TRENDLER
Müjdat Ataman
Müjdat Ataman Hacettepe Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği / Ankara Üniversitesi Yaratıcı Drama

Lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği bölümünde, Türkçe Öğretmenliği yan alanı ile yüksek lisans eğitimini de Ankara Üniversitesinde Yaratıcı Drama alanında tamamladı. Bilkent Üniversitesi Hazırlık Okulunda (BLIS) ve Özel İzmir SEV Okullarında öğretmenlik ve yöneticilik yaptı. İstanbul'da Tarabya İngiliz Okulları İlkokul Müdürlüğü görevinde bulundu.

Çağdaş Drama Derneği İzmir Şubesinin kuruluşunu ve başkanlığını yürüttü. Forum Tiyatro, sınıfta yaratıcılık, çocuk yazını, alternatif eğitim konuları üzerinde çalışıyor. Eğitim kurumları, sanat akademileri, dernekler ya da çeşitli kuruluşların gereksinimlerine yönelik, konulu atölyeler gerçekleştiriyor. Eğitimpedia yazarıdır. PEGEM Akademi tarafından yayımlanan "Yaratıcı Yazma için Yaratıcı Drama", "Yaratıcı Türkçe Dersleri", "Eğitim Gerçeğimiz" ve "112 Öğretmenliğime Notlar" kitaplarının yazarıdır. Koza Yayınlarından çıkan 4. Sınıf Türkçe kitabı yazarlarındandır. "Türkçe Öğretiminde Yeni Yaklaşımlar", "Yaratıcı Yazma", "Sınıfta Yaratıcılık", "Yaratıcı Dramanın Yöntem Olarak Kullanılması" konularında bildiriler sundu ve seminerler verdi. Halen Fide Okulları'nda Okul Müdürü olarak görev yapıyor.

TÜM YAZILARI

Nefes Alan Dersler

Görüntülenme 1700

0
Nefes Alan Dersler

Aynı salonda, aynı dekorla oynanan tek kişilik bir tiyatro gösterisini kaç kere izlersiniz? Her kırk dakikalık ders de aslında perdenin açıldığı yeni bir gösteridir. Öğrenciler okullarda yani aynı salonda, aynı dekorla yani aynı sınıfta, aynı seyircilerle yani aynı sınıf arkadaşlarıyla, aynı oyuncuyla yani aynı sınıf öğretmeniyle metni biraz değiştirilmiş benzer oyunları bir yılda yüz seksen gün izlemek zorunda kalıyorlar. Tiyatroya gitmek bir gönüllülükken okula gitmek bir zorunluluktur. Biz benzer ve genelde aynı sıkıcı oyunlarımızı çocuklara sergilerken bir de onlardan oyunlarımızı dikkatle izlemelerini ve hatta bazı bölümlerini ezberlemelerini istiyoruz. Hiçbir tiyatro oyunu sonrası sınav yokken biz kendi gösterilerimizi ve kendi oyunumuzun performansını seyirci üstünden ölçüyoruz. Hiçbir tiyatro oyuncusu kötü performansı ile ilgili seyirciyi hedef göstermiyorken biz öğretmenler anında aynayı seyirciye tutuyoruz ve zaten bu seyirci ile gösteri bu kadar olur diyoruz.

Savunma mekanizması iç ses devreye girmiştir şu an, “ne alaka tiyatro ile ders aynı şey mi?” Değil tabiki “saçmalık” tüm bu analoji. Hayır sevgili iç ses, “saçmalık” değil, bu bir görüş sadece, aynı düşüncede olmak zorunda da değilsin. Hemen karar verme, devam ediyorum.

Sınıfa her gün çocukların heyecanla geldiğini, sınıfın tek oyunculu değil herkesin oynamaktan zevk aldığı kendi oyunlarının oyuncusu olduğunu, dekorun ayda bir değiştini, öğretmen rolündeki jokerin çok iyi bir oyuncu olduğunu düşünün. Böyle bir durumda kendi gösterilerinin parçası olan çocuklar ortaya konan performansı da izlemek isteyeceklerdir. Bu durum da öğrencilerin yüz seksen gün boyunca okula keyifle gelmelerini sağlayacaktır.

“İkna olmadım, boş laf bunlar, Türkiye gerçeği var, müfredat var, yazarken kolay tabi, veliye biz hesap veriyoruz, saçmalamış yazar” diyor iç ses. Tamam sevgili iç ses az biraz dayan. Ütopya değil tüm bunlar, yeter ki bir yerden başlayalım. Nasıl mı?

