TRENDLER
Müjdat Ataman
Müjdat Ataman Hacettepe Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği / Ankara Üniversitesi Yaratıcı Drama

Lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği bölümünde, Türkçe Öğretmenliği yan alanı ile yüksek lisans eğitimini de Ankara Üniversitesinde Yaratıcı Drama alanında tamamladı. Bilkent Üniversitesi Hazırlık Okulunda (BLIS) ve Özel İzmir SEV Okullarında öğretmenlik ve yöneticilik yaptı. İstanbul'da Tarabya İngiliz Okulları İlkokul Müdürlüğü görevinde bulundu.

Çağdaş Drama Derneği İzmir Şubesinin kuruluşunu ve başkanlığını yürüttü. Forum Tiyatro, sınıfta yaratıcılık, çocuk yazını, alternatif eğitim konuları üzerinde çalışıyor. Eğitim kurumları, sanat akademileri, dernekler ya da çeşitli kuruluşların gereksinimlerine yönelik, konulu atölyeler gerçekleştiriyor. Eğitimpedia yazarıdır. PEGEM Akademi tarafından yayımlanan "Yaratıcı Yazma için Yaratıcı Drama", "Yaratıcı Türkçe Dersleri", "Eğitim Gerçeğimiz" ve "112 Öğretmenliğime Notlar" kitaplarının yazarıdır. Koza Yayınlarından çıkan 4. Sınıf Türkçe kitabı yazarlarındandır. "Türkçe Öğretiminde Yeni Yaklaşımlar", "Yaratıcı Yazma", "Sınıfta Yaratıcılık", "Yaratıcı Dramanın Yöntem Olarak Kullanılması" konularında bildiriler sundu ve seminerler verdi. Halen Fide Okulları'nda Okul Müdürü olarak görev yapıyor.

TÜM YAZILARI

Bir Park, İki Yaşantı, Bir Ders...

Görüntülenme 4150

0
Bir Park, İki Yaşantı, Bir Ders...

Parkın hemen yanıbaşında balkonda çay içerken sesleri birbirine karışan çocukları duymamak imkansızdı. Bir yetişkinle yürüyen çocuğu, oyun oynayan çocuklara yaklaşırken gördüm. “Eğitim bilimlik ders geliyor” diye geçirdim içimden. İzlediğim anları kayıt altına almak etik olmayacaktı. Karakterleri hayal etmek size düşsün, öyle çok benzer yaşantılarla doluyken çevremiz zor olmayacaktır hayal kurmak.

Anne çocuğunun elinden tutmuş hızla adımlarla yürüyerek oyun oynayan çocuklara yaklaşıyordu. Çocuk annesinden elini kurtararak kendi başına yürümek ister gibiydi, annesine göre biraz daha önde yürüyerek ilerliyordu. Çimlerin üstünde bir topla oynayan üç çocuğun yanına geldiklerinde anne çocuğunun elini daha sıkı kavrayarak oynayan çocuklara birkaç saniye bakıp seslendi. “Can’ı da alsanıza oyununuza, o da futbol oynamayı biliyor.”

Can, bir eliyle annesinin elini sıkıca tutuyordu. Annesi konuşurken top oynayanlara bakan Can, bu cümlenin sonunda başını öne eğdi. Çocuklar az ötelerinden gelen sesle ilgilenmeyerek topu birbirlerine ayakları ile vererek oynamaya devam ettiler. Anne bu sefer daha yüksek bir sesle, “Can da güzel futbol oynar, hem de dört kişi olursunuz, ikiye iki oynarsınız” diyerek şansını yeniden denedi. Oyunlarına karışılmasından hoşnut olmayan çocuklardan biri konuyu geçiştirmek için, “Biz futbol oynamıyoruz ki” dedi.

Can annesin elini artık sıkıca tutmuyordu, başı yine öndeydi, vücudu oynayan çocuklardan farklı yöne doğru dönüktü.  Anne, çocukları faka bastırmak  ister gibi bir hışımla seslendi, “Futbol işte bu oynadığınız!” Anneye daha önce seslenen çocuk, başını bile kaldırmadan, topla oynamaya devam ederek, “Bu futbol değil”, diyerek bir isim uydurdu o an. Hiç beklemediği bir yanıtla afallayan anne yenilenmiş daha yumuşak ses tonuyla atıldı, “Can’a bir anlatsanız o da hemen kavrar.” Çocuklar başlarını bile kaldırmadan oyunlarına devam ettiler. Can’ın artık sadece eli görünüyordu, bedeni annesinin arkasına sığınmıştı.

IMG_5896

Biraz ilerde kurumuş bir ağaç gövdesinin yere paralel kısmında yürümeye çalışan bir kızın, dengede durması için elini tutan babayı gördüm. Oyun parkına çok yakışan bu kendiliğinden oluşmuş denge yürüyüşü yapılabilen ağaç gövdesi üstünde beş altı çocuk vardı. Yanlarında yetişkin olmayan çocuklar, sırayla ağaca tırmanıp yürürken, kızının elinden tutarak yürüten baba diğer çocuklara da seslendi, “Çocuklar burası tehlikeli düşersiniz, aman dikkat edin”. Çocuklar bu yabancı yetişkin sesini dinlemeden keyifle dengede yürüme oyunlarına devam ettiler. Dinlenilmeyen baba bir kez daha bu sefer biraz daha yüksek sesle, “Benden söylemesi, düşüp kafanızı yarmak istiyorsanız siz bilirsiniz” diyerek kızının korkan ellerinden sıkıca tutarak onu ağaçtan kucağına alarak oradan salıncaklara ilerledi.

Parkta gördüklerim Kanadalı bir arkadaşım ve onun beş yaşındaki oğlu Noah’la yıllar önce yaptığımız bir yürüyüşü aklıma getirdi. Noah defalarca düşmüştü, arkadaşımın oğluna bakmamasına, yaralandı mı diye kontrol etmemesine şaşırmıştım. Şimdi nedenini daha iyi anlıyorum.

Yaşam becerilerini geliştirken çocuklar, ne kadar az yetişkine maruz kalırsa o kadar sağlıklı olacaklar. Koruduğumuzu sandığımız çocuklara aslında zarar verdiğimizi farkettiğimiz gün değişim başlayacaktır.

 

[email protected]

https://twitter.com/ataman_mujdat

 

 

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!