TRENDLER
Müjdat Ataman
Müjdat Ataman Hacettepe Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği / Ankara Üniversitesi Yaratıcı Drama

Lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği bölümünde, Türkçe Öğretmenliği yan alanı ile yüksek lisans eğitimini de Ankara Üniversitesinde Yaratıcı Drama alanında tamamladı. Bilkent Üniversitesi Hazırlık Okulunda (BLIS) ve Özel İzmir SEV Okullarında öğretmenlik ve yöneticilik yaptı. İstanbul'da Tarabya İngiliz Okulları İlkokul Müdürlüğü görevinde bulundu.

Çağdaş Drama Derneği İzmir Şubesinin kuruluşunu ve başkanlığını yürüttü. Forum Tiyatro, sınıfta yaratıcılık, çocuk yazını, alternatif eğitim konuları üzerinde çalışıyor. Eğitim kurumları, sanat akademileri, dernekler ya da çeşitli kuruluşların gereksinimlerine yönelik, konulu atölyeler gerçekleştiriyor. Eğitimpedia yazarıdır. PEGEM Akademi tarafından yayımlanan "Yaratıcı Yazma için Yaratıcı Drama", "Yaratıcı Türkçe Dersleri", "Eğitim Gerçeğimiz" ve "112 Öğretmenliğime Notlar" kitaplarının yazarıdır. Koza Yayınlarından çıkan 4. Sınıf Türkçe kitabı yazarlarındandır. "Türkçe Öğretiminde Yeni Yaklaşımlar", "Yaratıcı Yazma", "Sınıfta Yaratıcılık", "Yaratıcı Dramanın Yöntem Olarak Kullanılması" konularında bildiriler sundu ve seminerler verdi. Halen Fide Okulları'nda Okul Müdürü olarak görev yapıyor.

TÜM YAZILARI

Bitmek Bilmeyen Okul Tanıları

Görüntülenme 3678

0
Bitmek Bilmeyen Okul Tanıları

Bir okulda geçen veli-öğretmen görüşmesine yaklaşalım ve ne konuşulduğuna kulak misafiri olalım.

“İyi günler V Hanım, valla sizin çocuk X akıcı okumakta zorlanıyor. Kendine ait şeyleri kimseye vermiyor yani paylaşım konusunda sıkıntılar yaşıyor. Derste yapılan tartışmalarda dediğim dedik diyor, hiç kabullenmiyor, arkadaşları ile devamlı bir tartışma halinde. X aynı zamanda yönerge almakta güçlük çekiyor, hep iki üç tekrarla iş yaptırabiliyorum. Çok unutkan çocuğunuz V Hanım gerçekten. Allah sizi inandırsın daha bir ödevini zamanında teslim etmedi. Bu tabi dağınıklıktan kaynaklanıyor, hep arkası toplanılsın istiyor, kendi işini yapmaya hiç alışkın değil. Son dönemlerde bir de yalan eklendi, ödevin nerde diye sorduğumda hep uyduruk yeni bahaneler buluyor. Aslında V Hanım, çocuğunuz X çok zeki ama kendini dersten başka her şeye veriyor, derslerde aklı hep başka yerde.”

V Hanım öne eğik başını hafifçe kaldırarak ekler: “Valla ne deseniz haklısınız Ö Hanım. Evde de hep aynı, söylediklerimizi hiç dinlemiyor. Yatağını bile bu yaşında ben topluyorum. Ödevi ancak biz on kere söyleyince yapıyor. Yalanı ilk kez sizden duyuyorum yalnız. Evde hiç yalanı yoktur benim çocuğumun. Dediğiniz gibi hakikaten çok zeki, bazı anlarda öyle cümleler kuruyor ki  babası da ben de şaşırıp kalıyoruz. Oyunu çok seviyor doğru, evde de öyle, hep oyun hep oyun, bir işi ben de on kere söylemeden yapmıyor. Siz hiç merak etmeyin Ö hanım akşam babası da ben de bu konuda mutlaka konuşuruz.”

Bu veli-öğretmen görüşmesini matematiksel ifadesiyle anlatmak isteseydik ( V + Ö ) * 0 = X yazabilirdik sanırım. Bu ve benzeri görüşmenin yarar açısından X’e katkısı kocaman bir sıfırdır. Benzer cümlelerle olmasa da benzer nitelikteki veli toplantılarına tanık oluyoruz. Bu ve benzeri toplantıların X’e, yani öğrenciye anlamlı hiçbir katkısı olmayacaktır. Nedenine ve nasılına gelelim.