Öncelikle sınıftaki derslerimizi çok iyi kurgulamamız gerekiyor. Nasıl ki kötü bir senaryoyu kimse izlemiyorsa, iyi kurgulanmamış dersleri de kimse izlemek izlemeyecektir. Bu kurguyu hazırlarken edilgen durumda olan öğrencileri dersin içine katacak farklı teknikleri kullanmak gerekecek. Bir öğretmen ne kadar çok yöntem ve teknik biliyorsa o kadar iyi yönetmenlik yapacaktır.

Sihirli bir diğer sözcük de ‘merak’. Derslerimizde merak ögesini doğru kullanarak öğrencilerin derslere odaklanmalarını ve heyecanla derse katılmalarını sağlayabiliriz. Konu ne olursa olsun ‘merak’ ögesi doğru kullanıldığında öğrenciler dersten kopmayacaktır. İç ses şu an devreye girmiştir; “Çok biliyorsun, gel de geometri deslerinde merak ettir çocukları.” Geometrik cisimler dersine girişte, silo ambarlarının neden kare prizma ya da dikdörtgen prizma değil de silindir olduğunu sormanız bile öğrencilerde merak duygusunu başlatacaktır. Ders açılışları önemlidir. İyi bir planlamayla öğretmen, öğrencilerin uzun süreli dikkatlerinin sürmesini ders açılışlarıyla bile sağlayabilir.

Hareket, öğretmenin elindeki bir diğer güçtür. Öğrenciler birbirlerinin enselerini görecek şekilde sıralandığında, sağa sola bakmamaları ve sadece tahtaya bakmaları istendiğinde dersin daha iyi geçeceğini düşünüyorsak büyük bir yanılgı içindeyiz. Açın bir açıköğretim dersini ve kırk dakika izlemeyi deneyin, ne demek istediğimi daha iyi anlayacaksınız. Yıllardır öğretmenler ve idareciler hareketli sınıflardan şikayet edip durur. Oysa hareketli sınıflar ya da gürültülü sınıflar iyidir, yeter ki öğretmen bu hareketi durdurmaya çalışmak yerine doğru yönlendirsin. Kolay mı gerçekten? Kolay, yeter ki vazgeçmeyin. Verdiğim eğitimlerin birinde öğretmen arkadaşlarıma öğrencileri sınıfta hareket ettirerek kullanabilecekleri bir tekniği anlattım. Aynı okula bir sonraki yıl eğitime gittiğimde, bu tekniğin sadece bir öğretmen tarafından sıklıkla ve gayet iyi bir biçimde kullanıldığına tanık oldum. Diğer öğretmenler bu tekniği denemişler ama vazgeçmişlerdi. Bunun sadece bir nedeni vardı, öğretmenlerin hemen her şeyin dört dörtlük olmasını  istemeleriydi. Oysa bir kırk dakika kaosa dayanabilselerdi, sınıf içinde istedikleri zaman hatasız yönetebilecekleri bir enstrümanları daha olmuş olacaktı.

Ders için en önemli oyuncu ise öğretmen. Adı üstünde oyuncu, ben her öğretmenin iyi bir oyuncu olması gerektine inanıyorum. Şartlar ne olursa olsun iyi bir oyuncu en kötü oyunda bile harikalar yaratabilir. Nasıl iyi oyuncu olunur sorusunun yanıtını aramaya başlamadan önce üstümüze yapışan o kalın ciddi toz tabakasından kurtulmak gerekiyor. Kendi iç devrimimizi yapmadan sınıfta yapacağımız her adım eksik kalacaktır. Yıllar önce çalıştığım uluslararası bir okulun kermesinde bir yardım kuruluşu adına para toplanıyordu. Tahtadan yapılmış bir düzeneğin içinde, sadece başı görünen öğretmenlere öğrenciler suya batırdıkları süngeri atıyorlardı. Türk öğretmenler bu etkinliğe katılmıyor, öğrencilerin önünde komik duruma düşmek istemediklerini belirtiyorlardı. Düşüncelerimize öyle kalın sınırlar çiziyoruz ki o sınırların ardında başka bir şeyin mümkün olduğunu ne yazık ki göremiyoruz.

Nefes alan derslerimiz olsun istiyorsak, bir yerden başlamamız gerekiyor. Öğrenciler yaşayan derslerde üretecek ve soluk alacaklardır.  İç ses, olmaz öyle şey siz hayaller aleminde geziyorsunuz diyor olabilir. Evet biz düşler kurmaya devam edeceğiz. Düş kurmakla başlıyor her şey.

[email protected]

https://twitter.com/ataman_mujdat

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!