TRENDLER
Müjdat Ataman
Müjdat Ataman Hacettepe Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği / Ankara Üniversitesi Yaratıcı Drama

Lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği bölümünde, Türkçe Öğretmenliği yan alanı ile yüksek lisans eğitimini de Ankara Üniversitesinde Yaratıcı Drama alanında tamamladı. Bilkent Üniversitesi Hazırlık Okulunda (BLIS) ve Özel İzmir SEV Okullarında öğretmenlik ve yöneticilik yaptı. İstanbul'da Tarabya İngiliz Okulları İlkokul Müdürlüğü görevinde bulundu.

Çağdaş Drama Derneği İzmir Şubesinin kuruluşunu ve başkanlığını yürüttü. Forum Tiyatro, sınıfta yaratıcılık, çocuk yazını, alternatif eğitim konuları üzerinde çalışıyor. Eğitim kurumları, sanat akademileri, dernekler ya da çeşitli kuruluşların gereksinimlerine yönelik, konulu atölyeler gerçekleştiriyor. Eğitimpedia yazarıdır. PEGEM Akademi tarafından yayımlanan "Yaratıcı Yazma için Yaratıcı Drama", "Yaratıcı Türkçe Dersleri", "Eğitim Gerçeğimiz" ve "112 Öğretmenliğime Notlar" kitaplarının yazarıdır. Koza Yayınlarından çıkan 4. Sınıf Türkçe kitabı yazarlarındandır. "Türkçe Öğretiminde Yeni Yaklaşımlar", "Yaratıcı Yazma", "Sınıfta Yaratıcılık", "Yaratıcı Dramanın Yöntem Olarak Kullanılması" konularında bildiriler sundu ve seminerler verdi. Halen Fide Okulları'nda Okul Müdürü olarak görev yapıyor.

TÜM YAZILARI

Güzel İnsanların Kahramanları

Görüntülenme 992

0
Güzel İnsanların Kahramanları

Geçen hafta yazım yanlışlarıyla ilgili bir yazım yayınlandı. Bu konuda yazıyorken yazım hatası yapmamak için çok dikkat ettim. Yazılarım yayımlanmadan gönüllü dostlar tarafından ön okuması yapılıyor. Yazım hatasına özel bu yazı için ön okuma sayısını artırdık, hata yapıp komik duruma düşmek istemedim. Bu kadar ince eleyip sık dokumamıza rağmen yazının yayınlandığı gece bir okuyucumdan e-posta aldım. İzin alarak onun mesajını sizinle paylaşmak istiyorum.

“Hocam merhaba,
Söz konusu yazınızı az önce okudum. Daha önce başka yazılarınızı da okumuştum, bu da onlar gibi güzel bir yazı olmuş hocam, emeğinize sağlık. Bu e-postayı yazınızdaki küçük bir yanlışı giderebilmek için yazıyorum. “…diye başlayan paragrafta “MEB’te” değil de “MEB’de” şeklinde bir yazım doğru olacak hocam. Facebook’ta veya Eğitimpedia’da sayfanın altına yorum olarak yazmak istemedim. Özet bilgiye, hızlı görsellere çok alışmış insanımız hemen yargılamaya, etiketlemeye de çok alışmış durumda. Bunun yerine size e-posta aracılığıyla ulaşmayı tercih ettim.”

Bir yanlışı düzeltmek için tercih edilen yönteme ve sözcüklerin kullanım inceliğine hayran oldum. Sosyal medyada yazının altına yorum olarak, ‘önce sen yazım yanlışı yapma’ da yazabilirdi ama bana ulaşmayı tercih etmişti. Bu davranışı ve dikkati için ona teşekkür ettiğimde beni şaşırtan ve duygulandıran bir e-posta aldım.

“Türkçe öğretmenim bize çok şey öğretti. Her yaşımda öğrettiği bir şeylerle mutlaka karşılaşıyorum ve bunlar dil bilgisinden çok daha fazlası. Ben aslında teşekkürünüzü ona atfediyorum. Umarım siz de daha birçok öğrencinize, insana ulaşırsınız hocam. Sağlıcakla kalın”

Türkçe öğretmenine adanan bir teşekkür. Bir isimsiz kahramandan ne de güzel söz ediliyor yıllar sonra bir yerlerde. Mesajda da yazdığı gibi öğretmenin öğrencisinde bıraktığı izler dil bilgisinden çok daha öte ve yaşamda karşılığını buluyor. Başka hangi meslekte insanların yaşamına bu kadar güzel dokunabilirsiniz, bilmiyorum. Spiderman’in Superman’ın yerini doldurabilecek kahramanlar öğretmenlerden çıkıyorsa bu şans iyi kullanılmalı.

