Ders tasarımcısı olması beklenen öğretmenleri kendi elimizle vasıfsız ders işçileri olma yolunda köreltiyoruz.

Milli Eğitim Bakanlığının her ders için hazırladığı kazanımlarla çerçeve müfredat ortaya çıkıyor. Bu çerçeve doğrultusunda yöntem-teknik belirleyerek ders planlamak öğretmenin becerisine kalıyor. Öğrenme tasarımı yapmak, eğitim fakültelerinde her öğretmen adayı için öğrenme yolculuğunun en önemli adımlarındandır. Bu yetilere sahip öğretmenler kılavuz kitapların ortaya çıkışıyla, planlamadan uzaklaşmaya başladılar. Öğretmenden beklenen öğrenme tasarımı yapma becerisi yok oluyorken öğrenciler için de benzer süreçleri kendi elimizle oluşturuyoruz. Bir gömleğin herkese uymayacağını biliyorsak, aynı şekilde işlenen derslerin de her öğrenci için anlamlı olmayacağını da bilmeliyiz. Farklı dil, farklı anlatım, farklı yöntem ve teknikler bizleri zenginleştirecek derken, kendimizi tek tip kitaplardan sonra öğrenciler için müthiş bir icat gibi sunulan tek tip defterlerle karşı karşıya buluyoruz.

Araştıran, düşünen, sorgulayan öğrenciler yetiştirmek gibi büyük amaçlarımız var. Bu amaçlara ulaşmak istiyorsak bu hedefleri destekleyen becerilere odaklanmamız gerekiyor.  Biz eğitimciler bunun tersini yapıyoruz. Eğitimde pratik gibi görünen bazı atılımlar, özellikle de ticari kaygıyla popülerleştiğinde içinden çıkılmaz bir noktaya doğru yol alıyor. Uygulamayı  ‘akıllı’ olarak adlandırınca da gerçeği değiştiremiyoruz. Ne yazık ki  ‘Akıllı defterlerler’ Türk eğitim sisteminin yeni gözdesi olarak her yerde. “Aman güzel çocuğum, sen yorulma, dirsek çürütme, burda hazır yazılmışı var” rahatlığındayız. Bu defterlerin, beş yaşındaki çocuğuna kendileri yemek yediren, çocuğunun üstünü kendi başına değiştirmesine sabredemeyen veli grubu tarafından sahiplenilmesini doğal karşılamak gerekiyor. Akıllı defterlerle öğrencilere kolaycılığın, emek harcamadan sahip olmanın alt mesajlarını veriyoruz.

Konuya farklı açılardan bakarak değerlendirmeye çalışalım: Akıllı defter kullanan öğrenciler mutlu çünkü saatlerce gereksiz yazı yazmak istemiyorlar. Öğretmenler mutlu, kim yazdı kim yazmadı kontrol etmek istemiyorlar. Veliler mutlu, sınav zamanı çocuğun çalışacağı notları oluyor. Bu defterleri aldıranlar da, alanlar da, kullananlar da mutluysa susmak mı gerekiyor? Eğitim bir bilim ve bu bilimin nesnel olguları olduğunu unutmamalıyız.

Öncelikle derste anlatılanları defterine kim yazdı, kim yazmadı sorumluluğu öğretmenlere ait değildir. Her öğrenci kendi defterinden sorumludur. Öğretmenlerin, ‘aman atlamasın’ diyerek öğrenci defteri kontrol ediyor olması, iyiliksever bir yaklaşım olarak görünebilir. Oysa bu anlamda öğrencileri düşünüyor olmak, kendi sorumluluğunu alamayan öğrenciler yetişmesine neden olacaktır.

“Akıllı defterler sayesinde derste anlatılan ana konu kaçmaz, dersin özü-omurgası defterde olur, bu da iyi bir şeydir” düşüncesi bizi başka bir yanılgıya götürür. Öğretmenin söylediklerini değil öğretmenin söylediklerinden seçtiklerini yazan öğrencilerin dersi özümseyebilecekleri aşikardır. Bu durumda akıllı defterlerde var olan hatırlama basamağındaki kalıp hazır bilgi yerine öğrencinin kendi tümceleri ile defterine notlar alması öğrenme açısından daha değerlidir.

“Akıllı defter sayesinde çocuğu çalıştıracak bilgiler hazır olsun, arkadaşlarından ders notları alma peşine düşülmesin, sınav zamanı nereye bakılacağı bilinsin” anlayışında olan ailer vardır. Bu düşüncede olmak, çocuk adına sorumluluk almak demektir ki bu anlayış ortamında büyüyen çocuklar ileride kendi sorumluklarını almakta zorlanacaktır Defter de, sınav da, okul da çocuğa aittir, anne-babaya değil.

İsimleri ve yayınevleri farklı akıllı defterler her yerde. Biliyorum ki bu yayınların sayısı, popüler rüzgarın etkisiyle, kolaycılığa alışmış olmakla gün geçtikçe daha da artacak. Eğitimde binlerce sorun varken “akıllı defterler” konusunu mu konuşalım diyerek sorunu görmezden gelirsek, gelecekteki kuşağın sorgulama yapmasını beklemekten bugünden vazgeçmiş oluruz.

[email protected]

https://twitter.com/ataman_mujdat

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!