Ö=”Akıcı okumakta zorlanıyor.” Her çocuğun ön öğrenmeleri aynı değildir, akıcı okumakta zorlanması okuma-yazma sürecine geç başlamış olmasından ya da farklı bir nedenden kaynaklı olabilir. Akıcı okumuyor demek sadece bir tanıdır.  Tanının yanı sıra eylem planı açıklanmalı, bu alanda X’le okulda ne gibi çalışmalar yapıldığı ve varsa evden bu konuda bir beklenti olup olmadığı belirtilmeli.

Ö=”Paylaşım konusunda sıkıntılı” Paylaşım küçük yaşlarda oyunla, oyunda öğrenilen bir tutum. X küçük yaşlarda yeteri kadar oyun oynamadıysa paylaşma davranışı göstermemesine şaşırmamak gerekiyor. Birçok öğrenci X gibi kendine ait nesneleri paylaşmak istemez, sıklıkla gördüğümüz paylaşmama isteğiyken bunu göze sokmanın veliye de X’e de katkısı yoktur. Bunun yerine paylaşmaya teşvik konusunda X’le ne yapıldığı ve ne yapılacağı ile ilgili bilgilendirme daha anlamlı ve nitelikli olacaktır.

Ö=”Arkadaşları ile tartışma içinde” Öğretmenin verdiği bu veri çok da anlamlı değil, çünkü yoruma bağlı olarak öğretmenden gelen bu veri “çok iyi” olarak da tanımlanabilir. Çocuk kendi düşüncelerini dile getiriyor, haklarını koruyor, sürü psikolojisinden uzak kalıyor. Öğretmenin şikayeti X’in tartışması  değil nasıl tartıştığı olabilirdi ve bu konuda görüş alışverişi yapılabilirdi.

Ö=”Yönerge almakta zorluk çekiyor.” Tek başına çok da anlam ifade etmeyen bir yorum.  Yönergeler nerede, ne zaman ve nasıl veriliyor? Örneğin göz iletişimi kurulmadan verilen yönergeleri öğrencilerin kaçırması çok normal. Bunun yanında oyun oynayan bir çocuğa seslendiğinizde sizi duymaması da çok normal. “Yönerge almıyor.” Çocuk bu robot değil!

Ö=”Ödevlerini yapmıyor”. Ödev konusu zaten başlı başına bir sıkıntı. Hangi çocuk koşa koşa ödev yapıyor? Zaten anlamadığınız konuda aldığınız bir ödev mi yoksa çok iyi anladığınız bir konuda aldığınız bir ödev mi sizi mutlu eder? Hiçbiri. Hiç okunmayacak olan yazma çalışmaları mı yoksa? Sınıfta göz ucuyla bakılıp, geçerken bir kırmızı kalemle paraf atılan kağıt parçalarına ülke olarak bu kadar anlam yüklüyor olmak da ayrı bir sorun. Çocukların sevmediği alanlarda, verilen çalışma kağıtlarını unutması ve eve götürmemesi anlaşılabilmeli. X’in ödev yapmama davranışının nasıl başladığına ve nedenlerine bakmak gerekiyor Yapmıyor demenin, başına polis olarak anne-babayı koyarak ödev yapmayı bir süre sağlamanın kimseye yararı olmayacaktır.

Ö=”Yalan söylüyor.” Bir öğrenci için “yalan söylüyor” demek bir eğitimci için ilginç bir çıkış. Her çocuk yalan söyler, bu durumu büyütmek ise biz yetişkinlere özgü bir davranıştır. Önemli olan yalan değil, yalan söylemenmesine neden olan korku ve çekinme nedeninin bulunarak ortadan kaldırılmasıdır.

Bu görüşmede velinin cümlelerine hiç girmiyorum, çünkü veliden gelen bu cümleler kalabalığının da çocuk için bir anlamı yok. Sözü edilen X öğrenci değil de, Y öğrencisi olabilirdi ve öğretmen Y için harika saptamalarda (akıcı okuyor, paylaşımcı, ödevlerini hep yapıyor, dürüst) bulunabilirdi. İnanın bu denklemde de sonuç yine değişmez ve sıfır olurdu. Öğrenci gelişimine odaklanılmayan, sadece saptama ve tanılama aşamasında kalınan toplantıların değeri olmayacaktır.

Veli-öğretmen görüşmelerinin niteliği değişmeli, saptamalar yapmanın, tanılar koymanın kimseye bir yararı olmadığı görülmeli. Neden-sonuç ilişkileri ve iyi analizlerle bu görüşmeler şekillendirilmeli ve mümkünse öğrenci de bu görüşmede yer almalı. Ortak bir eylem planı için konuşulmalı, öğrenciyi çekiştirmek için ya da taraf olmak için değil.

 

[email protected]

https://twitter.com/ataman_mujdat

 

Fotoğraf: http://learning.blogs.nytimes.com/2013/11/14/how-important-are-parent-teacher-conferences/?_r=0

Yorum Yazın
Yazarın Diğer İçerikleri
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!