Uzun yıllardır öğretmen eğitimleri veriyorum, bu eğitimlerin girişinde geçmişe yolculuğa çıkıyoruz, yaşamamızda iz bırakan öğretmenleri düşünüyoruz. Ne ilginçtir bu sorunun iki farklı izli yanıtı oluyor. Biri yolumuzu aydınlatarak bizde iz bırakan öğretmenler bir diğeri de yaşamımızı karartarak unutulmayan öğretmenler. İşin güzel tarafı, “iyi ki” sözcüğü ile anımsanan öğretmenlerin sayısı “ne yazık ki” ile anımsananlardan çok daha fazla.

İlginç olansa yaşamımızdan çalan ya da yaşamımıza anlam katmayan öğretmenlerin unutulup gitmesi. Düşünsenize görev insanı bir öğretmensiniz, derse giriyor konunuzu işliyor ve çıkıyorsunuz, derse hep hazırsınız, iyi plan yapıyorsunuz, sizin dersinizde öğrencilerinizin akademik başarıları da çok yüksek, ne güzel değil mi, bir öğretmenden başka ne beklenebilir değil mi? Ne yazık ki bu çabanız yetmeyecek, iki sene sonra unutulup gideceksiniz. Tüm, öğrencileri ile bağ kurmayan öğretmenler gibi. Bağ kurmak için hangi üniversiteden mezun olduğunuzun, hangi derece ile yüksek lisansı bitirdiğinizin, alanınıza ne kadar hakim olduğunuzun da bir önemi yok. Onlarca öğretmenimi hatırlamıyorum, eminim içlerinde çok başarılı olanları vardı ama onlar unutuldu ve gitti. Bağ kurmak için özel bir çaba da gerekmiyor. Öğrenciyi bir birey olarak görmek, saygı duymak, dinlemek bağ kurmanın en değerli adımları sanırım. Kendi adıma sadece zihne dokunan, duyguya dokunmayan öğretmenlerin öğrettiklerinin de kalıcı izli olacağını düşünmüyorum. Sevdiğimizden gelen uyaranlara daha çok açık olduğumuz yadsınamaz.

Unutulmayan öğretmenler konusunda konuşulurken çok güzel örnekler dinleme olanağı buldum. Kim yaşamını aydınlatan öğretmenini anlatıyorsa gözlerine de heyecan yansıyordu. Köye bavul bavul kitap taşıyanlar, her öğrecisinin kırtasiyesini her yıl kendi maaşından alanlar, öğrencileri deniz görsün diye gezi düzenleyenler, gittiği köyde kan davasını sonlandıranlar, aileleri ikna edip kız çocukları okutanlar, okulun olmayan tuvaletini inşa edenler, daha güzel bir dünya için çabalayan yüzlerce anı dinledim.

Bunların içinde en etkilendiğim, yanılmıyorsam Denizli’de bir öğretmenden dinlediğimdi. “1950’li yıllarda ilkokulda biz öğrenciler siyah önlük beyaz yaka takardık, öğretmenler de beyaz önlük giyerlerdi. Bizim ilkokul öğretmenimiz ise diğer öğretmenler gibi değildi, o da beş yıl boyunca bizim gibi siyah önlük giyerek ve beyaz yaka takarak okula geldi.” Bu anı beni sarstı. Ben de siyah önlük ve beyaz yaka ile okumuştum, o günleri düşünüyorum, hiçbir öğretmenimiz  buna cesaret edemezdi, gülüp deli derlerdi. Oysa anlatılan öğretmen beş yıl boyunca siyah önlük giyerek en önemli yaşam dersini vermiş öğrencilerine, “biz eşitiz”, “cümle alem duysun biz eşitiz” başka nasıl bu kadar güzel anlatılır ki…

Biz öğretmenler kahramanız ya da kahraman adayıyız ya, bunun en büyük nedeni beraber çalıştığımız öğrenciler. Kim bu kadar masum ve doğal gülüşlerle zaman geçirir de pelerinini saklar.

[email protected]

https://twitter.com/ataman_mujdat

Yorum Yazın
Yazarın Diğer İçerikleri
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!