TRENDLER
Müjdat Ataman
Müjdat Ataman Hacettepe Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği / Ankara Üniversitesi Yaratıcı Drama

Lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği bölümünde, Türkçe Öğretmenliği yan alanı ile yüksek lisans eğitimini de Ankara Üniversitesinde Yaratıcı Drama alanında tamamladı. Bilkent Üniversitesi Hazırlık Okulunda (BLIS) ve Özel İzmir SEV Okullarında öğretmenlik ve yöneticilik yaptı. İstanbul'da Tarabya İngiliz Okulları İlkokul Müdürlüğü görevinde bulundu.

Çağdaş Drama Derneği İzmir Şubesinin kuruluşunu ve başkanlığını yürüttü. Forum Tiyatro, sınıfta yaratıcılık, çocuk yazını, alternatif eğitim konuları üzerinde çalışıyor. Eğitim kurumları, sanat akademileri, dernekler ya da çeşitli kuruluşların gereksinimlerine yönelik, konulu atölyeler gerçekleştiriyor. Eğitimpedia yazarıdır. PEGEM Akademi tarafından yayımlanan "Yaratıcı Yazma için Yaratıcı Drama", "Yaratıcı Türkçe Dersleri", "Eğitim Gerçeğimiz" ve "112 Öğretmenliğime Notlar" kitaplarının yazarıdır. Koza Yayınlarından çıkan 4. Sınıf Türkçe kitabı yazarlarındandır. "Türkçe Öğretiminde Yeni Yaklaşımlar", "Yaratıcı Yazma", "Sınıfta Yaratıcılık", "Yaratıcı Dramanın Yöntem Olarak Kullanılması" konularında bildiriler sundu ve seminerler verdi. Halen Fide Okulları'nda Okul Müdürü olarak görev yapıyor.

TÜM YAZILARI

Dil Bilmek ya da Dil Çıkarmak

Görüntülenme 2118

0
Dil Bilmek ya da Dil Çıkarmak

“Feilâtün / Feilâtün / Feilâtün / Feilün” Günlerce süren aruz çözümleme dersleri lise yıllarımızın unutulmaz anılarındandır. Oturup matematik çalışır gibi aruz vezniyle yazılmış şiirin çözümlemesini yapardık. Aylarımızı alan bu engin aruz şiiri bilgi dagarcığımız bugün hangi arkadaşımızın ne işine yarıyor acaba? Eğitimde boşa geçen zamanlara hayıflanıyorum. Bu yok olup gidecek bilgi yüklemesiyle yiten derslerin yerine, dili sevdirecek ne de çok şey yapılabilirmiş… Dil dersleri önemli, dil sevgisi önemli, dilin kurallarını bilmek önemli, evet, ama “hangi dil bilgisi, ne zaman dil bilgisi, hangi yaş grubunda, hangi dil kuralları”, bunları çok iyi belirlememiz gerekiyor. Bu konular üstüne uzun uzun düşünüp tartışmayınca, farklı değerledirme raporlarıyla sonuçlar karşılaştırılmayınca, çocuklarla hiç çalışmamış ünvanı olan bir grubun dediği doğru kabul edilince ortaya çıkacak tablo istenildiği gibi olmayabiliyor. İyi yapılandırılmamış dil bilgisi öğretiminin çocukların yazmaya karşı olumsuz tutum geliştirmesine de yol açtığına inanıyorum.

Yazı yazmak istemeyen çocukların ayak izlerini takip edip kendi öğrencilik yıllarımıza yol aldığımızda, yazıdan uzaklaşma sürecinde dil bilgisi öğretiminin yerini gözlemleyebiliriz. Yapılan yazım yanlışlarının her seferinde kırmızı kalemle düzeltilerek karşımıza çıkması, yazım yanlışı biraz çoksa tüm anlatımın “olmamış yeniden yaz” noktasına taşınması, tahtadaki dil kurallarının aynısının deftere yazdırılma seansları, anlatımda içerikten çok biçim ve dil bilgisi kuralları ile ilgilenilmesi, yazmaya karşı olumsuz tutum geliştirilmesinin nedenlerindendir. Türkçe derslerinin bir parçası olan dil bilgisi öğretimine ayrılan zamanın özgün yazma çalışmalarına ayrılan zamandan daha çok olduğunu düşünüyorum.

