TRENDLER
Müjdat Ataman
Müjdat Ataman Hacettepe Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği / Ankara Üniversitesi Yaratıcı Drama

Lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Sınıf Öğretmenliği bölümünde, Türkçe Öğretmenliği yan alanı ile yüksek lisans eğitimini de Ankara Üniversitesinde Yaratıcı Drama alanında tamamladı. Bilkent Üniversitesi Hazırlık Okulunda (BLIS) ve Özel İzmir SEV Okullarında öğretmenlik ve yöneticilik yaptı. İstanbul'da Tarabya İngiliz Okulları İlkokul Müdürlüğü görevinde bulundu.

Çağdaş Drama Derneği İzmir Şubesinin kuruluşunu ve başkanlığını yürüttü. Forum Tiyatro, sınıfta yaratıcılık, çocuk yazını, alternatif eğitim konuları üzerinde çalışıyor. Eğitim kurumları, sanat akademileri, dernekler ya da çeşitli kuruluşların gereksinimlerine yönelik, konulu atölyeler gerçekleştiriyor. Eğitimpedia yazarıdır. PEGEM Akademi tarafından yayımlanan "Yaratıcı Yazma için Yaratıcı Drama", "Yaratıcı Türkçe Dersleri", "Eğitim Gerçeğimiz" ve "112 Öğretmenliğime Notlar" kitaplarının yazarıdır. Koza Yayınlarından çıkan 4. Sınıf Türkçe kitabı yazarlarındandır. "Türkçe Öğretiminde Yeni Yaklaşımlar", "Yaratıcı Yazma", "Sınıfta Yaratıcılık", "Yaratıcı Dramanın Yöntem Olarak Kullanılması" konularında bildiriler sundu ve seminerler verdi. Halen Fide Okulları'nda Okul Müdürü olarak görev yapıyor.

TÜM YAZILARI

Okul Sokağa Taşmalı

Görüntülenme 1157

0
Okul Sokağa Taşmalı

Öğrenme için yapılan planlamada mekan olarak sadece sınıf düşünüldüğünde ve yapılan farklı ders planları arasında bağ olmadığında dersler nefes alamaz. Derslerimizin nefes almasını, yaşam kokmasını istiyorsak, öğrenme planlarımızı gerçek yaşam üstüne kurgulamalıyız. Sokağa çıkma zamanı geldi de geçiyor.

Dışarda gördüğü birinin kaç yaşında olduğunu tahmin edemeyen çocuklar, “Dedemin yaşı benim yaşımın 6 katından 4 yaş fazladır, ikimizin yaşlarının toplamı 67 ise dedem kaç yasındadır?” problemini katlar ezberiyle çözebiliyor, biz de bunu başarı olarak görüyoruz. Aynı problemde dedenin yaşını 262 bulanlar bile olabiliyor, ne yazık ki buldukları bu sonucun imkansız olduğunu düşünmüyorlar. Problemi okur okumaz hiç düşünmeden çarpacak mıyız, bölecek miyiz, toplayacak mıyız tümceleri arka arkaya geliyor. Bu eğitim çıktısının oluşmasının nedeni, biziz çünkü yapılan işin gerçek yaşamla yakından uzaktan ilgisi yok. Düşünsenize hangimiz gerçek yaşamda, dedenin yaşı ile bizim yaşımızın toplamı ile başlayan bir problemle karşılaşıyoruz? Ama hepimiz evimize alacağımız bir buzdolabının, onu koymaya düşündüğümüz yere sığıp sığmayacağıyla ilgili problem yaşıyoruz. Biz, bu süregelen eğitim anlayışıyla çocukları derslerden soğutup, korkutup, sen yapamazsın algısını yaratıp, yaşam becerilerinin dışında kalmalarına neden oluyoruz.

Bu anlayışla ders işlenmez denildiğinde, “ama program bunu istiyor” kalıp yanıtıyla karşılaşıyoruz. Yalan, ne kadar sıklıkla tekrar edilirse inananı da o kadar çok oluyor sanırım. Aynı örnekten yola çıkalım; matematik programı bize katlar problemi çözün demiyor, dört işlemi kullanarak problem çözün diyor. Hatta programda, ‘günlük hayatta karşılaşılan durumlar örnek alınarak problem çözdürülmelidir’ açıklaması bile var. Çocuklar problem çözmeyi öğrensin diyerek problemlerin zorluğunu abartmamıza gerek yok. Zannediliyor ki ne kadar zor, o kadar iyi. İyi öğretmen olmanın yolunun, zor problem çözdürmekten geçtiğine inanan bir kuşak öğretmen ve bir o kadar da veli var.

Bu, problemin bir yönüyken bir diğer yönü de öğrencilerin gün içinde koşturdukları dersler arasında bağ olmaması. Öğrenciler kat problemi çözülen matematik dersinden çıkıp, ‘Kaşağı’ okudukları Türkçe dersine, o bitince de hop ‘vücudumuzu tanıyalım’ konusuyla fen dersine geçiyorlar. Dedemin yaşı, Kaşağı ve vücudumuzu tanıyalım arasında hiçbir ilişki yok. Darmadağınık, bütünsel olmayan, gerçek yaşama uzak, aralarında bağ kurulamayan dersler arasında “öğrendiği” düşünülen çocukları aslında “düşünememe” becerileri ile donatıyoruz.

Programının bu şekilde uygulanmasını eleştiriyorken ne yapılmalı? Öğrencilere yaşamla bulaşabilecekleri, gerçek problemler üstünde çalışabilecekleri alanlar açılmalı. Çocuklar sonuçlarını somut olarak görebilecekleri, uzun soluklu heyecanla çalışabilecekleri, kendilerinden bir şey katabilecekleri projeleri seviyorlar. İyi bir planlamayla, birkaç disiplinin bir araya gelmesiyle yaşamla buluşan dersler işlemek mümkün. ‘Sınıfım dar’ demek yerine, iyi yapılandırılmış planlarla dersler sokağa taşabilir. Nasıl mı?

Aşağıdaki örnekler sadece kurgudur, bulunduğunuz çevreye, öğrencilerin ilgilerine ve ihityaçlarına göre, seviyeye uygun tasarımların önünü açması için verilmiştir.

*Sınıfa bir tiyatro oyuncusu gelir ve bir sıkıntısını dile getirir. “Tiyatro oyunumuzu sahnelememiz gerekiyor ama dekoru tasarlayacak kişiler işi bıraktılar.” Öğrencilerin tiyatro metnini okuması, nasıl bir dekor olacağına karar vermesi. Sahnenin gidilerek ölçüsünün alınması. Bütçenin öğrenilerek dekor için seçilecek malzemelerin alınması…
*Belediyeden bir e-posta gelir. E-posta öğrencilerle birlikte okunur. Park yapılması düşünülen bir boş alanımız var. Bu parkı çocuklar kullanacağı için tasarımını da sizin yapmanızı istiyoruz. Bütçemiz de şu kadardır. Öğrencilerle parkın yapılacağı alana gidilerek ölçüler alınması. Park için ayrılan bütçenin incelenerek farklı firmalardan fiyatlar alınması. Nasıl bir park olmalı konusunda anket düzenlenmesi. Oyun parkları araştırması yapılması. Malzeme ve fiyat ilişkisi kurulması…

*Bir diş doktorunun sınıfa gelip “Diş sağlığı ile ilgili ne dersek diyelim bir türlü kimseyi ikna edemiyoruz. Kimse diş doktoruna gitmiyor” demesi. Öğrencilerin konuyla ilgili dikkat çekici bir kampanya hazırlaması. Dikkat nasıl çekilir, halka ulaşmanın etkili yöntemleri nelerdir?