Öğrencilik yıllarımız dil bilgisi konularının öğretimi ile geçti. Aç defteri, al eline kırmızı kalemi, satırı ortala, at başlığı, “sıfatlar”, tahtada yazılanları defterinize yazın, alt başlık niteleme sıfatları… Her yıl bizlere öğretilen dil bilgisi kurallarını düşünerek, alanı Türkçe olmayan hangimiz, bir cümledeki dolaylı tümleci bulabilir ya da sokaktaki kaç kişi ismin yönelme durum ekinin ne olduğu sorulduğunda yanıt verebilir? Bu kadar dil bilgisi geçmişimiz olmasına rağmen hala “de”leri doğru yazamıyor ya da inatla “herkes” yerine “herkez” yazıyorsak, öğrendiğimiz dil bilgisi konularının kalıcığını ve etkisini sorgulamamız gerekiyor. Bu dil bilgisi yükleme yaklaşımının dil becerilerimizi artırdığını söyleyemeyeceğimiz gibi yazılı anlatım becerimize de olumlu etkisi olduğunu düşünmüyorum. Bu kadar çok dil bilgisi yükünün anlamlı olmadığını düşünen Milli Eğitim, 2009 yılında uygulamaya geçirdiği Türkçe programında dil bilgisi konularının azaltılmasına karar vermiş ve aynı zamanda da dil bilgisi konularının ayrı bir ders olarak işlenmesi yerine metin çalışması içinde işlenmesini uygun görmüştür. Aynı şekilde bu yıl oluşturulan ve gelecek yıl uygulanacak yeni Türkçe programında da dil bilgisi konularının sezdirilerek verilmesi isteniyor. Açıklama aynen şöyle:

“Bu programda dil bilgisi ile ilgili kazanımlar, öğrenme alanları içinde sınıf seviyesine uygunluk gözetilerek 1. sınıftan 8. sınıfa kadar aşamalı olarak yapılandırılmıştır. Bu yaklaşımla dil bilgisi konularının ezberlenmesi yerine sezdirme ve uygulama yoluyla öğretilmesi amaçlanmıştır. Dil bilgisi, öğrenme alanlarıyla ilişkilendirilerek metin bağlamı içerisinde ele alınmalıdır.”

Program oluşturucular keşke metin bağlamı içinde “sezdirme” olarak niteledikleri dil bilgisi konularının nasıl işleneceğine dair yeterli açıklamalar yapsalar ve örnek uygulamalar sunsalar, çünkü işin mutfağı olan sınıflarda işler hiç de öyle programda yazıldığı gibi yürümüyor. Yeni programdan bir örnek kazanım verelim: Dördüncü sınıfta öğrencilerin, çekim eklerinin işlevlerini bilmesi ve onlara iyelik ekleri, fiil çekim ekleri verilmesi isteniyor. Bu konuları verecek öğretmenin çekim eklerini sadece sezdirerek mi işleyeceğini düşünüyorsunuz yoksa çekim eklerinin tek başına bir konu olacağını mı?

Sezdirilerek öğretilmesi gereken konulardan biri, “de” nin yazımı. Sizce aşağıda yer alan öğrenci defterinden yapılan alıntı da sezdirme mi var yoksa konu anlatımı mı?

mi eki

Öğrenciye, bağlaç olan “de” her zaman ayrı yazılır denmiş. Programda “bağlaç”ın öğrencilere verilmesi var mı? Yok. Aynı şekilde bir başka öğrencinin defterine çalışma kağıdı olarak yapıştırılan bilgi kağıdına ve öğrencinin bu çalışma kağıdındaki kırmızı kalemle görünen ezber arayışına bakarak sezdirmeden söz edebilir miyiz?

ki eki

Bu durum size anlamsız görünmeyebilir ve konuların mutlaka öğrenilmesi gerektiğini de düşünebilirsiniz. Bu ders işleyiş şeklinin ve küçük yaş grubuna verilen seviye üstü dil bilgisi konularını bir de çocukların penceresinden görmek gerekiyor. Aşağıda öğretmen tarafından verilen bir paragraf var. Bu paragrafla ilgili soru da, ismin hal ekleri almış sözcüklerini bularak boşluklara yazmaları.

hal eki metin

Öğrencinin bu soru karşısında verdiği yanıt ise bu konuda çocukların değil, bizim düşünmemiz gerektiğini gösteriyor:

hali haliye

Hali, haliye, haliden, halili, halilde bence harika bir yanıt ve bu yanıt bize soru olarak dönüyor. Ne olacak bu dil bilgisi programının hali? Ezberleterek, kalıp öğreterek yapılacak bir dil bilgisi öğretiminin sonucu dilden soğumak olacaktır. Birçok nedenden yazı yazmak istemeyen öğrencilere yenisi eklenecektir.

arkadasa not

-mi soru ekini ayrı yazdırma çabası mı, yazıyla kurulan aşklar mı önemli? Çocukların dil bilgisi kurallarına dil çıkarmaları yerine dili sevmelerine yol açacak Türkçe derslerine özlemle…

 

Müjdat Ataman

[email protected]

 

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!