*Gazete çıkarmak isteyen bir girişimcinin sınıfa gönderdiği mektup. Çıkaracağı gazeteyi öğrenciler okusun istiyor. Gazetede hangi bölümler olmalı, kağıt ve baskı fiyatları, köşe yazıları olmalı mı, dağıtımı nasıl yapılmalı, gazeteni maliyetlerin araştırılması…

*Şehrin bir bölgesinde kaybolan turistin yaşadığı problem durumunu anlattığı videonun sınıfta izlenmesi. Turistlerin gezeceği bu bölgede turistlerin kaybolmaması için eğlenceli ve bilgilendirici harita hazırlanmasına başlanması…

*Bir kişinin sınıfa gelerek bir yere yardım etmek istediğini söylemesi. Ama bu yardımın gizli olacağını, kimsenin yardımı yapılan yerin ya da kişinin bunu bilmemesi gerektiğini söylemesi. Öğrencilerin kimin neye ihtiyacı var onu araştırması, gizli bir şekilde nasıl yardım edilebilir konusunda düşünce üretmeleri…

*Mahalledeki terzinin bir sorunu var diyerek, iki öğrenciyle terziye gidilerek sorunun öğrenilmesi. “Bir iş aldım ama zamanında yetiştiremeyeceğim, bana yardım eder misiniz?” Öğrencilerin seviyelerine göre işin düzeyinin belirlenmesi. Kumaş alma, kesme, biçme, dikme…
*Bir köylünün sınıfa gelerek okuma yazması olmadığını ama ürettiği harika mandalinaları Amerika’ya göndermek istediğini söylemesi. Öğrencinlerin nakliye, gönderim ücretleri, fiyat alma araştırmalarına girmesi…

*Bir mimarlık ofisi ile iletişime geçilerek, “Yapılacak bir okulun tasarım sürecinde yer almak istiyoruz” denilmesi. Öğrencilerin tüm tasarım aşamalarında yer almaları, tüm süreci mimarla beraber adımlamaları…

*Spor aşığı birinin görüntülü mesajını sınıfa göndermesi, “Her sporda iyiyim ama amacım bir sporda tanınır olmak, sizce hangi spor alanına yönelirsem daha hızlı adımı duyurabilirim?” sorusunu sorması. Öğrencilerin konuyla ilgili araştırma süreçlerine, neden-sonuç ilişkilerini gözden geçirerek girmeleri…

*Belediye temizlik görevlisinin sınıfı ziyaret etmesi. “Çevre değerli herkes biliyor ama sokaklar çöpten geçilmiyor, insanları nasıl bilinçlendireceğiz?” sorusunu sorması. Öğrencilerin temizlikle ilgili bir kampanya başlatmaları. Bu kampanya sürecinde sokakların temizliği ile ilgili gözlem yürütmeleri ve kampanyanın başarısının ölçülmesi….

Süreçte planlama önemli. Nerede öğretmen olursanız olun, iyi bir takımla öğrenmeyi gerçek yaşamın içine taşırsınız. İhtiyacınız olan tek şey güçlü, gerçek bir problem durumunu sınıfa taşımak. Problem durumunu bulduğunuzda, bu durumu öğrencilere nasıl sunacağınızla ilgili bir öğretmenler toplantısı yapmak, yol haritasını belirlemek projenin daha rahat ilerlemesine neden olacaktır.

Çocuklara, onların düşüncelerine, onların yapabilirliklerine güvenmemiz gerekiyor.
Sokakta bir şeyleri başardığını hisseden çocuk iflah olmaz, bize de iflah olmayan çocuklar lazım.

 

[email protected]

https://twitter.com/ataman_mujdat

Yorum Yazın
En Yeni İçeriklerden Hemen Haberdar Ol
Egitimpedia.com'aGiriş Yapın

Egitimpedia Hesabı ile Giriş Yap

Egitimpedia Hesabı Oluşturmak için Tıklayın!